Kadın Basketbolu'ndan Notlar (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Kadın Basketbolu'ndan Notlar (Hayri Pekergin)

10-01-21 22:19
Uzun süreli okurlar bilir; Yazıların ağırlıklı konusu kadın basketbolu.

Kadın basketbolu ise “Basketbol” içinde, bir çok ölçüye göre görece marjinal bir büyüklüğe sahip.

Böyle olsa da basketfaul.com’un katkılarıyla yayınlanan bu yazıları sürekli takip eden belirli sayıda bir okur grubu var.

Bunun nedenlerinden biri 2000’lerin hemen başında “turkbasket.com” ile başlayan daha sonra TBF'nin resmi sitesi ve “basketfaul.com” ile devam eden yazıların bugüne kadar kesintisiz şekilde her hafta sizlere ulaşması.

Az önce arşivi kontrol ettim. Okuduğunuz satırlar 757. yazıya ait.

Yazıları takip eden okurlardan bana erişimi olanlar, son dönemde kadın basketbol liglerinin, takımların güncel durumunu detaylı ele almadığımın farkında.

Nedeni soruluyor.

Bunun başlıca nedeni, liglerde (KBSL – TKBL) sergilenen basketbol kalitesinin bireysel ve takım oyunu kulvarlarında geçmişi şiddetle aratacak şekilde aşağıya doğru gitmesi.

Dürüstçe söylemek gerekirse kadın basketbolunda yazacak olumlu şeyler bulmak giderek zorlaşıyor.

Burada görev sektörde görev yapan yerli oyuncular ve coachlara düşüyor.

Yerli oyuncular sahadaki performanslarıyla, seviyesi aşağıya inen ligde, önce maçların kaderini daha sonra takımların sezon içindeki pozisyonunu etkileyecek performanslar üreterek değer yaratmak zorunda.

Coachlar ise sonuç alan, göze hoş gelen, izleyenlere ve oynayanlara değer katacak şekilde takımlarına hakim olmak, bu satırların değerli okurlarının bir an duraksamadan baş tacı yapacakları isimleri ülke basketboluna kazandırmak durumunda.

Kötü gidişi durdurmak için elbet başka faktörler, tedbirler, şartlar, yapılacaklar var.

İşin esası sahadaki performans. Bu da yukarıda saydığım paydaşlara büyük sorumluluk yüklüyor.

Eğer kısa vadede, kadın basketbolu geri gidişini durdurmayı başaramazsa, seviyesi ve ortaya koyduğu değeri voleybol ile değil ülkemizdeki kadın hentbolu ve kadın futbolu ile kıyaslamaya başlayacağız.

Benden uyarması.

******

Yukarıdaki satırlarda “”Kadın basketbolu ise “Basketbol” içinde bir çok ölçüye göre görece "marjinal bir büyüklüğe sahip" demiştim.

Bu durum elbette sadece ülkemize has bir özellik değil.

ABD’den Avrupa’ya ve diğer kıtalara kadar ekonomik büyüklük, medya ilgisi, sporcu sayısı, sponsor yoğunluğuna kadar hemen hemen her yerde durum aynı.

Dolayısı ile sınırlı bir alan içinde hareket edildiği akıldan çıkartılmamalı.

Kadın basketbolunun süper ligi Herbalife Nutrition KBSL’ye bakarsak 14 profesyonel takım görüyoruz.

Bu takım sayısı yalnız bugünün koşullarında değil geçmişten bu yana Türkiye için fazla. Bu ise ligde toplam kaliteyi aşağıya çeken faktörlerden biri.

Bakın WNBA’ye.

Kaç profesyonel takım var? 12 Takım.

WNBA 1997 Sezonunda kaç takımla başlamış? 8 Takım.

Basketbolun beşiği her yıl kolejlerinden binlerce profesyonellik hayali kuran oyuncunun mezun olduğu dünyaya oyuncu ihraç eden ABD profesyonel liginde 12 takım var.

Onlar mı işi bilmiyor acaba?

Neden WNBA’de 12 takım? Çünkü oranın şartları finans, organizasyon, sürdürülebilirlik ve kalite anlamında daha fazlasını kaldırmıyor.

Ülkemizde sektörün içindeki herkes hem KBSL hem TKBL’de takım sayısının gerekenden fazla olduğunu, bu liglerin bu takımları finanse edemediğini biliyor.

