Milli Takımlar kulüplerin insafına bırakılamaz (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Milli Takımlar kulüplerin insafına bırakılamaz (İlker Yıldız)

22-06-21 13:20
A Kadın Basketbol Milli Takımımız, İspanya ve Fransa’nın ortaklaşa düzenlediği FIBA 2021 Kadınlar Avrupa Şampiyonası C grubunda oynadığı üç maçı da kaybederek grup aşamasında şampiyonaya veda etti. Grup maçlarında sırasıyla; Slovenya’ya 72-47, Bosna Hersek’e 64-54 ve Belçika’ya 63-61 yenilerek tarihimizde ilk kez Avrupa Şampiyonası Finallerine galibiyet alamadan veda ettik. Hatırlanacağı gibi iki sene önce Letonya ve Sırbistan’ın ev sahipliğinde düzenlenen FIBA 2019 Kadınlar Avrupa Şampiyonası’nda da gruptan çıkma başarısı gösterememiştik ama grup son maçında Macaristan’ı yenerek bir nebze de olsa teselli bulmuştuk. 

Hazırlık Dönemi İyi Geçmedi

Millilerimiz hazırlık döneminde oynadığı 6 özel maçta sadece 1 galibiyet alabildi. Rusya, Sırbistan, İtalya ve Fransa gibi güçlü takımlarla oynadığımız maçların birçoğunu çok farklı şekilde kaybettik. Hazırlık dönemindeki ilk yurtdışı kampında Sırbistan ile iki özel maç yaptık ve burada genelde genç oyuncularımızla mücadele ettik. Daha sonra Belarus ve Rusya ile İstanbul’da oynadığımız maçlarda iyi bir görüntü sergilesek de Fransa’da oynayacağımız turnuvanın iptal olması, İspanya’daki turnuvada ev sahibi İspanya ve İtalya’dan 30’un üzerinde fark yenilmesi ile Fransa’ya moralsiz bir şekilde gidildi. Son iki sezonun belki de en iyi performans sergileyen yerli oyuncularından biri olan Gizem Yavuz’un hazırlık dönemindeki antrenmanda yaşadığı talihsiz sakatlık da buna eklenince, geçmiş turnuvalara göre çok daha sorunlu bir şekilde gidilmek zorunda kalındı. Bunun açık göstergesi olarak ilk iki maçta turnuva havasına bile alışamadan kaybettiğimiz Slovenya ve Bosna Hersek maçları da bütün olumsuzlukların üzerine tuz biber ekmiş oldu. Belçika maçında görüldü ki, yaşanan birçok olumsuzluğa ve kadın basketbolumuzdaki ivme kaybına rağmen, aslında millilerimiz son Belçika maçında gösterdiği performansı yarısını bile ilk iki günkü Slovenya ve Bosna Hersek maçlarında göstermiş olsaydı, gruptan çok rahatlıkla çıkabilirdik.

Geniş Aday Kadro Meselesi

Teknik ekibimizin belki de en önemli yanlış tercihlerinden birisi geniş aday kadroya çağrılan 24 oyuncuyu bir takım halinde çalıştırmalarıydı. Takımlarımızda covid vakalarının yaşanmasından dolayı ligin bitiş tarihinin uzaması, önemli oyuncularımızın birçoğunun Fenerbahçe Öznur Kablo ve Galatasaray arasında oynanan final serisinden dolayı kampa geç katılmaları, geniş aday kadroyla çalışmaktan dolayı nihai kadronun belirlenmesinde geç kalınılması, tam ritim yakalayacağımız Fransa’daki turnuvanın iptal olması gibi nedenlerden dolayı, takım olarak şampiyona bizim için ancak Belçika maçıyla başladı ama her şey için artık geç oldu. İdari ve teknik heyetin geniş aday kadro uygulamasını tıpkı Türkiye Voleybol Federasyonu’muzun A Milli Kadın Voleybol Takımımızda yaptığı gibi iki gruba ayırıp, 1. Takımın şampiyonaya gitmesi büyük olasılık olan oyunculardan, 2. Takımın ise gelecekte A Milli Takımımızda yer alması düşünülen genç oyunculardan oluşturularak iki ayrı grupta çalışmalar yapılabilirdi. Hatta muhtemel sakatlık veya formsuzluklara karşı, ikinci takımda yer alan oyunculardan birinci takıma oyuncu takviyesi de süreç içerisinde yapılabilirdi. 1. Takımı Sayın Yıldızoğlu ve ekibi çalıştırırken, 2. Takımı ise yardımcı hocalarımızdan biri ya da ek bir yardımcı hoca belirlenerek çalışmalar yapılabilirdi. 2. Takım genç oyunculardan kurulu olduğu için daha çok bireysel gelişim çalışmaları ve A Milli Takımımızın sistemine uyum antrenmanları yapılarak, geleceğe dönük olarak hazırlanabilirdi. 2. Takımımız için aklıma gelen en ideal antrenörlerimizin başında Sayın Halil Demirbilek’i söyleyebilirim.

