“TBSL, Avrupa’nın En İyi Üç Liginden Biri Retoriği” (1) İlker Yıldız - BasketFaul.com

“TBSL, Avrupa’nın En İyi Üç Liginden Biri Retoriği” (1) İlker Yıldız

26-05-20 15:36

 Türk basketbolunun ve Avrupa basketbolunun son 25-30 yıllık sürecini “aura” kavramı temelinde dört yazı dizisiyle incelemeye ve değerlendirmeye çalıştıktan sonra, şimdi de başka bir kavram olan “retorik” kavramı temelinde ülke basketbolumuzu incelemeye ve değerlendirmeye çalışacağım. “Basketbolumuzdaki Retorikler” başlıklı iki yazı dizisi hazırladım; ilki “TBSL, Avrupa’nın En İyi Üç Liginden Biri Retoriği”, bu yazıdan sonra yayımlanacak olan diğeri de “Altın Jenerasyon Retoriği” başlığını taşıyor. İlk önce retoriğin tanımını ve bu yazı dizisinde benim kullanacağım retorik tanımının anlamına hep birlikte bakalım.


Çeşitli kaynaklara baktığımızda aslında “retorik”in birçok anlamının olduğunu görüyoruz. Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde iki anlamına yer verilmiş: “1) (isim, edebiyat) Güzel söz söyleme, hitabet sanatı, 2) (isim) Söz sanatlarını inceleyen bilim dalı, belagat”. TDK sözlüğünde retorik’e karşılık olarak kullanılan belagat kelimesinin dört anlamından birisi ise “iyi konuşma, sözle inandırma yeteneği” olarak tanımlanmakta. Ülkemizin önemli felsefecilerinden Ahmet Cevizci’nin hazırlamış olduğu felsefe sözlüğünde ise retorik kelimesinin yaklaşık bir sayfalık tanımında dikkat çeken kısım, modern dönemde geçerli olan tanımlama. Bu tanımlamaya göre; “dilbilgisinden, dili doğru bir biçimde kullanmaktan ziyade, bilimsel söylemle karşıtlaştırılan retorik, hakikati aktarmayan, etkileyici ve abartılı mesajlar bütününü tanımlar” şeklinde yer verilmekte. Bunun yanında özellikle felsefecilerin retorik kavramına bakış açılarının ise daha çok; “retorikte, karşıdaki kişiyi ikna etmek önemlidir, fikrin ne kadar doğru olduğu değil” şeklinde olmuştur. Yazılarımda kullanacağım retorik kavramı, birçok felsefecide olduğu gibi “karşıdaki kişiyi, güzel ve ikna edici ağdalı sözlerle etkilemeye çalışılan ama gerçekte içi boş olan sözler" anlamında kullanılacaktır.
 
 
Kendimize Yabancı Kaldığımız Bir Lig: TBSL
Bizler kendi değerlerimize sahip çıktığımız taktirde başkaları da bize değer vermeye başlar. Çünkü kendi değerlerimize sahip çıkarak, aynı zamanda da o değerlerimizin niteliğini arttırmayı da öncelik haline getiririz. Bakış açımız önce kendimizden başlayarak yani içten dışa doğru olmalıdır. Böylece öncelikle kendimize bakar ve kendimize çeki düzen vermek adına da fırsat bulmuş oluruz. Basketbol adına içe bakışımızdaki yani ülke basketbolumuzun durum değerlendirmesini en net bir şekilde yapabileceğimiz ilk yer hiç kuşkusuz kendi en üst ligimiz olan Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi (TBSL)’dir. Bu da ülkemizin en üst seviyedeki profesyonel ligi olan Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi’ndeki yerli oyuncularımızın durumuyla ilgili yapacağımız detaylı bir incelemeyle olacaktır. Her insanın yaşam tarzının en açık şekilde göstergesi olacak yer hiç kuşkusuz kendi evidir. Bunun gibi ülke basketbolumuzun da adeta aynası olan yer kendi ligimizdir. Ligimizde ev sahibi konumunda olması gereken yerli oyuncularımız eğer misafir konumuna düşmüşlerse, o ülkenin basketbolunun geleceğinin vay haline dememizde yanlış olmayacaktır. TBSL, 2001’den başlayarak ve özellikle de 2010’dan sonra adeta yerli oyuncuların misafir, yabancı oyuncuların ise ev sahibi konumuna geldikleri bir lig durumuna geldi. Biz kendi evimizde kendi değerlerimizi yetiştirebilme imkânı bulamayacaksak, o zaman Türkiye Basketbol Süper Ligi demenin de çok bir anlamı olmasa gerek. TBSL’yi, ev sahibinin misafirler tarafından kapı dışarı edilmesi durumuna benzetebiliriz. Şükürler olsun ki mevcut federasyon son iki sezon yabancı sayısını altıdan beşe düşürerek bu gidişata bir nebze de olsa dur deme cesaretini gösterebildi.

