Pozisyonsuz basketbol geliyor (Efe Can Önal) - BasketFaul.com

Pozisyonsuz basketbol geliyor (Efe Can Önal)

28-03-20 11:45
Her kriz fırsattır derler. Bu biraz basit ve insanı heyecanlandırmayan bir tabir. Ben daha  etkileyici olduğuna inandığım harekete geçirici bir söz kullanmak istiyorum. Nietzsche aslında her zaman kriz halinde olduğumuzu betimleyen güzel bir laf eder: “Diyorum ki size dans eden bir yıldız doğurabilmek için hala kaos olmalı insanın içinde, diyorum size: hala kaos var içimizde. “ Evet şimdilerde dünyada kaos var ve hepimizin de içinde ister istemez bir kaos ve sıkıntı var. Ben kendi adıma yazı yazmanın insanı özgürleştiren yapısını kullanıp biraz uzaklaşma ve bu zamana kadar bu oyunla ilgili kafamda birikenleri aktarma derdindeyim. Ayrıca Sayın Murat Özyer de yaklaşık 4-5 gündür her gün antrenörler ile basketbolumuzun önde gelen simalarını buluşturan bir video formatında "Koçlarla Evde Sohbet" adında program gerçekleştirmekte. Necip abi de her zaman ki gibi birilerini konuşturmakla meşgul, NBA olmadığı için canı hayli sıkkın elbet :) 

Belirlediğim konu başlıklarını 3 bölüm halinde yayınlamaya karar verdim. Bu yazıda pozisyonsuz basketbola dair fikirler olacak. İkinci yazı bu basketbolun gelişim güzergahında antrenör-oyuncu-kulüp eğitim model-metodları ve teori-pratik ayrımı üzerine olacak. Son yazı da ise basketbolda küreselleşmenin geleceğe dönük ekonomik etkileri üzerine olacak. Üçü birbirinde bağımsız gözükse bile özünde bir fikir bir konsept bir sistem ortaya çıkarma derdindeyim, telaşımız bu. 

*Beni kategorize etme
2000’e kadar (hatta 2004-5) diyelim basketbolda oyuncu pozisyonlamaları üzerine konuşulduğunda 5 pozisyon akla gelirdi ve tarifi böyleydi. 2005’den itibaren ise buçuklu pozisyonlar tabirleri daha çok öne çıkmaya başladı. 3-4 değil de üç buçuk demek lazım oldu. Günümüzde ise özellikle son 5 yıllık sürece bakılırken bu pozisyonlamaların guardlar-forvetler ve çember koruyucu olarak üçe indiği hatta, guardlar ve kanat oyuncuları olarak 2’ye kadar düştüğü gözlemlenmekte. Mesela Celtics koçu Stevens kendi sisteminde üç pozisyon olduğundan bahseder. Mike D’Antoni ile ilgili görüşümü belirtmiştim 

Biz şimdi bir tık daha ileri giderek her şeyi tek pozisyona indirebileceğimiz bir konsepte gitmek istiyoruz. Kimileri buna pozisyonsuz basketbol diyor. Özellikle altyapılarda uygulanmasının oyuncu gelişimi açısından önemli olduğu düşünülen Flex offense buna bir örnek olabilir. 

Benim düşüncem ise savunma ribaundu ya da yenilen sayı sonrası geçiş hücumları ana başlığı altında “1x1" ve “drive&kick&shoot” temalı ve close out attack’ın ön planda olduğu bir basketbol. Neden pick&roll azalmalı veya yok olmalı derseniz, ben zaman içerisinde oyunun savunma tarafında her şeyin adam değişme üzerine kurgulanacağı oyuncu grupları olacağını düşünüyorum, bu da 1x1 offense kalitesinin daha fazla ön plana çıkacağını gösteren bir durum yaratacaktır.  Alçak post hücumlarının neden bu kadar değer kaybedeceğini düşündüğümü sorarsanız da bence çok yakın sürede 4 sayılık atış hayatımıza dahil olacak ve oyuncuların tercihi buraya evrilmeye başlayacak. İki örnek verelim birincisi üç sayı çizgisi 5-10 sene önce geriye çekilince çoğu insan üçlük denemelerinin azalacağını düşünürken tam aksi bir durum yaşandı ve deneme sayıları artmaya başladı. Bir diğeri de FIBA’nın düzenlediği 3x3 basketboluna kuralları ile birlikte bakarsanız eğer 3 sayılık atış 2 puan ve 2 sayılık atışta 1 puandır yani 2 katı olan bir durum var ve 4 sayılık atışta normal basketbola dahil olunca burada da böyle bir durum olacaktır. 3x3 basketbolu yakından takip edenler bilir ki takımlar genelde yayın gerisinden şut kaynaklı skor üretirler. Hollywood klişesi gibi olan “şutu yok ama iyi savunmacı” lafı vb tabirler bahsettiğimiz basketbola yetmeyecek. Oyuncular artık daha fazla özelliklere sahip hale geliyorlar ve klasikleşmiş basketbol düzenlerini yıkıyorlar. 2.15’lik oyuncular şutör kıvamında şut atıyorlar, 2 metre üzeri olan ve oyunun iki yönünde de efektif olabilen isimler çoğalıyor. Gün geçtikçe bu evrim herkesin her şeyi yapabildiği hale doğru yol alacak ve sonunda oyun en temel şu kriterlere indirgenecek: “Dripling yapabilen şutör, 1x1'i iki yönde de oynayabilen ve close out'a attack edebilen, tempolu atletler”. Bunların dışında kalan isimler üst düzey basketbolun içine entegre olmakta zorlanacak ve yarış dışı kalacaktır. Burada farkındaysanız boylarla ilgili bir detaya girmiyorum çünkü birbirine yakın size aralığındaki isimlerle bu basketbol oynanacak. 

