Neden hızlı oynuyoruz? (Gencer Baytimur) - BasketFaul.com

Neden hızlı oynuyoruz? (Gencer Baytimur)

24-03-20 10:21
Gencer Baytimur
Çalıştırdığı takımlarda oynattığı yüksek tempolu hızlı hücum ve transition basketboluyla tanınan Gencer Baytimur’un çalıştırdığı bütün takımlar oynadığı liglerin en çok sayı atan takımları olmuştur... En son çalıştırdığı Karesi Spor da ligde attığı 2850 sayı (maç başına 95 sayı) ile ligdeki en yakın rakibinden 300 fazla sayı ile ligin en çok sayı atan ve ilk 11 hafta sonunda Avrupa’daki tüm ligler içinde en çok sayı atan takımı idi...

Benim için en iyi hücum topun bizim kontrolümüze geçtiği andan itibaren rakip çembere en kısa zamanda atılan hücumdur.

Hepimizin eve kapanmaktan bunaldığı bu zorunlu “Karantina Günlerinde” sıkıntımı giderecek uğraşlar ararken Necip Abi'nin telefonu imdadıma yetişti. Büyük bir çoğunluğumuz hiç durmadan akan Corona kaynaklı komik videolar ve en son gelişmeleri sosyal medyadan takip ederken bazılarımız da benim gibi kitap okumanın tadını yeniden hatırlıyor. Antrenör arkadaşlarımız için de bu ev hapsini yararlı bir etkinliğe çevirmenin yollarından birinin izlemedikleri basketbol eğitim videoları seyretmek, okumadığı basketbol yazılarını okumak ve seyretmediği maçları seyretmek olacağını düşünüyorum.

Basketbol nasıl oynanmalı?

Daha çok maç kazanmak için takımımı nasıl oynatmalıyım?

Elimdeki takımı nasıl daha verimli kullanırım?

Eminim dünyadaki bütün koçlar bu soruların cevaplarını arıyorlar ve her koç bu büyük bilmeceyi kendince çözmeye çalışıyor.

Kimi daha hızlı oynamaya, kimi de daha kontrollü oynamaya çalışıyor. Hangisi mi başarılı oluyor? Cevap her ikisi de ya da hiçbiri. Yani bazı koçlar kontrol basketbolu oynatarak maçlar, şampiyonluklar kazanırken bazıları da yüksek tempolu oynayarak bunu başarıyor. Yani klasik bir koçluk deyimiyle “koçlukta başarıya giden tek bir yol yoktur.”

Aslında “her koç kendi karakterinin koçluğunu yapar”, ben de kendi adıma oyunu olabildiği kadar hızlı oynatmaya çalışıyorum.

Hızlı oyun basketbol oynadığım zamandan beri hoşlandığım bir şeydi ancak koçluğa başladıktan sonra hızlı oyunun sınırlı kadrolarla maç kazanmanın en etkili yollarından biri olduğunu anladım. Yani eğer elinizde rakiplerinizden daha az kalibrede bir takımınız varsa maç kazanmak bazı şeyleri rakiplerinizden daha iyi yapmanız gerekir.

Bunu gerçekleştirmek için de değiştirebileceğiniz parametreler bellidir. Ancak sorun ve zorluk bunları sistematik bir şekilde yapmanızdır. Yani kafanızdaki hızlı hücum ya da kontrollü hücum ya da her neyse bunu bir “sistem” haline getirmeniz, felsefesini ve nedenlerini açıklamanız, inandırmanız (herkese ama öncelikle oyuncularınıza), kurallarını koymanız ve en zoru da bunun sahada uygulamasını takımınıza yaptırabilmeniz (execution) gerekir.