Türkiye Erkekler Basketbol Süper Ligi’nin son üç sezonuna baktığımızda mevcut federasyon yetkililerinin son iki sezonda almış olduğu önlemler sayesinde gerek yerli oyuncu sayısında gerekse de yerli oyuncularımızın istatistiklerinde önemli artışların olduğunu görüyoruz. Ancak bununda yeterli olmadığı bir gerçek. Koronovirüs salgını sürecinden sonra birçok kulübümüzün ekonomik açıdan zor günler yaşayacağı bir döneme girileceğini tahmin etmek zor olmasa gerek. Bu süreci hem ülke basketbolumuzun gelişimi hem de kulüplerimizin iyiliği için şimdiden iyi bir şekilde planlamalı ve yabancı oyuncu sayısının 4’e hatta 3’e düşürülmesi için gerekli çalışmaların yapılması gerekir. Daha önceki yazılarımda sıkça ifade ettiğim gibi, TBSL’de yabancı oyuncu sayısının birkaç yıl aralıklarla değiştirilmesi yerine, bir standarda kavuşması ve en fazla da dört ile sınırlandırılması gerekir. Ayrıca yerli oyuncularımızın gelişimi adına imkân bulmaları için bu dört yabancı oyuncunun en fazla ikisinin Avrupa kıtası dışından olması gerektiğini de belirtmiştim. Ancak bu sayede süre ve sorumluluk alabilme imkanına kavuşabilecek olan yerli genç oyuncularımız hem Avrupa basketbolundaki meslektaşlarıyla hem de dünya ölçeğindeki yabancı oyuncularla aralarındaki farkı kapatabilecek konuma geleceklerdir. 

NCAA’de oynadıktan sonra ve neredeyse basketbollarının olgunluk yaşlarının başlangıcı olan 23-24 yaşlarındaki çoğu da atletik olan Amerikalı oyuncularla, bizim 18-19 yaşındaki genç yerli oyuncularımızı aynı kefeye koyup, rekabet etmelerini istemek hiçbir basketbol aklına sığmaz. Bu nedenle de 18-19 yaşındaki yetenekli oyuncularımızı yabancı oyuncularla rekabete sokmak yerine, hatalar yaparak basketbollarını olgunlaştıracak ve eksikliklerini giderebilecek ortamları hazırlamalıyız. Ancak bu sayede yerli oyuncularımızın TBSL’de daha fazla süre ve sorumluluk almaları adına önlerinin açılmasına fırsatlar sunmuş oluruz. Aksi halde TBSL’nin Avrupa’nın en iyi üç liginden birisi olma retoriği ile kendi kendimizi kandırmış olur ve ülke basketbolumuzda büyük oyuncular yetiştirme imkanından mahrum olarak, basketbolumuzun aura kaybına da göz yummuş oluruz.

Aşağıda TBSL’nin son üç sezonunda yerli oyuncularımızın takımlarına katkıları yüzde olarak verilmiştir. Bu yüzdelere baktığımızda yerli oyuncularımızın takımlarına olan sayı katkılarının sadece %28,25’de kalması ile NBA oyuncularımızın olmadığı 2021 Avrupa Şampiyonası Elemeleri’nde A Erkek Basketbol Milli Takımımızın oynadığı Hollanda ve İsveç gibi güçsüz rakiplere karşı bile kriz anlarında sayı üretmekte zorlanması arasında ne kadar büyük bir ilişki olduğunu rahatlıkla görebiliriz.

