Şampiyonluktaki Derinliği Anlamak (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Şampiyonluktaki Derinliği Anlamak (İlker Yıldız)

01-06-21 11:55
Türk basketbolunun en önemli kulüplerinin başında gelen ve ülke basketbolumuz adına bizlere birçok ilkleri yaşatmış olan Anadolu Efes, finalde İspanya temsilcisi Barcelona’yı 86-81 mağlup ederek 2020-2021 sezonu Türk Hava Yolları EuroLeague şampiyonu olmayı başardı. Böylece EL’de tamamlanan son beş sezonun beşinde de finalde bir Türk takımı yer alırken, Fenerbahçe’den sonra şampiyon olan ikinci Türk takımı olmayı başararak, ülkemize büyük bir mutluluk yaşattılar.

Bu yazımda Anadolu Efes’in son üç yıldaki başarısındaki temel faktörleri dile getirmeye çalışacağım., Anadolu Efes’in bu başarısının ülke basketbolumuza ileriye dönük olumlu değişimler getireceğini ve düşünsel anlamda da çok önemli katkıları olacağını düşünüyorum. Öncelikle son üç yıllık süreçteki başarının, dünkü maça yansımış halinden başlayarak yorumda bulunmak istiyorum.

Sonucu, Yaratıcı Oyuncular Belirler

Final maçını izledikten sonra (son üç sezonun geneli için de söyleyebiliriz), basketbolseverlerin büyük çoğunluğunun bundan sonra üst düzey maçlarda takımların muhteşem setlerinden(!) bahsetmeyeceğinden eminim. Koskoca EuroLeague finalinde sıkışan oyunu açan ve temsilcimiz adına şampiyonluğu getirenin, boy ortalamaları 189 cm olan Vasilije Micic (196 cm) ve Shane Larkin (182 cm) ikilisi gibi fundamental'i üst düzeyde olan oyuncuların yaratıcılıkları olduğunu bir kez daha hep birlikte izledik. NBA’de de benzer durumla sıkça karşılaştığımızı da hatırlatmaya gerek yok.

Rahmetli Yalçın Granit'in sıklıkla ifade ettiği gibi; "ülke basketbolu olarak ne vakit NBA'ye oyun kurucular göndeririz, işte o vakit ülke basketbolumuzun da üst düzeye geldiğinden bahsedebiliriz". Temsilcimiz Anadolu Efes'in, EL şampiyonluğunu elde etmesinde en önemli paya sahip olan Micic'in hem normal sezon hem de final-four MVP'si, Micic ve Larkin'in birlikte final MVP'si seçilmesinden de bunu anlayabiliyoruz.

Ders Niteliğindeki Antrenörlük Anlayışı

Bu takımın şampiyonluğunda en önemli paya sahip olanların başında hiç kuşkusuz Sayın Ergin Ataman geliyor. Sayın Ataman, Larkin'in de daha önceki demeçlerinde söylediği gibi yetenekli oyuncularını oyun içerisinde büyük ölçüde serbest bırakıp, onların inisiyatif almalarını sağladığı bir sistem kurmuş. Takımlarını Joystick (oyun çubuğu) ile yönlendiren koçlardaki egoyu bir kenara bıraktığı için de ayrıca kendisini tebrik etmemiz gerekiyor. Bu sistemin, birçok antrenörümüz için ders niteliğinde olması gerekiyor. Ama ülke basketbolu olarak en önemli dersimizin; artık takımlarımızda muhteşem set oyunları(!) hazırlayarak kendimizi ordinaryüs zannetme hastalığını bırakıp, gerçekte bu oyununun asıl sahipleri ve maçları kazandıracak olan büyük oyuncular yetiştirmeye odaklanmamızdır.

