Buket Mamur: Kötü beslenme yıldız oyuncuyu sıradanlaştırır (Ebru Erdoğan) - BasketFaul.com

Buket Mamur: Kötü beslenme yıldız oyuncuyu sıradanlaştırır (Ebru Erdoğan)

02-05-20 17:54
Basketbolda takımlar sadece oyuncular ve antrenörlerden ibaret değil, işin mutfağında pek çok emek veren kişi var. Bu kişilerden biri olan Anadolu Efes'in diyetisyeni Buket Mamur ile sporcu nasıl beslenmeli konusundan başlayıp erkek çoğunluğun olduğu bir sektörde kadın olmaktan varana kadar konuştuk.

Buket Mamur’u tanıyarak başlayalım...
22 yıllık diyetisyenim ve bunun son 10 senesi sporcu beslenmesinde uzmanlaşarak geçti. Hacettepe Üniversitesi mezunuyum, daha sonra Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin Sporcu Beslenmesi Diploma Programını bitirdim. Uzun yıllar hastanelerde klinik diyetisyen olarak çalıştım, bu da bana iyi bir deneyim kazandırdı. Hayatımın ilk yarısı Ankara’da geçti. Uzun yıllar İstanbul’da yaşadım. Şimdi ise ailem Amerika’da olduğu için Amerika – Türkiye arasında git gel şeklinde bir hayatım var.

Sporcu diyetisyenliği mesleğini bizlere anlatabilir misiniz?
Beslenme hayatın her alanında ön planda olan bir konu. Sağlık ve beslenme arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Sporda da beslenmenin önemi yadsınamaz. Sporcu beslenmesi sporcu sağlığının korunması, atletik performanslarını en iyi seviyeye taşıması, antrenman adaptasyonlarının verimliliğini artırmak, toparlanmayı sağlamak, sakatlıkların önlenmesi ya da sakatlık döneminde takip gibi birçok konuyu kapsar. Sporcu diyetisyeni de bu alanlarda uzmanlaşmış kişidir.

Sporcu diyetisyenliği alanını seçmenizde neler etkili oldu ?
Dinamik ve yeniliğe açık bir alan. 10 yıl önce denilenler şimdi değişmiş olabiliyor, ya da yeni bilgiler ekleniyor. Hep takip etmeniz ve kendinizi güncellemeniz gerekiyor. Monoton değil, hep bir heyecan var. Bir spor müsabakasını seyirci olarak izlerken bile heyecanlanırsınız değil mi, bir de emek verdiğiniz bir takımı ya da sporcuyu izleyin de asıl heyecan nasıl oluyormuş görün. Her sene kendimi yenilemem gerekiyor çünkü farklı kişilerle karşılaşıyorum ve her sene başka senaryolar söz konusu olabiliyor. Mesela koç değişiyor, sistem de değişebiliyor. Benim işim bilimsel bilgiyi her türlü sisteme uyum sağlayacak şekilde sunmak. Sonuçta asıl vazifem karmaşık bilimsel makalelerde yazılanları, tabakta yenebilir halde sporcuya sunulmasını sağlamak. Yani laboratuvar bilgisini mutfağa taşıyan bir köprü olmak. Bu kolay değil ama asıl hoşuma giden kısmı da bu zorluk ve meydan okuma zaten. Konfor alanından çıkmazsanız gelişemezsiniz. Hatalarım elbette oluyor ve olacaktır ama hepsi aslında bir deneyim ve hatalarımdan öğrendiklerimi hiçbir sporcu beslenmesi kitabı yazmaz. İşte bu sebeple de bu deneyimlerimi öğrencilere anlatmayı kendime bir misyon edindim.

Anadolu Efes ile yollar nasıl kesişti?
2013 senesinde Anadolu Efes kulüp olarak bir yapılanmaya girmiş ve diyetisyen ile çalışmayı düşünüyorlarmış. Tabii önce bilen birisinden bir fikir almak istemişler, yani gerekli mi değil mi diye. O zamanki kulüp doktorumuz Sayın Erşan Ateş ile aynı hastanede çalışmıştık. Ortopedi hastanesinde çalıştığım için bize çok sporcu gelirdi ve benim konuya ilgimi biliyordu. O beni önermiş. Çetin Yılmaz da benimle görüşmek için hastaneye geldi. Bir kulüp neden diyetisyenle çalışmalı diye sordu yani iş görüşmesinden çok fikrimi almaktı görüşmenin amacı.
Ben anlattıktan sonra “o zaman biz sizinle çalışalım” dedi. Hem şaşırmış hem de çok sevinmiştim bu teklife. Yönetim kurulu da kabul edince başlamış oldum.

Oyuncularla bireysel mi yoksa takım olarak mı ilgileniyorsunuz?
Duruma göre her ikisi de. Kamp menülerini genel olarak takıma göre yazıyorum ama beslenme görüşmelerimiz bireysel oluyor.

