Cengiz Karadağ röportajı (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Cengiz Karadağ röportajı (İlker Yıldız)

08-02-21 11:57
2020-2021 sezonu Türkiye Erkekler Basketbol Ligi (TBL)’nin en dikkate değer takımlarının başında hiç kuşkusuz Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımı gelmektedir. Bunun başlıca nedenleri arasında Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımının ligin ilk 9 haftasında 7 galibiyet ile liderliğe yükselirken, bu başarının tamamen yerli oyuncular ile gerçekleştirilmiş olmasıydı. Tamamı yerli oyuncularla TBL gibi üst düzey bir ligde bu başarıyı elde etmek gerçekten de dikkate değer bir başarıdır. Sonraki süreçte yaşanan sakatlıklar ve beraberinde gelen ivme kaybına rağmen, son iki haftada alınan galibiyetlerle tekrardan şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olduklarını gösterdiler.

Bu sezon geçtiğimiz sezonlara göre çok daha çekişmeli ve yerli oyuncularımızın çok daha fazla ön plana çıktığı bir lig izliyoruz. Buna küçük bir örnek verecek olursak, ligin 17. haftası oynanırken lider ile 12. sırada yer alan takım arasında sadece 3 galibiyet fark olduğunu görüyoruz. Hemen her takım birbirini yenme potansiyeline sahip ve alınan bir galibiyet bile bir takımı dört-beş sıra üste çıkartabiliyor. TBL’de geçen sezona göre genç yerli oyuncularımızın aldıkları süreler belki düştü ama TBSL’de istediği süre ve sorumluluğu bulamayıp, basketbol gelişimi adına TBL’yi tercih eden potansiyelli yerli oyuncularımızın birçoğunda ciddi kariyer gelişimleri elde ettiklerini memnuniyetle görüyoruz. Kariyerleri adına önemli gelişim gösteren birçok oyuncu da Sayın Cem Cengiz Karadağ yönetimindeki Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımı kadrosunda yer almaktalar. Şuan itibariyle TBL istatistik liderliğine baktığımızda; Oğulcan Baykan (1996) sayı ortalamasında 10. sırada, asist ortalamasında 13. sırada, top çalma ortalamasında 18. sırada ve verimlilik puanı ortalamasında da 8. sırada yer aldığını görüyoruz. Dusan Cantekin (1992) ise sayı ortalamasında 16. sırada, blok ortalamasında 15. sırada ve verimlilik puanı ortalamasında da 8. sırada yer almakta. Erkin Şenel (1999) ise top çalma ortalamasında 17. sırada yer almakta. Görüldüğü gibi Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımından birçok yerli oyuncu lig istatistiklerinde de önemli konumda bulunuyorlar. Ayrıca bu üç oyuncu başta olmak üzere takım kadrosunda yer alan diğer birçok yerli oyuncunun da kariyerleri adına çok değerli gelişimler gösterdiklerini de memnuniyetle görüyoruz.

Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımı çeşitli sebeplerden dolayı ilk kez ligin 12. haftasında kadrosunda bir yabancı oyuncu oynattığını da özellikle belirtmeliyiz. Bizlere, yabancı oyuncu olmadan da TBL gibi sert ve mücadele gücü yüksek bir ligde başarı elde edilebileceğini gösterdiler. Kuşkusuz, Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol takımının neredeyse tamamen yerli oyuncularımızla elde ettiği başarılı sonuçların ve yerli oyuncularımızın da kariyerleri adına göstermiş oldukları gelişimlerinde en büyük pay sahibi, takımın başantrenörü Cem Cengiz Karadağ ve ekibidir. Sayın Karadağ ile sezon başında kadronun kurulma sürecini, yerli oyuncuların gelişimini, takım hakkındaki düşüncelerini, antrenörlerimizin yaşadığı sorunları ve gelecekle ilgili planlarını konuştuk. Bu güzel röportaj ile sizleri baş başa bırakıyor ve keyifli okumalar diliyorum.

* Saygıdeğer Hocam, basketbol ve antrenörlük kariyerinizi bize kısaca anlatabilir misiniz?

Basketbola TOFAŞ altyapısında 1982 yalında oyuncu olarak başladım. 1988 yılında TOFAŞ alt yapısında antrenör olarak kariyer başlangıcı yaptım. Tüm altyapı kategorilerinde çalıştım. Alt yapılarda il birincilikleri, Türkiye şampiyonluğu ve Avrupa şampiyonluğu kazandım. Bir dönem genç milli takımda Sn. Murat Özyer in yardımcılığını yaptım. TOFAŞ A takımında yardımcı antrenör olarak profesyonel olarak antrenörlük başlangıcını yaptım. Sonrasında iki dönem Konya’da BSL’de başantrenörlük dahil olmak üzere birçok kulüpte görev aldım. Uzun yıllardır da TBL’de baş antrenörlük yapıyorum.

* Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’da göreve gelişinizi ve takımı kurma sürecinizin nasıl geliştiğini bizimle paylaşır mısınız?

Pandemi ve diğer çevresel etmenlerden dolayı biz en geç kurulan ve çalışmaya en geç başlayan takımlardan biri olduk bu sezon. Ağustos ayı sonu itibari ile anlaştıktan sonra bir hafta gibi kısa sürede belli bir oyuncu grubunu bir araya getirebildik. Sonrasında peyderpey ilave oyuncular ile bugüne gelebildik.

* Ligde geride kalan 16 maçınızın 11’ini yabancı oyuncu olmadan oynadınız ve aldığınız 9 galibiyetin 8’ini tamamen yerli oyuncularla oynayarak elde ettiniz. Ligde birçok takım iki yabancı oynatma hakkını kullanırken, siz şu ana kadar bu hakkınızı tam olarak kullanmadınız. Şu ana kadar sadece bir yabancı oyuncu hakkını kullandınız ve o yabancı oyuncu da TBL’de bu sezon başka bir takımda oynamış, bildiğiniz bir oyuncu. Yabancı oyuncu hakkınızı mümkün olduğunca kullanmama gerekçeleriniz nelerdi?

Elimizdeki oyuncu grubunun tümü belli bir seviye tecrübeli oyuncular ve büyük potansiyeli olan nispeten genç oyunculardan oluşuyor. Ayrıca geçmiş yıllara dayanan ve Konyaspor ile uzaktan yakından ilgisi olmayan FIBA nezdindeki davamızı kazandık. Tüm bunlar doğrultusunda oluşan takım yabancısız da olsa bir seviyede basketbol oynayıp hem gelişim gösterdi hem de yarışmacı kimliğini sahaya yansıttı. Ancak bundan sonra şartlara göre ikinci yabancıyı alırız, ya da almayız. Bu değerlendirmeyi kulüp basketbol şubesi yapacak.

* Kadronuzda Arda Erdoğan (1999) ve Erkin Şenel (1999) gibi iki genç oyuncunun ciddi bir gelişim kaydettiğini; Hazer Avcı (1987), Murat Göktaş (1987) ve Murat Can Esen (1990) gibi tecrübeli oyuncuların ciddi katkı verir aşamaya geldiğini; Dusan Cantekin (1992) ve Oğulcan Baykan (1996) gibi iki önemli potansiyele sahip oyuncunun da kariyerleri adına hemen hemen en iyi sezonu yaşadıklarını görüyoruz. Hem yerli oyuncularımızın kendi basketbol gelişimleri adına en iyi düzeye gelmelerinde hem de yabancısız bir takımı bu derece başarılı kılmanızdaki sır nedir? Bu tür oluşumun bütün kulüplerimiz adına örnek teşkil etmesi gerektiğine inanıyorum. Bu takım kimyasını nasıl oluşturdunuz ve oyuncuların bireysel anlamda da gelişimlerine nasıl bu derece katkı sağladığınızı antrenman çalışma şekillerinize kadar bizimle paylaşabilir misiniz?

Saydığınız oyuncular dışında Kaan Sarıaslan (1997) olsun, kendi alt yapımızdan yetişen ve sure alan Mustafa Ali Baran (2000) ile Ali Ökmen (2000)’i de bu isimlere ekleyelim. Ayrıca yine Konyaspor alt yapısından Mehmet Bera Öztürker (2002) de ilerde iyi yerlere gelecek bir oyuncu görüntüsünde. Gelişimde en büyük pay oyuncuların sezon başında kendilerine koydukları hedefleri doğrultusunda vazgeçmeden çalışma disiplin ve istekleri oldu.

Takım kimyasını oluştururken işin açıkçası zaman olarak oyuncu yelpazesi çok geniş değildi. Şube yöneticilerimiz ve basketbol bilgilerine inandığım kişiler ile yaptığımız yoğun değerlendirmeler sonucunda başlangıcı yaparak tercih ederek ve isteyerek bir oluşum oluşturduk. Anlatmak istediğim bazen kriz ya da olumsuzluklarda büyük fırsatlar da çıkması ama önemli olanı bunu doğru değerlendirmektir. Bizde bunu hep beraber yaptık. Bireysel gelişimdeki önceliğimiz; fiziksel gelişim ve oyuncuların pozisyonlarına göre özel antrenman metodlarıydı. Oyuncuların kendilerinin bunları isteyerek ve en önemlisi de inanarak yapmalarını sağladık. Bu bağlamda staffıma teşekkür etmek istiyorum, büyük özveri ile oyuncu arkadaşları gerçekten çok iyi antrene ediyorlar.

