Pozitif yenilikçi yaklaşım isteği - Önce kadınlar ve çocuklar (Can Kasaplar) - BasketFaul.com

Pozitif yenilikçi yaklaşım isteği - Önce kadınlar ve çocuklar (Can Kasaplar)

30-04-20 08:28
Can Kasaplar
Bir süredir düşünüyorum. Biraz elmayla armut kıyaslaması gibi olacak belki ama estetik mi önemlidir, esneklik mi? Nerden takıldı kafana derseniz, bazen biz basketbol coachları gözümüze hoş gelmeyen, akıcılığı bozan, yapılmak istenenle uyuşmayan bir görüntüyle karşılaştığımızda deriz ki, bizim estetik kaygılarımız var. Ben öyle derdim takıma yani. Estetik konusu algıyla ilgili bir mevzu ve öğretim için belli bir seviyeyi aşmanın çok önemli bir aşaması. Ama esneklik fiziğin ve kuvvetin daha da önemlisi iradenin konusu. Esneklik güç demektir derdim, stretch yapardı gençler ısınmada. Peki düşüncede esneklik? Planlamada esneklik. Yönetimde esneklik. Kırılmamak mesela. 

Peki baştan başlıyorum. Tekrar düşünmek istiyorum. Estetik algısını oluşturabilmek için güç gerekli. Güç için esneklik. Akıcılığın devamlılığı için kırılmamak gerekli kırılmamak için esneklik. Cebime koyuyorum bu düşünceleri devam ediyorum. Önümüzde bir problem var. İnsanlığı ilgilendiren, hayatımıza giren yaşamımızı bir "pause" tuşuna basmış gibi, evlerimizin çalışma odalarında bir bilinmeze yönelten. Yeni tanımların düşünülmesi ve gerçek anlamda hepimizin kapımızın önünü temizlemesi gerektiği zamanlar. Hiçbirşey eskisi gibi olmayacak diyerek başlanan, sonra bu ülkede hiçbirşey değişmez diye devam eden sohbetler. Biraz geri adım atıyorum. Düşünmem lazım. Değişsin ya da değişmesin adapte oluruz. Zeki canlılarız. Panik olmak yok. Sosyal mesafe ve yaşam hakkına saygı. Hep beraber kirlettiğimiz doğa (bazıları doğa denen fenomenin j j rousseau ve onun romantik kurgusunun bir tanımı olduğunu ve aslında doğa diye birşeyin olmadığını sadece insanın yaşadığı çevre_alan kavramının olduğunu söylerler. bilemem) bir uyarı atışında bulunmuş. 

İlk düşünülmesi gereken kişiler her zaman önce kadınlar ve çocuklar olacak. (Kadınlar konusunda ben de kızıyorum onlara, muhteşem bir potansiyelleri olduğunu biliyorum ve biz erkekleri ve dolayısıyla dünyayı daha iyi yönetebilirlerdi ama pek tercih etmiyorlar). Çocuklarsa aslında sandığımızdan çok daha güçlüler ve birçok yetişkinden daha olgunca hareket ediyorlar. Ama daha önce onlara normal olan bu diyerek tanıttığımız ve aslında normal ve adil olmayan bir düzene tekrar döndürmeye çalışmak yapabileceğimiz en kötü düşüncesizlik olacaktır eminim. Son yıllarda çocuk gelişimde bir arpa boyu yol kat edememişken çocukları yarış atları gibi rekabete sokup şiddetin içinde ezerek eğitmeye çalıştığımız o normal günlere dönmeyi istemiyoruz elbette. 

