Oğulcan Baykan: Cengiz Abi beni çukurdan çıkardı (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Oğulcan Baykan: Cengiz Abi beni çukurdan çıkardı (İlker Yıldız)

25-03-21 06:56
Altyapı Milli Takımlarımızla birlikte çeşitli yaş kategorilerinde; 2012 FIBA U16 Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluk, 2013 FIBA U18 Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluk, 2014 FIBA U18 Avrupa Şampiyonası’nda şampiyonluk ve 2016 FIBA U20 Avrupa Şampiyonası’nda üçüncülük olmak üzere dört kez kürsüye çıkma başarısı yaşamış olan Oğulcan Baykan (1996), uzun süre Basketbol Erkekler Süper Ligi (BSL)'nde çeşitli takımlarda forma giydikten sonra (2014-2017 Anadolu Efes, 2017-2018 Büyükçekmece BSK, 2018-2019 Afyon Belediyespor, 2019-2020 Sigortam.net İTÜ BB) bu sezon TBL takımlarından Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’da kariyerine devam etme kararı aldı. Aldığı bu kararın hem kulübüne katkı adına hem de basketbol kariyerinin tekrardan ivme kazanması adına çok olumlu neticeler vermiş olduğunu görüyoruz.

Oğulcan Baykan, 23 haftası geride kalan TBL’de bu sezon sayı liderliğinde 15,80 sayı ortalama ile 15. sırada, asist liderliğinde 4,27 asist ortalaması ile 17. sırada ve verimlilik puanında da yine üst sıralarda yer almakta. Sekiz hafta gibi uzun süren bir sakatlık dönemi yaşamasaydı, eminim ki lig istatistiklerinde çok daha ön sıralarda yer alacaktı. Başta BSL'deki yabancı oyuncu fazlalığı olmak üzere, diğer birçok etkenlerden kaynaklı olarak yetenekli genç oyuncularımızın birçoğu kendilerinden beklenen performansı A takımlarda gösterme imkânı dahi bulamıyorlar. BSL’de süre ve sorumluluk açısından pek imkân verilmeyen yetenekli genç oyuncularımızın, basketbol gelişimleri adına TBL’nin önemli bir imkân olduğunu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sezon Oğulcan Baykan kariyeri adına çok önemli bir karar vererek TBL’de oynamayı seçti. Verdiği bu kararının ne kadar olumlu neticeler verdiğini de hep birlikte görüyoruz.

A Erkek Basketbol Milli Takımımızın, Avrupa Şampiyonası Elemelerinde oynadığı son iki maçta alınan galibiyetlerde çok önemli katkılar sağlayan Ahmet Buğrahan Tuncer (1993)'in kariyeri açısından TBL'de yaşadığı tecrübenin çok önemli katkıları olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ahmet Buğrahan Tuncer'in basketbol kariyerindeki gelişime benzer bir gelişimi, Oğulcan Baykan'ın basketbol kariyeri adına da ileriki yıllarda söyleyip söyleyemeyeceğimizi hep birlikte göreceğiz. Umarım Oğulcan Baykan da TBL'de edindiği tecrübe ve basketbol gelişimini hem BSL'de hem de Milli Takım formasıyla taçlandıranlar arasına katılır.

Özellikle bir A takım koçunun, yeteneklerinden şüphe eder hale gelen bir basketbolcunun kariyerine ne kadar büyük bir dokunuşta bulunduğuna şahit olacağınız bu röportajı keyifle okuyacağınızdan eminim.

Basketbolseverlerin sizi daha yakından tanıması adına öncelikle kendinizi ve basketbol kariyerinizi bize kısaca anlatabilir misiniz?

Merhabalar. Öncelikle 9 senesi altyapı, 2 senesi de A takım olmak üzere toplam 11 sene Anadolu Efes’te oynadım. Sonrasında bir buçuk sene Büyükçekmece, yarım dönem Afyon ve geçen sene de İTÜ’de forma giydim. Bu sene de Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’dayım.