* Geçtiğimiz sezonlarda da Yeşil Giresunspor gibi proje takımlarında çalıştınız. Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’u da ülke basketbolumuza örnek bir proje takımı olarak nitelendirebilir miyiz?

Az önce dediğim gibi açık yüreklilikle söylemek istiyorum, takım biraz şartların mecburiyetinden ve bizlerin tercihlerinden oluştu. Ancak çok şanslıyım ki takım kaptanlarından en genç oyunculara kadar gerçekten müthiş çalışmayı seven ve birbirlerine her açıdan çok bağlı bir oyuncu grubuna sahibim. Düşündükleri tek nokta takımın başarısı ve bireysel gelişimleri. Bunun için de ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Proje olabilmesi için istikrarlı ve sürekliliği olan bir oluşum mecburiyeti var. Maalesef ülkede spordaki en büyük eksikliklerden biri istikrar.

* Sizin yönetiminizdeki Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’un sezon sonu ve daha da önemlisi gelecek yıllar adına kulüp anlamında hedefler nelerdir?

İşin açıkçası içinde bulunduğumuz çok özel bir durum var. Global problem olan pandemi nedeni ile inanın en fazla bir haftalık planlama yapabiliyorsunuz, bazen bu süre daha da kısalıyor.

* FIBA’nın 2016 yılında kapanan Torku Konyaspor Basketbol’dan kalan borçlardan ötürü aynı kulüp olduğu gerekçesiyle Büyükşehir Hastanesi Konyaspor Basketbol’a vermiş olduğu ceza ve transfer yasağının kaldırılma kararı sonrasında ne gibi transfer veya diğer hamleleriniz olacak?

Şu an için yerli ya da yabancı transfer konusu gündemimizde yok. İlerleyen zamanlarda şartlar neyi getirir onu da zaman gösterecek.

* Cem Cengiz Kardağ’ın bir antrenör olarak basketboldaki öncelikleri ve basketbol felsefesi nedir?

En büyük önceliğim dürüstlük ve çalışma isteği. Oyuncunun sadece antrenman ile basketbolu bitirmesini kabul edemiyorum. Hayat yaşam şekli olmalı. Beslenmesi, dinlenmesi ve kendini daha iyiye zorlaması en büyük beklentilerim. Zaten oyuncular arasındaki küçük olan seviyeyi büyüten de bunlar oluyor. Takım kimyası ise, o dönemsel olarak oynanması gereken şekli oluşturur.

* Ülkemizde genç yaşlarda büyük potansiyel olarak görülmelerine rağmen, A takım seviyesinde beklenen düzeyin çok altında kalan birçok yerli basketbolcunun olduğunu görüyoruz. Bunun sebepleri sizce nelerdir ve ülke basketbolumuz adına nerelerde hatalar yapıyoruz? Neleri doğru yaparsak bunu düzeltebiliriz?

Gerçekten Türk basketbolcuları çok yetenekli. Ancak maalesef özellikle alt yapılarda biraz parlayan oyuncu hemen birçok parametrede vazgeçiyor. Ya da erken elde ediyor. Oldum dedikleri çok çabuk oluyor ve yok oluşun ya da gerçekten çıkabilecekleri seviyelerin altında kalıyorlar. Oyuncular, özellikle genç oyuncular biraz gelişim gösterdiklerinde henüz hazır olmadıkları seviyelere erken gidiyorlar. İlk öncelik olarak oynayabilecekleri ve gelişebilecekleri organizasyonları tercih etmeliler, maddi kazanç için çalışmamalılar daha çok başarılı olmak için çalışmalılar. Gerisi zaten otomatik olarak gelir.

BSL ve TBL’de kesinlikle yabancı oyuncu sayıları düşürülmeli. Hem milli takım için hem Türk oyuncuların gelişimi için bu şart. Avrupa Kupası oynayan takımlara istisnai lisans hakkı verilerek onlarında yarışmacı haklarına destek olunur. Ancak lokal liglerde eşit şartlar ve daha az yabancı sayılı sistem kurulmalı. Türk oyuncular gerçekten yetenekli.

* Ülke basketbolumuzda hemen her lig seviyesinde takımda ve altyapı antrenörlüğünden A takım koçluğuna kadar birçok görevde bulundunuz. Sizce ülke basketbolumuzda yerli antrenörlerin yaşadığı başlıca önemli sorunlar nelerdir?