Benim oynatmaya çalıştığım basketbol felsefesinin ana çerçevesini “Transition Basketbolu” olarak tanımlamak mümkün ancak uygulamada tamamen kendine özgü ya da yıllar içerisinde kendimin geliştirdiği detaylar vardır. Ancak öncelikle neden Transition Ofens ondan bahsedelim;

1- Rakip İçin Sürekli Tehdit Oluşturur: Rakip için sürekli bir tehdit unsurudur. Hücum üzerinde baskı oluşturur. Rakip hücum ederken bile kullandığı toptan sonrasını düşünmek zorunda kalır, bu da rakibin hücuma olan konsantrasyonunu bozar.

2- Rakibi Özel Hazırlığa Zorlar: Maça hazırlık döneminde iyi fast break atan bir takıma karşı fast break sonucu sayı yememek için rakibin özel hazırlık yapması ve önlem alması gerekir. Bu da rakibin başka işlere ayıracağı zamanı ve eforu buraya harcaması demektir.

3- Rakibin Hücum Ribaundu Gücünü Azaltır: Fast break sonucu kolay sayı yeme korkusu rakibin erken geriye koşmasına neden olarak hücum ribaudu gücünü azaltır.

4- Oyunun Temposunu Kontrol Etme İmkanı Sağlar: Hızlı oynamaya alışmış bir takım için gerektiğinde oyunu yavaşlatabilir ve tempoyu kendi istediği şekilde ayarlayabilir. Oyunu yavaşlatmak hızlandırmaktan daha zordur.

5- Oyunu renkli ve cazip hale getirir: Oyuncuya, seyirciye ve antrenöre zevk verir. Oyunu izlenmesi zevkli bir hale getirir. Bu yönü özellikle günümüzde önemli bir özellik haline gelmektedir. Seyirciyi salonlara çekme tartışmaları sürmektedir, bunu yollarından biri de izlenmesi zevk veren bir basketbolun sahada oynanmasının zorunluluğudur. Fast break sonucu hücum süresi kısaldığı için maç başına hücum sayısı artacak, dolayısıyla maç skorları da yüksek olacaktır. Bu da seyircinin zevk alacağı bir unsurdur.

6- Takımdaki Bütün Oyunculardan Yararlanma İmkanı Sağlar: Fast break hücumu sadece takımın skorer oyuncularına değil takımdaki hemen her oyuncuya topla oynama ve sayı atma imkanı tanır. Bu yönüyle de oyuncuların kendilerini geliştirmelerine imkan sağlar. Ayrıca fast break yüksek tempo gerektirdiği için hep aynı oyuncularla oynamak mümkün olmayacak yedek oyunculardan da faydalanmak zorunlu olacaktır. Bu da takım kadrolarında derinlik gerektirecek, az oynayan oyuncular için bile sahada dakika alma şansı doğacaktır.

7- Bütün oyuncuların yaratıcılıklarının ve bireysel becerilerinin gelişmesine olanak sağlar: Basketbol sporu için son derece önemli olan oyunu okuma, pozisyon seçme, hızlı değerlendirme ve kara verebilme yeteneğinin gelişmesini sağlar çünkü oyuncu bütün bunları genellikle hareket halindeyken ve koşarken düşünmek ve yapmak zorundadır.

8- Coachlar için sınırlı yetenekteki oyunculardan daha etkin ve kolay yararlanma imkanı sağlar: Yani çok uzun olmayan, çok iyi şut atamayan, çok iyi bire bir hücumu olmayan fakat sadece koşup turnike atabilen bir oyuncu bile fast break hücumunda gerektiğinde coachun faydalanabileceği bir silah haline gelir.

9- Takımınıza Karşı Pres Yapılmasını Zorlaştırır: Fast break attığınız oranda rakip takımın size pres yapmasına olanak vermemiş olursunuz. Rakip takım pres düzeni alıncaya kadar siz hücumunuzu başlatmış olursunuz

10- Takımınızın Boy ve Fizik Dezavantajını Ortadan Kaldırır: Hızlı hücum sonucu rakibinizin savunmada sizinle birebir eşleşme imkanı olmayacağı için fast break takımınızın rakibe karşı olan boy ve fizik güç dezavantajını ortadan kaldırır. Normalde yerleşik yarı saha hücumunda fizik ve boy olarak üstünlük sağlayamayacağınız rakibi açık sahada alt etme imkanı sağlar.

