Kısa (olmayan) notlar... Hayri Pekergin - BasketFaul.com

Kısa (olmayan) notlar... Hayri Pekergin

20-12-20 21:24

MÜCADELE

Basketbolda sahada ortaya konan mücadele hem oyunun kalite parametrelerinden biri hem de seyir zevkinin, içerik zenginliğinin ayrılmaz bir parçası. 

Son zamanlarda dikkatimi çok çeken konu, alt ligler olmasına karşı TBL ve TKBL liglerindeki mücadele düzeyinin ING BSL ve Herbalife Nutrition KBSL’ye göre çok daha yüksek bir seviyede olması.

Süper Liglerde oynanan çoğu maç, sonu baştan tahmin edilebilir durumda. 

Eğer maçın ya da takımın özel ajandası yoksa maçların çoğu basketbol severi “aç bırakan”  adeta bir formalite etkinliği kıvamında oynanıyor.     

Diyeceksiniz ki ; “Alt liglerde mücadele her zaman fazlaydı hatta yakın geçmişe kadar mücadeleden basketbol adeta hentbola eviriliyordu.”

Bu doğru.

Bununla birlikte mücadele seviyesi bağlamında süper lig – alt lig arasındaki ayrım hiç bu kadar fazla olmamıştı. 

Bu durumun süper ligleri aşağıya çeken, alt ligleri yukarı iten çeşitli tetikleyicileri olduğunu düşünüyorum. 

Eminim bu aralar kış uykusuna yattığından şüphelenmeye başladığım TBF, siz değerli okurlarımız  kadar bu tetikleyicilerin neler olduğunun farkında. 

Süper ligleri özellikle ING BSL’yi ateşleyecek bir şeyler yapmak gerekiyor. 

Benden hatırlatması. 


PROJE
Bilirsiniz bizim memleketimizde yukarıdan aşağı bir proje kültürü var. 

İş hayatında, dernek konumundaki spor kulüplerinde ya da spor federasyonları gibi yarı resmi statüdeki sivil toplum örgütlerinde yeni yönetimler daha göreve gelmeden projeler havada uçuşmaya başlar. 

Baştan iletişimi yapılan projelerin sonrasında kaç tanesinin hayata geçtiği, bunların performans kriterleri gibi şeyler toplumsal hafızamız lüfer balığından az fazla olduğu için çabuk unutulur. 

Bizim TBF de göreve geldikten sonra arka arkaya projeler ateşlemişti. 

İçtenlikle söylemek gerekirse, basketbolu yakın takip etmeme rağmen TBF’nin geçmişte iletişimini yaptığı çoğu projede gelinen aşamayı bilemiyorum. 

Bu nedenle ben kendilerine bir proje sunmak istiyorum. 

Çok da zor bir şey değil. Eminim çoğu okuyucu benzeri şeyleri benden önce aklından geçirmiştir. 

Proje Covid-19 salgını nedeni ile yerine konması telafi edilmesi olası mümkün olmayan değerli aylar hatta sezon kaybeden 2002-2007 arası yaş gruplarına yönelik U20-U19-U17-U15 ve U13 ligleri kurulması. 

Bu gençlerimiz şu anda çok değerli deneyim fırsatlarını, kendilerini geliştirme olanaklarını kaybetmiş durumda bulunuyor. 

Yapın bir proje. İletişimini sağlayın. Göreceksiniz ki karşınıza çıkacak maliyetler çok olmayacak.  
Ben böyle bir konuda gençlere kaynak aktaracak bir çok sponsor çıkacağına da inanıyorum. 

Belki bu sayede TBF sponsor havuzunu da genişletir ve “barter sözleşmeleri” kadar gerçek nakit kaynak getiren sponsorların sayısı artar. 

*****
 
KBBL 
Bilenler biliyor; Kadın basketbolunda oyuncu havuzumuz çok çok dar. 

Lütfen kimse sosyo kültürel yapı, Ankara’nın doğusu benzeri bahaneler bulmasın. 

Zira bunlar neden değil sonuç. 

