Söylemezoğlu: Sporda ve sanatta torpil olmaz - BasketFaul.com

Söylemezoğlu: Sporda ve sanatta torpil olmaz

10-03-20 11:53
Kaynak: Türkbasket
Sizin tanımayan veya az takipçilerimiz için kendinizi biraz tanıtır mısınız? Normalde mesleğiniz nedir mesela?
Merhaba, asıl ben teşekkür ederim röportaj teklifiniz için. Ben küçük yaşlarda alt yapıda basketbol oynadım, ancak oyuncu olamayınca o zaman ki antrenörümün de yönlendirmesi ile hakem kursuna katıldım ve genç yasta hakem oldum. 2015 yılına kadar aralıksız 30 yılın üzerinde severek hakemlik yaptım. Profesyonel işim ise turizm sektörüdür. 2015 yılında o zaman ki kurallar gereği yaş sınırı nedeni ile hakemliğim sona erdi. Ben bıraktıktan kısa bir süre sonra da hakemlikte yaş sınırı kaldırıldı.
 
Hakemliğe adım attığınızda bu alanda Türkiye’de bu kadar önemli bir kariyer elde edeceğinizi planlamış mıydınız? Evet ise nasıl? Hayır ise süreç nasıl ilerledi?
İlk başta böyle bir hedefim yoktu. Aday hakem olduğum ilk sene, hakemliği ve hakem camiasını tanıyıp anlayabilmem için bir fırsat oldu. Ancak ikinci sezon bölge hakemi olduktan sonra hedefi belirlemiştim. Asıl hedefe ulaşabilmek için de kendime hep kısa hedefler koydum ve kısa sürede arzuladığım seviyeye geldim.
 
Hakemlik kariyeriniz boyunca başınızdan geçen birçok anınız vardır mutlaka, bunlardan sizde iz bırakan birkaç anı alabilir miyiz. Bir Atina uçağı kaçırılma olayı da var sanırız.
Tabii bir işi bu kadar uzun süre yaptığınız da, acı tatlı bir çok olayla karşılaşıyorsunuz. Bunlardan en ilginci sizin de belirttiğiniz gibi, bir deplasman dönüşü bindiğim uçağın yurt dışına kaçırılması oldu. İnsan hayatında nadiren karşılaşılabilecek böyle bir olay bunca yıl içerisinde yaşadığım en enteresan hadisedir. En üzüldüğüm olay ise, yönettiğim bir müsabakada şike yapıldığını rapor etmeme rağmen, o iki takımın da ceza almaması ve 1. Lige çıkmaları oldu. O olayın bazı aktörleri maalesef utanmadan, sıkılmadan hala bu camia içerisinde görev yapmaya, bir kısmı da boy göstermeye devam edebilmektedirler. Olayın tirajı komik tarafı ise, dönemin federasyon başkanının bu olayla ilgili olarak “şikenin tarifini yeniden yapmak lazım” diyerek dahiyane bir fikir ortaya atmış olması, ancak uzun yıllar geçmesine rağmen hala o tarifi yapamamasıdır.
 
Hakemliği yaş haddinden mi bıraktınız? Başka nedenlerden mi?
Yaş sınırı nedeni ile bıraktım.

Hakemlik sonrası neler yapıyorsunuz? Hakemlikten sonrası hayatınızda boşluk oluştu mu? 
Hakemliğe her ne kadar hobi olarak başlasam da, ilerleyen zaman içerisinde profesyonel işlerim de önüne geçti ve hayatım önemli bir kısmını kapladı. Hal böyle olunca da tabii olarak bırakınca büyük bir boşluk oldu. Hala zaman zaman şöyle bir rüya görüyorum, önemli bir maçım var ancak ben bir türlü o maça çıkamıyorum. Ya uçağa yetişemiyorum ya çantam kayboluyor vs ve sıkıntı ile uyanıyorum. Bunların yanında hakemlik sonrası profesyonel işlerime daha çok vakit ayırıyorum. Ayrıca basketboldan kopmamak için tamamen amatörce zaman zaman bir gazete de önemli maçlardan sonra görüşlerimi paylaşıyorum.
 
Geçmişinde hakemlik olan birçok kişi şuan hakem değerlendiriciliği veya federasyon temsilciliği gibi görevlerde bulunuyor. Sizin gibi hakemlik kariyerini üst düzeyde tamamlamış olan biri bu tür görevlerde neden yer almıyor ya da alamıyor mu?
Bu tamamen benim tercihim, sağolsunlar şu an hakemliği yöneten arkadaşlar hakemliği bıraktığım anda teveccüh gösterip MHK üyeliği dahil birlikte çalışma teklifinde bulundular, ancak ben teşekkür ederek kabul etmedim. Umarım bir gün bir yerde hakemliğe olan borcumuzu ödemek üzere yeniden hakem camiası ile buluşuruz.