KBSL’de her sezon erken havlu atan hatta lige geçmiş sezonların borçlarını ödeyebilmek için katılan takımlar var.

TKBL’de aynı şekilde. Bazı takımlar liglerin ilk haftasında havlu attı. Bazı takımlar da içinde bulunduğumuz haftalarda ayakta kalıp lige devam edebilmenin mücadelesini veriyor.

******

Yeni yılın ilk yazısında TBF’yi uyarmış kadın basketbolunda bölgesel ligleri göz ardı etmemesi gerektiğini nedenleri ile belirtmiştim.

Bunun nedeni erkeklerde TB2L’nin başlamasına rağmen TBF’den KBBL konusunda bir ses çıkmamasıydı.

Yazının hemen ardından, TBF’nin KBBL’ye aday kulüplere sağlık kriterleriyle ilgili bir yazı gönderdiği, ligin başlamasına yönelik planlama yapıldığı haberleri geldi.

Artık kadın basketbolundaki kısıtlı oyuncu sorununu daha da kötüye götüren bu konuda zaman kaybetmemek gerekiyor.

Zaman çabuk geçiyor. Ocak ayının sonu göz açıp kapayana kadar gelir.

TBF KBBL konusunda samimi ise anti covid protokolleri konusunda gerekirse KBBL’deki kulüplere maddi destek verip bu ligi başlatmalı.

Elbette bunu yaparken her geleni içeriye almadan kalite ve sürdürülebilirlik kriterlerini göz önüne alarak takım sayısını belirlemeli.

Buradan bir kez daha hatırlatıyorum.

******

Bugün hem erkek basketbolunda hem kadın basketbolunda karşı karşıya kalınan en büyük zorluklardan biri sahadaki istikrar.

Bugün tüm liglerde ilk bir iki takım dışında istikrar önemli sorun.

Tüm liglerde coachlar saha içindeki sorumluluğu genelde yabancı oyunculara bıraktığı için yabancıların performansındaki oynaklık istikrarı en çok etkileyen faktör.

Elbette bir çok faktör var.

Hastalık, sakatlık, yapılmayan ödemeler, başka farklı sorunlar. Eleştirmek için her durumda ayrı ayrı içeriden bilgi sahibi olmak lazım.

Bu da mümkün değil.

Bununla birlikte öyle görüntüler var ki?

Bir takımın lider yabancı oyun kurucusu orta sahayı geçiyor.

Topu veriyor. Gidiyor sahada bir köşede yanında savunması ile bekliyor.

Diğer tarafta oyun dörde oynanıyor. Tabii o oyuncunun takımının potaya aklı başında çalışılmış bir şut atması da mümkün olmuyor.

Sorarsanız oynadı ama etkili değildi. Kim bilir bu performansın ardındaki etkenler neler?

Maçlar seyircili olmasa da TV yayını, web yayını var.

İşin içindeki herkes bir şeylerin ters gittiğini görüyor.

Olmaz. Böyle görüntüler ligleri, kaliteyi aşağıya çeker.

İşte bu nedenle takım sayısında, üst liglerin finansal kriterlerinde seçici olmak önemli.

Sahada yürüyerek oynanan oyun içerik kalitesinin kral olduğu bu çağda hiç kimseye yarar sağlamıyor.

******

Peki hiç mi söz edilmeye değecek olumlu şey yok?

Elbette hayır. Sınırlı sayı da olsa ülkemiz basketbolu için olumlu şeyler, iyi örnekler var.

Mesela BOTAŞ cephesinde Işıl Alben’in sakatlığı sonrası oyun kurucu pozisyonunda tüm yükün üzerinde kaldığı oyun kurucu Büşra Akbaş.

26 Yaşındaki oyuncu, yaşanan sakatlıklar ardından alınan galibiyetlerde önemli pay sahibi oldu.

Bu hafta 80-75 kaybedilen Çankaya Üniversitesi maçında son haftaların üzerine yüklediği fiziksel baskı ağır basmış gözükse de alınan galibiyetlerde pozisyonundaki alternatifsizlik de göz önüne alınırsa payı büyük.

BOTAŞ Çankaya Üniversitesi maçı ise gerçekten ilginçti.

BOTAŞ kendi oynaması gereken, önceki haftalarda galibiyet getiren oyun anlayışını oyunun son bölümünde terk edip, basketbolu Çankaya Üniversitesi gibi oynamaya çalışınca kazanan Çankaya Üniversitesi oldu.

