Yaşam Sanatının Uygulayıcısı Olmak... (Coşkun Teziç) - BasketFaul.com

Yaşam Sanatının Uygulayıcısı Olmak... (Coşkun Teziç)

11-05-20 12:27
Coşkun Teziç
Kurulduğundan beri BGL (Basketbol Gençler Ligi) maçlarını ve alt yapı maçlarını da olanaklarım ve zamanım oranında izledim.
İzlediğim kadarıyla aklımda kalan en önemli husus; takımların performanslarının neredeyse her hafta inişli, çıkışlı farklılıklar göstermesiydi…
Bir hafta harikalar yaratan bir takım, bir sonraki hafta hayal kırıklığı yaşatabiliyor, beklenmedik bir mağlubiyet alıyor idi!..”

Kulüpler, belirlediği amaçlara ulaşmak, rakipleri ile sürdürülebilir rekabet sağlamak ve daha da önemlisi basketbolun içinde, hayatta kalabilmek için en değerli kaynağı olan insan kaynağını iyi yönetmelidirler.
Kulüpler, çalışanlarının kariyer planlarını hazırlarken sahip oldukları kuşak farklılıklarını da dikkate almak durumundadır.
BGL seviyesindeki sporcular ve antrenörlerin, kariyer uyum yetenekleri, kaygı, kontrol ve güven duyguları arasında farklılıklar olması normaldir. Ancak, bu duygular, aynı kuşak içinde yer aldıklarından, sporcular arasında farklılık göstermediği için, teknik ekip ve/veya yönetimle olan iletişim bazlı sorunlara reaksiyonu takım performansına yansıtarak verdikleri gözlemlenmiştir.

BGL sporcularının bugün itibarı ile Z kuşağı gençlerden oluştuğunu düşündüğümüzde, bu kuşağı geleneksel eğitim yöntemleri ile eğitmek söz konusu olmayacaktır.
Bu kuşağın özellikleri; “Yaratıcılığa izin veren aktivitelerden hoşlanıyorlar. Edilgenliği kabul etmiyorlar. Uzun dönemli hafızaları, ezberden çok oyun, hikayeleştirme ve hayallerle etkin hale gelebiliyor. Sonuç odaklılar. Sorgusuz yaşayacaklar çünkü, iş yaşamına atıldıklarında karar vermelerini gerektiren her şey sistemler tarafından yapılıyor, yapay zeka tarafından karar veriliyor olacak. Çok diplomalı, uzman ve buluşçu olacaklar. Yaşamlarında otorite kavramının önemi kalmayacak. Tatminsiz, kararsız ve doğuştan tüketiciler” şeklinde açıklanıyor bir kısım literatürde.

Gelişme için “formal eğitime aşırı güven” duyarak yetiştirilen “geleneksel kariyerciler” olarak bizler, gelişme için “ilişkilere ve iş tecrübelerine daha çok güven” duyan “çok yönlü kariyercilerle” karşı karşıyayız. 
Bu durumda da yönetim sorumluluğumuzun “kulüp/şirket” anlayışından, “sporcu/personel” anlayışına evrilmesi kaçınılmaz olacaktır…

X, Y ve Z kuşağının iş ile ilgili özellikleri ve düşünceleri hakkında bu kuşakların çok yönlü ve sınırsız kariyer algıları üzerine yapılan bir araştırmayı BGL sporcu ve antrenörlerine uyarladığımda zaten sorunların temel unsurlarını görebiliyoruz. 
Buna göre;
X kuşağı bir antrenör için iş veya antrenörlük “bir meydan okumadır” düşünce yapısı karşısında, Z kuşağı sporcuların; “iş veya sporculuk, farklılık yaratmak için heves ve enerji ile yapılır” düşünce hakimiyeti yer almaktadır.

