Oyguç: Bu kadar çok yabancı akıl dışı (Ebru Erdoğan) - BasketFaul.com

Oyguç: Bu kadar çok yabancı akıl dışı (Ebru Erdoğan)

26-12-20 02:09
Şimdilerde Anadolu Efes olsa da ismi Türk Basketbolunun efsane basketbol takımı Efes Pilsen’in efsane pivotu Tamer Oyguç ile içinde bulunduğu yeni oluşum Asya Kartallaırı’ndan Türk basketbolunun sıkıntılarına varan bir röportaj gerçekleştirdik.

Asya Kartalları Spor Kulübü’yle Tamer Oyguç’un yolu nasıl kesişti?
Uzakta kalmama rağmen gençlerin süre alamaması canımı sıkıyordu. Bu düşüncelerle çalışmalara hemen başladık. Efes Pilsen’den tanıdığım Menderes ve Bilal hocalarımız ile devamlı iletişim içindeydik. Menderes Gümüşdal'ın Bandırma’da spor okullarında görevliydi, İstanbul’da da kurmak için girişimi vardı. Kartal’da spor okulu bulunan ve yine eski arkadaşlarımızdan Erdem ve Vural hocalarımızın da katılmasıyla pandemi öncesi bir araya gelerek her şeyi hazırlamıştık. 

Pandemi sürecinde çalışmalara izin verildiği ilk gün antrenmanlarımıza geçtik. Biz aslında bölgesel ligden başlamayı planlıyorduk ancak bu ligin oynanmayacağı, en alt ligin bu sezon TB2L olduğu söylendi. TB2L’nin şartlarını sağladık. En başta çok genç bir kadro ile işe başladık. Rakiplerimiz çok güçlenince biz de kadromuzu ligde var olabilmek adına biraz daha güçlendirmeye çalıştık.

Asya Kartalları’nın hedefleri neler?
Altyapıdan gelerek, içimize sindirerek ve planlı programlı gidip içinde bulunduğumuz süreci atlatmak istiyoruz. Ama ilerleyen zamanda uzun sürede basketbol içinde var olmak ve yer almak istiyoruz. Geniş bir açımız var. Bünyemizde çok fazla genç oyuncu barındırmak istiyoruz. Bizim bir avantajımız var. Asya Kartalları çok genç bir kulüp olmasına rağmen bu takımın başında benim, Menderes Gümüşdal ve Bilal Han Duru’nun olması hem basketbol camiası içinde hem de federasyon bünyesinde çok fazla ses getirdi. Bu da bize güç veriyor. Efes Pilsen ekolünden gelen insanların bir araya gelip aynı mantaliteyle, aynı antrenman düzenini oyuncu ayırt etmeksizin sağlayarak bu işe girdik. "Hedefimiz büyük yolumuz uzun" sloganıyla yola çıktık. Bu kadrodaki hedef oyuncularımız 2000 ve 2002 doğumlu oyuncularımız. Bu oyuncular yabancıların olduğu yerlerde süre alamıyor. Ortada kaybolmaya yüz tutan gençlere süre vermek için yola çıktık. Zaman içerisinde de kalıcı olup altyapıdan da gençleri yetiştirip bu işi sürdürmeyi planlıyoruz.

Bu sene TB2L’deki spor okulu oluşumlarının daha fazla olduğunu görüyoruz. Bunun sebebi sizce nedir?
Bunun ilk sebebi basketbol birikimi olan insanların el atması ama spor okullarının özellikle bu pandemi sürecinde öğrenci kaybetmeleri de lige yönelmelerinde etkili oldu. Bu kısımda da genç antrenörler başta olmak üzere pek çok kişi çalışma imkanı bulamadı. 700-800 altyapı oyuncusu olan bir kulübün oyuncu sayısı 100-200’lere düştü. Burada hem oyuncular çok fazla kaybedildi, hem de bu işi sporun yanında para için yapan kulüplerde zarar gördü. Onlar da TB2L’ye yöneldiler. Sponsorlarla biraz ayakta durmaya çalışıyorlar. Bunun da basketbola iyi ve doğru bir biçimde yansıyacağını ve basketbolun altyapılardan daha toparlayarak geleceğini düşünüyorum.

TB2L’ye bu sezon baktığımızda geçtiğimiz sezonlara göre daha fazla katılım olduğunu görüyoruz. Ama pandemi sebebiyle sancılı bir başlangıç oldu. Sizce bu durum ligi nasıl etkiledi ?
Burada finansman konusu çok önemli . Birçok kulüpte özellikle şu dönemde artı yükler var. Buralarda sorunlar olmazsa bu seviyedeki basketbol devam eder diye düşünüyorum. TB2L’nin katılımının fazla olmasının bir sebebi de bölgesel ligin sene oynanamaması. Bölgesel ligde oynayan takımlarda bu sene TB2L’ye müracaat ettiler. 

