Kemzura: Kader beni sürekli Türkiye'ye getiriyor - BasketFaul.com

Kemzura: Kader beni sürekli Türkiye'ye getiriyor

09-09-20 15:14

Kader, Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde yazgı, genelde kaçınılmaz kötü talih olarak açıklanmış. Ama Kemzura'nın yaşadıklarını kötü talih olarak değil parlak bir talih olarak açıklayabiliriz. Kestutis Kemzura kariyerinde üçüncü kez Türkiye'de çalışıyor fakat bu sefer ilk kez baş antrenör olarak... Ligin yeni takımı Petkim'in iddialı koçu Kemzura sorularımızı yanıtladı:


5-6 aylık bir aranın ardından basketbola döndük şu an nasıl hissediyorsunuz?
Herkes heyecanlı çünkü basketbolu hepimiz seviyoruz. Sıkıntılı olan şey hazırlanmak çünkü herkes normalde olduğundan geride. Tahtaya vuralım henüz sakatlık yaşamadık ve işler iyi gidiyor. Daha iyi bir gelişim göstereceğimizi söyleyebilirim bu dakikadan sonra ama genel olarak mutluyum.

Sakatlığa yatkın oyuncuların dışında artık normal oyuncularda da bol bol sakatlık görebileceğimiz iddia ediliyor. Sizin bu konuda fikriniz nedir?
Pandemi oyuncuları gerçekten çok kötü etkiledi. Karantinada şeklinizi kaybetmiş, kilo almış ya da ritmden düşmüş olabilirsiniz. Şimdi her oyuncumuzu kontrol ediyoruz ve olması gerekenden daha yavaş bir şekilde ilerliyoruz. Ufak tefek sakatlıklar var ama büyük bir sakatlıkla karşılaşmadık fakat basketbol bu tür büyük sakatlıkları maalesef bekliyor. Vücut alışkın olduğu düzenin çok dışına çıktı. Vücudunuz bir düzene girdiğinde onu korumak kolaydır ama şekil bozulduğunda geri döndürmek çok zordur.

Türkiye'de bir atasözü vardır "memleketiniz doğduğunuz değil doyduğunuz yerdir". Sizin de Türkiye ile ilgili ilginç bir durumunuz var. Koçluğa Beşiktaş takımında yardımcı antrenör olarak başladınız. Türkiye'de başka başarılar elde ettiniz. Sizce bu kader midir ?
Yıldızlar ve gezegenler bir araya geldi, bir şekilde Türkiye'de koçluğa başladım. Kader beni sürekli buraya getirdi. Milli takımlar ya da başka şekillerde hep buraya geldim. Burayı çok seviyorum, burada kurduğum iletişim çok özel diyebilirim. Burada olduğum dönemde de hep başarılı oldum. Mesele aslında çalışmakta, salondasınız ofistesiniz spor salonundasınız sürekli bir çalışma hali ve ailenizle geçirdiğiniz zamanlar oluyor. Burada olduğum için gerçekten mutluyum burada hep başarılı olmak istiyorum.

Ahmet Kandemir'le beraber tamamı Türk basketbolculardan oluşan bir takımda çalıştınız bu nasıl bir tecrübeydi?
Basketbol kariyerimi sakatlıklar yüzünden henüz bitirmiştim. Ahmet Kandemir beni çağırdığında mesela kros idmanında oyuncuları geçebiliyordum. Henüz basketbolu bırakmış biri için muhteşem bir olasılıktı. Federasyon küme düşme olmadığını açıklayınca Beşiktaş farklı bir yola gitti. Tamamı Türk oyunculardan gelişime açık isimlerden oluşan bir kadro kurdular. Koç ekibine ise uzmanlaşmış isimler almak istediler. Önceki yıllarda Praskevicius ile de çalıştıkları için bana ulaştılar ve kendimi de koçluğa hazırlarken böyle bir fırsatla karşılaştım. Tecrübesiz bir şekilde koç Kandemir'in yanına geldim, benim için harika bir deneyimdi. Genç oyuncularla çalışarak bildiklerimi paylaştım sonuç güzel oldu.

Dışarıdan bakanlar milli takım çalıştırmanın kolay olduğunu iddia ediyor. Kulüp ile Milli takım arasında nasıl farklılıklar var ?
Hiçbir şey kolay değil. Hatta milli takımda çalışmak biraz daha zor diyebilirim. Hele Litvanya gibi basketbolun din olarak gözüktüğü bir yerde çok daha zor. Herkes oynamayı biliyor, herkes oyunu anlıyor, herkesin basketbolla alakalı bir fikri var. Basketbol kültürünün o kadar iyi olmadığı Avusturya gibi bir yerde de çalıştım ama orası çok daha farklı bir zorluktu. Takımı sonuçta turnuvaya hazırlıyorsunuz ve bir maç kaybederseniz her şey biter. Çok kısa süreniz var ve her  zaman en iyiyi yapmak zorundasınız. Elinizdeki oyuncuların artı ve eksileri var, çok kısa sürede bunu en iyi hale getirmek zorundasınız. Kulüpte çalışırken çok daha fazla maç var ve telafi edebiliyorsunuz. Milli takımda bu yok, bu da zorluk seviyesini arttırıyor.