11- Maç Kazanma Yüzdenizi Artırır: İstatistikler göstermektedir ki maç başına rakibinden fazla fast break atan takımlar genellikle maçı kazanan takımlardır.

12- Savunma İçin Daha Fazla Güç Kalır: Fast breakte hücum için fazla zaman ve efor harcanmadığı için fast break atan takım için savunmaya daha fazla güç ve kondisyon ayırma imkanı doğar.

Bir “Sistem” iddiasıyla ortaya çıkıyorsanız bunu içini doldurmanız gerekir. Koçların demeçlerine ya da söylemlerine şöyle bir bakarsanız minik takım antrenörlerinin bile söze “ benim sistemim” diye başladığını görürsünüz. Burada iş birkaç setin öyle ya da böyle oynanması ya da küçük değişiklikler yapmak kadar basit bir şey değildir.

Transition Basketbolu ya da daha basit bir ifadeyle “nasıl daha hızlı oynarım” diye araştırmaya başladıkça öne hızlı hücumun yani “fast break”in yapısının ne olduğunu araştırmaya başladım. Dünyada fast break çalışması yapmayan ya da takımına “aman hızlı oynamayın” diyecek bir koç yoktur, yani bütün koçlar fast break hücumu oynatmaya çalışır. Kolay sayıya kim hayır diyebilir. Öyleyse herkes bunu yapmaya çalıştığına göre sizin hızlı hücum yani fast break ya da diğer bir basketbol ifadesiyle Primary Break’ten yani 2x1, 3x2, 4x3’den daha fazlasını yapmanız gerekir.
 

Bu noktada işin içine Secondary Break ya da Transiton girer yani fark yaratmak için 2x1’den, 3x2’den fazlasını yaparak hızlı hücumu 5x5 haline getirmeniz gerekir. İşte Transition ya da geçiş hücumu tempoyu hiç düşürmeden hızlı hücumu bir düzen bir şablon içinde hücum sahasında oyun 5x5 olduğunda da devam ettirmek mantığından hareket eder.

Bu şablonların neler olabileceğini araştırmaya önce bütün NCAA takımlarının Transition (ya da Secondary Break ya da Eary Offense) hücum paternlerini inceleyerek başladım. Bütün NCAA takımlarının, ki çoğunun birden fazladır transition paternlerini inceledim. Ardından Euroleague Takımlarını ve yüksek tempo ve skorla oynayan bütün takımları ve hatta geçmişte böyle oynayan takımların hepsini inceledim, paternlerini çıkardım. Sonuçta şunu anladım ki her işte olduğu gibi mesele ne yaptığınız değil nasıl yaptığınız meselesidir.

Yani aslında mesele basketbolun savunma hücum bütün parçalarında olduğu gibi bunu oynatmak için ne kadar çalıştığınız antrenmanlarda ne kadar zaman ayırdığınız ve bunun için takımınıza ne kadar “vurgu” (emphasising) yaptığınız meselesidir (ki bence koçluktaki en önemli konulardan biri bu vurgu konusudur)

Bu noktada inceleyip araştırdıkça daha hızlı oynamak için hangi detayları değiştirmem gerektiği sorusunun cevapları kafamda şekillenmeye başladı. Basketbol felsefemin temel sorusu şuydu; takımlar neden set oynar? Cevap; boş atışı bulmak için. Öyleyse “ben bu atışı hücumun 5. saniyesinde buluyorsam neden kullanmayayım.” Yani hücum sahasına gelip set oynadığınızda oyuncularınızı screenlerden cutlardan savunmaların sertliklerinden kurtarıp o bir saniyelik boşluğu bulmaya çalışıyorsak, o zaman hızlı hücumlarda bu kadar hırpalanmadan ve yorulmadan bu boş atışı bulmaya çalışmalıyız ve bulduğumuzda da kullanmalıyız.

