Geç kalmış bir Milli Takım analizi (Haydar Kemal Ateş) - BasketFaul.com

Geç kalmış bir Milli Takım analizi (Haydar Kemal Ateş)

15-07-21 19:52
10 gün önce biten olimpiyat elemeleri maceramız üzerine bir yazı yazmak istedim. Bu yazıyı yazmak istememdeki amacım senelerce süregelen başarı ve başarısızlık kavramının tekrar irdelenmesi, özgüvenimizin, motivasyonumuzun, desteklenmenin, başarı ya da başarısızlıktaki payı, sabrın aynı konudaki faktörü, fırsatların değerlendirilmesi, fırsatların tekrar, tekrar gelebileceği, hiçbir şeyin bir son olmadığı gibi kavramların düşünülmesini istememdir.

Milli takımımızın bize göre bu turnuvada aldığı sonuç kötü bir sürpriz gibi düşünülse de, detaylı bir inceleme ile hiç istenmeyen ancak normal bir sonuç gibi algılanabilir.

İlk iki maçımızı, biri zor da olsa kazasız atlattıktan sonra "Yunanistan’ı nasıl olsa yeneriz" havasına girmemiz biz basketbolseverlerin bir yanılgısı oldu. Hemen her yazımda belirttiğim gibi bir takımın gücünü 1 ve 5 numaralı pozisyonlardaki oyuncuların kim olduğuna bakarak değerlendirmek gerekir.

Gelin şimdi değerlendirelim.

5 numaralı pozisyonda kim var? Sertaç Şanlı, Ömer Faruk Yurtseven ve Alperen Şengün. Bu oyunculardan Sertaç Şanlı ve Ersan İlyasova bazen de Alperen 4 numaralı pozisyonu oynayabilirler.

Şimdi tek tek analiz edersek.

En formda oyuncularımız olarak düşündüğümüz iki oyuncudan Sertaç, "Sertaç Şanlı" olduğunu ancak daha bu sene anladı (yaş 30), Barselona’ya transfer oldu ama bugün milli takımındaki pozisyonu domine eder mi? Bence şimdi değil, belki bir iki sene sonra bu formunu ve ancak yeni oluşan özgüvenini sürdürebilirse...

Ömer Faruk Yurtseven, henüz tecrübesiz ancak ümit vadeder bir durumda, milli takımda çok maç oynarsa beklentileri karşılayabilir.

Alperen Şengün, nefis bir sezon geçirdi, ancak Beşiktaş’a gelmese, mesela daha yüksek bütçeli, yabancı oyuncuların çoğunlukta olduğu bir kadrosu olan bir takıma gitse bugünkü Alperen olabilir mi? Bana göre o da 2-3 üç sene sonra Milli takımı sürükleyecek tecrübe ve kıvama gelebilir.

Ersan İlyasova'yı analiz etmeye gerek yok. Uzun yıllar Milli takımda başarı ile oynamış ancak artık veda etme noktasına gelmiş.

1 numaralı pozisyonda kim var?

Cevap veriyorum: Hiç kimse

Tek point guard kılıklı Berk Uğurlu sakatlandı, "İyileştim" diyen ama son dakikada iyileşmediği anlaşılan ve bu nedenle yerine diğer devşirme guardlarımızın alınamadığı Shane Larkin, (Kaldı ki yorulduğu zaman 2 numaraya kayan bir oyuncu)... Buğrahan Tuncer, tipik bir şutör 2 numara ancak kısa süre yorulan oyun kurucuları dinlendirebilen evsafta. Yani bu pozisyonda kimse yok.

Şimdi "Neden yenildik?" dediğimiz Yunanistan’ın sadece oyun kurucu pozisyonuna bakalım... Calathes ve Sloukas. Gerisini yazmaya bile gerek yok.

Turnuva başlamadan önce herkesin söylediği, başarılı ve umut vadeden gençlerimiz var. Şimdi ne oldu yani! İki galibiyet ve bir mağlubiyet ile bu arkadaşlar umut vermez mi oldu? Nasıl umut vadediyormuş? 3 maçlık bir umut mu bu?

Koçumuz Orhun Ene!

