Basketbolumuzda da Radikal Kararlar Alınmalı (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Basketbolumuzda da Radikal Kararlar Alınmalı (İlker Yıldız)

09-07-20 17:15
CIES Futbol’un 55. aylık raporunda yayımlanan, 2019 takvim yılı boyunca dünya çapında tüm kıtaları kapsayan 93 ülkeden 132 üst veya ikinci liginde oynamış 55.865 futbolcunun ülkelere göre incelenmesi neticesinde ülke futbolumuzda bir kez daha üretici değil tüketici bir zihniyetin hâkim olduğunu üzülerek görüyoruz. Bu geniş ve detaylı araştırma sonucunda ülke futbolumuz açısından öz kaynaklara gerekli önemin verilmediğini de somut bir şekilde görmüş olduk. Oysa ülke futbolumuz, kendi adına oluşan para hacminin (yayın gelirleri, sponsor gelirleri, seyirci hasılatı, ürün satışları vb.) ve medya ilgisinin (futbolun görsel ve basılı yayınlarda işgal ettiği yer) yanında, ürettiği değerler açısından bir orantısızlık yıllardır göze çarpıyordu. Ülke futbolumuza duyulan ilgi (basketbolumuz için de geçerli) ile futbolumuzun ürettiği değer arasındaki orantısızlık, genel anlamda çözülmeyi bekleyen en önemli sorunlarımızın başında gelmektedir. Ülkemizde insanların futbola olan yoğun ilgisine karşılık, ülke futbolumuz ise bu ilginin karşılığı olarak değer üretmekten çok uzak ve ağırlıklı olarak tüketici konumundadır. Oysa kulüplerimiz üretici olmuş olsalar yani öz kaynaklara ehemmiyet gösterip sistemli bir şekilde üst düzey oyuncular yetiştirmiş olsalardı hem kendi kulüplerine hem de ülke futbolumuza değer katmış olurlardı. Aşağıdaki tabloda yer alan üretici ülkelere baktığımızda bu ülkelerin aynı zamanda da dünya futbolunda söz sahibi ülkeler olduğunu görüyoruz. Kısacası dünya çapında bir yerinizin olmasını istiyorsanız ilk önce siz kendi gençlerinize değer vereceksiniz ve öz kaynaklara önem vereceksiniz, sonra da bunun karşılığı olarak hem dünya sırlamasında en üstlerde olursunuz hem de bu sayede gerçek bir değer görürsünüz. Marka değeri dediğimiz şeyde tam olarak budur, yani dünya çapında ne değerler ürettiğindir. Aksi halde sadece suni parasal güce dayalı olarak kalıcı bir değer üretemezsiniz. 

2019 yılında dünyanın hemen hemen çoğu ülkesinde oynanan en üst iki profesyonel futbol liginde süre alan oyuncuların sayısının ülkelere göre sıralamasında maalesef Türkiye ilk 20 sırada bile bulunmuyor. Kısacası dünya futbolunda üretici ülkeler arasında ilk 20'de bile yokuz. Üstelik bu üretkenlik sıralamasında çoğu ülkenin sadece en üst bir profesyonel ligi değerlendirmeye alınırken, bizim hem Süper Lig hem de TFF 1. Liginde oynayan Türk futbolcular değerlendirmeye alınmasına rağmen oluşan tablo bu şekilde ve durumumuz da içler acısı. 

2019 yılında Türkiye Futbol Süper Liginde süre alan 591, TFF 1. Ligde süre alan 666 olmak üzere ülkemizin en üst iki profesyonel futbol liginde toplamda 1257 futbolcunun süre aldığını görüyoruz. 2019 yılında dünyada hemen her ülkenin en üst iki profesyonel liglerinde forma giyen futbolcuların ülkelere göre sıralamasında 20. sırada olan Portekiz'in toplam 824 futbolcusu olduğunu görüyoruz. Sıralamada bizim ilk 20'de bile olmadığımızı düşünürsek, demek ki 2019 yılında dünya liglerinde süre alan Türkiye uyruklu olan futbolcuların sayısı 800'lerin altında. Kısacası; Süper Lig + TFF 1. Lig + Yurt Dışında forma giyen futbolcularımızın sayısı 800'ün altında. Küçük bir matematik hesabına göre ise Süper Lig + TFF 1. Ligde forma giyen yabancı sayısı neredeyse bizim bütün dünya liglerinde forma giyen Türk futbolcuların sayısının yarısı kadar! Düşüne biliyor musunuz, sizin dünyaya sunduğunuz ve ürettiğiniz değerlerin sayısı (gurbetçi futbolcularımızı düşünürsek işler daha da vahim bir hal alır), neredeyse sadece kendi liglerinizdeki yabancı oyuncuların sayısı kadar! 