Ceyhun Yıldızoğlu’na Sonuna Kadar Güveniyorum

Dokuzuncu kez katıldığımız FIBA Kadınlar Avrupa Şampiyonası Finalleri’nde daha önce 2011 yılında Polonya’da gümüş madalya ve 2013 yılında Fransa’da bronz madalya olmak üzere iki kez kürsüye çıkma başarısı göstermiştik. Aradan geçen 10 sene sonunda ise bırakın kürsüye yaklaşmayı, gruptan çıkamaz hatta galibiyet alamaz duruma geldik. Millilerimizin gümüş ve bronz madalya kazandığı finallerde başantrenörümüz Sayın Ceyhun Yıldızoğlu’ydu, ne ilginçtir ki 2019 ve 2021 finallerinde grup aşamasında elenirken de millilerimizin başantrenörü Sayın Yıldızoğlu’ydu. Kadın Milli Takımımızın en önemli başarılarında ve en kötü neticelerinde başantrenörümüz olan Ceyhun Yıldızoğlu’nun kadın basketbolumuzu bu kriz ortamından çıkaracak çözüm yolları ve projeler üreteceğinden şüphem yok. Yeter ki sabırlı olmayı başarabilelim. Sayın Yıldızoğlu, kadın basketbolumuza birçok değerimizin katkısıyla nasıl önemli seviye atlattıysa, mevcut kadromuzdaki birçok genç oyuncuyu da tıpkı kadın basketbolumuza altın harflerle yazılan kadrolarımız seviyesine ulaştıracağından hiç ama hiç şüphem yok. Belçika maçında bu ışığı çok açık bir şekilde gördüm. Değerler bulmak çok zor, bulduğumuzda da kıymetini bilmeliyiz. Duygularla hareket etmek yerine, aklımızı kullanmalıyız ve Sayın Ceyhun Yıldızoğlu ve ekibine sonuna kadar güvenmeliyiz.

Voleyboldaki Başarı Tesadüf Değil

Türk voleybolumuzda A Milli Kadın Voleybol Takımımızdan sonra, son yıllarda A Erkek Voleybol Milli Takımımızda önemli başarılar yakalamaya başladı. Son olarak erkek milli takımımız CEV Altın Lig’de peş peşe iki kez şampiyon oldu ve kadın milli takımımızın başarılarına yakın başarılar elde edeceklerinin de sinyalini verdiler. Voleybolda istikrarlı bir şekilde yakaladığımız başarılar tesadüf değil, çünkü Vakıfbank ve Eczacıbaşı gibi kulüplerimiz hem Şampiyonlar Ligi’nde en üst sırada yarışıyorlar hem de oyuncu üretiyorlar. Vakıfbank lig ve Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu yaşarken, kadrosunda yer alan birçok oyuncusunun da altyapıdan yetiştirdiği oyuncular olduğunu görüyoruz. Aynı durum Eczacıbaşı için de geçerli. Basketbolda ise EL’de mücadele eden ve başarı elde eden takımlarımıza baktığımızda hem erkeklerde hem de kadınlarda EL’de yerli oyunculara en az süre veren takımlar olduklarını görüyoruz. Basketbolda EL’de yer alan takımlarımız daha yeni yeni TBL ve TB2L’de pilot takımlar kurarlarken, voleybolda Şampiyonlar Ligi’nde yer alan takımlarımızın hem en üst ligde hem de her kademedeki alt liglerde birçok pilot takımının olduğunu görüyoruz. Kısacası voleybol takımlarımız değer üretiminde ülke voleyboluna karşı kendilerini sorumlu görürlerken, basketbolda ise bencilde kulüp fetişizmine kapılıp da kendi ülke basketbolumuza oyuncular kazandırmayı akıl edemedik. Aşağıdaki acı tabloda da görüldüğü gibi A Kadın Basketbol Milli Takımımızın aday kadrosunda EL’de ciddi süre ve sorumluluklar alan oyuncu sayımız sadece bir-iki ile sınırlı. EL’de takımı adına lider oyuncu sayımız ise sıfır. Geçmişte elde ettiğimiz başarılara baktığımızda EL’de Birsel, Işıl, Nevriye, Esmeral, Şaziye gibi birçok takımı adına lider konumda olan oyuncuya sahiptik. Bu nedenle bu yaşanan başarısızlıklarda kulüplerimizin kendilerini ülke basketboluna ve A Milli Takımlara karşı sorumlu hissetmeme anlayışında yattığını düşünüyorum. Teknik ve idari heyetten önce kulüplerimizin bu başarısızlıklarda birinci derecede sorumlu olduklarını düşünüyorum.

