Hakan Yapar: Stres yaşamak hoşuma gidiyor - BasketFaul.com

Hakan Yapar: Stres yaşamak hoşuma gidiyor

16-03-21 17:20

Hakan Yapar ismi son yıllarda TBL'nin şampiyon kadrolarında gördüğümüz isim. Kariyerinde böylesi başarı ve şampiyonluklar olsa da kendisi her bulunduğu takımda aynı açlık ve aynı istekle elinden gelenin en iyisi yapmaya devam ediyor. Bu sezona Aliağa Petkim'de başlayan Yapar ikinci devre tekrar TBL'ye dönerek Merkezefendi'nin şu anki ritmini yakalayan en önemli isimlerden oldu. Biz de kendisiyle bir araya gelerek bu transfer sürecine, Merkezefendi'deki bu yakalanan ivmeye ve daha pek çok konuya değindiğimiz bir röportaj gerçekleştirdik.Sözü daha fazla uzatmadan sizleri röportajla başbaşa bırakıyorum.

TBL'de 15. sezonundasın ve oynadığın son 3 takımı BSL'ye çıkardın. Artık insanlar kadroda senin ismini gördüklerinde 'bu takım BSL'ye çıkar' demeye başladı. Bu yaklaşım senin hoşuna gidiyor mu?

Tabii insan gurur duyuyor, yaptığın işte ne kadar iyi olduğunu gösteren bir ünvan oluyor. Herkese bu bakış açıları için herkese çok teşekkür ederim. Elbette bunu tek başımıza yapmıyoruz, bu bir ekip işi. Biz de ekibin önemli bir parçası konumundayız ve o bakış açısını sağlamak için elimizden geleni hem sahada hem saha dışında yapmaya çalışıyoruz. Umarım bu şekilde de devam eder.

BSL'de de kontrat bulabilen oyunculardan birisin. Ama bir şekilde seni TBL'de tekrar görüyoruz. Acaba bu tercihinin en büyük sebebi daha fazla süre ve sorumluluk mu yoksa TBL'yi BSL'den daha çok sevdiğin için mi?

Her ikisi de ama en büyük etken oynamak. Çünkü ben basketbola geç başladığım için kariyerimi ağırlıklı olarak oynamaya kurmaya çalıştım.Dolayısıyla altyapı eğitimim eksik ve bu eksikliği kariyerimde ilerlerken doldurmam gerekti. BSL'de bu biraz daha zorlaşıyor çünkü aldığın süreler kısıtlı. Günün sonunda 10-12 dakika sahada kalsanız da 2-3 defa girip çıktığınız maçlar oluyor. Orada kendinizi ispat etme şansınız da kolay olmuyor, mutlu da olamıyorsunuz.
Elbette BSL'de de iyi işler yaptığımı düşünüyorum. Ama burada her zaman bir hedef içerisinde olmak, o stresi yaşamak benim hoşuma gidiyor. Buradaki heyecan mücadele ve kavga daha çok hoşuma giden bir şey. Aslında lige çıkma hedefi olan takımların içinde yer almak yukarısından daha zor. Yolun sonunda da o başarıyı da elde edebiliyorsanız bunun keyfi yukarıdaki şampiyonluktan bence kat ve kat daha fazla keyifli.

Sezon ortasında transferler her zaman zor ve daha kritiktir diye düşünüyorum.Senin transferine baktığımızda üstelik lig değişikliğini görüyoruz.

Evet kolay bir süreç değil. Biraz şartlar da böyle elverdi. Normalde insanlara mantıklı da gelmeyebilir. Ama dediğim gibi buradaki o heyecanı yaşamak tercih ettiğim bir şeydi. En son BSL'de Aliağa Petkim'de oynamıştım. Oynadığım süre boyunca takıma iyi de katkı verdiğimi düşünüyorum ama istediğim gibi de süre alamadığım için bu kararı aldım. Sağolsunlar hem Elchin Başkan hem Cüneyt Başkan ilk başta aslında hiç de göndermek istememişlerdi. Kendileri bana çok anlayış gösterdiler. Bu vesileyle bir kez daha kendilerine çok teşekkür etmek isterim. Aynı zamanda Başkanımız Veli Deveciler'e de çok teşekkür ederim, buraya gelmem konusunda onun da çok emeği oldu.

Buraya basketbol dışındaki en büyük geliş sebebim ise Genel Menajer Evren Yenice. Çünkü onun başından beri burada olmamı istediğini biliyordum. Basketboluma güveniyordu ve neler yapabileceğimi biliyordu. Kendisiyle yıllardır süregelen bir dostluğumuz da vardır. Aslında sezon başında da istemişlerdi ama o an şartlar oluşamadığı için gerçekleşememişti. Coach Zafer Aktaş’la ise zaten daha önce Akhisar'da ve Bahçeşehir'de beraber çalışmıştık. Onun burada olması gelmemdeki etkenlerden bir diğeri oldu. Ama bu işteki en büyük pay sahibi Evren Yenice'dir. Kendisine bir kez daha teşekkür ederim, bu transfer sürecinde çok emek verdi.

