Mehmet Okur: Bugünün basketbolunda işim daha kolay olurdu - BasketFaul.com

Mehmet Okur: Bugünün basketbolunda işim daha kolay olurdu

01-05-20 15:22
Mehmet Okur ve bir dönem Fenerbahçe Kadın Basketbol Şubesi'nde idari menajer olarak görev yapan Ege Özışık, The Money Man'in kariyerine, basketbolun değişimine ve geleceğe yönelik bir basketbol söyleşisi gerçekleştirdi. İşte pasajlar ; 

* Hayatımda birkaç tane aklıma gelen dönüm noktası var; 13-14 yaşında boyumun çok uzaması, babamın Bursa'da bir tanıdığı olması vesilesiyle basketbol seçmelerine gitmem. Daha sonrasında Detroit Pistons'ta çaylakken oynamadığım dönemde kendimi hazır tutmuş olmam gibi. Zeljko Rebreca'nın rahatsızlığı sonrası bir anda 25-30 dakikaları görmüştüm. Tabii ki hayallerimin arasında hep ilk 5 başlamak, uzun dakikalar almak ve NBA'de tutunmak vardı. Utah Jazz'a imza atıp, burada All-Star olabilmek bu dönüm noktalarındaki en kritik kararlardan biriydi.
* Efes'ten Detroit'e giderken kontratımdaki bonservis ücretinin yarısını kendi cebimden vermiştim. NBA'de uzun vadeli olabileceğimi düşündüğüm için bu riski aldım. Yeni jenerasyon bunu yapar mı bilemiyorum, daha çok Avrupa'da kalıp daha çok kazanalım diyebilirler. Herkes farklı hareket edebilir, onları yargılamamak gerekiyor. Altyapılardaki potansiyel yıldız adaylarına kulüp takımları 4-5 senelik imza attırıyor, amaç onları elden kaçırmamak tabii. Vurgulamalıyız ki onlar daha çocukken bu imzayı atıyor. Bu kontratı imzalayan gençlerin hedefleri ve hayalleri ölebiliyor, oynamasalar da nasıl olsa paramı alıyorum diye düşünebiliyorlar.
* Maalesef aileler işin çok içinde. Biraz potansiyel görüldüğü zaman kendi çocuklarını yanlış yönlendiriyorlar, onlara zarar veriyorlar. Bizim zamanımızda böyle bir durum yoktu, aileler işin içinde değildi. Aslında ben çok fazla yeteneğe inanmıyorum, çalışmaya inanıyorum. Kariyerimde potansiyeline ulaşan veya ulaşamayan çok oyuncu ile oynadım. Disipllin, çok çalışmak, kendinize saygı duymak bunlar çok zor şeyler. Özveride bulunmak ve sosyal hayatınızdan vazgeçmek zorunda kalıyorsunuz. Basketbola geç başladım ve Oyak Renault'ta takım arkadaşlarımın yaptıklarını yapamıyordum. Karamsarlığa kapılmadım, hep ekstra mesai harcadım. İsmail Doğrutekin benim ilk antrenörüm ve bana basketbolu sevdiren kişi olarak bunu hep eğlenceli kılmaya çalıştı. Sonuçta ben takım arkadaşlarıma göre olan eksiklerimi kapatmak zorundaydım.
* Bugünün basketbolunda benim işim daha kolay olurdu. Daha fazla şut atma imkanım olurdu. Kariyerimin başlarında maç başına 2-3 tane üçlük kullandığımda çok fazla diyorlardı. Hele ki bir uzun oyuncu için. 4 tane üçlük kullanınca ''aa, neden dışarıdan şut atıyorsun'' derlerdi. Günümüzde James Harden maç başına 20 tane üçlük kullanabiliyor, benim zamanlarımda bir takım toplam 20 tane üçlük ya kullanıyor ya kullanmıyordu. Basketbol hızlandı, çabuklaştı, daha 1e1 düzenine geçiş oldu. Basketbol büyük bir market ve insanlar televizyonda veya salonda James Harden'ın bu şutları kullanmasını görmek istiyor.
