Oyuncu gelişimi üzerine (Alaeddin Yakan) - BasketFaul.com

Oyuncu gelişimi üzerine (Alaeddin Yakan)

03-05-20 09:23
Alaedddin Yakan
Antrenör olarak basketbolu ne kadar bildiğimiz önemlidir ancak bu bilgileri oyuncuya ve takıma aktarmak (neyi, nasıl geliştireceğimizi) daha da önemlidir. Enerjimizi, heyecanımızı, hevesimizi ve iş ahlakımızı oyunculara göstermemiz ve bunu hissetmelerini sağlamamız gerekir ki, böylelikle onların öğrenmeye ve oyuna ilgilerini sürekli sıcak tutalım. Oyuncular en az kendileri kadar terleyen antrenörleri daha çok severler ve saygı duyarlar. Basketbol teknik ve taktik olarak dünyanın en zor sporlarının başında yer alır. Basketbolu herkes kendince oynayabilir ancak oyun becerilerini otomatik hale getirmek, takım olarak oynama alışkanlığını düşünmeye gerek duymadan, alıştırmalarla bunları takım içi rekabete dönüştürmek antrenör işidir. Bunlar oyuncuların kendi başlarına halledebileceği konular değildir.

PASI VERMİYOR MU, VEREMİYOR MU?
En basit şekliyle; basketbolda hücum başarısı, pas ve şut yüzdesiyle oluşur. Pasların yerini zamanında bulması, oyunun sonucuna etki edecek faktörlerden biridir. Oyun içerisinde pas alacak oyuncunun geç veya erken hareketlenmesi bir sorun ise, pas verecek oyuncunun pası zamanında verecek görüş ve tekniğe sahip olmaması da ayrı bir sorundur. Her iki neden de top ve pozisyon kaybına neden olur. Kısa oyuncuların içerideki uzunlara veya uzun oyuncuların dışarıdaki kısalara pas verememesinden yakınırız. Burada dikkat edilecek nokta pası ‘vermiyorlar’ mı, yoksa ‘veremiyorlar’ mı? Oyuncu pası vermiyorsa sorun konuşarak ve ikna ederek çözülebilir. Ama eğer veremiyorsa, bu konu pas tekniği ve gelişimi anlamında çalışarak, antrenörün çözmesi gereken konuya dönüşür. 
 
ŞUT SEÇİMİ
Çoğu zaman oyuncuların kötü şut seçiminden yakınırız, çünkü biliyoruz ki şut seçimi takımın başarısı için çok önemlidir. Takımların bir maçta birbirine atacakları şut sayısı ‘üç aşağı-beş yukarı’ aynıdır. Burada önemli olan hangi takımın daha fazla şut attığı değil, hangi takımın daha doğru şut pozisyonu bulduğudur. Daha fazla şut pozisyonu bulan takımlar doğal olarak daha fazla isabet sağlarlar ve daha fazla kazanırlar. Oyunculara şut atmayı, aceleye getirmemeyi, eğer pozisyon yoksa şutu zorlamamayı, şut atmadan önce diğer arkadaşlarının pozisyonlarını ve en önemlisi de savunmanın pozisyonunu görerek ‘şut mu, penetre mi, yoksa pas mı’ yani oyunu okuyabilme becerisini nasıl geliştirebileceğini uygulamalarla anlatmak yine antrenör işidir. Yukarıda da söylediğim gibi, bunlar oyuncuların kendi başlarına halledebileceği konular değildir.

Günümüzde takımlar sizin hücum setlerinizi en az kendi setleri kadar bilmektedir. Hücumla ilgili tüm doğrular yapılsa bile, birebir yenilmesi güç ve yardımlaşan savunmalara karşı her zaman sorunlar yaşandığı bir gerçektir. Oyun bozulduğunda sorunları aşmak için; fizik olarak kuvvetli, savunmanın değişik hamlelerini gören, hızlı düşünen ve kendi pozisyonunu üreten, pas yapan, yani oyunu okuyan ve yorumlayan oyunculara sahip miyiz? Ya da nasıl sahip olacağız?

Oyuncuları geliştirici programlar önemli bir gerekliliktir. Ancak bunları oyun içinde, yani savunma baskısında ve maç geriliminde yapmaları da çok önemlidir. Oyuncuların oynadıkları oyunu bitmiş bir ürün olarak görmemeleri gerekir. Çünkü oradan alacakları birçok ders vardır ve bu dersler daha iyi olmaları ve bir sonraki maça taşımaları için gereklidir. Onları daha fazla çalıştırırken motive etmenin ve öğretmenin yollarını bulmamız gerekir. Oyuncularla tüm sorumluluğu paylaşmalıyız.

SABIR, SABIR, SABIR...
Oyuncu gelişimleri kısa vadeli işler değildir. Sabır ve zaman gerektirir. Her oyuncunun algılama derecesi farklıdır. Oyuncuların nasıl ki çok çalışmalarını istiyorsak, bizlerin de doğru gözlemler yaparak onlar kadar çalışması gerekir. Oyuncular, gelişmelerine gerçekten ilgi duyan, enerjisi yüksek ve kendileri kadar terleyen antrenörlere güvenirler ve saygı duyarlar.

