Evde basketbol (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Evde basketbol (İlker Yıldız)

20-03-20 15:14
Dünyayı saran yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) maalesef birçok ülke ciddi bir şekilde etkilendi. Ülkemizde geçtiğimiz hafta itibariyle okullara ara verilirken, dün de Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Mehmet Kasapoğlu corona virüs tedbirleri kapsamında liglerin ertelendiğini duyurdu. Öncelikle devletimizi bu süreçte almış olduğu tedbirler konusunda çok başarılı bulduğumu söylemek isterim. Bu sürecin yönetilmesi konusunda olumlu anlamda dünyadaki diğer ülkelere örnek teşkil ettiğimizi de düşünüyorum. Bu açıdan başta Sağlık Bakanımız Sayın Fahrettin Koca olmak üzere, bütün sağlık çalışanlarına müteşekkir olduğumu ifade etmek isterim. Bu süreçte, evimde kalarak bu ülkenin bir ferdi olarak üzerime düşen sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyorum. Alınan tedbirlerin başarıya ulaşması adına herkesin sorumluluk taşıması ve zorunluluklar dışında “Evinde Kal Türkiye” ortak düşüncesine uyması gerekiyor. Umarım en kısa zamanda bu sıkıntılı süreci atlatarak, yaşamımız tekrardan normal seyrine döner.

Bu süreçte özellikle genç basketbolseverler basketboldan uzak kalmamak adına evde neler yapabilirler? Bu konu hakkında düşündüğümde ve araştırmalar yaptığımda aslında basketbol adına hiç de azımsanmayacak kadar çok aktivite yapabileceklerini gördüm. Bunu da başta genç basketbolcular olmak üzere bütün basketbolseverler ile paylaşmak istedim.

Evde basketbol adına neler yapabileceğimiz ile ilgili düşüncelerimi maddeler halinde yazmaya çalıştım. Bu maddelerin basketbolseverler tarafından daha da arttırılacağını ve ilerleyen süreçlerde bu konu ile ilgili başka yazılarında paylaşılacağını düşünüyorum. Kim bilir belki de bu süreçte basketbol, “basketbol evimizde” hashtag (başlık etiketi)’i ile sosyal medyada trend topic (TT) bile olabileceğini düşünüyorum. Bakalım basketbol sevgimizin gücünü sosyal medyada ne kadar gösterebileceğiz? Tabii ki en önemlisi bu süreci olabildiğince sağlıklı bir şekilde atlatarak, gerek ev ortamını çocuklarımız için renklendirmek gerekse de çocuklarımızın basketbol ile kurdukları bağı devam ettirebilmektir. Böylece bir nebze de olsa çocuklarımız bu kasvetli ortamdan çıkarak, tekrardan basketbolun o sıcak atmosferi içerisinde normalleşme imkanları bulabilirler.

Daha çok salonlarda antrenmanlar yaparak (veya sokaktaki basketbol sahalarında) basketbol gelişimlerini sürdüren genç basketbolseverlerin birçoğu belki de basketbolun sadece salonda yapılan antrenmanlarla geliştirilebileceğini zannetmektedirler. Evet, basketbol gelişimini sağlayan en önemli unsurların başında antrenörlerin gözetiminde salonlarda yapılan antrenmanlar gelmektedir ama basketbol gelişimimiz adına salon antrenmanları dışında destekleyici birçok unsurun olduğunu da unutmamalıyız. Şimdilerde olduğu gibi evimizde kalmak zorunda olduğumuz bir süreci basketbol adına nasıl verimli bir şekilde değerlendirebileceğimizi de bilmeliyiz. Belki de bu süreç hem zihnen hem de bedenen basketbola daha hazır bir şekilde salonlara dönmenizi bile sağlayacaktır. Bu süreci, gerçek anlamda basketbolu sevenlerin bir basamak daha ileriye gidecekleri bir süreç olarak da değerlendirilebilir.

Sayın Hilmi Taşer’in Basketfaul’de 17 Mart tarihinde yayımlanan “Evde antrenman” başlıklı yazısını okuduktan sonra bu yazımı kaleme almayı uygun gördüm. Bu tür yazıların, başta genç basketbolseveler olmak üzere bütün basketbolseverler için faydalı olmasını umuyorum.

1) Ball handling, kuvvet ve kondisyon çalışmaları

Eğer alt veya üst dairenizde komşularınız varsa, evdeki basketbol çalışmalarınızın devamı ve sizin selametiniz açısından ball handling çalışmalarının topu yere vurmadan olanlarını tercih etmenizi öneririm

Bu çalışmalara örnek olarak;

✓ Eller yukarıda, önde ve aşağıda olacak şekilde parmak ucunda topu el değiştiririz (çalışmalarda topun tur sayısını ihtiyacınıza göre belirleyebilirsiniz).