******

Son haftaların kayda değer işlerinden biri, coach değişikliği sonrası takımda süresi artan Melis Talay ve Fatmanur Karakaş’ın üzerindeki oyun kurucu oynama yükünü hafiflettiği Gökşen Fitik.

20 Yaşındaki guard sahada az iyi yaptığı işlerden biraz kurtulup çok iyi yaptığı işlere yönlendirilince içindeki skor gücü hemen ortaya çıktı.

Gökşen Fitik bu hafta deplasmanda kazanılan Beşiktaş maçını faul sorunu nedeni ile performans olarak pas geçse de üst sıralarda yer alan Galatasaray (18 sayı, 6 asist 4 ribaunt, 3 top çalma) ve Nesibe Aydın (16 sayı, 5 ribaunt, 6 asist,3 top çalma) maçlarındaki performansı shooting guard pozisyonunda umut verdiğini ortaya koyuyor.

Bu oyuncu topla kolaylık, dribling frekansı, alt ekstremite çabukluğu gibi çok çalışma ile ay bazında değil sezon bazında ilerleyebilecek yatırım alanlarını ihmal etmezse, ortalamanın çok üzerinde bir çizgiye sahip olma imkanı var.

Bunun için elbette oynadığı pozisyonda uzmanlaşmasına da imkan vermeye devam etmek gerekiyor.

******

Yenişehir Belediyesi Çukurova Basket takımında sezonun çıkış yakalayan isimlerinden bir diğeri Manolya Kurtulmuş.

Turgutlu Belediyesi ile başlayan basketbol yolculuğu, Alanya Belediyesi ve Elazığ takımında giderek artan tecrübeler 23 yaşındaki oyuncuya bu sezon istikrarlı bir skor performansı getirmiş durumda.

Çabuk ayakları, fast break koşularına yatkınlığı, bana göre en genç yaşından bugüne en önemli artısı olan özgüveni ve sorumluluk alma isteği, giderek istikrar kazanan şutu, bu oyuncunun önemli avantajları.

Manolya Kurtulmuş için bu çıkışı sürdürülebilir yapmanın yolu savunmada şu anda olduğundan daha fazla etki üretmek ve bazen olmadık top kayıpları yapmasına neden olan top kontrolüne yatırım yapmak.

Her gün çalışmak şartı ile sonucu uzun vadede alınabilecek bu iki gelişme alanında ortaya koyacağı ilerlemeler Manolya Kurtulmuş için “bu KBSL”de sonraki seviyeye kalıcı olarak yükselmek anlamına geliyor.

******

İki haftadan az bir süre içinde Euroleague Women’da ülkemizi temsil eden Fenerbahçe Öznur Kablo, Galatasaray ve İzmit Belediye Spor çeyrek final için belirleyici olan 2. etap maçlarına çıkacak.

Grubunda averajla 3. sırada bulunan Fenerbahçe Öznur Kablo önceki aylarda işaret edilen şekilde, saklı olan hamle hakkını yaptığı Iagupova transferi ile kullanarak hem takımda görece eksik olan deliciliği elde etti hem de Euroleague F4 hedefi için çok güçlü sayılmayacak pota altını dış pozisyonlarda artan etki ile dengeleme şansını arttırdı.

Sarı lacivertlilerin bu hafta Ankara deplasmanında Nesibe Aydın önünde görece zayıf performansı ELW için bir ölçü değil.

Bununla birlikte Ankara’da bileğinden sakatlık yaşayan Sabally’nin iyileşmesi Fenerbahçe Öznur Kablo açısından oldukça önem taşıyor.

Galatasaray cephesinde ELW 2. etap öncesinde takımdan ayrılan lider skorer Courtney Williams yokluğu zaten ideal konumda olmayan ofansif kimya üzerinde yeni bir zorluk yarattı.

Bu ismin yerine transfer edilen deneyimli forvet McCoughtry’nin ne ölçüde hazır geleceği, bu hafta uzatmada kazanılan Bellona Kayseri Basket maçında sol dizinde sorun yaşayan Hollingsworth’ün durumu ve dış rotasyonda kimyanın ne kadar gelişeceği sarı kırmızılıların Fransa’da oynayacağı ELW maçlarında oldukça belirleyici olacak.

twitter: @hayripekergin

 

Yorumlar Okunma: 4117