Sporcular için değişik özellikler (boyu, yeteneği, zeka vs.) aranır hep, Fatih Söylemezoğlu’na göre iyi hakem olabilmek için ne tür özellikler gereklidir?
Öncelikle her sporcu da bulunması gereken asgari fiziksel özelliklerin yanında, sağlam bir kişilik yapısı ve yeterli bilgi birikime sahip, donanımlı bir insan olmalı diye düşünüyorum.

Türkiye Basketbol Liglerini takip ediyor musunuz? Size göre liglerde görev alan ve gelecek vaat eden hakemler var mı?
Tabii ki yakından takip ediyorum. Çok çalıştıkları takdirde ileride üst düzey hakem olabilecek çok genç kardeşimiz var. Ancak zamane gençlerinin değişen dünya düzeninde çalışma konusunda biraz tembel olduklarını düşünüyorum. Günümüzde en kolay şey bilgiye ulaşabilmek. Hedefi olan genç hakemler için de dünya basketbolundaki ve hakemlikteki gelişmeler ceplerindeki telefon kadar yakın olmasına rağmen, gelişmeleri beklenenden fazla zaman alıyor.

Oğlunuzun hakem olması hakkında görüşünüz nedir? Fatih Söylemezoğlu’nun oğlu olması kendisi için avantaj mıdır? Dezavantaj mı?
Doğrusu ilk zamanlar hakem olmasını istememiştim. Kendisi de sohbetlerimizde hakemliğe çok sıcak bakmadığını söylüyordu. Ancak hakem olan yakın arkadaşlarımızın yönlendirmesi ile başladı ve devamında severek ilerledi. Ben de bu başarısından dolayı gurur duyuyorum. Babasının eski bir hakem olmasının avantajları olduğu kadar dezavantajları da var. Avantajı, diğer arkadaşlarının ancak bir araya geldiğimizde faydalanabildiği tecrübelerimizden, kendisi ihtiyaç duyduğu her an faydalanabiliyor. Karşılaşabileceği dezavantajlar ise, zaman zaman benim üzerimden eleştirilebileceği gibi, benimle kıyaslanabilir de. Ama ben bunları aşabileceğini düşünüyorum. Çünkü klasik bir söylem vardır “sporda ve sanatta torpil olmaz” diye. Gerçekten ben buna inananlardanım, çünkü sahaya çıktığınız anda yanınızda ne anneniz, ne babanız, ne de torpiliniz olur. Yaptığımız iş, doğası gereği eleştiri ile dile getirilen bir meslek. Dolayısı ile neticede sahadaki beceriniz ve başarınız kadar var olursunuz, gerisi eskilerin deyimi ile laf-ı güzaf. Yeri gelmişken ülkemizde futbol hakemleri üzerinden yapılan saçma bir tartışma hakkında da fikrimi söylemek istiyorum. Bildiğiniz gibi orada da hakemlik babadan oğula geçiyor gibi saçma bir belden aşağı vurma çabası var. Örneğin dünya futbolunun en üst düzey hakemlerinden Cüneyt Çakır’ın babası Serdar Çakır da hakemdi. Sırf bu nedenle Cüneyt Çakır’ın hakemlik yapması engellense olası bu başarılara yazık olmaz mıydı? Tanıdığım bir çok doktor, mühendis, hukukçu arkadaşım var babaları ile meslektaş olan. Dolayısı ile sanatta ve sporda önce yetenek, sonra çok çalışmaya inanan birisi olarak bu sübjektif ve saçma tartışmaları hayretle izliyorum, yeri gelmişken söylemek istedim.