✓ Kollarımızı başımızın üstünde olacak şekilde açar ve topu bir elimizden diğer elimize başımızın üstünden havalandırarak veririz. ✓ Top, önce baş sonra bel ve en son birleştirilen ayaklarımız etrafında eğilerek önce sağdan sola, sonra soldan sağa doğru hızlı bir şekilde çeviririz (bunları yaparken topa bakmamalıyız. Aman topu düşürmeyelim, yoksa komşulardan şikâyet gelebilir .

✓ Topu tek elle (önce sağ el sonra da sol elle çalışırız) havaya atar, attıktan sonra hemen ellerimizi çırpar ve topu çift elle tutarız (bu çalışmaları evde yapabilmek için avizelere ve lamlara zarar vermemeliyiz. Yoksa anne ve babamızdan çalışmalarımıza ikinci bir emre kadar izin çıkmayabilir).

✓ Topu bir elimizle tutarken, diğer elimizle topa sertçe vurma çalışması yapabiliriz (topu kavrama adına yapılan bu çalışmada yandan ve üstten topa sertçe vururuz. Man dikkat sakın ha topa şiddet uygulamıyoruz .

✓ Sağ ayağımız önde olacak şekilde topu dizimizin etrafında hızlı bir şekilde önce sağdan sola, sonra da soldan sağa olacak şekilde çeviririz (aynı çalışmayı sol ayağımız için de yapılır).

✓ Stens pozisyonunda bacaklarımız arasında topla sekiz çizeriz (önce sağdan sola, daha sonra da soldan sağa hızlı bir şekilde topu çeviririz). ✓ Bacaklarımız stens pozisyonundan biraz daha açık olacak şekilde topu yerden sadece parmak uçlarıyla sağ elle sağ bacağımızın etrafında, sonra da sol elle sol bacağımızın etrafında döndürürüz (topu önce sağdan sola, sonra da soldan sağa doğru olacak şekilde iki yönlü döndürebiliriz).

✓ başımız hafif öne eğik olacak şekilde topu ensemize yerleştirdikten sonra, top yere düşmeden bel hizasında topu arkadan yakalarız (komşular rahatsız olmasınlar diye topu çift elle belden yakaladıktan sonra arkadan bacak arasında sektirip önde çift elle yakalamayı sakın ola yapmıyoruz .

✓ Ayakta, oturarak veya sırt üstü uzanarak önce sağ el sonra da sol el ile backspin çalışmaları yapabiliriz. Bu çalışma sayesinde antrenmanlara başladığınızda şutunuzun önceye nazaran bir hayli geliştiğini rahatlıkla görebileceksiniz.

✓ Temel duruş, sıçrama, denge, ayak çabukluğu, çeviklik gibi evdekileri ve komşularımızı rahatsız etmeyecek çalışmaları yapabiliriz.

Bakın gördünüz mü, basketbol antrenmanları salon olmadan, pota olmadan ve gürültü de çıkarmadan da yapılabiliyormuş değil mi? Yeni tip koronavirüsten (Kovid-19) korunmanın en önemli yollarından birisi olan el temizliğimize dikkat ederken, basketbol toplarımızın temizliğine de dikkat etmeyi ihmal etmemeyi de özellikle vurgulamak isterim. Her çocuğumuzun kendine özel basketbol topunun olması ve bu topu sadece kendisinin kullanması da bu süreçte yapılabilecek en doğru davranış olacağı kanaatindeyim.

2) Basketbol maçları ve basketbol ile ilgili bilgilendirici videolar

Bir gencin basketbol gelişiminde bir antrenörün gözetiminde antrenmanlar yapması ne kadar önemliyse, neredeyse onun kadar önemli olan da basketbolu zihinsel olarak ne kadar yaşadığıdır. Sadece antrenmandan antrenmana basketbolu düşünenler ile antrenman sonrasında zihninde basketbol antrenmanı yapmaya devam ederek (adeta bunu ev ödevi olarak görenler) adeta basketbolu yaşayanlar arasında ciddi bir gelişim farklılığı olacağı kesindir. Basketbolumuzu zihinsel olarak geliştirecek en önemli unsurlar ise üst düzey liglerdeki basketbol maçlarını izlemek (NBA, Euroleague, BSL, TBL, KBSL gibi) ve “signature move” dediğimiz, kendi imza şutunuzu ya da hareketiniz için ilham alacağımız videolar izlemektir. Bu videolarda amaç hem kendi basketbolumuzdaki eksiklikleri gidermek hem de basketbol adına ilham almak olmalıdır. Basketbol drilleri içeren videoları seçerken basketbol antrenörlerinizi ya da basketbol bilgisi olanların tavsiyelerini dinlemeniz kuşkusuz doğru bilgiye ulaşmanız açısından çok önemlidir.