Şimdi genel olarak insanlığın bu bireysellik denilen, biraz manipulatif olduğunu düşündüğüm, 2000 li yılların en moda düşünce tarzı, karşılaştığı ilk gerçek tehditte yerini sağlıkçılarımız, doktorlarımız, eğitimcilerimiz, vatandaşlarımız, biz aslında hepimiz aynı gemideydik söylemine bıraktı. Normal karşılamak gerek. Ben birey olarak öylesine güçlüyüm ki bu virüsle tek başıma savaşırım demek pek akıllıca olmayacak sanırım. Peki evlerimizden çıktığımızda sokakta devam edecek hayat nasıl bir şekil alacak. Şimdi başa dönmek niyetindeyim. Esnek oluruz elbette. Güzel insanları, güzel ligleri, güzel sporcuları, emekçileri, düşünceleri, imkanları var bu ülkenin. Eskisinden daha güzel olsun diye düşünürüz. Değiştiririz düşüncelerimizi. Davranışlarımızda değişir. Plan yapar problem çözeriz. 

Neden böyle bir yazı yazmış bu adam diye düşünenleriniz olabilir. Hayri abi yaz dedi. Düşünüyordum. Murat abiyle Şükrü abiyi takip ediyordum zoom da. Basketbol coachlarımızı dinliyordum. Sanırım bu mesleğin en sevdiğim yanı özellikle Türk basketbol coachları, arkadaşlarım, meslektaşlarım, abilerimde de gözlemlediğim, olmazsa olmaz, problem çözme yeteneği. Kimi alıyor molasını, hemen müdehale ediyor, kimi araştırıyor her datayı bilmek istiyor, kimi insan sarrafı olmuş yönetiyor, kimi var hiperaktif yerinde duramıyor enerjiden senelerdir. Birisi var şeytana pabucunu ters giydirir, birisi esirgemez sözünü eğilmez kimsenin önünde. Kimi beyefendiliğiyle kazanmış, kimi kaybetmiş herşeyi, öğrenmiş yine kazanmış. 
Bir yerde okudum. Hafıza olmadan kimlik olmaz diye. Unutmadığımız çok yanlış var elbette. Ama can sıkıcı olsun istemem bu yazı. Başka bir tarafa bakalım derim. Problemi biliyoruz. Böyle sınavlarda biz Türk çocuklarına şöyle dediler. Takılma o soruda, ağzına bir şeker at, bir yudum su iç. At kafanı geriye rahatla önce bir. Çözersin. Bugüne kadar ne problemler çözdük. Uyuşmayan datayı çıkardık denklemden. Tümden geldik bazen. İnce ince detaylandırıp tüme vardığımız oldu. Çözeriz elbet. Daha iyisi daha güzeli için inşa edebilmenin en uygun zamanı şimdiyken. En iyiler bizdeyken. 
Yeniden düşünmem gerek. 

Canım sokak basketbolu oynamak istiyor. Biraz beklemek lazım. . 
Bir daha takım çalıştırdığımda estetik algım nasıl değişecek acaba. Ekonomi mi? Zordu zaten hep. Hallolur. Gençler sahaya bir çıksın da. Ellerine topu alıp sert savunma yapsınlar. Pas atsınlar birbirlerine. Tribünde alkışlasın birbirini taraftarlar. Devam edecek hayat. Sohbetler devam edecek eskiden olduğu gibi bütün basketbol antrenörleri yan yana tribünde.
 
Tübad çok çalışıyor. Muhteşem bir enerjiyle iş yapıyor abilerim. Dünya standartlarının üzerinde.bu arşiv senelerce yeter bize. Birkaç gözükara kural değişikliği lazım şimdi belki bize. Önce kadınlar ve çocuklar diyerek başlayan. 

Not: Bu yazının birçok düşünce sıçraması içerdiğinin farkındayım ve bir kompozisyon oluşturmamış olduğunun da... Uzatmak süslemek değiştirmek istemedim. Olumlu düşünerek kişisel bir esneklik yapmak istedim. Pek optimist olduğum söylenemez genelde  ama kişinin yaşamında en önemli devrim kendi kişisel devrimiymiş. Jim morrison söylemişti. Haklı olabilir. Mazur görünüz. Her anlamıyla sağlıklı günlerde basketbol konuşabilmek dileklerimle... 

Yorumlar Okunma: 1105