Basketbola başlama sürecinizi ve basketbol altyapı eğitiminizi kısaca anlatır mısınız? (Oynadığınız kulüpler/okullar ve çalıştığınız antrenörler)

Basketbola başlama sürecim babam sayesinde oldu. Tanımayanlar için babamın da eski bir basketbolcu olduğunu ifade etmek isterim. Beni basket topuyla ilk o tanıştırdı. Sonrasında Efes’e deneme idmanına götürdü. O zamanlar Leyla Çalışkan vardı. Leyla Çalışkan, Efes altyapısındaki ilk idmanımdan sonra beni direkt aldı. Leyla Hocayla çok zorlu yıllar atlattık diyebilirim. Detayları paylaşmam doğru olmaz ama 1,98 boyunda guard kadar iyi fundamentalim var, bunun temelleri çok sağlam bir şekilde Leyla Hoca tarafından atıldı. Sonrasında da Bilal Han Duru neredeyse bütün altyapı kariyerimi geçirdiğim antrenör oldu. Sayısız şampiyonluklar yaşadık. Çok inişli ve çıkışlı bir iletişimimiz olsa da benim gelişmem için gerçekten çok çabaladı. Okul hayatımda 13 sene Florya Koleji’nde okudum ve oynadım. Babam orada öğretmenlik yapıyordu. O yüzden basketbol gelişimim çok büyük seviye atladı. Nedeni de okula erkenden gidiyorduk ve sabah 7’de babamla antrenmana başlıyorduk. Sonrasında öğle teneffüsünde 45 dakika şut atıyorduk. Okul çıkışında Efes’te idmana gidiyorduk. Bazen kulüp ya da Beden Eğitimi dersi oluyordu ve son iki ders orada da şut çalışıyorduk. Yani anlayacağınız babamın bendeki emeği bambaşka. O olmasaydı buralarda olamazdım. Son sınıfta da Evyap’la hem İstanbul hem Türkiye hem de Dünya şampiyonu olduk. Orası da benim için çok keyifliydi ve her maçı kazanıyorduk.

Uzun yıllar Türkiye Basketbol Süper Liginde (BSL) oynadıktan sonra, bu sezon Türkiye Erkekler Basketbol Liginde (TBL) oynamayı tercih ettiniz. Bu tercihinizde etkili olan unsurlar nelerdi?

En büyük nedeni sorumluluk ve istikrarlı süre almak diyebilirim. Biliyorsunuz Efes’te oynarken aynı zamanda da Pertevniyal formasıyla çifte lisansla TBL’de de mücadele ediyordum. 17 yaşında TBL’de maçlarda 20-25 sayı atıyordum. Zaten benim Anadolu Efes’ten çıktıktan sonraki amacım, aslında bunu Basketbol Süper Ligi’nde de yapabildiğimi göstermekti. Ama A takıma ilk çıktığımda 6 yabancı oyuncu vardı. BSL’de şu an bile nerdeyse maçlardan hiç çıkmadan 40 dakika oynayan 5 yabancı oyuncu var. O zaman bir de kenarda yanımda oturan ve 40 dakika oynamayı bekleyen yedek yabancı oyuncu da vardı. Kısacası çok zorlu bir süreçti ve 3 yıl boyunca istediğim süreleri istikrarlı bir şekilde alamadım. Sonrasında Anadolu Efes’ten çıkıp, gittiğim takımlarla sürekli olarak maç kaybetmek benim için çok zordu. Yani hayal edin 11 yıl Anadolu Efes ile her maçı kazanıyorsunuz, sonraki 3 yıl tam tersi her maçı kaybediyorsunuz. Çok çok zor bir durumdu. Mesela benim için ne yaparsanız yapın hep mutsuz diyorlarmış. Böyle bir durumda bir insan nasıl mutlu olabilir ki? Eğer maç kaybedip mutlu olan biri varsa zaten sıkıntı o kişidedir. Benim en basit hedefim şu anda çıktığım her maçı kazanmak. Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’da da bunu gerçekleştiriyoruz.

