Furkan: Joel beni kanatlarının altına aldı - BasketFaul.com

Furkan: Joel beni kanatlarının altına aldı

22-04-20 15:42
Philadelphia 76ers ile özelikle sezonun ikinci kısmında gösterdiği başarılı performanslarla NBA’de adından söz ettirmeyi başaran ve takımının önemli parçalarından biri haline gelen Furkan Korkmaz, Habertürk’e verdiği röportajda karantina günlerini nasıl geçirdiğinden, Sixers’ta gösterdiği performansa kadar birçok konuda samimi açıklamalarda bulundu.

İlk olarak COVID-19 salgınının ortaya çıkmasından sonraki süreç hakkında konuşan Furkan Korkmaz, “11 Mart’ta son maçımızı oynadık. O maçtan sonra bugün kaçıncı gün ben de saymayı unuttum açıkçası. 42 gün mü oldu 45 gün mü oldu bilmiyorum yani günler de karıştı artık. Tabii ki bu işin ciddiyetinin farkındayız. Zaten son maçı oynadıktan sonra ben 1-1.5 aydır 3-4 kere markete gittim onun dışında hiç dışarı çıkmadım. Sağ olsunlar burada kulüp bizim dışarı çıkmamamız konusunda, sosyal temasa girmememiz konusunda çok büyük emek sarf ediyor. Onun için gerçekten bizim bütün ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışıyorlar. Bu da benim çok fazla dışarı çıkmamı gerektirmiyor” ifadelerini kullandı.

Bu dönemde antrenmanlarına kulübün sağladığı ekipmanlarla devam ettiğini dile getiren milli oyuncu, “Kulüp bench press, dumbell gibi aletleri bize yolladı. Evde bisikletim var aynı zamanda kulübün yolladığı. Bunlarla beraber antrenman yapmaya çalışıyorum ben de. Tabii ki sahada antrenman yaptığınız gibi, takımla yaptığınız gibi olmuyor hiçbir şekilde. Hiçbir şey onun yerini tutamaz. Maç temposunun yerini tutamaz. Olabildiğince biz de evde formda kalmaya çalışıyoruz” dedi.

Oyun karakteri hakkında da konuşan genç oyuncu, çok yönlü bir oyuncu olduğunu dile getirerek sadece bir şutör olarak anılmak istemediğini “Ben hiç bir zaman sadece şutör olarak anılmak istemiyorum. Sadece şutör bir oyuncu olmak istemiyorum. Ben topla da oynayabildiğimi, yaratabildiğimi düşünüyorum. Skorer oyunumun dışında da arkadaşlarıma da çok fazla pozisyonlar hazırlayabileceğimi düşünüyorum. Tabii ki buradaki rolüm, takımdaki arkadaşlarım, şu anda çok fazla buna uygun bir basketbol oynamıyoruz aslında. Bizim organizasyonda, takımda biraz daha farklı bir basketbol oynanıyor. NBA’in başka takımlarında daha fazla pick and roll oynanıyor. Biz de daha çok post up oyunu oynanıyor veya daha çok bire bir oyuna dayalı bir basketbol oynuyoruz biz. Tabii bunların hepsi benim oyunuma değişik şeyler kazandırıyor ama ilk Efes‘te A takıma çıktığım günden beri bize bir genç oyuncu olarak şunları söylediler; öncelikle gelen boş şutu, ceza şutunu atacaksın. Başarılı olacaksın ve savunmada hiç hata yapmamaya çalışacaksın. Bunları zaten mükemmel seviyeye getirdikçe biraz daha roller değişmeye başlıyor. Bunları iyi yaptıkça zaten o ipleri sizlere vermeye başlıyorlar. Tabii ki ben de kariyerimin önümüzdeki sezonlarında bunları daha fazla göstereceğimi düşünüyorum” sözleriyle ifade etti.

Philadelphia 76ers’taki takım arkadaşlarıyla alakalı da konuşan Furkan Korkmaz, “Embiid gerçekten çok güzel, temiz bir insan. Sahada kavga eder, trash talk yapar ama gerçekten çok iyi niyetlidir. Herkese yardım etmeye çalışır. Ki özellikle ben takıma katıldıktan sonra beni biraz kanatlarının altına aldı diyebilirim. Özellikle işin oyun kısmına baktığımız zaman hele de bu sene oynamaya başladığım dönemde… JJ Redick’in geçen sene Embiid ile beraber oynadığı bir “Elbow oyunu” vardı. “Onu ben bu sene Furkan ile oynamak istiyorum” dedi. Takıma onu ekledik. Bu tarz şeylerde aslında onun beni kanatları altına aldığını biraz hissediyorum. Onun dışında dediğim gibi çok iyi niyetli biri. Hepimiz sahada farklı karakterler olarak görünüyoruz ama saha dışına çıktığımız zaman basketbolu bir kenara koyup normal hayatlarımızı devam ettiriyoruz. O yüzden hepimizin sahada farklı bir karakteri var. Maske demeyeyim biraz daha yanlış anlaşılabilir ama hepimizin farklı bir modu oluyor” ifadelerini kullandı.

NBA’de forma giyen diğer Türk oyuncularla olan ilişkisinden de bahseden Furkan, “Cedi’yle aslında bakarsak bir 6-7 saatlik araba mesafesi var aramızda ama sezon içerisinde görüşmemiz çok mümkün olmuyor. Çünkü maçlardır, antrenmanlardır çok yoğun bir sezon geçiriyoruz. Ama sürekli telefonla görüşüyoruz, konuşuyoruz.

Zaten buraya ilk geldiğiniz senelerde kendinizi bir yalnız hissediyorsunuz. Bu yalnızlık hissi sizi arkadaşlarınıza ailenize daha çok bağlayan bir duygu. Ersan ağabeyle de aynı şekilde. Sadece basket değil birçok şeyi soruyorum Ersan ağabeye. Amerika’da yaşam anlamında çok fazla soru soruyorum. Mehmet Okur’un çok yardımı oluyor. Takıldığımız bir konuda sürekli telefon açabileceğimiz biri. Hidayet ağabey aynı şekilde zaten federasyon başkanımız…

Hidayet ağabey ve Mehmet ağabeyin dönemine göre ben bizi şu şekilde bir tık avantajlı görüyorum. Şu anki sosyal medyanın gücüyle, o dönemin sosyal medyasının gücü bir değil. O konuda hem biz insanlara daha rahat ulaşabiliyoruz, hem insanlar bize daha rahat ulaşabiliyor. O yüzden çok daha tatlı bir dönem var diyebilirim şu anda. Tabii ki onların isimleri, efsaneleri, yarattıkları markalar, Türkiye’ye getirdikleri basketbol… Aynı şekilde şu anda burada Hido, Memo deyince insanların tanıması bizim için çok büyük bir gurur. Benim çocukluğumda onları izleyerek büyüdüm yani. O yüzden benim için onlarla beraber yavaş yavaş ismimim anılmaya başlanması çok özel bir duygu. Çok güzel bir duygu” dedi. 

Yorumlar Okunma: 2009