Konunun, federasyonu çok daha organize ve kurumsal olan voleybolun basketbolun kullanacağı insan kaynağını tekeline alması gibi basit bir açıklaması var.  

Kadın basketbolu açısından altyapı tembeli, kaynak yoksunu kulüplerden, proje fakiri TBF’ye kadar pek çok neden neden sayılabilir.  

Covid-19 Salgını ile birlikte altyapı faaliyetleri de büyük ölçüde durunca hali hazırdaki oyuncu havuzumuz bizim evin yakınındaki Belgrat Ormanında bulunan su bendi gibi giderek küçülmeye başladı.  

Kuraklık tehlikelidir. Yavaş yavaş gelir. Ayrımına her zaman kolaylıkla varılmaz. 

Bununla birlikte geldiği zaman etkileri yıkıcı olur. 

Covid-19 Salgını ile birlikte bazı liglerin gecikmeli olarak başlamasına rağmen henüz TBF’den Kadınlar Bölgesel Basketbol Ligine yönelik bir açıklama gelmedi. 

Kadın basketbolunu takip edenler 2002-2004 yaş gruplarında bazı yetenekli ve şanslı oyuncuların Herbalife Nutrition KBSL ve TKBL gibi liglerdeki sınırlı sayıda takımda yer alabildiğini biliyor, görüyor. 

Bununla birlikte bu sayı kadın basketbolunu ayakta tutmak için yeterli değil. 

Sezona başlayan transfer yapan bazı KBBL kulüpleri TBF’den bir haber gelmeyince çalışmaları durdurdu. 

Şu anda parmakla sayılacak kadar KBBL takımı ekonomi tabiri ile nakit yakarak faaliyetlerine fedakârca devam ediyor. Bununla birlikte bu kaynaklar da sonsuz değil. 

Başta belirttiğim gibi ön plandaki elit seviyedeki isimler kendilerini bir şekilde kurtarmış görünüyor. 

Bununla birlikte oyuncu havuzunun küçülmesi, aşağıdan yukarı gelecek oyuncu sayısının azalması, zaten inişte olan kadın basketbolu adına gelecek açısından büyük bir tehdit.    

TBF’nin KBBL’ye yönelik olumlu bir açıklamayı derhal yapması bu zararların azaltılması için atılacak ilk adım olmalı. 

Haydi TBF!

 
 
SAKATLIK RİSKİ
Söz kadın basketbolundan açılmışken Herbalife Nutrition KBSL’de maçlara zorunlu olarak bir hafta ara verildiğini belirtelim. 

Planlamaya göre bu süre içinde Covid-19 vakaları nedeni ile ertelenen maçlar tamamlanacak ve ilk yarının son haftasına tüm takımlar maç eksiği olmadan girecek.   

İlk yarı sonu itibarı ile sıralamada ilk 8 takımın otomatik olarak Kadınlar Türkiye Kupası vizesi alması nedeni ile zorunlu olarak verilen bu ara takımların idman ve maç ritmini olumsuz şekilde etkiliyor sakatlık risklerini arttırıyor. 

Kasım ayı başındaki bir yazıda BOTAŞ’ı kadro oluşum ve bütçe stratejisi konusunda uyarmış, Işıl Alben, Bahar Çağlar, Tilbe Şenyürek gibi tecrübeli yerli oyuncuların sakatlık risklerinin, bu yapıda yükseldiğini belirtmiştim.

Bu isimlerin yanına vasat da olsa 1-2 yabancı eklenmesi, hiç olmazsa Ayşe Cora’nın kolundaki sakatlık sonrasında ön sahaya bir dış oyuncu alınması gereğinin altını çizmiştim. 

Yazının üstünden bir ay geçmeden BOTAŞ’da hem Işıl Alben hem Tilbe Şenyürek önemli sakatlıklar yaşadı.      

Hafta içinde oynanan erteleme maçında ise Bahar Çağlar daha ilk çeyrekte bir temas olmaksızın belindeki rahatsızlık sonucu oyun dışı kaldı. 

Kendisine geçmiş olsun. Umarım en kısa zamanda iyileşerek takımındaki yerini alır. 