Evde kaldıkları bu dönemde özellikle altyapıda oynayan oyunculara beslenmelerinde neler önerebilirsiniz?
Aslında evde kalınca beslenme prensipleri çok değişmiyor ama harcanan enerji azaldığı için kalori ihtiyacı da biraz azalıyor. Bu sebeple eskisi kadar yemeleri gerekmeyebilir. Öğün atlamamak önemli. Yatış ve kalış saatleri değişmiş olabilir. Bu sorun değil. Öğün saatlerin de buna göre kayabilir. Hastalanmamak için teması azaltan gerekli önlemlerin yanı sıra bağışıklık sistemlerinin optimal seviyede çalışması da önemlidir. Bunun için bu dönemde artırılacak olan besin grubu sebze ve meyvedir. Güneşten yoksun kalındığı için D vitamini eksikliği olabilir. Bir sağlık profesyoneline danışarak bu konuda destek alabilirler. Sıkıntıdan abur cubura bir düşkünlük olabilir ama bunu dozunda bırakmak önemli. Atıştırma besinleri meyve ya da kuruyemiş olabilir.

Oyuncuların kamp ve deplasmandaki yemek listeleri sizin kontrolünüzden geçiyor mu ?
Evet menüleri ben hazırlıyorum. Her deplasmanda olamadığım için geri bildirimlere çok önem veririm. Bu sebeple hangi şehirde ya da ülkede, neler daha iyi yapılıyor, neleri bizim damak zevkimize göre yapamıyorlar diye sorarım mutlaka. Ayrıca çoğunlukla her yerin kendine özgü bir yemeği vardır. Hani oraya gittiğinizde “bunu mutlaka ye” derler. Eğer genel prensiplerimize çok aykırı değilse bu tarz lokal yemekleri de dahil etmeye çalışırım. Buradaki asıl amacım dışarıda kontrol edemeyeceğimiz yerlerde yenmesinin mümkün mertebe önüne geçmektir. Otelin hijyen koşulları daha kontrollü olduğundan illa yenilecekse bari otelde yenilsin diye düşünüyorum.

Takımın yemek listelerine itiraz ettiği oluyor mu? Oluyorsa sizin tavırınız nasıl oluyor? Bu konuyla ilgili anlatabileceğiniz bir anınız varsa paylaşır mısınız?
Profesyonel sporcular genelde benzer şekilde beslenmeye alışıktırlar, bu sebeple genel menüye itiraz çok olmuyor. Zaten hep alternatiflidir. Örneğin balık sevmiyorsa tavuk ya da et vardır. Makarna yiyesi yoksa pilav vardır. Ancak bazen pişme şeklinde memnun olmadıkları ya da bekledikleri lezzeti bulamadıkları yemekler olabiliyor. Bazen de özellikle menüde olmasını istedikleri bir şey olursa söylerler. Yurtdışında bazı yemekleri bizim damak zevkimize uygun yapamayabiliyorlar. Mesela Türkiye’deki pilav ya da sütlaç yurtdışında yok. Bu yüzden yurtdışına bunları yazmam büyük çoğunlukla ama yabancı oyuncular oradaki pişmiş pirince alışık olduklarından nadiren de olsa alternatif olarak yazdığım oluyor. Değişiklik yapacaksam küçük adımlarla yaparım. Eskiden avokado olmazdı menülerde. Artık alıştılar, olmayınca soruyorlar nerede diye. Bazısı kinoaya alıştı, evde de yapmaya başladılar. Şöyle bir görüş de var, “aman nasılsa odalarında istediklerini yerler, serbest menü olsun”. Oysa buradaki amaç biraz da sporcuya o ideal resmi sunmak. Yani o seferinde menüden yemese, gidip odasına fast food söylese bile, zamanla kafasında ideal seçeneklerin neler olması gerektiği ile ilgili bir fikir oluşmasını sağlayabiliriz. Sonuçta kimseye zorla yardım edemezsiniz. Yardım etmenin etkisini artıran en önemli şey, karşınızdakinin o yardımı almaya istekli ve hazır olmasıdır.
Oyuncunun istekleri çok önemlidir ve hep bir orta yol bulmaya çalışırım. Herkesin farklı alışkanlıkları, yemek kültürü, totemleri var. Her birine saygı duysam da sonuçta bir takımız ve ortak bir noktada buluşmak gerekiyor. Onların taleplerini sporcu beslenmesi prensipleri ile buluşturmak için elimden geleni yapıyorum. Sonuçta ben bilimsel açıdan en doğru menüyü yazabilirim ama bu tüketilmedikten sonra hiçbir anlamı yoktur. Bu sebeple onların istekleri önemlidir.