TBL’de normal sezonun bitimine 7 hafta kaldı ve belki de sıralama açısından Avrupa’nın en çekişmeli ligi oynanıyor. Bu sezonki TBL’yi gerek rekabet gerek oynanan basketbol gerekse de yerli oyuncuların performansı açısından değerlendirebilir misiniz?

Türkiye Basketbol Ligi (TBL) gerçekten çok çekişmeli geçiyor. Bunun nedeninin; Türk oyuncuların artan performansından kaynaklı olduğunu düşünüyorum. Her takımda Türkler artık sorumluluk alıp, top kullanıyorlar. Geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi ligi domine eden yabancılar artık pek kalmadı. Bence bunda doların etkisi de çok büyük. Kulüpler o kadar parayı yabancıya vereceğine, Türklere verip daha çok katkı aldıklarını gördüler. Ligi Türk oyuncuların belirlemesi çok önemli. Şimdi bir de lig maçları televizyondan (TRTSpor2) canlı yayınlanmaya başladı. Maçların televizyondan canlı yayınlanmasının en büyük faydalarından biri de TBL’deki sertliğe hakemlerin daha az izin vermesi ve Süper Lig basketbolundaki gibi TBL’de de seyir zevkinin artmaya başlaması oldu.

Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’da takım olarak ilk 23 haftalık performansınızı ve ligin geri kalanı adına beklentilerinizi bizimle paylaşabilir misiniz?

Biliyorsunuz Federasyon Kupasına bir hafta kala kurulmuş bir takımız. Ligi, başından itibaren uzunca bir süre lider götürdük (yabancısız bir şekilde). Bence bu sene başardığımız en güzel şey sadece Türklerin olduğu bir takımın başarılı olabileceğini göstermemiz oldu. Bu sezon sonundaki hedefimiz tabii ki Süper Lige çıkmak.

Kadrosunun tamamına yakını yerli oyunculardan kurulu olan bir takımın, TBL gibi sert bir ligde zirveye oynamasını basketbol camiası olarak nasıl yorumlamalıyız?

Yerli oyunculara güvenilmesinin zamanının geldiği…

Başantrenörünüz Cem Cengiz Karadağ’ın senin göstermiş olduğun performansta etkisi nedir?

Cengiz ağabeyden önce açıkçası özgüvenim yerlerdeydi. Özellikle son yıllarda yaşadığım olaylar yüzünden kötü durumdaydım. Cengiz ağabey beni batmakta olduğum çukurdan çekti ve aldı. Kelimenin tam anlamıyla şu anda gösterdiğim performansın çoğunu Cengiz ağabeye borçluyum.

Bu sezon TBL’de sayı liderliğinde 17. sırada, asist liderliğinde 17. sırada ve verimlilik puanında da yine üst sıralardasınız. Uzun süreli sakatlık yaşamasaydınız eminim ki istatistiklerde çok daha ön sıralarda olacaktınız. Oğulcan Baykan’ın hem takımı kazanırken hem de önemli istatistikler elde etmesini sağlayan etkenler nelerdi? Son dört beş yıla göre, bu sezon Oğulcan için neler değişti? Bu sezonki performansınızı nasıl değerlendiriyorsun?

Bence bir oyuncunun performansını; yetenek, çalışma ve özgüven belirliyor. Birinden biri eksik olunca beklenilen performans gerçekleşmiyor. Benim yıllardır ihtiyacım olan şeyi yukarıda da söylediğim gibi Cengiz ağabey sağladı.