Sistem oturuncaya kadar oyuncularımı en çok uyardığım nokta doğru atışı bulduğunda tereddüt etmeden atmaları konusudur. Burada oyuncuların daha önceki takımlarından edindikleri alışkanlıkları kırmak ve yeni düşünce yapısına alıştırma sistemin en zor mental aşamasıdır. Çünkü hızlı hücum her şeyden önce mental bir değişim gerektirir.

Oyuncuların hızlı koşmalarını hızlı düşünmelerini ve hızlı karar vermelerini isteriz ki bir takımın da, oyuncunun da başarısını belirleyen şey verdikleri doğru ya da yanlış kararlardır. O nedenle şunu özellikle belirtmek isterim ki Transition Basketbolu genç oyuncuların hızlı ve doğru karar vermelerini ve çembere kendine güvenli top atmalarını sağlayan en önemli düzenlerden biridir. Çocuklarımız daha hızlı oynamalıdır ki oyunculukları gelişsin.

Bu noktada felsefemizin ilk maddesi şekillenir; “bizim hücumumuz top rakibin elinden çıktığı anda başlar”. Yani top daha havadayken her oyuncu ne yapacağını nereye koşacağını, sayı olursa kimin topu top fileden yere çıkmadan oyuna sokacağı bilir.

Koçlukta sarsılmaz bir şekilde inandığım şeylerden biri şudur; Oynattığınız düzen ne olursa olsun uygulamada hem savunma hem de hücum için kesin kurallarınız olmalıdır. Ancak kural koymak kolay, uygulatmak ise zordur. Önemli olan koyduğunuz kuralları istisnasız uygulatmak oyuncuların kafalarını karıştıracak hiçbir flu alan bırakmamaktır.

Sistemimize geri dönersek top rakibin elinden çıktıktan sonra ilk opsiyonumuz başlar ; “GO”

“GO” opsiyonu ve transition hücumumuzdaki bütün terminoloji İngilizce ve bana aittir. İngilizce olmasının iki sebebi vardır. Birincisi genellikle yabancı oyuncularla oynuyor olmamız ve onların ve yerli oyuncularımızın da kolay anlayacakları basit terimler olması, ikincisi de uluslararası literatüre uygun olması içindir.

“GO”opsinunda temel olarak şut atıldığında ya da top kullanıldığında topu karşılayan (challenge eden) oyuncunun savunma ribaunduna girmeden ya da box out yapmadan (bu çoğu koçun kabul etmekte zorlanacağız bir durumdur ancak her kuralın bir sebebi bir mantığı vardır ve bunlar benim doğrularımdır, herkesin değil) doğrudan hücum sahasına koşması ve sayı olmuşsa topu oyuna sokan oyuncunun, sayı olmamışsa ribaund alan oyuncunun tek pasla koşan oyuncuya pası ulaştırmasıdır. Bu opsiyonla her maç top kontrolümüze geçtikten sonra 3-4sn.'lik hücumlarımızı sayıyla sonuçlandırırız.

 
 
 
Eğer “GO” opsiyonundan sayı bulamamışsak topu en çabuk şekilde forvette koşan oyuncumuza ulaştırırız. Bunu da genellikle uzun pasla yaparız çünkü guardlarımıza da her zaman söylediğim gibi “hiçbir oyuncu pastan hızlı değildir”. Eğer onu yapamıyorsak diğer opsiyonlarımızdan biri olan “HAND OFF” opsiyonuna geçeriz ki bu da transition ofens’te daha önce hiç uygulanmamış bir opsiyondur. Eğer çabuk bir şutörünüz varsa “HAND OFF” opsiyonu sonunda topu potaya 5-7 sn. içinde atmış oluruz.
 