Alben – Şenyürek ikilisinin sakatlanması ardından pozisyonu iyice kısa forvete evirilen Bahar Çağlar artan efor ve artan süre baskısı sonucu bu sakatlığı yaşadı. 

BOTAŞ’ın bir yabancı takviyesi yapması, derece, puan, sıralama kaygılarından bağımsız, elde kalan  oyuncuların sağlığı açısından önem taşıyor. 

Yıllardır oyuncularımız yabancıların sorumluluk ve yük yüklendiği liglerde top koşturuyor. Özellikle hücumda efor ve kullanılan topların büyük kısmı yabancı oyuncular elinden potaya gidiyor. 

Yerli oyuncularımızın maç içinde sorumluluklarının artması herkesin ortak beklentisi. 

Bununla birlikte bu sezon BOTAŞ, süre ve sorumluluğu yabancı oyuncular yerine bir geçiş dönemi olmaksızın yerli oyuncuları üzerine kurgulayınca tecrübeli isimler üzerindeki yükler çok arttı.   

Şunu da belirtmek gerekiyor;

BOTAŞ Takımı yazının başında belirttiğim mücadele yoksunu KBSL’de, oyunun her iki tarafını da en disiplinli oynayan, buna mücadele ve odaklılık kalitelerini ekleyen ekiplerden biri.

Kadro stratejisini ne kadar eleştirmek gerekiyorsa sahada ortaya konan basketbolu da o kadar alkışlamak gerekiyor.   

Oyun kurucu pozisyonunda bütün yükün üzerinde toplandığı Büşra Akbaş ve takımın tek yabancı oyuncusu Williams’ın başarısı büyük. 

Ayşe Cora’nın sezonun hemen başında yaşadığı sakatlık ardından şans bulan forvet Sehernaz Çıdal ve guard Erdenay Topçu, Tilbe Şenyürek ve Işıl Alben’in sakatlıkları ardından artan rolünün gereğini eksiksiz yerine getiren Marina Baş, sakatlık pahasına mücadeleden geri adım atmayan Bahar Çağlar alınan galibiyetlere sahada imza atan isimler.  

Bu isimlere son haftalarda verimi giderek artan 18 yaşındaki Pelin Gülçelik ekleniyor. 

Genç oyuncu, Bahar Çağlar’ın talihsiz sakatlık yaşadığı Hatay BŞB erteleme maçının son çeyreğinde kritik basketleri ile sonuçta pay sahibi oldu. 

Benim açımdan sevindirici yönlerden biri, sağ eli zaten çok güçlü olan Pelin Gülçelik’in artık sol eli ile de potaya gidebilme becerisini geliştirmiş olması. 

Güçlü fiziği, zıplama yüksekliği, istikrarlı şutu ve en önemlisi pull up ile kendi şutunu yaratabilme becerisi genç oyuncunun önemli artıları. 

Bu bölümü uzattım çünkü BOTAŞ cephesinde oyuncuların sağlığını riske atacak uygulamalar devam ediyor. 

Cuma günü Herbalife Nutrition KBSL maçında 25 dakika sahada kalan ve maça imza atan isimlerden Pelin Gülçelik, takım arkadaşı Erdenay Topçu ile birlikte tam 24 saat sonra bu kez BOTAŞ Gelişim takımının Çeşme Basketbol TKBL deplasman maçında sahaya çıktı. 

Maç yorgunluğu, yol yorgunluğu derken Çeşme’de oynana maçta Pelin Gülçelik 36 dakika, Erdenay Topçu ise 33 dakika sahada kaldı. 

Herkes biliyor ki süre ve sorumluluk alınan bir süper lig maçı ardından dinlenme günü gelir. 

Ben buradan BOTAŞ yönetimini oyuncuların sağlığını daha fazla öncelemeleri konusunda bir kez daha uyarmak istiyorum. 

Belirli bir seviyenin üzerinde gerçekten çok çok az oyuncumuz var. 

Bu konulara günlük haftalık değil daha geniş bir bakış açısı ile yaklaşalım.  

Lütfen bilimin ve mantığın gereğini yapalım.

twitter: @hayripekergin 
 

 

Yorumlar Okunma: 5252