Sakatlık durumunuzla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Manisa maçında smaç vurduktan sonra ellerim çemberden kaydı ve şanssız bir şekilde kontrolsüzce düştüm. Açıkçası çok daha kötü sonuçlanabilirdi. El bileğimde kırık oldu ama bence çok ucuz atlattım diyebilirim. Kemik ayrılmadığı için beklersek iyileşeceğini söylediler. 6 hafta elimi hareket ettirmeden bekledikten sonra, 3 hafta da güçlendirmekle geçti ve 9 hafta sonunda sahalara tekrardan dönebildim.

Bu sezon basketbol performansı olarak çok ciddi bir gelişim gösteriyorsunuz. Bu süreçte A Milli Takım teknik ekibi tarafından sizinle iletişime geçildi mi? A Milli Takım ile ilgili düşüncelerini alabilir miyim?

Şu ana kadar iletişime geçilmedi. A Milli Takımın başarısını bence doğrudan sezon içinde süre ve sorumluluk alan oyuncular belirliyor. Yabancı kuralını 4’e çekmek başarıyı direkt arttıracaktır. 3’e çekmek ise hiç aklımıza gelmeyecek başarıların önünü açacaktır. Bunu aslında herkes biliyor ama tabii ki işin başka boyutları da vardır. Ama benim Hidayet ağabeyden çok fazla umudum var. Bunu başarabilirse bir o başarır.

BSL ile TBL arasında hem organizasyon hem de oynanan basketbol anlamında farklılıklar olarak neler söylemek istersiniz?

TBL’de maçlarda daha çok sertlik ön planda. BSL’de ise temposu çok yüksek bir basketbol oynanıyor. Bence iki lig arasındaki en büyük farklar bunlar.

Yetenekli genç oyuncular için TBL önemli bir gelişim ve kariyer basamağı mıdır? BSL’de bir takımın kadrosunda yer almadan önce, yetenekli genç oyuncuların TBL’de basketbollarını geliştirmelerini önerir misiniz? Genç bir basketbolcuya TBL organizasyonunun içinde yer almak neler katar?

Evet, bence önemli bir kariyer basamağı. Yetenekli genç basketbolcuların kariyer planlamaları adına TBL tecrübesi yaşamalarını tabii ki öneririm. TBL’de muhakkak daha çok fırsat ve şans bulacaklardır. Süre aldıkça da tecrübeleri artacaktır. TBL’de maçlar çok sert oynandığı için ilk başlarda biraz şaşırabilirler ama onlar da öğrendikçe daha çok gelişeceklerdir.

Bize kendi basketbol felsefenizden kısaca bahsedebilir misiniz? Oyununuzdaki kuvvetli yönleriniz ve daha çok geliştirmeniz gerektiğini düşündüğünüz yönleriniz nelerdir?

Basketbol felsefem; kesinlikle kazanmak üzerine kurulu. Sahada kazanmak için ne gerekiyorsa yaparım. Hücum ve savunmam şu an aslında tam istediğim seviyede ama tabii ki her zaman daha iyisinin olabileceğinin de farkındayım. Üstüne koya koya çalışmaya devam ediyorum. Ayak çabukluğum istediğim seviyede değil. Bu nedenle bu yaz dönemindeki ilk hedefim ayak çabukluğumu çekebildiğim kadar yukarıya çekmek olacak. Bir de şutumu biraz daha hızlı atabilirim. Bunun için de gerekli çalışmaları yapmayı planlıyorum.

Profesyonel basketbol liglerimizde uygulanan yabancı oyuncu kuralına bakış açınızı öğrenebilir miyiz? Yabancı sayısı ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?

Yabancı oyuncu sayısı tabii ki milli takımımızı direkt etkileyen bir faktör. Yabancı oyuncu sayısı ne kadar az olursa, milli takımımızın başarısı da o kadar fazla olacaktır. Türkler daha çok süre ve daha çok sorumluluk alıp, kendilerini daha çok geliştirecektir. Bu durum da doğal olarak hem ülke basketbolumuza hem de milli takımımıza çok büyük faydalar sağlayacaktır.

Proje takımı ve pilot takım uygulamalarına bakış açınız nedir?