Maalesef bu veriler sayesinde bir kez daha üzülerek görüyoruz ki, ülke sporumuzun gelişimi açısından en önemli olan altyapının ve öz kaynakların verimli bir şekilde kullanımı kulüplerimizin birçoğu tarafından önemsenmemektedir. Futbolda Altınordu, basketbolda da Teksüt Bandırma BK gibi bu ülke sporu için değer üreten kulüplerimizi desteklemek, teşvik etmek ve bu tür kulüplerin sayısını arttırmak gerekirken hatta ülke sporumuzun geleceği adına bir zorunlulukken, maalesef bu işe büyük bir özveri ile soyunan bu kulüplerimizin kıymeti yeterince bilinmemektedir. Bu tür kulüplerin kıymetini bilecek olanlar ve diğer kulüpleri de bu yönde teşvik edecek olanlar hiç kuşkusuz FEDERASYON YÖENTİMLERİDİR. Ama görüyoruz ki bu ülke sporuna değer üretmeyen ve tüketici olan anlayış ise ödüllendirilirken, üreten anlayış ise adeta negatif ayrımcılığa uğruyor. Spora ve özelde basketbola bakış açımız ve zihniyetimiz zamanla üretenin yanında olmak yerine tüketene prim vermeye başlıyor. Bu sayede güçlenen tüketici zihniyet de üreten zihniyet üzerinde tahakküm kurup, üreticiliğine mâni olmaya başlıyor.  

Futbolda tüketici olduğumuz dünya çapında yapılan bu detaylı araştırma ile adeta resmileşirken, benzer bir araştırma basketbol için de yapılmış olsaydı hiç kuşkusuz ülke basketbolumuz adına çok daha vahim bir tabloyla karşılaşırdık diye düşünüyorum. Çoğu kulübümüz 5 yabancı istiyor, Avrupa'da başarı kovalamak için bu gerekiyor şeklinde bahanelere sarılmak yerine, bu kulüplerimize 4 yabancı yeter 5 yabancı yerine kalan bir ve daha çoğunu da siz üretin diyebilmeliyiz. Ülke basketbolumuza iki-üç yılda bir olsa da bir tek üst düzey oyuncu bile yetiştirmemiş, yetiştirdiği oyuncuları geliştirememiş, yabancı oyuncuyu ve kendine yabancılaşan anlayışı hâkim kılmış, hiçbir verim alamayacağını bile bile yerli oyuncularına yıllık bir milyon TL'den fazla para vererek benche mahkûm etmiş ve bu sayede piyasada yerli oyuncular hak etmedikleri çok yüksek ücretleri alıyorlar algısını yerleştirmiş anlayışla yönetilen maalesef birçok kulübümüz var. Bu anlayışla yönetilen kulüplerimizin ülke basketbolumuz adına kalıcı bir şeyler bırakacağını düşünmek büyük bir hayalcilik olur. Ama daha da kötüsü, tüketici bir anlayışla yönetilen kulüplerimizi ülke basketbolumuz adına da değer üreten aşamaya getirme imkânı ve yaptırımına sahip olup da bunu kullanmayanlar asıl sorumlu olanlardır. 

Futbolda geç de olsa kulüplerimizin üretici olmaları adına radikal önlemlerin alınmaya başladığını görüyoruz. Türkiye Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun 08.07.2020 tarihinde Riva Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde yapmış olduğu toplantıda alınan kararlar bunun açık göstergesidir. Alınan bu kararların en önemlileri yabancı oyuncu sayısının kademeli olarak her yıl ciddi sayıda azaltılacak olmasıdır. Ama bence daha da önemlisi Süper Lig kulüplerinin, 2021-2022 sezonunda ilk 11'de alt yapıdan yetişmiş 01.01.2000 ve daha sonra doğmuş bir futbolcu ve 2022-2023 sezonunda ilk 11'de alt yapıdan yetişmiş 01.01.2002 ve daha sonra doğmuş iki futbolcu bulundurulması zorunluluğu getirilmesi olmuştur. Futbolda radikal bir şekilde üretenlerin ödüllendirildiği bir sistemin ilk adımları atılmaya başlandı. Bu da sporun her dalında yavaş yavaş tüketim anlayışına sahip zihniyetin geride kalacağının bir işareti olarak görülmelidir. Benzer kararların ülke basketbolumuz adına alınması da önem arz etmektedir. 

Futbolda radikal tedbirler geç de olsa alındı, sıra benzer radikal tedbirlerin geç olmadan basketbolda da alınmasında… 

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla.  

Yorumlar Okunma: 2731