 

TÜRKİYE ERKEKLER BASKETBOL SÜPER LİGİ'NİN SON ÜÇ SEZONUNDA
YERLİ OYUNCULARIMIZIN NORMAL SEZONDA TAKIMLARINA İSTATİSTİK YÖNDEN KATKILARI (%)
SEZON
TAKIM
SAYISI
OYNANAN
HAFTA
YERLİ
OYUNCU
SAYISI
YERLİ
OYUNCU
(%)
YABANCI
OYUNCU
SAYISI
YABANCI
OYUNCU
(%)
TOPLAM
OYUNCU
SAYISI
MAÇ
SÜRE
SAYI
SR
HR
TR
ASİST
BLOK
TK
FAUL
VERİM
2017-2018
16
30
129
49,62%
131
50,38%
260
43,68%
28,62%
22,66%
-
-
23,03%
27,02%
-
-
-
-
-
2018-2019
15
28
139
56,05%
109
43,95%
248
53,79%
38,78%
32,14%
35,15%
38,63%
36,13%
38,59%
30,48%
39,45%
38,46%
45,73%
32,47%
2019-2020
16
23
141
54,86%
116
45,14%
257
52,88%
37,40%
31,11%
34,60%
36,10%
35,01%
37,30%
29,35%
36,82%
34,93%
43,10%
31,78%
TBSL SON ÜÇ SEZONUNDA
YERLİ OYUNCULARIMIZIN
TAKIMLARINA KATKILARI (%)
409
%
53,46
356
%
46,54
765
%
49,73
%
34,53
%
28,25
%
34,89
%
37,46
%
30,67
%
33,98
%
29,94
%
38,21
%
36,75
%
44,46
%
32,15
Açıklamalar:
1) TBF tarafından Türkiye Basketbol Süper Ligi'nde takımların maçlarda oynatabileceği yabancı sayıları, 2017-2018 sezonunda 6, 2018-2019 ve 2019-2020 sezonlarında ise 5 olarak sınırlandırılmıştır.
2) 2019-2020 sezonu koronovirüs salgını sebebiyle 23. haftaya kadar oynanabilmiştir. 01 Mart 2020 tarihinde oynanan Meksa Yatırım Afyon Belediyespor Kulübü–Fenerbahçe Beko Spor Kulübü (BSL) müsabakası ise TBF Yönetim Kurulu tarafından kural hatası yapıldığı kanaatiyle müsabakanın tekrarına karar verilmiştir. Bu nedenle her iki takımımızın istatistikleri, 22 haftalık istatistiklere göre hesaplanmıştır.
3) a) 2017-2018 sezonu istatistiklerinde; Ali Muhammed (Fenerbahçe Doğuş), Emir Preldzic (Galatasaray Odeabank), Kristijan Nikolov (Yeşilgiresun Belediyespor), Ahmet Duverioğlu (Fenerbahçe Doğuş), Orhan Aydın Haciyeva (Gaziantep Basketbol), Ozan Anton Odabaşı (Trabzonspor) ve Ersin Dağlı (Sakarya Büyükşehir Basketbol)'ya Türk statüsünde yer verilmiştir. İsmi geçen oyuncular, yukarıdaki tabloda "Yerli Oyuncu" istatistikleri kısmında değerlendirilmişlerdir.
b) 2018-2019 sezonu istatistiklerinde; devşirme oyuncularımız Emir Preldzic (Bahçeşehir Koleji) ve Ali Muhammed (Fenerbahçe Beko)'e Türk oyuncular kısmında yer verilmiştir. Ahmet Düverioğlu (Ürdün) ve Orhan Haciyeva (Azerbaycan)'ya ise yabancı oyuncular kısmında yer verilmiştir.
c) 2019-2020 sezonu istatistiklerinde; devşirme oyuncularımız Ali Muhammed (Fenerbahçe Beko) ve Deshane Davis Larkin (Anadolu Efes) de dahil olmak üzere ligde Türk statüsünde oynayan oyuncularımız Ahmet Düverioğlu (Fenerbahçe Beko, Ürdün), Mahir Ağva (Darüşşafaka Tekfen, Almanya), İsmet Akpınar (Beşiktaş Sompo Sigorta, Almanya), Orhan Aydın Haciyeva (Gaziantep Basketbol, Azerbaycan) ve Thomas Akyazılı (Bahçeşehir Koleji, Belçika)'ya istatistikler hesaplanırken yabancı oyuncular kısmında yer verilmiştir.