Avusturya ve Çekya gibi basketbolda çok söz sahibi olmayan ülkelerde de çalıştınız. Basketbol aşığı ülkelerde de çalıştınız. Bu ülkeler arasındaki farklılık nedir?
Nymburk ile ilgili bir şey söylemek istiyorum. Tamam ülkeleri dünyanın önde gelen basketbol ülkelerinden biri değil ama takımı kurarken lig için kurmuyorlar. Doğrudan Avrupa'da neler yapabileceğinize göre sizi değerlendiriyorlar. Ligde en büyük takımız ve pek fazla maç kaybetmiyorduk. İki sezonda toplam 1 mağlubiyet aldık. Ama hedef bu değildi. Hedefimiz Avrupa Kupaları ile VTB liginde başarılı olmaktı. 3 organizasyonda oynamak gerçekten yıpratıcı. Bir gün İtalya'da maça çıkıp, iki gün sonra Rusya'nın öbür ucuna gidiyorduk, sonra yine gelip ligimizde maça çıkıyorduk, sonra tekrar Rusya'ya gidiyorduk. Bu kadar yolculuğun yarattığı problemler oluyordu ama düşününce çok başarılı bir şekilde durumu idare ediyorlardı. Avusturya'ya geçersek orada ço kbüyük bir basketbol kültürü yoktu ama bazı iyi oyuncular vardı. Rasid Mahalbasic'i tanıyorsunuz hatta Poeltl'ı da düşününce yavaş yavaş gelişen bir basketbol ortamıydı. Bazı potansiyelli oyuncular var ama çalışmak çok zordu çünkü çok fazla problem oluyor. Rekabet ettiğiniz takımlardan daha güçlü değilsiniz

David Blatt ile ilgili konuşmak istiyorum. Daçka ile Türk basketbolunun en büyük başarılarından birine birlikte imza attınız. Belki de beklenmeyen bir başarıyla şampiyon oldunuz neler söyleyebilirsiniz?
Koç Blatt için her ortam böyledir. O imkansızları başarır. Onunla beraber çalışabilmek hayatımdaki en büyük şans diyebilirim. Rusya'da da beraber çalıştık sonra Daçka'ya gelip bir kez daha Avrupa kupası kazandık. İtalya'da şampiyonluğumuz da var. O her zaman mücadele ediyor ve ondan çok şey öğrendim. Bu kadar harika bir insan ve koçla çalışmak muhteşem bir şey. Ondan öğrendiğim tek şeyi kesin söyleyebilirim. Asla mücadeleyi bırakmamak. 

Petkim ile yeni bir maceraya atıldınız şu an ne hissediyorsunuz?
Yeni bir takım ve lige yeni yükselmiş bir takım. Hayat çok ilginç... Bir gün Euroeleague'de koçluk yapıyorsunuz, sonraki gün bir bakmışsınız lige yeni yükselmiş bir takımın başına geçmişsiniz. Bu noktada yaptığım tercihten mutlıyum, son derece gerçekçi ve güzel bir proje sundular. Bazen uzun süreler bekleyip işsiz kalabiliyorsunuz. Ben beklemek yerine bu güzel projenin başına geçmeyi tercih ettim. Burada insanlar gerçekten çok istekli gözüküyor. Bu takımın büyümesine ve gelişmesine katkı sağlamak istiyorum, bir sonraki seviyeye beraber çıkmak istiyoruz. Avrupa kupalarında değiliz ama hedef önümüzdeki sezon orada olmak. Yeni bir takım olabiliriz ama şimdiye kadar iyi çalıştığımızı iyi bir iş çıkardığımızı düşünüyorum. Takımda kalmış bazı oyuncular var, onlar da yardımcı oluyor. Hazırlıklara başlayalı çok olmadı, sıkı çalışıp ilerlemeye çalışacağız. Benim için basketbol bireysel değil takım sporudur. Takımı hep beraber yukarı çıkarmak için takım halinde oynamalıyız.  Agresif olarak topu iyi paylaşacağız ve sahaya iyi bir basketbol koymaya çalışacağız. Hazırlık maçlarında günden güne iyiye gidiyoruz, çok heyecanlıyız ve çok motive olmuş durumdayız. İşimiz kolay olmayacak biliyoruz ama saygı kazanmak istiyoruz. Sıkı oynayıp güzel basketbolla hep beraber olarak iyi şeyleri ortaya çıkaracağız.

İzmirle ilgili düşünceleriniz neler farklı ama çok güzel bir şehirde yaşayacaksınız?
İzmir'e henüz uyum sağlayamadım çünkü malum durumlardan ötürü yeterince vakit geçiremedim. İklimin çok güzel olduğunu söylediler ve yüzme gibi imkanlar var. Şu anda genel olarak idmanda vakit geçirdiğimiz için şehrin henüz tadını çıkaramadım ama seveceğime eminim.

Takım kaptanı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? Alt liglerde neredeyse bir efsane olarak hatta zaman zaman yabancı oyuncu gibi kabul edilen Hakan Yapar'ın liderliği ve bu takıma katkısı neler olabilir?
Çok güçlü bir karakteri olduğu ve kulübü sahiplendiği ortada. Gerçek bir savaşçı ve bazen ona diyoruz ki "senin belli bir yaşın var, vücudunu koruman lazım" ama o "hayır koç, herkes kadar çalışacağım" diyor ve beceriyor. Onun gibi oyunculara sahip olmak her takım için çok iyidir çünkü herkesi aynı noktaya getirebiliyor oyuncuların birbirine saygı duymasını sağlıyor.
 

Yorumlar Okunma: 3275