Özgürlük Alanı

Oyuncu grubunun yeteneği ve yaratıcılığı azaldıkça, o takımın oyuncularının maç içerisinde inisiyatif alma ve koça bağımlılığı da o derece artar. Bu tür koçluk anlayışı sonucunda da katı bir şekilde setlere bağımlı ve mekanik bir takım oyunu ortaya çıkar. Takımda bireysel yeteneği ve yaratıcı özelliği olan oyuncu sayısı arttıkça da takımın mekanikliği ve birilerine olan bağımlılığı da o ölçüde azalır. Sayın Ergin Ataman’ın son yıllarda maçlarda benchte oturma süresinin ve ayakta çok fazla efor sarf etmeden takımı yönetme süresinin arttığını görüyoruz. Bunun en önemli nedenlerinin başında, Anadolu Efes takımında yaratıcı özelliğe sahip üst düzey oyuncuların sayısının fazlalığı gelmektedir. Sayın Ataman’ın Anadolu Efes takımındaki başarısındaki en önemli unsur taktik anlayıştan daha çok; bireysel olarak çok büyük potansiyele ve egoya sahip olan oyuncuların, takım adına bir araya gelmelerini sağlayacak şekilde bir yönteme öncelik vermesiydi. Sayın Ataman’ın belki de en büyük başarısı, beş benzemez olarak nitelendirilebilecek oyuncuları büyük hedefler adına birlikte hareket eder hale getirmesiydi. Bu oyuncuların büyük çoğunluğu belki de ilerleyen yıllarda gittikleri takımlarda Anadolu Efes’teki performanslarını bu derece gösteremeyecekler. Çünkü diğer birçok takımdaki koçlar, kendilerini ve sistemini oyunculara zorla kabul ettirme yolunu tercih ettikleri için (Tanjevic örneğinde sıkça yaşamıştık) ne Larkin’i ne Micic’i ne de diğer oyunculara bu derece özgürlük alanı sunmayacaklardır. Bu sezon şampiyonluğun en büyük adayı olan ve final-four yarı finalinde temsilcimiz Anadolu Efes’e elenen CSKA Moskova’da, Mike James'in koç Dimitris Itoudis ile yaşadığı sorunun aşılamamasından da anlaşılacağı gibi Avrupa’nın en önemli koçlarından biri olsanız da çok iyi bir taktisyen olsanız da koskoca bir sezonu yıldız oyuncunuz ile yaşadığınız sorun nedeniyle hüsranla kapatabiliyorsunuz. Son yıllarda izlediğimiz Sayın Ataman ise ya Mike James gibi bir oyuncuyu kadrosuna alıp onunla sonuna kadar yola devam etme yollarını bulurdu ya da en başından yollarını ayırırdı. İşte Sayın Ataman’ı Avrupa’nın en başarılı koçu yapan özellikte burada gizli diye düşünüyorum.

Krizlerden Beslenerek Büyüme…

Pekâlâ, Sayın Ataman’daki bu NBA tarzı koçluk olgunluğu ve hem takımının hem de kendisinin NBA’de rahatlıkla mücadele edebileceğine olan inancı nereden geliyordu? Nasıl oldu da Larkin gibi, Micic gibi birçok yıldız oyuncuyla barışık olma durumuna ulaştı. Ben bunu büyük ölçüde krizler yaratarak ve krizlerden beslenmesini bilerek sağladığını düşünüyorum. Bu sayede de büyük egolara sahip ve kompleksli oyuncuları da hiçbir baskı ortamı oluşturmadan, yaratıcılıklarını sergilemelerine imkân sağlayarak ve hem kendilerinin hem de takımın gelişimine fırsat sağlayarak başardığını görüyoruz. Kısacası birçok antrenörün yaptığı gibi o, yetenekli oyuncular da olsa herkes takımın sistemine uyum sağlamak zorunda şeklinde onları bir kalıba sığdırmak ve uzaktan kumanda ile yönetmek yerine; büyük basketbolcu egosuna sahip bu oyuncularına değer katarak, onların özyönetimleriyle yani kendi rızaları ile esnek bir sistem oluşturdu. Bu esnek sistem, tıpkı Sayın Ataman’ın saha dışındaki krizlerle baş edebilme yeteneği kazandığı gibi saha içinde de oyunculara kriz anlarını doğru yönetebilme kabiliyeti kazandırdı. Özetle Ataman oyunculara şu mesajı verdi: “Saha dışındaki krizleri çözmek büyük ölçüde benim işim, saha içindeki krizleri çözmek ise büyük ölçüde sizin işiniz”.

Dıştaki Engeller, İçteki Birlikteliği Kuvvetlendirdi

Sayın Ataman’ın kısa aralıklarla verdiği demeçlerde bazen anlam veremediğimiz ölçüde tutarsızlıklarla karşılaşmamızdaki nedenlerin başında hem kendini hem de oyuncularını yarattığı bu çelişkiler içindeki kriz ortamından beslemek ve büyük hedeflere ulaşmaktaki engellerin ve rakiplerin sayısını arttırarak, takım içerisinde birlik olmayı kuvvetlendirmekti. Doğal olarak da birçok takımda başarılamayan bir takımdaşlığı da, bu oluşturulan suni dış tehditler yardımı ile sağlam bir şekilde inşa etmiş oldu. Ben biraz da abartıya kaçsa da Real Madrid serisindeki üçüncü maçta, takımının büyük hedefe doğru giderken yaşayabileceği en kötü durumda nasıl bir reaksiyon vereceğinin bir nevi test edildiğini düşünüyorum. Bu seri sayesinde hem ayaklar yere daha sağlam basmaya başladı hem de takımdaki oyunculara “en büyük rakip kendinizsiniz” mesajı uygulamalı olarak verilmiş oldu. Final maçında da gördüğümüz gibi 10 sayı geriye düştüğü dönemde bile panik yapmayan bir teknik heyet ve oyuncu grubunu bu sayede izlemiş olduk.