 

Türkiye Basketbol Süper Ligi için belki de 10-20 yıl sonra yeni bir isimlendirme bulacağız ve “Süper” ile yetinmeyip “Mega” veya başka bir isimlendirme arayacağız! Ligin adı ne olursa olsun sürekli olarak (biz dahil dünyanın birçok ülkesinde hemen hemen çoğu spor branşındaki liglere böyle isimler veriliyor, acaba neden?) yapılan isim değişiklikleri ile adeta modernleşmeci ve şekilci bir ilerleme(!) anlayışı güdülmekte. Üstüne üstlük de “süper” veya “mega” eki her gelişinde aslında kendi ülke sporunuzun gerçek seviyesini de bir o kadar temsil etmemeye başlıyorsunuz (bakınız futbol ve basketbol liglerimiz). Sosyolojik olarak baktığımızda 2000’li yılların başında kişisel gelişim furyası ile birlikte bireyselleşme de daha doğrusu “bireyselleşememe” de yoğun bir şekilde bizlere dayatılmıştı. Bu durumun öncesi ve sonrasındaki farkını en iyi görecek grupların başında da antrenörleri (öğretmenler) görebiliriz. Bizlerden, en ufak sorununu bile çözemeyen ve hemen psikolojileri bozulan çocuklarımızın hep “süper” olduklarını, hak etsinler ya da etmesinler her şeye layık olduklarını ve adeta ne isterlerse yapabileceklerini söylememiz istenmişti. Sonrasında da sorumsuzluğu özgürlük olarak algılayan bir nesille karşı kaşıya kaldık. Bu yaklaşım gençliğin gerçeklerle ve toplumla olan bağının neredeyse kopmasına sebep oldu. Gençler gerçeklikten kopuk bir şekilde yalnızlaştılar ve hem kendilerine hem de topluma yabancılaştılar. Ligimiz için de aslında aynı durum geçerli; “Süper Lig!”, artık neredeyse her isim değişikliğinden korkar olduk! Çünkü ligimiz kendi olmaktan ve bizim olmaktan da gitgide uzaklaşmaya başladı. Yabancı sayısı arttıkça arttı, kulüplerimiz hesapsızca para savurmaya başladılar ve sonrasında da malumunuz ya birçok kulübümüz kapandı ya da profesyonel anlamda faaliyetlerine son verdiler. Oysa her kulüp haddini bilerek plan dahilinde bir bütçe ile yapılanma içerisine girmiş olsaydı, liglerimiz bu hale gelir miydi? Ama Avrupa’nın en iyi üç liginden biriyiz ya, biz “süperiz” ya…

TBSL’de İstatistik Liderliğinde Yerli Oyuncularımız
Yazımda daha önce bahsettiğim gibi TBSL’de son iki sezon yabancı oyuncu sayısının 5’e düşürülmesiyle birlikte, yerli oyuncularımızın istatistiklerinde de ciddi gelişmeler kaydedilmişti. Ancak bunun şu an için ülke basketbolumuzun iyi bir konuma gelmesi açısından yeterli olduğundan söz edemeyiz. Aşağıda yer alan tabloda bu sezon TBSL’de en iyi istatistiklere sahip olan ilk üç yerli oyuncumuzun; toplam süre, toplam sayı, toplam ribaunt, toplam top çalma ve toplam verimlilik puanlarına göre sıralaması yer almakta. Bu istatistiklere baktığımızda ilk dikkati çeken unsurun, istatistiklerin en üstünde yer alan yerli oyuncularımızın çoğunun yaş ortalamasının 30 ve üzerinde olduğudur. Diğer bir dikkat çekici durum ise 2021 FIBA Avrupa Şampiyonası Elemelerinde oynadığımız ve kaybettiğimiz Hollanda ve İsveç maçları kadrosundaki oyuncuların tamamının TBSL’de oynamasına rağmen, TBSL’de istatistiklerin en tepesinde yer alan; Cevher Özer, Barış Ermiş, Mehmet Yağmur, Mert Celep ve Doğuş Özdemiroğlu gibi oyuncuların bu maçların kadrosuna alınmamış olmasıdır. Hatırlanacağı gibi Sinan Güler ise A Milli Takım kariyerini daha önce sonlandırdığını açıklamıştı.
 