Yerli antrenörlerin en büyük problemi bence çalıştıkları birimlerde yeterince tolerans ve güven duyulmaması. İki-üç maç arka arkaya kazanınca en büyük, aksi durumda ise hemen yerine başka adaylar aranmaya başlanması. İstikrarlı ortamlarda inanın çok başarılı ve hedefe ulaşacak birçok antrenör var. Örneğin son yıllarda Ergin Ataman çok büyük başarılar elde ediyor. Kendi bilgi ve tecrübesi kulüp tarafından da desteklenince Avrupa’nın en iyi antrenörlerinden biri konumuna geldi. Pasaportunda Hakan Demir yerine Demiroviç yazsaydı, Hakan Hoca Avrupa’nın en önemli koçlarından biri pozisyonunda olurdu. Daha birçok Türk antrenör var aynı şekilde, isimlerini buraya sıralasam gerçekten sayfalar sürer.

* Özellikle yerli antrenörlerin, görev yaptıkları takımları ligde en iyi yerlere taşıma sorumlulukları ile birlikte, ülke basketbolumuz adına da değerler kazandırma gibi bir sorumluluğunun olması gerekir mi? Ya da yerli bir antrenör ne gibi sorumluluklar taşımalıdır?

Antrenörlerden çok, çalıştıkları kulüp yönetimlerinin kendi koydukları hedeflerde reel olmaları ve anlık değerlendirme ve sonuçlar yerine genel fotoğraftaki hedefe uygunluk değerlendirilmeli. Bu tarz yönetimsel yaklaşımlar inanın tüm seviyede her antrenörün belli bir seviyede başarılı olmasını sağlayacaktır.

* Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından getirilen “Yabancı Antrenör Kriterleri”nin bir benzeri “Yerli Antrenör Kriterleri” olarak da getirilmeli midir? Böyle bir kriter getirilmiş olsa, bu kriterler içinde en başta siz neler olmasını isterdiniz?

İlker bey, bakın yabancıya karşı falan değilim ama kendi değerlerimiz birçok yabancıdan daha kıymetli. Yeter ki güvenilsin ve şans verilsin. İspanyollar yıllardır basketbolda ileri seviye bir ekol durumundalar. Hem lokal liglerindeki takımlarında hem de milli takımlarında sürekli kendi yerli oyuncuları dominant ve ana rol oyuncuları. Yarışmacı ortamda aşağıdaki oyuncular Amerikalı ya da diğer yabancı oyuncular değil de kendi vatandaşlarının oynadığını görünce umutsuzluk olmuyor. Bilakis hedef net oluyor. Çünkü biliyorum hak edersem ben oynarım diyor. Aynı durum antrenör şekli için de geçerli. Tabi bizlerde gelişim için üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeli ve çok çalışmalıyız.

* Son yıllarda ülkemizde alt yaş kategorilerinde kazanılan kupa ve madalyalar önemli bir reklam aracı haline geldikçe, geçmişe nispeten daha az üst düzey oyuncunun da yetiştiğine tanık oluyoruz. Uzun yıllar altyapılarda görev almış bir antrenör olarak; oyuncu yetiştirmek adına altyapılar ve A takımlar düzeyinde nasıl bir anlayışın hâkim olması gerekir ki, ülke basketbolumuzda dünya çapında büyük basketbolcularımızın sayısı artsın ve ülke basketbolumuz gelişsin?

Esasında yukarıdaki cevapta bu sorunuza da kendi fikirlerim doğrultusunda cevap vermiş oldum. Güvenmek ve şans vermek, bunun yanında da çok çalışmak ve çok çalışmak gerek.

* Size bir Euroleauge takımı verilmiş olsa ve bu takımı kurarken tamamen inisiyatif size bırakılsa nasıl bir takım kurardınız? Şu an olduğu gibi pahalı yabancı oyunculardan oluşan ve yerli oyuncuların figüran olduğu takım mı kurardınız, yoksa ülke basketbolumuz adına da katkı sunabilmek adına yerli oyunculara da takımda yer açar mıydınız?

Kendimce doğru bildiğim şekilde oluşturmak isterdim. Ama net olan Türk oyuncu grubunun figüran olmayacağı bir oluşum inşa etmeye çalışırdım.

* Şimdi ve gelecek adına antrenör olarak kariyer planlamanızı bizimle paylaşır mısınız?

Kısa vadede en büyük hedefim elimdeki oyuncu grubunun gelişimine daha çok yardımcı olmaya çalışmaktır. Biz sezon başından beri hiçbir maçta tam takım oynamadık. Umarım en kısa zamanda sakatlık sorununu sıfırlar ve bir daha bu sorunları yaşamayız. Maalesef ülkemizde uzun süreli programlama yapmak oldukça zor. Üstelik pandemi sürecinde akşama ya da sabaha ne olacağını belli etmiyor.

Saygıdeğer Hocam, bu güzel röportaj için çok teşekkür ederim. Ülke basketbolumuza kattığınız değer ve emeklerden dolayı size çok teşekkür eder ve çalışmalarınızda başarılar dilerim. 

Yorumlar Okunma: 2245