Bu durumda karşımızda duran fotoğrafı şu şekilde de okuyabiliriz: 
X kuşağı olarak, pratik, bireyselci, yaşam kalitesine önem veren kişilik özellikler ile, performansı çıktıya göre değerlendiren iş ile ilgili özelliğe sahip bir antrenörün karşısında, kendine güvenen, meydan okumalara açık, erken olgunlaşan, aile ve çevresi tarafından şımartılmış, güçlendirilmiş, risk karşıtı ve korunan kişilik özellikleri olan Z kuşağı bir sporcu kitlesi durmaktadır. (Son yıllarda sporcu velileri ile yaşanan olumsuzlukları düşündüğümüzde sorunun kaynağını da anlamış oluyoruz.)

Bu örnekler ve araştırmalardan sonuçlar elbette çoğaltılabilir. Esas önemli konu; şu andan itibaren, ülkemiz özelliklerine uygun, yapılması gerekenler neler olabilir ?..     
Kuşaklar arası düşünce ve inanç kalıplarının çatışması olarak karşımızda duran soruna, bir önceki kuşağın sonraki nesilde ortaya çıkan farklı düşünce ve inanç kalıplarını fark etmesi ve saygı duyması atılması gereken ilk adımdır. En büyük yanlış bizlerden sonraki kuşakların bizlerin sahip olduğu düşünce ve inanç kalıplarına saygı duymasını, anlamasını beklemek olacaktır. Bunu başarabilmek için “ruh(öz)-zihin-beden” iletişimimizde, ruh(öz) ile zihnimiz arasında yani duyumlarımız ile bu duyumları düşünceye çeviren yapı arasındaki düşünce ve inanç kalıplarımızın etkisini sıfıra indirecek farkındalık kalitesine erişmemiz gereklidir. Daha açık bir şekliyle beden aracılığı ile davranışlarımıza etki eden düşüncelerimizi farkındalıkla yönetmemiz bugünün temel ve tercih edilen becerisi olacaktır. 
Bunu gerçekleştirmek için şu 4 temel unsuru benimsememiz gereklidir.
* Düşüncelerimizde dahi kelimeleri özenle seçmek,
* Kişisel algıya yer vermemek,
* Ön yargılı davranmamak,
* Elimizden gelenin “en iyisini” yapmak…
Bir düşünceyi oluşturduğumuzda, oluşan düşüncenin içinde duygu var mı? Bu soruyu kendimize sorduğumuzda ve düşüncenin içinde bir duygu varlığının ağır bastığını hissediyorsak, emin olun o düşünce bizlere daha önceden aile, çevre ve eğitim sistemi tarafından yerleştirilen düşünce ve inanç kalıplarına göre oluşan ve en önemlisi o an için gereken cevap ve reaksiyona aykırı bir düşünce olacak, ortaya çıkacak durum da bizim gerçekten ifade etmemiz gerekenin dışında kalacaktır.  
Bu unsurları hayata geçirme becerisini ortaya koyanların aynı zamanda yaşam sanatının uygulayıcısı olmanın yanında, çok iyi bir eğitmen olacağına da kesin gözüyle bakabiliriz.

Burada farklı bir parantez açmak istiyorum…
2000 yılında ligden çekilme kararı alan Tofaş Spor Kulübünde, onca başarıya imza atmışken, o dönemde “nerede hata yaptık” sorusu zihnimi oldukça meşgul etmişti. Süreç devam ederken dönemin çok değerli kurum yöneticileri bana hayatım boyunca unutamayacağım dersler ve deneyimler yaşattılar. Özellikle 2000-2015 yılları arasında Anadolu’nun her yerine adım atarak gerçekleştirdiğimiz deneyimler ancak yaşanarak öğrenilebilirdi. Bu yaşananlar sonucunda da şu anda bu yazıları ve düşünceleri paylaşma şansına sahip oldum. Tofaş yöneticilerinin hepsine teker teker kucak dolusu şükran ve teşekkürlerimi iletmeyi her zaman borç bilirim -ki, bu süreç halen devam etmektedir benim adıma.-  