Ben de geçmiş yıllarda proje ve pilot takım uygulamasının içinde olduğum için, çok faydalı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. En büyük artısı, bu sayede genç yaşta takımı sahiplenip, benimseyebiliyorsunuz. Çünkü bu takım senin için var ve burada oynayacaksın. Bu duygu bence çok güzel bir şey. Oynadıkça da yaptığın hataları görüp onları düzeltmek için imkânın da olacak. Normal takımlardaki gibi hata yapınca hemen kenara gelmiyorsunuz. Bu tür organizasyonların içinde yer alarak hatalarının üstüne gidip, kendini geliştirebiliyorsun.

Altyapı Milli Takımlarımız ile çeşitli kategorilerde dört kez kürsüye çıktınız. Ancak bu turnuvalarda yer alan ve çok fazla beklenti içerisinde olduğumuz birçok oyuncunun ilerleyen yıllardaki basketbol kariyerlerine baktığımızda beklenilen düzeyin bir hayli gerisinde kaldıklarını görüyoruz. 1996 yaş grubunda altyapılarda alınan bunca dereceye rağmen, benzer durumun A takım seviyesine taşınamamasındaki temel faktörler sizce nelerdir?

A takım seviyesinde özellikle Türkiye’de anlık olaylarla yaşıyoruz. Günü kurtarsak bize yetiyor. Gelecekte ne olacağını çok düşünmüyoruz. Bu nasıl başladı bilmiyorum ama antrenörler üzerinde çok baskı var. Onlar da mecburen hazır gelmiş yabancıya sarılıyorlar. Antrenörler 2-3 maç kaybetse hemen kovulma noktasına geliyorlar. Durum böyle olunca da 5 yabancı oyuncu maçlarda neredeyse çıkmadan oynuyorlar. Biz de yerli oyuncular olarak kenarda bekliyoruz. Maça girince de hata yapma korkusu başlıyor. Hata yapma korkusuyla birlikte de bu sefer daha da çok hata yapmaya başlıyorsunuz. Maalesef sezon Türk oyuncular için böyle gidiyor. İnşallah en kısa sürede bu kısır döngüye çare bulunur.

Gelecek sezonlarla ilgili kariyer planlamanızda nelerin olduğunu bizimle kısaca paylaşır mısınız?

Gelecek sezonu açıkçası şu anda düşünmedim. Bu sezonu şampiyon olarak en başarılı şekilde bitirmek istiyorum.

Basketbol adına gerçekleştirmek istediğin en büyük hayaliniz nedir?

En büyük hayalim, A Milli Takımla birlikte Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına katılmak ve kürsüye çıkmak.

Kariyeriniz boyunca size en çok fayda sağladığını düşündüğünüz alışkanlıklarınız nelerdir?

Beslenme, uyku ve çalışma disiplini. Açıkçası profesyonel sporcu olmasam bile bu üç şeye dikkat ederdim. Çünkü, sağlıklı beslenirken, ağırlık çalışırken ve sabah kalkıp koşarken çok büyük keyif alıyorum...

Basketbol kariyerinizde hiç unutamadığınız anınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

2014’te Konya’da yapılan U18 Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası’nda kazandığımız Avrupa şampiyonluğu inanılmazdı. Finalde müthiş bir atmosfer vardı. Bu şampiyonluk benim için hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak kalacak.

Genç basketbolculara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Öncelikli tavsiyem tabii ki çalışmak olur. Bunu sürekli duyuyorlardır ama gerçekten doğru işler her zaman iyi gitmiyor maalesef… Ne olursa olsun çalışmayı hiçbir zaman bırakmamalılar. İllaki fırsat er ya da geç gelecektir ve ona hazır olan kazanıyor. Her zaman hazır olmak lazım…

Röportaj için çok teşekkür ederim. Bundan sonraki basketbol yaşantında başarılar dilerim. 

Yorumlar Okunma: 2578