Kısa Vadeli Düşünmeyi Bırakalım

Turnuva hakkında birçok şey yazılıp çizilebilir ve ben de şampiyonada oynadığımız maçlarla ilgili dört beş sayfa not almıştım ama bunların çok önemli olmadığını düşündüğümden dolayı teknik yorumlara girmeyeceğim. Teknik ekibimiz turnuva sürecinde belki ciddi taktik hatalar yapmış olabilir, belki de oyuncu seçimi konusunda da hatalar yapmış olabilirler. Ama şunu da kabul etmemiz gerekiyor ki, nihai kadroda olmayıp da millilerimiz adına fark yaratacak bir oyuncunun olduğundan da pek söz edemeyiz. Bir kere oyuncu havuzumuzda EL’de takımı adına maçları domine edecek olan bir tek oyuncumuz bile yok. Sorunumuz futboldaki gibi teknik kadronun yetersizliği değil, oyuncu havuzu yetersizliğidir. Sayın Ceyhun Yıldızoğlu’ndan çok daha iyi bu işi yapacak da antrenörümüzün olduğunu düşünmüyorum. Ayrıca Ceyhun hocamızın diğer çoğu antrenörden çok daha üstün bir yanı var ki hem değerler yetiştiren hem de milli takımın kültürünü çok iyi bilen bir şahsiyet olmasıdır. Ben, mevcut teknik ekibin çok kısa süre sonra bizlere tekrardan önemli başarılar yaşatacak olan milli takıma bizleri kavuşturacağına inanıyorum.

Gece ve Gündüz Gibiyiz

Bu yaz, hem A Milli Futbol Takımımız hem de A Kadın Basketbol Milli Takımımız sonuç ve oyun olarak beklentilerin çok altında kaldılar. Aslında voleybol hariç bütün takım sporlarında son yıllarda sıkça bu hayal kırıklıklarını yaşıyoruz. A Erkek Basketbol Milli Takımımızın neredeyse son 10 yıldır belirgin başarısı bulunmuyor. Hatta 1993 yılından itibaren aralıksız katıldığımız Avrupa Şampiyonası Finallerine bile katılamama tehlikesi yaşamış ve Sayın Orhun Ene’nin göreve gelmesiyle birlikte yakalanan başarılı grafikle birlikte finallere katılma başarısını elde ettik. A Kadın Basketbol Milli Takımımızın grup aşamasının ilk iki gününde Slovenya ve Bosna Hersek karşısında oynadığı oyun ile son gününde Belçika karşısında oynadığı iyi oyun arasındaki dağlar kadar fark; A Erkek Basketbol Milli Takımızın Olimpiyat Elemelerine hazırlık sürecinde Rusya ile peş peşe oynadığı iki özel maç arasındaki gece ve gündüz gibi oyun farkına baktığımızda, maalesef bu standart sapması yüksek performans değişkenliklerini iyi analiz etmemiz gerektiğini düşünüyorum. Oyuncuların sahada gösterecekleri akıl yanında, muhakkak TBF tarafından görevlendirilecek bir ekibin de genel anlamda sürecin akıl tarafını yönetmesi gerektiğini düşünüyorum. Şunu söyleyebilirim ki geniş açıdan baktığımızda milli takımlarımızda mental anlamda ciddi çöküşlerin yaşanması tesadüf olmasa gerek. Performans olarak beklentilerin çok altında kalan milli takımlarımızda anlaşıldığı kadarıyla her açıdan duygular aklın önüne geçip, akıl ortadan kalkıyor ve başarısızlıklar da hızlı bir şekilde peşi sıra gelebiliyor. Ancak duyguları akıl ile yönetmenizle potansiyelinizi en iyi şekilde ortaya koyabilir ve "gece ve gündüz" kadar birbirinden farklı olan performansların oluşmasının da önüne geçebilirsiniz.