Coach ve sizlerin takıma hızlı bir şekilde adapte olmasıda daha önce çoğunuzun tanışıyor ve birlikte oynamış olmasının etkisi oldu mu?

Tabii ki. Coachla Akhisar'da oynadığımız basketbolla burada benzerlikler de var. İşin temel yapısında hızlı basketbolu seven bir yapısı var. O yüzden sistemin genel hatlarını bildiğim için uyum sağlamam zor olmuyor. Zaten dediğin gibi daha önce birlikte oynadığımız oyunculardan kurulu bir takım olduğumuz için uyum sürecimizi de olumlu etkiledi.

Her hafta senin sosyal medyada kaldı 8,9 storylerini takip ediyoruz :)Şu an gerçekten takım oyuncusundan yöneticisine normal sezon şampiyonluğa inanıyorlar mı. Hiç play-off ihtimali düşünülüyor mu?

Hayır. Bizim hedefimiz normal sezon şampiyonu olmak. Arada galibiyet farkı çok olsa belki buna bu kadar inancımız yüksek olmayabilir ama şu an hiç öyle bir düşüncemiz yok.Hepimiz tamamiyle ligi lider bitirerek şampiyon olmak istiyoruz. Şampiyonlukta herkesin ne kadar şansı varsa bizim o kadar olduğunu düşünüyoruz. Şu an baktığımızda liderden bir galibiyet uzağız ve hepsiyle tekrar içerde oynayacağız. Bu bizim için büyük avantaj. Taraftarımız yanımızda olamasa da kendi sahanızdaki o oynama alışkanlığı ve özgüven bambaşka bir şey.

TBL’de oynadığın son 3 takımında süper lige çıkarken yanında Yiğitcan (Turna) da vardı ama bu sefer yok. Acaba şampiyonluk için başka bir totem yaptın mı :)

Yiğitcan'la Sakarya'dan beri süregelen hem takım arkadaşlığı hem dostluğumuz var. Birlikte tüm sezonlarda da mutlu sona ulaşmıştık; Sakarya, Bahçeşehir ve Petkim. İşte bazen hayat sizi farklı kararlara götürebiliyor. Onun da burada olmasını isterdim tabii. Birbirimizi hem saha içinde hem saha dışında çok iyi tanıyoruz. Gözü kapalı oynayabildiğimiz durumlar oluyordu. Ama dediğim gibi şu anki şartlar öyle olmadı. Ama tercihim tabii onunla beraber hedef neyse ona onunla beraber ulaşmayı isterim.
Kendisiyle irtibattayız hep. Şu an o da çok destekliyor beni. En az o da bizler kadar kendi de bu şampiyonluğu çok istiyor.

Son yılların en rekabetçi sezonu yaşanıyor. Bütçelerin yakın olması bunun en büyük sebeplerinden olsa gerek. Sen bu sezonla ilgili ne düşünüyorsun?

Geçmiş yıllara baktığımızda takımların bütçeleri ve oyuncu kaliteleri farklılık gösteriyor. Ülkenin getirdiği ekonomik şartlar işlerin rengini değiştirdi. İnsanlar artık hayali bütçeler yerine reel bütçelerle ilerliyor.Bu daha iyi daha doğru bir şey oldu. Ekonomiler belli oranda düşünce denk takımlar ortaya çıktı.


Sezon başında en büyük iki favori Merkezefendi ve Balıkesir'di. Onların gidişatındaki sıkıntılar işi bambaşka bir hikayeye çevirdi. Normalde sorsanız herkes bu takımları ilk ikiye koyardı.Ama basketbolun güzelliği de burada. İşler bir an da sürprizleşebiliyor, özellikle TBL'de. Siz o kalitenizi sahaya yansıtmadığınızda ya da başka faktörler devreye girdiği zaman işin rengi değişiyor. Sonra bir bakıyorsunuz hedefi daha farklı olan takımları bir anda yukarıda görüyorsunuz. Yanlış anlaşılmasın bunu küçümsediğim için söylemiyorum.Aksine başarılan çok değerli bir şey var Mesela Akhisar örneğini verebilirim. Sezona müthiş başladılar. Takımın başında da Levent abi gibi oyuncularını bilen, onlara güvenen bir coach var.


TBL'de ikinci yarı maç kazanmak her zaman daha zor olmuştur.Çünkü play-off sıralaması, düşmeme durumları etken oluyor. Bu, dışardan izleyen takip eden için çok keyifli bir süreç. Ama bizim tarafımızdan tabii daha yıpratıcı bir süreç oluyor. Ancak yapacak bir şey yok. Bizler oyuncular ve yöneticiler olarak bu süreci en iyi şekilde idare etmek zorundayız. Bu yüzden hepimiz buralardayız. Bu mücadele benim de çok hoşuma gidiyor. Bu yüzden her maça tek tek hazırlanıyoruz.

Senin de dediğin gibi hedefinize maç maç hazırlananlardansınız. Peki hiç, bu maçı rahat kazanırız dediğiniz maç oluyor mu?

