Her uzunun içinde bir forvet gizlidir (Tamer Oyguç) - BasketFaul.com

Her uzunun içinde bir forvet gizlidir (Tamer Oyguç)

18-03-21 12:28
TAMER OYGUÇ
Uzun yıllar önce basketbola boyum uzun olduğu için yalvar yakar başlamıştım. 80'li yıllarda en büyük problem yeterli sayıda uzun oyuncu olmayışıydı.

Efe abi ve Kara Mehmet milli takımın omurgasıydı ve hemen herkesin idolleri, günün birinde yerinde olmak istediğimiz isimlerdi. Efe abinin forma  numarasını giymek için kapışır, onun gibi şut ve hook shot atmaya çalışırdık. Öyle NBA ve Avrupa'dan maçları anında bulamaz, bulduğumuz kasetleri de çizilene kadar seyrederdik.

O yüzden eski dönemlerde çok fazla izleyip de kendimizi geliştireceğimiz drill programları, internet kanalları yoktu ve basketbol bilimsel hale gelmemişti. Çoğu şeyi de babadan kalma yöntemlerle çoğu zaman da neden yaptığımızı bilmeden sakatlanırcasına bilinçsizce yapıyorduk. Şimdi milenyumu yaşıyoruz, neredeyse artık her şey robotlaşma sürecine giriyor ancak uzun oyuncuların gelişim süreçleri eski zamanda nasılsa şimdi de aynı. Uzun oyuncu yetiştirmek, kısa oyunculara göre daha geç şekillendiği için uzun oyuncu yetiştirmek uzun ve zorlu sabır isteyen bir süreçtir. Maç içerisinde ve antrenmanlarda kısa oyunculara göre topla oynamamız yüzde 20 oranında... Topu daha çok kullanma hakkı yüzde 80 kısa oyuncularda. Uzunların kullandığın yüzde 20'nin bir kısmı da sıkıştırmalardan dışarıya pas olarak dönüyor. Bu da uzun oyuncunun hem geç gelişmesine, hem de kendine olan güveninde problem çıkmasına sebebiyet veriyor. Çünkü sana verilen o kısıtlı sayıdaki pası en verimli şekilde kullanmak zorundasın, yoksa top bir daha eline değmiyor, hücum ribaundu kovalayıp ekmeğini taştan çıkarmak zorunda kalıyorsun.

Bunun yanında uzun oyuncuların gerek anatomiksel açıdan, gerek kassal yapıları ve kemiksel yapıları daha hızlı geliştiği için dengelerinde ve koordinasyonlarında ciddi problemler çıkıyor. Bazı antrenör arkadaşlar bu özellikleri görmezden gelip gelişimlerini tamamlamaya yakın oyunculara yönelse de sakar vücuduna göre koca kafalı bazı hareketleri yapmakta zorlanan oyuncuların kıymeti geç de olsa anlaşılıyor. İyi bir oyuncu yetiştirebilmek için normal yaşından iki yıl geriden başlamak gerekir, yani yıldız takımda oynayan bir çocuk adeta küçük takımdaymış da yıldızı oynuyormuş gibi muamele görmedim. Bu her tabii ki her uzun için geçerli değil ama daha büyümekte olan uzunlar için çok geçerli bir kavramdır, eğer antrenör bunları bilerek antrenman yaptırmazsa çocuğun basketboldan soğumasına, kopmasına veya bırakmasına sebep oluyor. Antrenörler uzunların geç gelişeceklerini mutlaka göz önüne almaları, bunun yanında çocukların kas kuvvetleri dengeleri, koordinasyonları, oyun görüşleri, motor öğretileri dediğimiz yetiler zaman içerisinde yerine oturuyor.

Peki ne yapmak lazım, zaman içerisinde gelişen basketbol tempolarında her zaman savunduğum sistem uzun oyuncuya sabretmek ve süre tanımak, tempolu basketbolda uzun oyuncuların da topu kullanabileceği ya da pota altında çembere en yakın pozisyonda topla buluşturmak lazımdır. Uzun oyuncu yetiştirmek ve uzun oyunculu bir sistemde takıma basketbol oynatmak sanat ister. Ama son zamanlarda basketbola virüs gibi yerleşen uzun oyuncuyu dışarı çağırıp tepede uzun kısa pick and roll'ü üzerinden uzun oyuncunun içeriye devrilmek yerine dışarıya açıldığı sistemle oynuyorlar ve kullandığı şutlar set düzeninde (pozisyonu olsa bile) amacın dışına çıkıyor. Bizim zamanımızda dışarıya çıkıp 3'lük kullanmak kenara oturma sebebiydi. Şut atabilen bir uzun oyuncunun silahları fazladır ancak  fundamentali kuvvetli, sırtı dönük oynamayı bilen bir uzunun yakıştığı yer boyalı alandır. Unutulmaması gereken her uzun oyuncunun içinde bir forvet gizlidir, içeride itiş kakışa girmek o mücadeleyi vermek yerine dışarıdan iki tane sıkıştırmayı sever ki ben de severdim.

Sonuç olarak bir uzun oyuncular duygusaldır onların yetişebilmesi için ona güvenildiğinin hissettirilmesi, süre tanınması gereklidir. Sertaç Alperen ve Egemen bunun en güzel örneği Alperen Teksüt takımında güvenildi süre verildi ve sahaya sürüldü, Egemen alt yapılardan beri takip ettiğim bir oyuncuydu, süre veriliyordu ama sürekli sahada yer almıyordu, şimdi takımının önemli oyuncularından birisi oldu, liglerde fırtına estiriyor. Sertaç zaten oyunculuğunu ispatlamıştı ancak süre aldıkça kendi basketbolunun üzerine koymaya başladı. Ha keza benim için de aynısı olmuştu, Eczacıbaşı bana güvenmişti. 21 yaşında şampiyon olan takımın kaptanıydım ve tek pivotuydum. 

Yorumlar Okunma: 1684