Reklam Yıldızı Değil, Maçın Yıldızı Olmalılar

Milli Takım oyuncularımızın, kültür endüstrisinin bir parçası olan reklamlarda yıldız olmalarından ziyade, sahada takım olarak beş yıldızlık performans göstermelerini tercih ederim. Oyuncularımızı reklamlarda bu kadar sıklıkla görmek, bir nebze de olsa onların performansının önüne geçmeye başlıyor. Sonuçta bunlar da insan ve görünen o ki oyuncularımız bütün konsantrasyonlarını parkeye vermekte güçlük çekiyorlar. Bu nedenle de takım olarak birlikte hareket etmek adına ciddi anlamda zorlandıklarını düşünüyorum. Her iki milli takımımızda da bunu gözlemlemek zor olmasa gerek.

A Milli Takımlarımız, Kulüplerin İnsafına Bırakılamaz

Hiçbir kulüp takımının ya da hiçbir zümrenin başarısı, Milli Takımlarımızın ve özellikle de A Milli Takımlarımızın başarısından daha önemli olamaz. Ancak gerek erkekler gerekse de kadınlar kategorilerinde başta Euroleague olmak üzere Avrupa Kupaları'nda veya ligde başarılı olup, kendi taraftarını memnun etme anlayışıyla milli takımları geri plana atan her türlü düşünceye ve yaklaşıma sonuna kadar karşı olacağımı bir kez daha ifade etmek isterim. EL veya herhangi bir Avrupa Kupası'nda başarılı olmak için sınırsız yabancı oyuncular, devşirme oyuncular ve başka ülke milli takımlarından oynamasına rağmen yerli statüsünde oynayan (bu oyuncularımız muhakkak Türk oyunculardır ama yerli statüsünde oynamamalılardır) oyuncuları kadrolarından bulundurmak için akla gelmedik yollar arayıp da Türkiye A Milli Takımlarımız için değer üretmeyen veya değerlerimizin gelişimine de imkan sağlamayan kulüplerimizin, Türk basketboluna gerçek anlamda bir fayda sağlamadıklarını geç olmadan anlamaları gerekiyor. 

Maalesef bu turnuvada bir kez daha gördük ki, kulüplerimiz ne vakit kendilerini Milli Takımlarımızın başarı ya da başarısızlığında mesul görürler işte o vakit gerek basketbol gerek futbol gerekse de diğer spor branşlarında gerçek başarıyı yakalarız. Aksi halde kulüp yöneticilerin insafına bırakılan basketbol ve diğer branşlarımızda A Milli Takımlar bazında hayal kırıklıkları yaşamaya devam ederiz. Kadın Millilerimizin beş-on sene önceki durumundan bu duruma gelmesinde asıl kabahatli olanlar, kulüp fetişizmi içinde olan ve milli takımları geri plana atan zihniyete sahip olanlardır. Bu zihni yapı, basketbolumuza ve diğer spor branşlarına hâkim oldukça ne basketbolumuz ne futbolumuz ne de diğer branşlarımızın değer üretimi sağlaması ve A Milli Takımlar bazında da istikrarlı başarılar elde edilmesi mümkündür.

Kadınlar Süper Ligi’miz, Avrupa Şampiyonası Seviyesinin Çok Altında

Ayrıca EL'de yerli oyuncularımızı benche mahkûm eden ama yerli oyuncularımıza sadece lig maçlarında süre veren anlayışın da yanlış olduğunu bu şampiyonada bir kez daha üzülerek gördük. EL takımlarımızda, EL maçlarında hatta Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi maçlarında bile sorumluluk al(a)mayan oyuncularımızın, performanslarını hep birlikte izledik! KBSL'de EL takımlarımızın dışında kalan diğer takımlarımızın güçleri de ortada, bu takımlarımızda çok önemli istatistikler yakalayan oyuncularımızın durumları da ortada. Bu nedenle bundan sonraki yazılarımda milli takım oyuncularımızın istatistiklerini verirken, EL'de oynayan oyuncularımızın Türkiye Ligi istatistikleri yerine EL istatistiklerini vereceğim. EL takımlarımızda oynamayan oyuncularımızın da önce Avrupa Kupaları'ndaki istatistikleri, eğer yoksa son olarak Türkiye Ligi istatistiklerini vereceğim. Çünkü, özellikle Türkiye Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nin seviyesi o kadar düşük ki, burada vasat takımlarda çok iyi istatistikler elde eden oyuncularımızın, A Milli Takımlar seviyesinde yeterli olduklarından söz edebilmemiz mümkün değil. Bu nedenle kadınlar kategorisinde sadece lig istatistiklerinin doğru bir değerlendirme olması pek söz konusu değil. 