* Larry Brown ile 1 sezon çalıştım ve 2004'te şampiyon olduk. Ben şut soktuğum zaman dahi beni kenara alıp "bak evlat, sen dışardan şut atmamalısın, pick&roll'den sonra içeri devrilmelisin" derdi. Utah'a gittiğimde ise efsane Jerry Sloan, daha önce Karl Malone, Greg Ostertag gibi daha içerden ve sırtı dönük uzunlarla oynamış bir coachtu. İlk Utah yıllarımda hep salonda şut çalışırken, Jerry Sloan'ın dikkatini çekmeyi başardım. Neden bu kadar şut kullandığım kendisine sorulunca, "Mehmet'e atma diyemem çünkü attığını sokuyor" cevabı vermişti. Belki de hem Larry Brown'un hem Jerry Sloan'ın basketbola bakış açısını değiştirdim diyebilirim!
* Mamba mentality büyük bir paket aslında. Aklıma mücadeleyi bırakmamak geliyor. Atılan kötü şutlardan sonra, sıradakini sokacağım mentalitesinde olabilmek çok önemli. Savunmada biri üstünüzden atıyorsa, bir sonraki pozisyon atmamalı. En iyi ben çalışmalıyım, en iyi ben olmalıyım. Kobe Bryant basketbol dışında da olabilecek en iyi baba olmaya çalışmayı öğretti. All-Star'da onunla takım arkadaşı olmak çok özeldi.
* Shaq ile oynadığımız 1'e 1 sahnesini daha sonra izleyince asıl eğlencenin farkına varmıştım. Shaq topu getirirken ben dripling üstü hand-off vereceğini düşündüm. Baktım bacakarası yapıyor, seyirciden bir alkış ve reaksiyon geldi. Tamam dedim bu iş 1'e 1'e dönüşecek. Bir anda gülmeye başladım ve anladım komik bir şey bizi bekliyor. İyi savunma yaptım ama! Sayı atamamıştı!
* Benim dönemimde Avrupa'dan az oyuncu NBA'ye gidebiliyordu. Aslında bu kapıları açanlardan biri Drazen Petrovic'tir. Rahmetli olmadan önce Avrupalı yapabilir imajını çok net vermişti. Detlef Schrempf, Vlade Divac, Peja Stojakovic, Dirk Nowitzki, bunlar hep bizim için ışık oldu. Yapabildiklerini görünce biz de yapabiliriz psikolojisinde çalışıyorduk. Furkan ve Cedi istikrarı yakaladılar gibi, iyi gidiyorlar. Takımlarında uzun süreler almaya başladılar. Bayrağı teslim ettik onlara, bu bayrağı yukarılara çekecekler!
* Birlikte oynadığı en iyi 5: Deron Williams - Richard Hamilton - Andrei Kirilenko - Mehmet Okur - Ben Wallace, bu takımın coachu Larry Brown olmasın! Jerry Sloan olsun!
* Rakiplerden en iyi 5: LeBron James top getirebilir. Michael Jordan'ın son dönemlerinde onla oynadım ama büyük bir karizma tabii ki. Kobe Bryant 3 numara olsun. 4 ve 5 numaraları Tim Duncan ve Shaq ile geçiyorum. Bu takımda ben benchten gelirim onların arkasından!
* Başarı erken isteniyor. Bir gece kalkıp, 1 hafta sonra başarı gelmeli diye bir mentalitemiz var maalesef. Uzun vadeli yatırımlar yapılmıyor. 2-3 sene yatırım yapıp, yavaş yavaş oyuncu yetiştirerek, geliştirerek kavramlara ağırlık vermeli. Başarı gelmezse, başka koç ve başka oyuncu sirkülasyonu oluyor. Ben ileride coach olarak NBA'de veya NCAA seviyesinde basketbola hizmet etmek istiyorum. 

Programın son bölümünde Fenerbahçe altyapısında basketbol oynamış ve eğitimini Barcelona'da sürdüren Deniz Eymür de konuk olarak yer aldı. 

Yorumlar Okunma: 5088