Ertuğrul Erdoğan, Zalgiris sürecini anlattı - BasketFaul.com

Ertuğrul Erdoğan, Zalgiris sürecini anlattı

22-07-20 21:54
Zalgiris Kaunas’tan teklif alan ancak daha önce Galatasaray Doğa Sigorta ile imzaladığı sözleşmede kaln imzalayan koç Ertuğrul Erdoğan, Tivibuspor’a o süreci anlattı...

* Ben Galatasaray kulübüyle kontratımı uzattıktan iki gün sonra Sarunas Jasikevicius’tan bir telefon aldım. Bizim ilişkimiz hiç kopmadı Fenerbahçe‘de çalıştığımız o sezondan sonra. İyi bir düzeyde arkadaşlığımız gelişti.
* Dedi ki ‘Beni Zalgiris‘in başkanı aradı. Telefonunu istedi, verdim. Kontrat altında olduğunu söyledim ama onlar da kulüpten izin alarak görüşmeleri devam ettirmek istiyorlar. Hazır ol. Sana bir teklif gelecek. Ben çok heyecanlandım.’ 
* Ben de dedim ki ‘Nasıl olacak ki? Ben sözleşme imzaladım. Bu saatten sonra nasıl olacak?’ Daha sonrasında yaklaşık 4-5 saat sonra Perşembe akşamı başkan aradı beni. Paulius Motiejunas… Ona da anlattım. Dedi ki ‘Sen bizimle görüşmek konusunda tamamsan biz kulüpten izin isteyeceğiz.’
* Ben de dedim ki ‘İki yıldır Galatasaray’da çalışıyorum. Müsaade ederseniz yönetimden ben izin isteyeyim, doğrusu bu olur. Onlar izin verirlerse siz konuşun, bakalım nereye gidecek.’ Basketbol şubesinden sorumlu arkadaşlarımızdan Oytun Özer var, onu aradım. Sağ olsun, çok müthiş destek oldu.
* Başkana telefon ettim. İşin doğrusu, sağlık sebepleriyle de çok rahatsız etmek istemiyorum kendisini. Sağ olsun, Mustafa Cengiz bana öyle güzel bir konuşma yaptı ki hakikaten tüylerim diken diken oldu.
* Geri döndüm, anlattım. Bir tek şey rica ettim. ‘Bu olursa tabii ki çok mutlu olurum. Kariyer açısından benim adıma çok önemli bir sıçrama noktası olur ama olmayacaksa çok kısa bir sürede halledelim ki -çünkü tam da transfer çalışmalarının ortasındaydım- hem bana, hem Galatasaray’a, hem de bir taraftan da Zalgiris’e zarar verecek bir sürece dönüşmesin. 2-3 gün içinde bitirelim’ istedim. Benim beklentim en geç Pazar akşamına kadar bitmesiydi.
* 2-3 kez görüştük. Birinde videolu bir konferans görüşmesi yaptık. Bana iki aday daha olduğunu söylediler. Normaldir, Zalgiris gibi bir takımda mutlaka Jasikevicius sonrası adayların olması beklenir. Elbette ben Litvanya’da çok tanınan, bilinen bir antrenör de değilim ama bu süreçte o kadar çok yazılıp çizildi ki bir anda insanlar beni orada tanımaya, fark etmeye başladılar.
* Pazartesi günü akşama doğru ben basın açıklaması yapmaya niyetliydim. Benden bir yarım gün daha rica ettiler ama kararsız olduklarını hissediyordum. Bir de sanıyorum kendi içlerinde farklı farklı düşünceler vardı. Olay bana ne kadar kuvvetli bir şekilde geldiyse, o kadar kuvvetli uzaklaştığını hissettim.
* Salı sabahı kalktığımda hala cevap yoktu ve ben basın açıklamasını yaptım. Nitekim benden yarım saat, bir saat kadar sonra da açıklamayı yapıp yeni antrenörü açıkladılar. Belli ki gece ABD ile bir görüşme yapıldı.
* Basında reddedildiği falan yazıyor ama öyle bir şey yok. Çok medeni, çok düzgün bir şekilde ilerleyen bir süreçti. Ama benim bir karar vermem gerekiyordu ve ben doğru kararın bu olduğu yönünde bir karar aldım. Onlardan da benim açıklamamdan sonra ‘Ne yaptın? Biz seninle anlaşmak istiyorduk’ gibi bir tepki gelmeyince benim hissiyatımın doğru olduğu ortaya çıkmış oldu.
* Bu süreç bence şöyle önemli: Biz Türk antrenörlerin de artık biraz sınırlarımızın dışında, biraz daha üst platformlarda yer almaya başlamamızın zamanı geldi. Ben o açıdan çok heyecanlanmıştım. Çünkü bu belki de bir milat olacaktı. Zalgiris gibi bir takımın başına Türk antrenörün geçme ihtimalinden Haziran ayında bir televizyon programında bahsetsek insanlar pek ciddiye almazdı herhalde ama işin bu noktaya gelmesi bence çok önemli.
* Jasikevicius da sağ olsun çok destek oldu. Daha sonrasında da konuştuk zaten, süreci değerlendirdik. Onun da bazı yorumları oldu. Ben o yorumlara katılıyorum ama tabii dediğim gibi bu bir tercih meselesi. Zalgiris tercihini Schiller’den yana kullandı. Zaman gösterecek. Hiçbir tercih için doğru veya yanlış diyemiyorsunuz, ancak tecrübelerden sonra anlayabiliyorsunuz. Dolayısıyla belki ben gitsem iş tersine gidecek ve kötü olacaktı. Gitsem belki sezonu bitirecektim.

* Ben olsun diye aslında bütün şartları da zorladım ama günün sonunda oradaki karar biraz başkan ve iki çalışanla alınmış bir karar. Ama tekrar ediyorum, benim için keyifli bir 4-5 gün oldu. Adımın orada anılması vesaire… Ayrıca tecrübe de oldu. İlk kez böyle bir görüşme yaptım. Çünkü bizde genelde yöneticiler arar ve siz anlaşırsınız, Türkiye’de böyledir. Enteresan, NBAvari bir süreç oldu. 

Yorumlar Okunma: 3519