Özetle söyleyecek olursak, bu başarısız sonuçlarda bütün basketbol paydaşlarının kabahati var. Şimdi hep birlikte sorumluluğu üzerimize alıp, Milli Takım merkezli bakış açısıyla sorunları çözmemiz gerekiyor. Şimdi birlik olma vakti.

Her şey A Milli Takımlarımız için.

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla. 

2021 FIBA KADINLAR AVRUPA BASKETBOL ŞAMPİYONASI FİNALLERİ
OYUNCULARIMIZIN EUROLEAGUE VE EUROCUP İSTATİSTİKLERİ
S
ADI SOYADI
DOĞUM
TARİHİ
BOY
(cm)
KULÜBÜ
2020-2021 SEZONU LİG İSTATİSTİKLERİ
LİG
MAÇ
SÜRE
SAYI
TR
ASİST
BLOK
 
1
Pelin Derya Bilgiç
15.07.1994
173 cm
Galatasaray
Euroleague
8
26:24
6,8
3,4
3,6
0,0
1,3
 
2
Kuanitra Holingsvorth
15.11.1988
197 cm
Galatasaray
Euroleague
8
17:48
5,5
3,9
0,1
0,3
0,3
 
3
İnci Güçlü
26.02.1999
205 cm
İzmit Belediyespor
Euroleague
5
15:24
2,2
4,0
0,0
0,0
0,2
 
4
Olcay Çakır Turgut
13.07.1993
182 cm
Fenerbahçe Öznur Kablo
Euroleague
10
14:18
2,4
1,3
2,2
0,1
0,5
 
5
Tuğçe Canıtez
10.11.1990
188 cm
Fenerbahçe Öznur Kablo
Euroleague
9
11:00
2,8
0,9
0,4
0,0
0,4
 
6
Meltem Yıldızhan
05.08.1999
188 cm
Galatasaray
Euroleague
2
08:00
4,0
1,5
0,5
0,0
0,5
 
7
Sevgi Uzun
25.11.1997
175 cm
Fenerbahçe Öznur Kablo
Euroleague
6
05:18
1,2
0,3
0,2
0,0
0,0
 
8
Şerife Alperi Onar
02.01.1996
170 cm
OGM Ormanspor
EuroCup
2
32:30
12,0
2,5
4,5
0,0
0,0
 
9
Melis Gülcan
28.05.1996
187 cm
Bellona Kayseri Basketbol
EuroCup
4
31:30
9,3
4,8
1,8
0,0
1,0
 
10
Esra Ural Topuz
18.08.1991
198 cm
Bellona Kayseri Basketbol
EuroCup
4
09:48
2,0
3,0
1,0
0,0
0,5
 
11
Gökşen Fitik
11.08.2001
175 cm
ÇBK Mersin Yenişehir Belediyesi
-
-
-
-
-
-
-
-
 
12
Bahar Çağlar Ökten
28.09.1988
190 cm
Botaş
-
-
-
-
-
-
-
-
 
EUROLEAGUE ORTALAMALARI
48
00:15:00
3,62
2,17
1,20
0,07
0,49
 
EUROCUP ORTALAMALARI
10
00:23:01
6,92
3,62
2,02
0,00
0,60
 
Açıklamalar:
1) Tablodaki oyuncu sıralaması, oyuncuların maç başına aldıkları süre ortalamalarına göre yapılmıştır.
2) Nihai kadroda yer alan oyuncularımızın 7'si Euroleague, 3'ü de EuroCup olmak üzere 10 oyuncumuzun bu sezon hem Avrupa Kupalarında hem de KBSL'de forma giydiğini görüyoruz. Gökşen Fitik ve Bahar Çağlar Ökten'in forma giydiği takımlar bu sezon Avrupa Kupaları'nda yer almadılar, bu nedenle her iki oyuncumuz da sadece KBSL'de forma giydiler.

Yorumlar Okunma: 2501