ANTRENMANLARDA YAPILMAYANI MAÇTA BEKLEMEYİN
Bir antrenörün teknik bir beceriyi anlatımı 3-5 dakikasını alır. Muhtemelen oyuncunun bunları uygulama süresi 2-3 haftasını alabilir ve aldığı şeyleri maçlarda düşünmeden uygulayabilmesi de 2-3 aylık bir süreyi bulabilir. Bu nedenle sabırlı olmak ve herkesin algılama süresinin farklı olacağını göz ardı etmemek gerekir. Buna bağlı olarak, atış yapmak bir beceri işidir. Antrenmanlarda bu becerinin maksimum düzeyde tekrarlanması gerekir. 2 saatlik bir antrenmanda oyuncuların (şut alıştırmalarını ayrı tutarak) çembere kaç kez top attıkları benim özel ilgi alanımdır. Gözlemsel istatistik yaparım (bu istatistiği yardımcı antrenöre de yaptırabilirsiniz). Özellikle çembere daha çok top atmasını istediğiniz oyuncuların, antrenmanlarda daha az sayıda top kullandığını büyük bir yüzdeyle görürsünüz. Her gün gerektiği kadar atış yapmazlarsa bunu maçlara nasıl taşıyacaklar?! Çünkü maçlar, antrenmanların devamıdır ve antrenmanlarda yapılmayan şeylerin maçlarda olacağını düşünmek hayalciliktir..

Her pozisyonun, kendine göre kişisel becerileri geliştirecek ve çalıştıracak bir çalışma setinin olması gerekir. Tüm bu çalışmalar yapılırken 2 konu çok önemlidir. Birincisi konsantrasyon, ikincisi ise hareketlerin maç temposunda uygulanmasıdır. 

Oyun ve kişisel becerileri geliştirmek için çok sıkı çalışılmalıdır.

BU OYUN KORKAKLARIN OYUNU DEĞİL
Kaybedebiliriz ama vazgeçmek farklı bir şeydir. Kazanmak için her şey yapılmalıdır. Yarışmacı olmak ve rekabete girmek önemli bir gerekliliktir. Çünkü bu oyun korkakların oynayacağı bir oyun değildir!

Oyuncular kendi becerilerini geliştirirken; takım başarısına katkıda bulunma, kendine bakma, kuvvet, kondisyon ve özel hayata dikkat etme kararlılığını gösterebiliyor olmalıdırlar.
 
Oyuncuların yoğun bir şekilde çalışabilmeleri için çok ciddi bir kondisyon programına sahip olmaları gerekir. Beceri gelişiminin temeli kondisyondur. Örneğin bir forvet oyuncusundan, maç temposunda perde çıkışını yaparak 10 başarılı atış atmasını istediğimizde, bu müthiş bir efor gerektirir. Değişik alıştırmaların bu tür antrenmanlarda 90 dakika civarında uygulandığı düşünülürse, oyuncu bunu yapabilmek için ciddi bir kondisyona gereksinim duyar. Bu programları kondisyonerle birlikte çalışarak yürütmeliyiz. Yukarıda söylediğim tüm çalışmaları maç temposunda yapmalı hatta bazı çalışmalarda maç temposunun da üstüne çıkılmalıdır.

"YORULDUM, SIKILDIM" YAKINMALARI BULAŞICIDIR
Oyuncuları sürekli aynı alıştırmalarla çalıştırmak doğru değildir çünkü bir süre sonra sıkılacaklardır. Onların konsantre bir şekilde çalışabilmeleri için, aynı amaca hizmet eden değişik alıştırmalar geliştirmeliyiz. Bu nedenle her antrenman planlı bir şekilde hazırlanmalıdır (neyi, nasıl çalışacağız). Her oyuncu için ortak kondisyon, top sürme, top kontrolü ve atış teknikleri her gün çalışılmalıdır. Bu tür antrenmanlar çok yorucu geçebilir. Oyuncuların ‘yoruldum’ ve/veya ‘sıkıldım’ gibi yakınmalarını hiçbir şekilde kabul etmeyin. Bu iki kelime antrenmanların ‘katilidir ve bulaşıcıdır’.

Oyunculara yaptıkları doğru ve yanlışları net olarak söylememiz gerekir. Bazı söylemler hoşlarına gitmeyebilir ama nasıl yaptıklarını bilmeleri gerekmektedir. Antrenmanları kayıt altına alın ve söylediklerinizi görsel ve/veya istatiksel olarak destekleyin (belki istatistik her şeyi göstermez ama yalan da söylemez). Doğru yaptıkları şeyi yakalayın ve destekleyin. Onlara inandığınızı gösterin. 
Oyuncuların zayıf elini geliştirici çalışmaları mutlaka yapın, her iki elini kullanabilecek ve her iki yöne penetre edebilecek şekilde geliştirin.