 

 
Bu iki çok hızlı opsiyonumuzdan sonra hücuma ilk koşan uzun (#4 yada #5) kimse onun tam çember altında Seal ettiği yani rakibi arkasına aldığında ona indirdiğimiz “FIRST POST” opsiyonu gelir. Bu noktada bazı önceliklerimiz vardır. Yani forvetteki oyuncu yada topu getiren oyuncu şut için boş kalsa bile öncelik o boş şutun atılması değil içeride seal eden oyuncuya indirmesidir.
 
 
 
 
Bu anlamda Transitıon Hücumumuz dışarIdan bakıldığında potayı ilk gören top kullanıyor gibi görünse de aslında önceden belirlenmiş opsiyonların, önceliklerin ve kararların olduğu bir disiplin içinde yürür işler.

Çok fazla seminer detayına girmeden Transition Ofensimizin “SECOND POST”, “HIGH LOW”, “BALL REVERSAL”,”BACK PICK”, “RE-POST”, “5 ROLL-4 POP “ gibi opsiyonlarla devam ediyor.
 
 

 
Özetle bütün bir seminer konusunu nedenleriyle ve sonuçlarıyla bir makalede anlatmaya çalışmak zor olsa da neden hızlı oynatmaya çalıştığımızın bir açıklaması olmuştur diye umut ediyorum.

Bu arada son söz olarak şu konuya da açıklık getirmek isterim. Yıllardır basketbolu idareci yönetici tarafına anlatmak zorunda kalmama rağmen “koç” olmalarına rağmen hala aynı yorumu yapanlar oluyor; aynen eski bir kulüp başkanının sorduğu şekliyle soruyorum :) “hocam çok atıyorsunuz ama çok da yiyorsunuz, acaba savunmaya hücum kadar önem vermiyor musunuz?”

En iyi bizimle oynayan oyucular bilir, bizim savunma detaylarına da en az hatta daha da fazla olarak (çünkü sistem oturduktan sonra düzen akmaya başlar) zaman ayırdığımızı ve belki de çoğu takımda olmayan savunma detaylarımız olduğunu. Savunma yapmadan sadece atarak kazanacağını sanmak bir seçenek bile değil aptallıktır.

Bir hedefe oynayan hiçbir takımın savunma çalışmama ya da savunmaya zaman ayırmama gibi lüksü olamaz. Biz de takım olarak her zaman savunmanın bütün parçalarına çok fazla önem veririz ancak çok fazla detaya girmeden (Offensive ya da Defensive Efficiency Rating vs.) şunu söylemek gerekir ki siz ne kadar yüksek possesion’la oynarsanız yani çembere ne kadar çok top atarsanız rakibiniz de size o kadar top atar. Yani çembere 90-100 top atarsanız ve 100 üzeri sayı atarsanız rakibiniz de size o kadar sayıda hücum edecektir, sizin savunmanızın etkinliği bu hücumların ne kadarını durdurduğunuzla ilgilidir. Dolayısıyla yüz sayı yediğiniz bir maçta da iyi savunma yapmış ya da tersinden ifade edersek 60 sayı yiyerek de kötü savunma yapmış olabilirsiniz.

Son söz olarak konunun başına dönersek, her sistem başarılı olabilir. İster 5 kısa herkesin şut attığı match up bozduğu bir düzende oynayın isterse iki pivotlu düşük possession’lı bir düzende oynayın. İster Run and Gun hızlı tempo oynayın, ister düşük tempoda kontrol basketbolu oynatın... Her sistemin diğerine göre avantajları dezavantajları vardır. Önemli olan detaylarına hakim olduğunuz kurallarını koyduğunuz ve oyuncularınızın her sorusuna verecek net cevaplarınızın olduğu bir düzeninizin bir sisteminizin olmasıdır. Çünkü o dikdörtgenin içinde ne yaptırdığınız değil nasıl yaptırdığınız önemlidir.     

Video ve düzenlemeler için asistanım Buğra Gürel’e teşekkür ederim.

 

Her şey değişiyor, ya basketbol? (Efe Can Önal) BURAYA tıklayın

 

 

 

Yorumlar Okunma: 4461