Özellikle TÜBAD TV’de yer alan videoları bütün basketbolseverlerin izlemesini öneririm. Bu videoları izledikten sonra başka sitelerde yer alan basketbol videolarını izlemeniz en doğrusu olacağı kanaatindeyim. En doğru olanını öğrendikten sonra, diğer bilgilerdeki yanlışları ayırt etmeniz daha da kolay olacaktır. Aşağıda TÜBAD TV’de yayınlanan ülkemizin değerli antrenörlerinin çalışmalarının başlıkları yer alıyor. Bu çalışmaların çoğu birden fazla kısa videoyu içermektedir. TÜBAD yönetim kurulundan; Sayın Aydın Örs’e, Sayın Çetin Yılmaz’a, Sayın Cem Akdağ’a, Sayın Murat Özyer’e, Sayın Derya Özyer’e, Sayın Şükrü Yaravlı’ya ve emeği geçen herkese antrenör kurs faaliyetlerinde verilen ders videolarından kesitleri TÜBAD TV aracılığıyla bizlere sundukları için ayrıca çok teşekkür ederim.

Hilmi Taşer: Denge ve beceri çalışmaları, koordinasyon ve beceri, sakatlık hangi durumlarda gerçekleşir, sakatlık nedenleri ve korunma yöntemleri, streching örnekleri,

Muratcan Üner: Alt yaş kategorilerinde kondisyon çalışmaları,

Arda Çoşkun (Spor Psikoloğu): Sporcu ve ailelerle iletişim.

Menderes Gümüşdal ve Hasan Özmeriç: Eğitsel Oyunlar,

Hurşit Baytok: Motion Offense,

Fehmi Sadıkoğlu: Altyapıda şut geliştirme çalışmaları,

Alaeddin Yakan: Hızlı hücum çalışmaları,

Cem Akdağ: Hızlı hücum ve geçiş hücumu çalışmaları,

Hakan Yavuz: Altyapıda savunma ve hücum felsefesi oluşturma,

Şükrü Yaravlı: Top hakimiyeti çalışmaları,

Derya Özyer: Adam adama savunmayı geliştirme çalışmaları,

Orhun Ene: Kısa oyuncu gelişim çalışmaları,

Oktay Mahmuti: Bireysel gelişimi sağlayıcı hücum çalışmaları,

Hakan Demir: Bireysel savunmayı geliştirici çalışmalar,

Ahmet Çakı: Sezon öncesi antrenman örneği,

Ertuğrul Erdoğan: Özel durumlara hücum organizasyonları,

3) Basketbol ile ilgili filmler

Dünyada ve ülkemizde basketbolun sevilmesi ve basketbolun önemli bir ivme kazanmasında kuşkusuz "Beyaz Gölge" dizisinin önemli bir payı olduğuna inanıyorum. Şimdilerde basketbol adına fırsat bulup da yapabileceğimiz en önemli faaliyetlerin başında basketbolla ilgili filmler izlemek geldiğini düşünüyorum. Bu sayede hem basketbol bilgimiz hem de basketbol ufkumuz genişleyecektir. Basketbolu içselleştirme adına, basketbol sevgimizin artması adına filmlerin önemli bir rolü olacağı kuşkusuz. Yedinci sanat olarak görülen film sanatının bizlere basketbol açısından daha bir yaratıcılık getireceğine inanıyorum. Kim bilir belki de bu süreçten sonra ülkemizde de basketbol adına güzel senaryolar ve filmler ortaya çıkacaktır.

“Beyaz Gölge, The White Shadow (1978-1981)” dizisini ayrı bir yere koyarsam, benim favori ilk üç filmimi şu şekilde sıralayabilirim; 1) Bobby Knight’ın bendeki etkisinden olsa gerek, 1986 yapımı “Kazanmak Arzusu”, (orijinal adı “Hoosiers?), 2) 2005 yapımı “Coach Carter” ve 3) 2006 yapımı “Zafere Doğru” (Glory Road). İzlemenizi önerdiğim diğer filmler ise; 1992 yapımı “Beyazlar Beceremez” (White Men Cant Jump), “Günlük” (1995, The Basketball Diaries), “Space Jam” (1996), “Oyunun Galibi” (1998, He Got Game), “Kasırga Sezonu” (2009, Hurricane Season) ve “Şampiyonlar” (2018, Campeones) olarak sayabilirim. Basketbol arşivimde 50’e yakın film var ama sizlere önereceğim öncelikli filmler olarak bunları belirledim. Başka bir yazımda yeni film önerilerinde de bulunabilirim.