Ayak çalışmaları çok önemlidir. Her atış ve her harekette dengeli olunmalıdır.

Temas halinde oynama becerisini (Cem Akdağ bu konunun üzerinde çok durur) geliştirmek çok önemlidir.

Beceri gelişimi ile ilgili anahtar noktalar;
Atış: Sıçrayarak atışta zamanlama önemlidir. Atış, ne zıplarken ne de düşerken yapılmalıdır. Sıçramanın en yüksek noktasında yapılmalıdır. Şutun atılacağı mesafe uzadıkça dizler daha kırılmalı ve atış kuvvetini buradan sağlanmalıdır (kollarından değil). Maç atışlarını, set çıkış noktalarından ve maç temposuyla attırın (tek dribbling atış, çok dribbling atış, statik atış, perde çıkışları atış, perde çıkışları dribblingli atış gibi).
Atış alıştırmalarına perdelemeyi eklersek, oyuncunun perdeyi kullanmadan önce ters tarafa fake atarak, perdeden omuz omuza çıkması gerekir. Perdenin açığından gelirse büyük yüzdeyle savunma aradan geçecektir.

Top sürme çalışmaları yapılırken topu gözümüzle değil parmaklarımızla görmemiz gerekir. Topun yere sert ve çabuk vurulmasında fayda vardır. Top yere ne kadar sert vurulursa o derece elimize çabuk geleceğinden, bu da topun elde kalma süresini uzatır ve ne yapacağınız ile ilgili daha fazla seçeneğe sahip olursunuz.

Oyunu alçaktan yükseğe doğru oynamalıyız. Yani oyuncular her pozisyon alçak durumda olmalıdır (hücum ya da savunma farketmez). Atış yapmadan önce dizler kırık ve ayaklar pas almaya hazır olmalıdır. Topu aldıktan sonra en hızlı şekilde atış için hareketlenmelidir.

Basketbolun omuzların oyunu olduğunu unutmayın. Yani bir perdeyi kullanırken kat eden oyuncunun omuzları, perdeyi yapan oyuncunun omuzundan daha aşağıda olmalıdır. Özellikle de post oyuncuları çabuk hareket etmek için mutlaka savunmacının omuzundan daha aşağıda olmalıdırlar (bunun çok üzerinde durulması gerekir çünkü özellikle uzun oyuncular kırılma noktasında isteksiz davranırlar). Alçaktaki oyuncu genelde avantajlıdır. Savunmanın yanından geçerken omuz ve kalçayı düşürün.

Hücuma yönelik tüm hareketlerde önce ayakların ve sonra da topun kullanılması gerekir. Önce ayak çalışması yapın, sonra topu yere vurun. Ayağınızı, avantaj kazanmak için savunmayla top arasında mesafe koymak için kullanın.
Herhangi bir atış, ayak hareketlerinin kalitesiyle orantılıdır. Bu dribbling üstü olabilir, perde çıkışı olabilir, her türlü atışlarda ayakların her zaman çembere dönük olması gerekmektedir.

Oyunculara beceri geliştirici çalışmalar yaptırırken, bu hareketleri bizlerin de yapar halde olması oyuncuları etkileme açısından önemlidir. Oyuncularla çalışırken sıkılmış gibi davranmayın. Alıştırmalarda onlara pas vermek için bulunduğunuzu hissederlerse motivasyonları düşebilir. Oyunu onlara öğretme azminizi ve tutkunuzu, sesinizde, gözlerinizde ve hareket tarzınızda göstermeliyiz. Maçlarda, antrenmanlarda ve rakipleri izlerken sürekli yeni alıştırmalarda kullanacağınız unsurları arayınız (benim bütün haftalık alıştırmalarımı rakip takımın hücum ve savunmaları belirler). Kendi prensiplerine bağlı kalarak, dolayısıyla aynı amaca uygun farklı alıştırmalarla onların sıkılmalarının önüne geçebilirsiniz.

VİDEO VE İSTATİSTİKLER

Sonuç olarak, tüm çalışmaların maçları da içine alacak şekilde video kayıtlarıyla ve istatistiklerle desteklenmesi gerekir. Oyuncuların zayıf ve kuvvetli yönlerini tespit ederek bunları onlarla paylaşmakta yarar vardır. ‘Burada iyisin’, ‘burada şöyle bir hata yapmışsın’, ‘şu yönünü daha öne çıkarman lazım’ gibi anlatımlarla onların kendi durumlarını bilmelerine ve geliştirmelerine yardımcı olmalıyız. Güven duygusunu oluşturmadan kimseyi motive edemezsiniz. Kimse kimseye yoldan geçerken güven de duymaz, saygı da duymaz. Bu güveni bizler, iş ahlakımızı, samimiyetimizi, kazanma arzumuzu, etik değerlere bağlılığımızı ve dürüstlüğümüzü basketbol bilgimizle harmanlayarak kendimiz kazanacağız... 

Yorumlar Okunma: 2594