 

2019-2020 TBSL’DE TOPLAMDA EN ÇOK SÜRE ALAN OYUNCULAR
SIRALAMASINDA İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
S
BASKETBOLCU
DOĞUM
TARİHİ
TAKIMI
MAÇ
SÜRE
7
Cevher Özer
24.01.1983
OGM Ormanspor
23
12:15:47
11
Mert Celep
23.06.1995
Arel Üniversitesi Büyükçekmece B.
23
11:28:07
21
Mehmet Yağmur
01.07.1987
Sigortam.Net İTÜ BB
22
10:02:10
2019-2020 TBSL’DE TOPLAMDA EN ÇOK SAYI ATAN OYUNCULAR
SIRALAMASINDA İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
15
Melih Mahmutoğlu
12.05.1990
Fenerbahçe Beko
23
294
23
Cevher Özer
24.01.1983
OGM Ormanspor
23
274
35
Sinan Güler
08.11.1983
Darüşşafaka Tekfen
23
247
2019-2020 TBSL’DE TOPLAMDA EN ÇOK RİBAUNT ALAN OYUNCULAR
SIRALAMASINDA İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
10
Cevher Özer
24.01.1983
OGM Ormanspor
23
149
17
Mert Celep
23.06.1995
Arel Üniversitesi Büyükçekmece B.
23
119
22
James Metecan Birsen
06.04.1995
Pınar Karşıyaka
23
110
2019-2020 TBSL’DE TOPLAMDA EN ÇOK ASİST YAPAN OYUNCULAR
SIRALAMASINDA İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
3
Barış Ermiş
03.01.1985
Tofaş
21
141
5
Berk İbrahim Uğurlu
27.04.1996
Tofaş
21
114
10
Sinan Güler
08.11.1983
Darüşşafaka Tekfen
23
105
2019-2020 TBSL’DE TOPLAMDA EN ÇOK TOP ÇALAN OYUNCULAR
SIRALAMASINDA İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
2
Doğuş Özdemiroğlu
17.04.1996
Darüşşafaka Tekfen
23
43
6
Mehmet Yağmur
01.07.1987
Sigortam.Net İTÜ BB
22
36
15
Doğuş Balbay
21.01.1989
Anadolu Efes
23
25
2019-2020 TBSL’DE TOPLAM VERİMLİLİK PUANINDA
İLK ÜÇ TÜRK OYUNCUMUZ
15
Cevher Özer
24.01.1983
OGM Ormanspor
23
332
32
Barış Ermiş
03.01.1985
Tofaş
21
271
35
Sertaç Şanlı
05.08.1991
Anadolu Efes
23
265

 

Yabancı Sevdamız! Kapanan Kulüplerimiz…
Yaşanan bu olumsuz süreç nedeniyle birçok kulübümüz oyuncu maaşlarında indirime gitme adına oyuncuları ile anlaşma yolları aramakta. Basketbolumuzda son yıllarda birçok kulübümüzün ekonomik sebeplerden dolayı ya kapandığını ya da profesyonel liglerden çekildiğini görüyoruz. Bunun en büyük sebeplerinin başında hiç kuşkusuz özellikle ülkemize gelen yabancı oyuncuların bir anda piyasasının çok üzerinde astronomik ücretlerle kulüplerimize transfer edilmeleri geliyor. İşin ehli olmayan menajerler ve diğer aracılar tarafından farklı sebeplerle şişirilerek kulüplerimizin bütçesini sarsacak şekilde yabancı oyuncu sözleşmelerinin yapılması ve bu sözleşmelerdeki meblağların ödenememesi sonucunda FIBA’da transferi yasaklanan kulüpler sıralamasında ülke olarak birinci sıraya yerleştik!

FIBA tarafından transfer yasağı konulan kulüp sayısına göre ülkemiz 21 kulüp ile dünyada ilk sırada yer alırken, Yunanistan 9 kulüp ile ikinci ve İtalya da 8 kulüp ile üçüncü sırada yer aldı. Karşılaştığımız bu duruma, maalesef iş bilmez kulüp yöneticilerinin şov amaçlı transfer politikaları sebep oldu ve olmaya da devam ediyor. Üretmezseniz tüketmek zorunda kalırsınız. Tüketmenin en son noktası kuşkusuz olarak başta maddi olmak üzere en önemlisi de değer anlamında tükenmektir. Maalesef birçok spor kulübümüz (ülkemizdeki spor kulüplerinin birçoğu futbol kulübüdür!) o kadar kötü yönetiliyor ki, her halde dünyada bizim spor kulüplerimiz kadar kötü yönetilen çok az ülke vardır. Oysa o meblağlar, öz kaynak yatırımıyla birlikte uzun vadeli bir planlama dahilinde harcanmış olsaydı, birçok kulübümüz bırakın kapanmayla karşı karşıya kalmayı, kurumsal kimlik kazanma adına birçok ülkeye örnek teşkil edecek bir yapıya kavuşmuş olurdu. 