Takım içi İletişim ve Ortak Amaç

Profesyonel liglerimizde görev alan birçok A takım başantrenörü ile tanışma ve söyleşi yapma imkânım oldu. BSL gibi üst düzey liglerde çalışan A takım başantrenörlerini diğer antrenörlerden ayıran en temel özeliklerin neler olduğunu sorduğumda hemen hemen hiçbirinin elde ettikleri başarılarda birinci etkenin bilmem kaç tane uygulattığı setler olduğunu söylediğine şahit olmadım. Hemen hepsinin bu seviyede bir takımda başarı elde etmenin en önemli faktörünün oyuncularla ve takım her ferdi ile kurulan sağlıklı iletişim ve onları bir amaç için bir araya getirme çabalarından bahsettiğine şahit oldum. Phil Jackson'ın, efsane Chicago Bulls takımı koçu olduğu dönemdeki başarılarında yatan sırları anlattığı “Kutsal Çemberler” kitabında da tam da bu anlatılmaktaydı. Yani mekanik sistemlerle örülmüş ruhsuz bir takım yapısı değil, insana yani oyuncuların her birinin ruhuna hitap eden ve onları ortak bir amaç için bir araya getiren bir yapı kurulduğunu görüyoruz.

Antrenör Yaklaşımlarında Değişim Şart

Muhakkak takımların başarılarında taktik stratejiler çok büyük önem arz ediyor ama bundan daha da önemlisi, oyuncuların ruhunu anlamak ve yaratıcılık özelliklerini ortaya çıkaracak bir ortam oluşturmaktan geçtiğini de bilmemiz gerekiyor. Sayın Ataman, antrenörlerimize yeni dönemde olması gereken antrenör prototipini de son yıllarda çok net bir şekilde göstermiş oldu. Bunu hala anlayamayan antrenörlerin ise miladının ilerleyen süreçlerde yavaş yavaş dolacağını da söyleyebiliriz. Bu nedenle antrenörlerimizin, zamanın ruhunu iyi anlamaları gerekiyor.

Büyük Başkan Tuncay Özilhan

Risk almalarına, yaratıcılıklarını ortaya koymalarına ve her şeyden önemlisi kendi olmalarına imkân verilmeyen oyuncuların, takıma ve kendilerine faydalarının olmasını beklemek çok büyük bir hata olur. Çünkü hem kendilerine hem de size olan güvenlerini bir kez kaybettiğiniz de bir daha o güven ortamının sağlanmasını beklemenizde imkânsız oluyor. Sayın Ataman oyuncularına ve takımına güvendi, karşılığını da son üç sezonda Avrupa’nın en iyi ve en başarılı takımını yaratarak aldı. Oyuncularını büyüterek, takımının da kendisinin de büyümesini sağladı. Hiç kuşkusuz Avrupa’nın hatta dünyanın en iyi koçlarının başında Sayın Ataman da yer alıyor. Bu onur Türk basketbolunun, bu onur Anadolu Efes’in ve bu onur Sayın Ergin Ataman’ın. Büyük Başkan Sayın Tuncay Özilhan ise 45 yıldır; Türk basketbolunu gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında başarıyla temsil eden, ülke basketbolumuza sayısız oyuncu ve antrenör yetiştiren Anadolu Efes’in başarılarının asıl mimarıdır. Kendilerine ülke basketbolumuz adına ne kadar teşekkür etsek azdır.

En Büyük Beklentimiz…

Anadolu Efes’in ve Sayın Ataman’ın misyonu ise asıl şimdi başlıyor. Onlardan en büyük beklentimiz, benzer başarının ağırlıklı olarak Türk oyuncuların katkısıyla da elde edilebileceğini tıpkı 1996 Koraç Kupası şampiyonluğunda olduğu gibi dünyaya göstermeleridir. İşte o vakit hem ülke hem de dünya basketboluna Türk basketbolunun gerçek gücünü göstermiş olacağız ve bu başarılar A Milli Takımımıza da büyük ölçüde yansıtıp, ülke basketbolumuzu daha da büyütecektir. Ülke basketbolumuzun yetiştirdiği en önemli ve en kariyerli koçlarının başında gelen Sayın Ergin Ataman’ın, yerli oyuncuların önemli sorumluluklar aldığı bir Anadolu Efes takımı ile gelecek yıllarda EL’de benzer başarıları hedefleme düşüncesi olursa, eminim ki bu yıl elde edilen başarıya benzer başarılar elde edeceğine inanıyorum, yeter ki Ergin Ataman ve yönetim bunu istesin. Ayrıca Ergin Ataman’ın Sertaç Şanlı örneğinde olduğu gibi diğer yerli oyuncu konusunda göstereceği hassasiyetin, liglerimizdeki diğer antrenörlere de örnek olacağından eminim. Çoğu konuda olduğu gibi bu konuda da Sayın Ataman öncü bir rol üstlenebilir. Son olarak Sayın Ergin Ataman'ın maç bitiminde İngilizce açıklama yapmadan önce Türkçe önemli ve değerli mesajlar vermesi de çok anlamlıydı.

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla. 

Yorumlar Okunma: 2449