Dışardan baktığımızda erkek egemen bir sektörde kadın çalışan olmak nasıl bir duygu?
Erkek dünyasına oldukça aşina büyüdüğüm için bulunduğum ortamı yadırgamıyorum da yargılamıyorum da. Ama onlar beni yadırgayıp, yargılıyorlarsa bilemem. Negatif bir ayrımcılık bugüne kadar hissetmedim. Bu kadar erkek arasında kadının ne işi var gibi ilkel bir düşünce yapısıyla yaklaşan varsa da şimdiye kadar kendini belli etmedi.

Sporcu diyetisyenliğinin kulüplerimizde yaygınlaşması sporcularımıza nasıl bir fayda sağlar?
Öncelikle sporcu sağlığına çok büyük bir katkı sağlar. Evet spor deyince hemen akla performans geliyor belki ama bir sporcu sağlıklı değilse bir performanstan bahsetmek çok zor. Bizlerin öncelikli işi sporcularımızın sağlığını korumak. Altyapıda sağlıklı bir beslenme alışkanlığı kazanmalarını sağlamak çok önemli. O zaman yetişkinlik döneminde fazla bir şey yapmamıza gerek kalmayabilir. Besin hijyeni konusunda bilinçlenmeye bu sektörde de ihtiyaç var ve bunu en iyi bir diyetisyen sağlayabilir. Sakatlıkların önlenmesinde ve sakatlık sürecinde beslenmenin önemi yadsınamaz ve bu alanda kulüpler diyetisyenden faydalanabilirler. Düzenli takip, oyuncuların da kendilerine dikkat etmelerini sağlayan bir etmendir. Ülkemizde de diğer ülkeler kadar yetenekli sporcu vardır ama o yeteneği işlemek çok önemli. Alt yapıdaki çocukların koç, aile ve sağlık personeli üçgeninde gelişmeleri ülke sporuna da yansıyacaktır. Beslenme ile ilgili şu cümleyi çok severim ve beslenmenin katkısını da en iyi bu özetler sanırım.
“İyi beslenme sıradan bir sporcuyu yıldız yapmaz ama kötü beslenme yıldız bir sporcuyu sıradan yapabilir”.

Sporcuların beslenme alışkanlıkları konusunda eleştirileriniz var mı? Sporcular genelde fast food mu seviyor?
Alt yapıdan bahsediyorsak, burada ailenin beslenme alışkanlıkları çok etkili. Bu sebeple çocukları değil ama aileleri eleştirdiğim oluyor Ailede bazı alışkanlıklar düzelmezse o çocuğa, sen böyle yapmalısın demenin bir manası yok. Çocuklar önce anne babalarını örnek alırlar. Yemek seçen bir anne bana “bu çocuk bir şey yemiyor” dediğinde ben önce anneyi uyarırım. Benzer şekilde “bu çocuk sürekli abur cubur yiyor” diyen bir babaya siz ne yiyorsunuz diye sorarım. Okul, antrenman, ev arasında kısıtlı zaman söz konusu olunca pratik besinler daha çok tercih ediliyor haliyle ama burada aileye iş düşüyor. Önceden planlı olmak çok önemli bir özellik sporcu ailesi için.
Yetişkinlerde genelde fast food yiyorlar diyemem. Burada çok faktör var. Yalnız yaşamak dışarıdan yemek için önemli bir gerekçe oluyor. Antrenmandan yorgun argın gelince yemek yapmak istememeleri normal. Ne seçeceklerini öğretmek gerekiyor. Dışarıdan yemek demek illa kötü beslenme demek değil elbette. Bu da ayrı bir eğitim gerektiriyor. Yoksa sporcu beslenmesi sadece evde pişen tencere yemeklerinde oluşan bir hadise değil. Hamburger dediğimiz ekmek arası köfte.
Bunu evde anneniz verince fast food olmuyor mu? Burada önemli olan öncelikle besin hijyeni, daha sonra da kaliteli malzeme kullanılması. Elbette evdekinin kaynağını bilmek daha kolay dışardakine göre.
Bazen öğün atlama olabiliyor, özellikle kahvaltı öğünü ama son çalışmalar illa kahvaltı yapılması gereklidir düşüncesini yıktılar. Fakat şu önemli: antrenmana enerji depoları dolu gelinmesi gerekir. Bu geceden çok yiyerek ya da öncesinde atıştırarak olabilir. Boş enerji depoları hem antrenmanın verimliliğini azaltır hem de sakatlık riskini artırabilir.
Sporcuların tipik bir beslenme şekli yok bence. Aldıkları kültüre göre değişik tercihleri olabiliyor. Eleştirmekten ziyade koşullarını öğrenip, nasıl adaptasyonlar yapılabilir üzerine odaklanmayı tercih ediyorum.

 

Yorumlar Okunma: 1691