Kulüp yöneticilerimiz kendi reklamlarını yapma adına yabancı oyunculara bu kadar yüksek ücretler vererek, ülkemizi yabancı oyuncu cennetine dönüştürmek yerine; öz kaynaklarımızın nitelikli şekilde değerlendirilmesine, antrenör gelişimine, oyuncu yetiştirilmesine, tesisleşmeye ve kulüplerinin kurumsal bir zihniyet kazanmasına öncelik vermiş olsalardı, ülkemiz sporun her branşında dünyada marka olurdu. 

Türk basketboluna gerek oyuncu gerekse de idareci olarak uzun yıllar katkıda bulunan basketbolumuzun önemli isimlerinden Sayın Efe Aydan’ın, 29 Mart 2020’de Basketfaul editörü Sayın Necip Kapanlı ile yaptığı video söyleşide, Türkiye Basketbol Süper Ligi’ni yabancı oyuncu fazlalığından dolayı izlemediğini söylemesini, aslında ülke basketbolumuzun “aura”sını yitirmesinin “TBSL retoriğinin” bir göstergesi olarak görmemiz gerekiyor. Yabancı oyuncu fazlalığından dolayı iyice bizlere yabancılaşan ligimiz, ülkemizin yetiştirdiği en önemli isimlerin bile ilgisini çekmemeye başlıyorsa, gençlerin basketbola ilgi duymalarını nasıl sağlayacağımızı varın siz düşünün! Eğer gençlerimiz, kendileriyle özdeşleşecek Türk gençlerini ligde başarıyla oynarken görürlerse, emin olun ki ülkemizde basketbola olan ilgi de katlanarak artacak ve işte o zaman gerçek anlamda Avrupa’nın ve dünyanın en iyi ligi olmayı başarmış olacağız.

Litvanya Liglerinde Yabancı Uygulaması
TÜBAD Youtube TV’de yayınlanan “Koçlarla Evde Sohbet” programının konuğu olan coach Ömer Buharalı, geçen sezon Litvanya Erkekler 2. Ligi’nde Sintek Jonava takımında yardımcı antrenörlük yaptığı dönemde Litvanya’da basketbola bakış açısını anlattı ve ülke basketbolumuz adına bizlere ders olması niteliğinde önemli örnekler verdi. Geçen sezon Litvanya Erkekler 2. Ligi’nde 15 takım olduğunu, her takımın üç yabancı kontenjan hakkı bulunmasına rağmen bu hakkı kullanan sadece beş takım olduğunu ve ligde forma giyen Amerikalı oyuncu sayısının da yalnızca sekiz olduğundan bahsetti. 

Nüfusu üç milyon bile olmayan Litvanya’nın basketbolda dünya çapında önemli bir marka olabiliyor olması; sadece ırk olarak basketbola yatkın olmalarında veya ülke olarak romantikçe basketbolu seviyor olmalarında aranmamalıdır. Bu başarının sırrının ülke olarak basketbola bakış açılarında yani kendi basketbol felsefelerinde gizli olduğuna inanıyorum. Basketbolda öncelikleri, kendi yerli oyuncularının gelişimini sağlayan bir sistemi yaşatmak olduğunu kolaylıkla anlayabiliyoruz. Üretmeye öncelik vererek ve her bir kulüp bu yönde kendini sorumlu tutarak (federasyon şu kadar yabancı oyuncu imkânı verdiyse ben de sonuna kadar kullanırım demeden), ülke basketbolunda herkesin riayet ettiği yazılı olmayan kurallar belirlemişler. Sonuç olarak da Litvanya basketbolu dediğimizde hem bir ekolden hem de herkesin duyduğu bir saygınlıktan bahsediyor oluyoruz. Bu intibaı bizlere veren şey Litvanya’da basketbol paydaşlarının hemen hemen tamamının kendi basketbol değerlerini öncelik haline getirmelerinden kaynaklanıyor. Yani orada basketbola retorik değil yerlilik anlayışı hâkim.