Oyunculuk kariyeri başarılarla dolu. Tabii ki her iyi oyuncudan iyi koç olur diye bir kural yoktur. Ancak geçmiş kariyerine de bakarsak koç olarak da son derece başarılı. Kariyerinin önemli yılları Banvit, Darüşşafaka ve Tofaş'ta geçmiş ve hemen her senesi de iyi neticelenmiş. Bu arada birçok genç oyuncuya eli değmiş ve aldığı sonuçları da öyle ulaşılmaz bütçelerle, müthiş oyuncularla gerçekleştirmemiş. Kaldı ki görev yapan kaç tane Türk antrenör kaldı? Demek istenen, illa ki yabancı olsun ise, ben o zaman bir basketbol adamı olarak tamamen karşıyım. Çünkü biz yabancı olacak diye ipin ucunu kaçıran bir anlayıştayız. Bugün Orhun Ene sıkletinde bir yabancı koçu bu huyumuz nedeni ile davul zurna ile karşılarız. Sonra da "aman adam alınır" diye eleştiri bile yapmayız.

Bizim insanımız kendini gayet iyi yetiştirmiştir, bunu üst düzey yönetici olarak 16 sene Uluslararası kurumlarda çalışmış biri olarak söylüyorum. Yabancı otoriteleri de çok gördük. Eğer her fırsatta yabancı gelsin istiyorsak, o zaman federasyon başkanını Amerika’dan, yöneticileri Avrupa’nın değişik ülkelerinden getirelim... Oyuncuları zaten her yerden getiriyoruz, hatta Zelanda’dan siyasetçi de getirebiliriz. Adamların mükemmel bir kadın başbakanları var. Geri kalan 85 milyon insanımızı da çöpe atarız.

Benim görüşüm... Eğer bu takım ilerisi için çok ümit vadeden bir takımsa ve bu vade en az 2 – 3 senelikse o zaman bu sabır Orhun Ene'ye de gösterilmeli. Hiçbir koç 3-5 ayda mutlu yarınlara ulaşamaz. Ayrıca Orhun Ene o pozisyonu fazlası ile doldurabilecek bir kişidir

Bugün belki hiçbir vatandaşımızın bilmediği, onlarca bilim insanımız Türkiye dışında harikalar yaratıyor. Bizler ancak onları çok büyük bir ödül aldıkları ya da Dünya'nın gündemine oturdukları zaman tanıyoruz. Birçok örnekleri var. Son zamanlarda tanıdığımız Nobel Kimya ödülü alan Mardinli Türk Doktor Aziz Sancar, Astro fizikçi Feryal Özel, 1997 yılında vefat eden Ordinaryus Pr.Dr.Cahit Arf, Fizik mühendisi ve Mucit Canan Dağdeviren, eskilerden Beyin Cerrahı Prof. Dr. Gazi Yaşargil ve son günlerde tanıdığımız BioNtech kurucuları Dr. Uğur Şahin ve eşi Özlem Türeci.

Bu birkaç örnekteki şahısların hayatlarını incelerseniz hemen hepsi Türkiye’de uygun destek ve çalışma ortamı bulamadıkları için yurt dışına göçüp, oralarda çeşitli kaynaklardan ve destekten faydalanarak şimdiki başarılara ulaşmışlardır. Dr. Uğur Şahin ve Özlem Türeci, Kovid aşısını gönüllü bilim adamların çalışmaları desteği ve Pfizer firmasının ortaklığı ile bulup ürettiklerini söylüyor.

Bu nedenle önemli hedeflere ulaşmak için kişilerin tek başlarına gayretleri yeterli olmuyor. Bize düşen, (tabii kendi düşüncem) 5 ay çalışmanın sonucunu kişilere yüklemek değildir, bilakis onlara gönüllü olarak yardım etmek, teşvik etmek, olumlu eleştiriler yapmak, uygun çalışma ortamı yaratmak ve en az 2-3 sene müddet tanımak, ondan sonra durumu değerlendirmektir. Kaybedeceğimiz belki zaman olacaktır ancak kazanabilme ihtimalimiz olan çok şey olacaktır.

Sizlere sağlıklı ve mutlu günler diliyorum. 

Yorumlar Okunma: 4577