Altyapılarda görev almış tecrübeli isimlerimizden biri olarak BGL’de oynayan genç oyuncularla TB2L’de oynayan genç oyuncuların basketbolunda nasıl farklar oluyor?
BGL’de oynayan oyuncular daha çok, büyük takımlar diye tabir ettiğimiz takım oyuncuları olduğu için basketbol beklentileri daha yükseklerde olan oyuncular. Basketbolu biraz daha üst seviyede oynayabiliyorlar. TB2L’de oynayan genç oyuncularımız üst liglerde çok süre bulamayan yetenekli oyuncular. Onlar da BGL takımlarında yer almayı tabii ki istiyorlar. BGL'de daha tempolu bir basketbol oynandığı için TB2L’den biraz daha gözler önünde.

Oyuncu olduğunuz dönemdeki imkanlarınız ile şu anki oyuncuların imkanlarını karşılaştırırsanız...
Benim oynadığım döneme göre inanılmaz avantajlara sahipler. Biz buz gibi salonlarda elimiz ayağımız soğuktan uyuşarak antrenman yapıyorduk. Yeterli malzememiz yoktu. Şimdiki gibi tempolu antrenmanlar yapamıyorduk. Kendi malzememizi kendimiz taşıyorduk. Şimdi altyapılarda bile baktığımızda herkesin malzemeleri yıkanıyor. Hepsi belirli ölçülerde para kazanabiliyorlar. Biz bugün oynanan bir NBA maçını Amerika’dan gelecek kasetleri bekledikten 15 gün sonra seyredebilirdik. Gençler şu an o maçları canlı olarak seyredebiliyorlar. Ama benim oynadığım dönemde arkadaşlık daha değerliydi. Hep beraber zaman geçiriyorduk. Şimdiki oyuncularımızın birbirleri arasındaki mesafeler uzak ama tabii ki avantajları da çok. Kişisel çalışma yaptıran antrenörler ile denge ve ağırlık çalışmaları yapabiliyorlar. Basketbol artık daha mekanikleşti. Herkes analiz yaparak oynuyor. İyi mi kötü mü bilmiyorum ama şimdiki oyuncular bize göre daha şanslı.

Eski bir uzun oyuncu olarak bugünkü uzunları nasıl buluyorsunuz? 18 Yaşında büyük çıkış yakalayan Alperen Şengün’e önerileriniz var mı?
Alperen Şengün’ü Banvit altyapısında oynadığı günlerden beri biliyorum. Çok doğru şekilde oynatılan, doğru şekilde gelişen bir oyuncu. Benim oynadığım dönemlerde olduğu yerden çok fazla hareket etmeyen, alçak postta topu alıp pas verilirse dönüp hook shut atan pivotlar yetişiyordu. Eskiden hücum süresi 30 saniye olduğu için basketbol biraz daha ağır çekim gibi oynanıyordu. Bireysel yetenekleriyle basketbol oynayan çok insan vardı. Şimdiki uzun oyuncuların hepsi dış atışlarda da başarılı olabiliyor. Biz 3 sayı denesek bize kızarlardı. Alperen çok zeki ve kıvrak zekaya sahip bir çocuk. 

Büyük oyuncu çıkarmakta zorlanan basketbolumuz için önerileriniz var mı?
Benim oynadığım zamanda takımlarda iki yabancı oynuyordu. Efes Pilsen’de Naumoski ve Larry Richard vardı. Biz 12 kişi değil 10 kişi sahaya çıkıyorduk. 7-8 kişiyle basketbol oynanıyordu. 10 kişinin 8 kişisi Türk 2 kişisi yabancıydı. Şimdiki takımlara bakıyorsunuz 5-6 oyuncu yabancı. Bu her seviyedeki takımlarda aynı. Maçlarda sahada 40 dakika içinde 10 tane yabancı gördüğümüz oluyor ve bunu adı Türk basketbolu oluyor. Bu bana tamamen akıl dışı geliyor. İlerleyen süreçte milli takımda oynayacak oyuncu bulamayacağız. Benim oynadığım dönemde herkes kendisine yer bulabiliyordu. Her oyuncudan faydalanılabiliyordu. Türkiye’deki antrenörlerin başında Demokles'in Kılıcı olduğu için başarılı olmak zorundalar gibi bir durum var. Antrenörler de oyuncu yetiştirmekten ziyade hazır kurulu oyunculara dönüyorlar.

Bir konuya dikkat çekmek istiyorum Shane Larkin çok beğendiğim bir oyuncu ama milli takımda Shane Larkin’in 25 sayı atıp da kazandığımız bir maçı ben Türkiye kazanmış gibi görmüyorum. Bu diğer devşirme oyuncularımız için de geçerli. Burası Türkiye Milli Takımı ise benim hislerim ile onun hislerinin aynı olmayacağını düşünüyorum.

Oyuncu olmak mı yönetici olmak mı daha zor ?

Yönetici olmak daha zor. Oyuncuyken antrenör sizi oyuna aldığında sahada gördüğünüz yanlışları düzeltebilme şansınız oluyor. Yönetici olup kenarda otururken bunu yapamıyorsun. Sahada oyuncuyken deşarj olmak daha kolayken yöneticiyken olamıyorsun. 

Yorumlar Okunma: 3502