Euroleague’de (2010-2020) Son 10 Yılın 10 Oyuncusu Seçimi 
TBSL’de yerli oyuncularımıza yeterince süre ve sorumluluk verecek imkanlar oluşturamazsak, bunun daha üst seviyelerinde ise bu durumun üzücü sonuçlarını daha aşikâr bir şekilde görmek zorunda kalırız. Geçtiğimiz günlerde Türk Hava Yolları Euroleague resmî sitesinden açıklanan son on yılın Euroleague (2010-2020) takımında yer alan en iyi on oyuncu listesinde bir tek Türk oyuncumuzun dahi olmadığını üzüntüyle görüyoruz. Uzun zamandan beri yazılarımda belirtmeye çalıştığım şey 2001 yılından başlayarak ve özellikle de 2010 yılından itibaren ülke basketbolumuzun aurasını kaybettiği yönündeydi. Euroleague’in son on yılına damga vuran on oyuncu arasında; üç Yunanistan, üç İspanya, iki Sırbistan, bir Fransa ve bir Slovenya milli takım oyuncusunun yer aldığını görüyoruz. Aynı zamanda bu ülkeler, sadece Euroleague seviyesinde değil NBA’e de son on yılda birçok önemli oyuncu vermiş durumdalar. Bunun yanında başta Yunanistan ve İspanya olmak üzere bu ülkelerin “Büyük Oyuncular” yetiştirerek hem kulüp takımları düzeyinde hem de A Milli Takımlar düzeyinde iki alanda da başarı elde edilebileceğinin en önemli örneklerini de verdiklerini söyleyebiliriz. Bunu başaran Yunanistan’ın nüfusunun bizim nüfusumuzun ancak sekizde biri kadar (ülkemizin genç nüfus sayısından bile az), İspanya’nın nüfusunun da bizim nüfusumuzun yarısı kadar olduğunu hatırlatmamıza bilmem gerek var mı? 

Aşağıdaki tabloda yer alan verileri bir başka bakış açısıyla değerlendirdiğimizde ise Fransa ve Sırbistan’ın kulüpler düzeyinde son on yılda Euroleague’de hiçbir başarısı görülmezken, birçok üst düzey oyuncusunun ise Euroleague’de yer aldığını imrenerek görüyoruz. Aynı zamanda Fransa ve Sırbistan’ın A Erkek Milli Takımlar düzeyinde yakaladığı istikrarlı başarılara da tanık oluyoruz. Maalesef biz ise son on yılda neredeyse sadece tüketici rolü benimseyerek Euroleague’de yerli oyuncuların neredeyse sıfır katkısıyla dereceler alırken; yerli oyunculara gerçek anlamda önem vermediğimiz için ve “Büyük Oyuncular” yetiştirme çabasından da uzak kaldığımız için A Erkek Milli Takım düzeyinde başarısız grafik çizmeye de devam ediyoruz. Oysa hem genç nüfus oranımızla (%15,6) hem de genç nüfus sayımızla (13 milyon) basketbolda Avrupa’nın en büyük potansiyeline sahip ülkesi olmamıza rağmen; Euroleague’de süre alan oyuncuların ülkelere göre sıralamasında son sırada olduğumuz gerçeği, basketbolumuzun artık retoriklerden kurtulması için yeterli olsa gerek. Hem kulüp düzeyinde hem de A Milli Takımlar düzeyinde başarı elde etmenin sırrı çok zor olmasa gerek. Bunun sırrı daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi basketbolumuzun feylesofları Sayın Yalçın Granit ve rahmetli Cavit Altunay başta olmak üzere kendi ekolümüzün mihenk taşları olan değerlerimizin kurmuş olduğu basketbol ekolümüzü tekrardan basketbolumuzun merkezine koymakla gerçekleştirileceğini bilmemiz ve bunu hayata geçirmemiz yeterli olacaktır. Bunu anladığımız zaman da TBF tarafından kurulacak olan “Oyuncu Geliştirme Merkezleri” sayesinde “Büyük Oyuncular” yetiştirilmesi sağlanacaktır. TBF’nin Abdi İpekçi Spor Kompleksinin bitirilmesi ile bu tür merkezlerin hayata geçirileceğinden eminim. Ümidimiz, en yakın sürede Abdi İpekçi Spor Kompleksinin temelinin atılıp, faaliyete geçmesidir.
 
