Hukukçu gözüyle olağanüstü durumun sözleşmelere etkisi - BasketFaul.com

Hukukçu gözüyle olağanüstü durumun sözleşmelere etkisi

21-03-20 09:05
Balım İdil Deniz (Hukukçu)
2019 yılında Çin’de ortaya çıkışından bu yana tüm dünyada etkilerini göstermekte olan Coronavirüs salgını sebebiyle 19.03.2020 tarihinde Türkiye’deki spor federasyonlarının bir araya gelerek aldığı liglerin ertelenmesi kararı neticesinde, bu durumun kulüpler ve sporcular açısından mevcut sözleşmeleri nasıl etkileyeceği sorusu gündeme gelmiştir. Her ne kadar henüz bir yargı kararına konu olmamış olsa da bu noktada Türk Borçlar Kanunu’nun aşırı ifa güçlüğüne ilişkin hükümlerinin uygulanması söz konusu olabilecektir.

Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi uyarınca;

“Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır.

Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır.”

Madde metninde yer alan “öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum” ifadesi mücbir sebep kavramına işaret etmektedir. Mücbir sebep sayılacak haller Türk Borçlar Kanunu’nda açıkça örneklenmemiş olmakla beraber, Yargıtay içtihatlarına göre; “deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler” bu kapsamda değerlendirilir. Bu tür olaylar neticesinde bir borcun ifasının mümkün olmayacağı haller söz konusu olmaktadır.

Sporcu sözleşmeleri bakımından, liglerin ertelenmesi ve hastalığın bulaşma tehlikesi nedeniyle maçların ve antrenmanların yapılamayacak olması sebebiyle sporcuların sözleşmeden doğan borçlarını ifa etmesinin beklenemeyeceği bir durum ortaya çıkmıştır. Aynı şekilde içinde bulunduğumuz durumun ortaya çıkardığı ekonomik güçlükler, kulüplerin de sporcuların ödemelerini zamanında yapamamaları sonucunu doğurabilecektir.

Konuya basketbol çerçevesinden bakarsak; sporcu tip sözleşmelerinde ve Türkiye Basketbol Federasyonu’nun Sözleşmeli Basketbolcular Lisans, Tescil ve Transfer Talimatı’nın 26 ve 27. maddelerinde yer alan yükümlülüklerin mücbir sebep niteliğindeki salgın hastalık sebebiyle yerine getirilememesi neticesinde, kanımızca yukarıda anılan Türk Borçlar Kanunu’nun 138. maddesi uygulanmalıdır. Buna göre borcun ifa edilememesinden kaynaklanan uyuşmazlığın yargı mercilerine taşınarak sözleşmenin ortaya çıkan yeni koşullara göre uyarlanması talep edilebilir. Ancak mevcut durumun yargı sistemine etkisi ve durumun aciliyeti göz önünde bulundurulduğunda bu ihtimalin uygulanabilirliği tartışmalı hale gelmektedir. Dolayısıyla uyarlamanın mümkün olmadığından yola çıkılarak, sürekli edimli sözleşme niteliğindeki sporcu sözleşmeleri bakımından, fesih hakkının kullanılması söz konusu olabilecektir. Fesih, dönmeden farklı olarak ileriye etkili hukuki bir işlem olduğundan yapıldığı andan itibaren sonuçlarını doğurur.

Söz konusu salgın hastalığın bütün Dünya’yı etkileyen global bir mücbir sebep yarattığını göz önünde tutarsak, FIBA’nın duruma yönelik düzenleyici kural getirmesini bekleyebiliriz. Zira aksi halde FIBA BAT (FIBA Tahkim Kurulu) sonuçlandırılması yıllar alacak sayıda dosyayla meşgul olmak zorunda kalabilir. Benzer şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığı ya da Türkiye Basketbol Federasyonu da sporcularla kulüpler arasında oluşabilecek davalara ilişkin yargı yükünün azalmasını sağlayacak düzenlemelere imza atabilir.

Tüm bu şartlar altında, kural olarak sözleşmelerin feshedilebileceğini söylemek mümkünse de konunun bir yargı kararına konu olmamış olması ve Coronavirüs’ün mücbir sebep teşkil edeceğinin henüz kesin bir şekilde kabul edilmediği göz önüne alındığında; her bir olayın kendi özel şartları değerlendirilerek ve sözleşmenin feshinin yaratabileceği sonuçlar gözetilerek hareket edilmesi yerinde olacaktır. Ancak bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile konu herkes yönünden objektif kriterlerle çözüme de kavuşabilir kanısındayız.

 

Yorumlar Okunma: 3312