Bu ligde bunu hiçbir zaman diyemezsiniz. Ben senelerdir bu ligde oynuyorum. Oynamadığınız maç hakkında yorum yapmak diye bir şey yok. Eğer siz kendi kalitenizi ortaya çıkarmak istiyorsanız bunu sahaya yansıtmanız gerekiyor. Bunu yapmazsanız bilin ki maçın sonuna kadar her şey eşit gidiyor. Biz geçen sene de Petkim’deyken Anadolu Basket deplasmanını Yiğitcan'ın son topuyla kazanmıştık. Bunları her sene gördük oluyor. Gelişim'in bir uğuru olmuştu hatta 'Gelişim'e kaybeden lige çıkıyor diye'. TOFAŞ da biz Sakarya da Gelişim’e kaybedip lige çıkmıştık. Böyle şeyler var, siz kalitenizi sahaya yansıtmak için daha fazla mücadele etmek zorundasınız. Çünkü oynadığınız takımlar sizin iyi takım olduğunuzu bilerek saygı gösteriyor ve var olmak, kazanmak için sizle daha çok mücadeleye giriyorlar. O yüzden biz de sahada sertliğimizi, kavgamızı, mücadelemizi göstermemiz gerekiyor. Sonrasında takım ve organizasyon kalitesi olarak fark yaratabilelim.

Bu sene geçmiş sezonlara göre yabancı kalitesinde bütçeler doğrultusunda bir düşüş yaşandı. Yerli oyunculara bu sezon geçmiş sezonlara göre daha fazla görev düştü. Bunu da avantaja çeviren pek çok genç oyuncumuz sezonda iyi bir çıkış yakaladı. Sana göre bu durumu avantaja çevirerek iyi bir sezon geçiren genç oyuncularımız kim?

Gelmeden önce de mümkün oldukça maçları seyretmeye çalışıyordum. Bu durum maddiyatla alakalı elbette. Ülkenin durumu külüplerin durumunu etkiliyor. Tabii dediğin gibi seneler öncesine baktığımızda o kadrolara 2-3 takviye daha yaptığımızda hiç zorlanmadan süper lig oynayabilecek takımlar vardı. Şimdi o kadrolar yok baktığımızda da yabancı kalitesi denk kadrolar kuruldu. Bu durumda da yerli oyuncular ortaya çıktı. Bu kesinlikle çok güzel bir şey. Sanırım bu sezon TBL'de son yıllardaki yerli oyunculardan en fazla katkının alındığı sezonlardan biridir diye düşünüyorum.

Akhisar'da Doğukan Şanlı ve Deniz Genç, Sigortam.net'te Kerem Özel, Balıkesir'de Berkay Genç ve Koray Uzunhasan. bizde oynayan Mustafa Kurtuldum, Konya'da Dusan Cantekin ve Oğulcan Baykan….Daha çok mutlaka vardır, bunlar ilk aklıma gelenler. Unuttuklarım varsa hepsinden çok özür dilerim. Eğer doğru sistemde oynatıp özgüven verirseniz yapabileceklerini göstermeleri adına güzel oldu. Umarım bu güven bu şekilde devam eder. Bu oyuncular da gelişimlerini sürdürerek belki ilerde BSL seviyesinde görürüz. Kendilerine öncelikle sakatlıksız ve sağlıklı bir sezon diliyorum. Şu an en önemli şey bu.


Şu ana kadar aldığınız galibiyetlere baktığımızda sahada çok rakipler karşısında sahadan çok rahat galibiyetle ayrılıyorsunuz.

Eğer iyi takımsanız bunu sahada göstermeniz gerekiyor. Takıma hedefler doğrultusunda takviye ve değişikliler yapıldı. Dolayısıyla bizim de bunu karşılığını sahada veriyor olmamız lazım. Baktığınızda evet rahat maçlar kazandığımız gözüküyor ama bu rahatlığı sağlayan da biz olduk. Özellikle savunma anlamında çok iyi çalıştık. Aradan sonra 1,5-2 ay boyunca emek vererek çok ciddi çalıştık. Kendimizi hem fiziksel olarak yukarı çıkardık hem takım halinde oynamayı öğrenmeye başladık. Eğer şampiyon olmak istiyorsak bu işin savunmadan başladığını birbirimize ikna ettik. Herkes de bunu doğru algıladı ve sahaya da yansıttığımızı düşünüyorum.


Kariyerine baktığımızda pek çok başarı ve şampiyonluklar görüyoruz. Peki senin kariyerini sonlandırmadan önce ‘şunu da yapmadan bırakmak istemiyorum’ dediğin bir hedefin var mı?

Şu an da tek hedefim vücudum ve sağlığım el verdiği kadar bulunduğum organiasyonlarda hedef neyse onu gerçekleştirmeye çalışmak, onun bir parçası olmak. Tabii bunun için de sağlıklı olmak önemli. Kendime de elimden geldiğince iyi bakmaya çalışıyorum. Şimdilik iyi hissediyorum kendimi. Hedefler her zaman kafamda var. Bırakmadan bir kere Avrupa'da oynamayı istiyorum. Basketbolu bırakana kadar kısaca hep bir yarışın içinde olmak istiyorum.
 

Yorumlar Okunma: 1512