Amaç düzen içinde serbestlik yaratmak ve oyuncuların yetenekleri maksimum seviyede göstermelerini sağlamak. Belli bir kontrol mekanizması olmak zorunda ki bu da günümüz devletlerinin gerekliliğini gösteren bir nokta. Geleneksel basketboldan ziyade tempo, alan paylaşımı ve şutun ön plana çıkabileceği format. Kenar ve dip oyunları belki sadece burada “set offense” anlamında eklenebilir. 

* Önyargılar
 
Sonuçta bunlar belli olasılıklar üzerinden şekillenen düşünceler. 2000’lerde Shaq ligi domine ederken günümüzde o tarz oyuncuların etkisinin minimuma düşeceği düşünülebilinir miydi? Düşünülebilinirdi fakat tecrübeli olmak bazen ön yargılı olmaktır ki bu yüzden bazı fikirler zamanında hak ettikleri değeri görmezler.

Hayatın gittiği yön bende bir beklenti oluşturuyor. Basketbolda da 2030’dan itibaren çoğu şeyin farklılaşacağını düşünüyorum. Sosyal psikolojide “Pygmalion” etkisi tabiri olgusu vardır. Buna “self fulfilling prophecy” yani kendini gerçekleştiren kehanet adı verilir.  Zaman içinde gerçeğe dönüşen inanışlar da diyebiliriz. 

Kariyerinin büyük bölümünü Harvard Üniversitesi’nde geçiren psikolog Robert Rosenthal 1968’de yaptığı deneyde/çalışmada; ki bu psikoloji tarihinde en çok alıntı yapılan çalışmalardan birisi, bu tanımı bilimselleştirmiştir. İlgilileri bu konuyla ilgili araştırma yapabilirler lakin kısaca tanımlamak gerekirse daha çok beklentide olduğumuz insanlara daha çok sorumluluk verip potansiyelini zorlarız. Gerçeklik subjektif olduğundan bazı manipülatif hareketlerle onları etkileyebiliriz. Kendimizle ilgili algımızı genelde çevremiz etkiler ve bunu kendimizi teşvik edecek şekilde kullanabiliriz. Baskı altında ezilmekten ziyade başkalarının olumlu ve yüksek beklentilerini pozitife çevirmek gibi. Burada bahsettiğimiz şeyler elbette dozunda ve mantıklı beklentiler. Bunu mistik beklentilerle karıştırmamak lazım. 

“Çocuklarımıza sunduğumuz hedefler geleceği şekillendirir. Bu hedeflerin ne olduğu çok önemlidir. Pozitif beklentiler kendini gerçekleştiren kehanetlere dönüşebilir. Yani hayaller birer harita gibidir.” demiş Carl Sagan. Biz de yetiştiriciler olarak şimdilerde altyapıda olan çocuklarımızı pozisyonsuz basketbol yaklaşımına inandırabilecek güçteyiz ve dediğim gibi basketbolun geleceğinin burada olduğunu düşünüyorum. 

Bir sonraki yazıda yukarıda da belirttiğim gibi pozisyonsuz basketbol için altyapılarda uygulanması gerektiğini düşündüğüm fikirlerden ve teori-pratik ayrımının bu sisteme ve hayatımıza dair etkilerinden bahsedeceğim.  

Yorumlar Okunma: 2121