4) Basketbol ile ilgili kitaplar

Kitap okuma konusunda spor camiamıza baktığımızda en çok okuyan kesim olarak basketbol camiamızı görüyorum desem herhalde yanlış olmaz. Entelektüel birikim açısından spor branşları arasında en dikkate çarpan branşın basketbol olduğunu düşünüyorum. Zaten kime sorsanız basketbol denildiğinde hemen elit bir spor olarak nitelendirildiğine de tanık olabiliyoruz. Bir basketbolsever olarak, basketbola kültür seviyesi yüksek olanların ilgilendiği bir spor olarak bakılmasından da ayrıca memnuniyet duyuyorum. Yıllardır toplum nezdinde basketbola böyle bakıldı, umarım bundan sonra da böyle bakılmaya devam edilir. Bu düşüncenin devam etmesinde kuşkusuz bizlerde çaba sarf etmeye devam etmeliyiz. Kimi zaman salonlardan hoş olmayan görüntüler sosyal medyaya yansısa da bunların genele bakıldığında basketbol camiamızın çok küçük bir bölümünü teşkil ettiğini düşünüyorum.

Özellikle yabancı kaynaklı (özellikle de ABD) basketbol kitaplarının sayısının ve niteliğinin, ülkemizde basketbolla ilgili yazılan kitaplara göre çok daha fazla olduğunu üzülerek söylemeliyim. Öncelikle ülkemizdeki basketbol ile ilgili yazılmış kitaplara baktığımızda ilk aklıma gelenler olarak; “Adanmak – Bir Hayalin Peşinde Yalçın Granit ve Türk Basketbolunun Hikayesi” (yazar: Ali Granit, 2017), “İsmet Badem Efsanesi” (İsmet Badem, Burçin Badem, 2019), Hastasıyım Bu Oyunun (Kaan Kural, 2011), Türk Basketbolunun 100 Yıllık Tarihi (Mehmet Durupınar, 2006) ve Salondaki En Kötü Koltuk (Murat Murathanoğlu, 2019) kitaplarını sayabiliriz. Yabancı kaynaklı olarak ise; Phil Jackson ve Hugh Delehanty’ın birlikte kaleme aldıkları “Kutsal Çemberler”, Phil Jackson’ın “Ruhunu Arayan Takım – Son Sezon”, John Feinstein’ın üç kitabı “Bir Çılgınlık Yürüyüşü”, “Faul Problemi” ve “Zaferin Kıyısında”, Larry Platt’ın “Allen Iverson Efsanesi”, Brian Windhorst ve Dave Mcmenamın’ın birlikte kaleme aldıkları “LeBron James – Kralın Dönüşü” ve Jackie Macmullan’ın kaleme aldığı “Shaquille O’Neal – Benim Hikayem” kitaplarını sayabiliriz. Bu kitapları okumanız kuşkusuz basketbol kültürünüz açısından da çok faydalı olacaktır.

Eğer bana basketbolla ilgili yazılmış kitaplardan en çok hangilerinden etkilendiğimi sorarsanız, kendi basketbol tarihimizi öğrenmek ve basketbolumuzun gelmiş geçmiş en önemli idolünü tanımak için “Adanmak – Bir Hayalin Peşinde Yalçın Granit ve Türk Basketbolunun Hikayesi” kitabını söylerim. Bu kitabı her Türk basketbolseverin muhakkak kitaplığında bulundurmasını ve altını çizerek yavaş yavaş okumasını tavsiye ederim. Yabancı kaynaklı olarak ise “Kutsal Çemberler” kitabını adeta tek geçiyorum. Birçok NBA şampiyonluğu yaşamış olan Phil Jackson’ın entelektüel dünyasını keşfetme adına bu kitap size emsalsiz bir fırsat sunacaktır. Ülkemizde de bu seviyede ve derinlikte basketbol kitapları yazmaya başladığımızda gerçek anlamda dünya seviyesinde bir basketbol ülkesi olabileceğimizi düşünüyorum. Dünya basketbolundaki saygınlığımız ve seviyemiz, sadece parkede alınan kısa süreli başarılarla değil; oyuncusundan antrenörüne, yazarından yöneticisine kadar elde ettiğimiz nitelikle ölçüleceğini unutmamalıyız.

Herkese mutlu, huzurlu, sağlıklı ve basketbol dolu günler diliyorum. 

Yorumlar Okunma: 4377