 
ÜLKELER
EUROLEAGUE İSTATİSTİKLERİ
A MİLLİ TAKIM DÜZEYİNDEKİ DERECELER
EL 2010-2020 Arası En iyi 10 Oyuncu
Arasına Giren Oyuncu Sayısı
EL 2010-2020 Arası En iyi 10 Oyuncu
Arasına Giren Oyuncular
2010-2019 Euroleague
Şampiyonları
2010 Dünya Şampiyonası
2011 Avrupa Şampiyonası
2012 Olimpiyat Oyunları
2013 Avrupa Şampiyonası
2014 Dünya Şampiyonası
2015 Avrupa Şampiyonası
2016 Olimpiyat Oyunları
2017 Avrupa Şampiyonası
2019 Dünya Kupası
TÜRKİYE
0
-
2017 Fenerbahçe
2
11
-
17
8
14
-
14
22
İSPANYA
2
Sergio Llull
Juan Carlos Navarro
2010 Barcelona
2015 Real Madrid
2018 Real Madrid
6
1
2
3
5
1
3
3
1
YUNANİSTAN
3
Vassilis Spanoulis
Georgios Printezis
Dimitris Diamantidis
2011 Panathinaikos
2012 Olimpiakos
2013 Olimpiakos
11
6
-
11
9
5
-
8
11
SIRBİSTAN
2
Milos Teodosic
Bogdan Bogdanovic
-
4
8
-
7
2
4
2
2
5
FRANSA
1
Nando De Colo
-
13
2
6
1
3
3
6
12
3
SLOVENYA
1
Luka Doncic
-
8
7
-
5
7
12
-
1
-
Açıklama: ABD'li oyuncu Kyle Hines de Euroleague tarafından açıklanan son on yılın (2010-2020) takımında yer alan on oyuncu arasına girmeye hak kazanmıştır. Yukarıdaki tablo, Avrupalı oyuncular arasında yapılan bir karşılaştırma olduğu için Kyle Hines'e tabloda yer verilmemiştir.

 

Eurobasket.com TBSL Sezon Değerlendirmesi
Avrupa'nın en önemli basketbol internet sitelerinin başında gelen Eurobasket.com tarafından her sezon sonu kapsamlı bir şekilde Avrupa'daki basketbol liglerinin değerlendirmesi yapılmaktadır. Bilindiği gibi 11 Mart 2020 tarihi itibariyle Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından, FIBA ve TBF Sağlık Kurulu ile tüm kulüplerimizin de görüşleri alındıktan sonra, ülkemizdeki tüm basketbol ligleri sonlandırılmıştı. Eurobasket.com sitesi de bu karardan kısa bir süre sonra 2019-2020 ING Erkekler Basketbol Süper Ligi’nin kısa bir sezon değerlendirmesini yayımladı. Eurobasket.com sitesi tarafından TBSL’de sezonun en iyi oyuncusu (MVP), en iyi guardı, en iyi forveti, en iyi pivotu, en iyi savunma oyuncusu, en iyi ilk beşi, en iyi ikinci beşi ve sezonun diğer en iyi oyuncuları listesine maalesef bir tek Türk oyuncu dahi alınmamış. Son on yılın Euroleague (2010-2020) takımına alınan en iyi on oyuncu arasında ve önemli başka bir uluslararası basketbol sitesinde hem de kendi ligimizin değerlendirilmesinde bir tek Türk oyuncunun olmamasını, Türk basketbolunun aurasının kaybıyla ve “TBSL, Avrupa’nın En İyi Üç Liginden Biri” söyleminin de bir retorikten ibaret olduğuyla açıklayabiliriz. Türk basketbolumuzun aurasını kaybettiğini maalesef bizler göremezken, yurt dışındaki basketbol otoriteleri ise adeta gözümüze sokarcasına bizlere göstermektedirler.

A Erkek Basketbol Milli Takımımızın, son Avrupa Şampiyonasında 14. olması, son Dünya Kupası'nda 22. olmasının yanında 2021 FIBA Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde grubun en güçsüz iki takımı olan Hollanda ve İsveç'e yenilmesiyle birlikte ülke basketbolumuzda üst düzey oyuncu yetiştirememe ve gelişimlerini sağlayamama durumu iyice gün yüzüne çıkmış durumdaydı. Eurobasket.com sitesi tarafından hazırlanan TBSL sezon değerlendirmesinde bu durum bir kez daha çok acı bir şekilde ortaya kondu. Artık TBSL’nin Avrupa'nın en iyi üç liginden biri retoriğini bırakıp; ligimizi yerli “Büyük Oyuncular”ın yetişmesinde ve basketbollarının gelişmesinde nasıl verimli hale getiririzin yollarını bulmaya çabalamalıyız. Çünkü basketbol gemimiz hızla karaya vurmaya doğru gidiyor. Ciddi önlemler almazsak bu gemi karaya oturduktan sonra bir daha da açık denizlere yelken açmamız yakın bir süreçte mümkün olmayacaktır.

Herkesin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor; mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. Saygılarımla.

 

Yorumlar Okunma: 2834