Konumuza dönersek;
Her birimiz bir miktar bireysel güç ile doğarız. İlerleyen yaşlarda bu gücümüzü arttırabiliriz. Ancak ne yazık ki tüm bireysel gücümüzü mevcut düşünce ve inanç kalıplarımıza göre şekillendirir, sonra da bunlara uymaya çalışmakla tüketiriz. Sonra da kendimizi güçsüz hissederiz !.. Bu durumu sürdürmek için ziyan ettiğimiz gücümüz bizi toplumsal rüyamız içinde tutsak kılar ve zaman içinde tüketir… İşte bu nedenle, başka bir deyişle, EGO yu yönetmek becerisi şu an için artık çok önemlidir…  Buna göre; Bir sporcuya bakış açımızı, ondan ne kadar kar elde edebiliriz den, ondan ne öğrenebiliriz olarak değiştirmemiz gerektiği bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bunu gerçekleştirmek için yukarıda sıraladığım dört temel unsur emin olun yeterli olacaktır.
Düşünce ve inanç kalıplarımız sayesinde zihnimizde oluşmasına izin verdiğimiz sis katmanı binlerce kişinin konuştuğu ve kimsenin birbirini anlamadığı bir rüyadan öteye geçmeyecektir. Bu nedenle; düşüncelerimizi oluştururken, düşüncelerimize etki eden düşünce ve inanç kalıplarımızın farkına varmak, onları düşüncelerimizi oluşturma aşamasında elemine etmek ve “an” ın gerektirdiği şekilde oluşturduğumuz düşünceyi davranışa geçirmek en temel becerimiz olmalıdır. Bu 4 temel unsuru hayata geçirdiğimiz taktirde Z kuşağının düşünce ve inanç kalıplarını anlama ve saygı duyma şansına sahip, sorunsuz iletişimi “yöneten” ve en önemlisi “hedef ve beklentimizi” aktarabilen konumunda olabiliriz.
Hayatımız boyunca zihinlerimizde yarattığımız mükemmellik imgesini herkes tarafından onaylanmak ve kabul görmek kaygılarımız sonucunda ortaya çıktığını Z ve Alfa kuşağı bizlere gösterdi…  Diyeceksiniz ki nereden biliyorsun?... Torunum Alfa kuşağı oradan biliyorum….  Hem de çok net …  2010 ve sonrası çocukları izlemenizi öneririm… 
İşin uygulama kısmında ise; kulüp yöneticilerine düşen sorumluluk; basketbolda uluslararası iletişim ağına sahip aynı zamanda yukarıda bahsi geçen donanımda veya olma niyetinde olan X kuşağına “liyakat” unvanını vererek işin başına geçirmeleridir. Her türlü siyasetten arınmış, kendisi ile son derece barışık, kurumsal değer ve hedefleri günümüz şartlarında kuşaklara aktarma becerisine sahip “genel menajerler” yakın geleceğin başarılarına kalıcı imza atacak yönetenler olacaktır. Yukarıda bahsi geçen 4 unsura sahip bir yöneticinin teknik ve idari ekibine katacakları ile vizyon ve hedefleri emin olun çok farklı ve kalıcı olacaktır.
Aynı şekilde yetişen antrenörler de “saklı potansiyeller” in açığa çıkmasına vesile olan gurur kaynaklarımız olacaklardır. 

Coşkun Teziç

Bursa, 09 Mayıs 2020 

 

Kaynaklar;
-Engin KAMBUR – Sakine ŞEN, “X ve Y Kuşağı Çalışanlarının Kariyer Uyum Yetenekleri ve Kariyer Tatmini Açısından Karşılaştırılması.”
-Canan ÇETİN – Serol KARALAR, “X, Y ve Z kuşağı öğrencilerin çok yönlü ve sınırsız kariyer algıları üzerine bir araştırma.”  Yönetim Bilimleri Dergisi / Journal of Administrative Sciences Cilt / Volume: 14, Sayı / N: 28, ss. / pp.: 157-197, 2016 
-Elif Başak SARIOĞLU -Ebru ÖZGEN, “Z Kuşağının Sosyal Medya Kullanım Alışkanlıkları Üzerine Bir Çalışma.” Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi / The Journal of International Social Research Cilt: 11 Sayı: 60 Yıl: 2018 Volume: 11 Issue: 60 Year: 2018

 

-Don Miguel RUIZ , “Dört Anlaşma” S: 32-33 

Yorumlar Okunma: 1451