Bu sezon hakem performansları çok çok tartışılır oldu. Sizin hakem performansları hakkındaki görüşleriniz nedir?
Hakem performansları sadece bu sene değil, dönem dönem çok tartışılır. Bunun da çeşitli sebepleri olabilmektedir. Dolayısı ile ben dönem olarak değil de, maç özelinde performansları değerlendiriyorum. Neticede iyi yönetilen maçlar olduğu gibi, çok tartışılan maçlarda var. Bu meslekte amaç hatasıza yakın performans sergilemek olduğuna göre, herkesin daha çok çalışması gerekli

Bu sezon 1881 Düzce Belediye-Bursa Büyükşehir Belediye takımları arasında oynanan TKBL müsabakasında; Serbest atışı faul yapılan oyuncu yerine başka bir oyuncuya attırılmasına Bursa temsilcisi kural hatası olduğuna dair maça itiraz etmiş ve itirazı değerlendiren Türkiye Basketbol Federasyonu Yönetim Kurulu, Merkez Hakem Kurulunun görüşü ışığında haklı bulup maçın tekrarına karar verdi. MHK başkanı bu pozisyon için; “Hakeme göre doğru oyuncu serbest atışları kullandığı için bu olay bir hakem değil kural hatasıdır” açıklamasını yapmış. Sizce olayın değerlendirilmesi nasıl olmalıydı ve bu tekrar kararı bu tür hatalar için sonraki maçlara örnek teşkil eder mi?
Tüm detayını bilmediğim bir olay hakkında sadece kulaktan dolma, belki de dedikodudan öte gitmeyecek söylemleri yorumlamam doğru olmaz. Burada işin esasına bakmak gerekir. Yani kural hatası nedir? Hakem hatası nedir? Bunu da basit bir örnekle çok teknik yorumlamadan herkesin anlayabileceği sadelikle anlatabilirim. Şöyle ki; hakem bariz bir stepsi ya da bariz bir faulü çalamazsa bu “hakem hatası” olur. Ancak hakem bir pozisyona sportmenlik dışı faul çalıp, cezasını sadece 2 atış olarak kullandırırsa bu “kural hatası” olur, çünkü sportmenlik dışı faulün cezası 2 atış ve topu kenardan oyuna sokma hakkıdır. Dolayısı ile verdiğiniz örnek bu çerçevede değerlendirilmesi gereken bir durumdur, konu ile ilgili ancak bunu söyleyebilirim. 
 
Benzeri ve çok tartışılan bir durum da geçenlerde Fenerbahçe Beko ile Darüşşafaka Tekfen takımları arasında oynanan Erkekler Türkiye Kupası Final Maçının 4. Çeyreğinin bitimine 52 saniye kala yaşandı. Pozisyonda hakemlerin karşılıklı sportmenlik dışı kararı sonrası topun hava atışı yönüne göre başlamasına karar verdi ve MHK’de yaptığı bir basın açıklaması ile bu kararı destekledi. Sizin bu pozisyondaki hakem uygulaması hakkındaki düşünceleriniz nedir?
Bu maçı canlı izledim, dolayısı ile pozisyonun detaylarını biliyorum. Mevcut kural gereğince olması gereken, eşit ağırlıktaki cezalar birbirini götürdükten sonra oyunun kaldığı yerden devam etmesi yönünde. Bu örnekte de top Dacka’lı oyuncunun kontrolündeydi, dolayısı ile topun ok yönüne göre değil, kontrol kimdeyse ona göre verilmesi gerekirdi. Yani Darüşşafaka’ya verilmeliydi.
 
Bu sezon hatta geçtiğimiz 1-2 ay içinde kamuoyuna yansıyan biri A, üçü B klasman olmak üzere dört hakemimiz sezon devam ederken düdüklerini asma kararı aldı. Bu konu hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?
Özellikle Mersin bölgesi B klasman hakemi Ayhan Baykara’nın MHK ye yönelik açıklamaları hakem atamalarına ilişkin bazı sorunlar yaşandığı algısı oluşturdu. Hakemliği zamansız bırakan arkadaşlarımız adına üzgünüm, sevdikleri işi keşke daha uzun yıllar sürdüre bilselerdi. Özelde kurumla aralarında ne yaşandığını bilemem, dolayısı ile bu konuda yorum yapmam doğru olmaz. Sanırım bu sorunun muhatabı o arkadaşlar olmalı. 
 
Merkez Hakem Kurulunun hakem değerlendirmelerinin ve atamalarında şeffaf olamamasını neye bağlıyorsunuz? Çokça dile getirilen adamcılık gibi kavramların bu şeffaflığı engelliyor mu sizce?
Öncelikle sorunuzda bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir hata var. MHK’da bildiğim kadarı ile hakem değerlendirmeleri şeffaf olarak uygulanıyor. Şöyle ki, her müsabaka sonrası hakem performansları detaylı olarak hakemlere değerlendiriciler tarafından gönderiliyor. Dolayısı ile sorunuzun devamındaki eleştirileriniz objektif verilere dayanmadığı sürece yanıtlamam doğru olmaz.
 
Sizin de geçmiş dönemde haklı olarak uyguladığınız; Maçın son 2 dakikası içinde top oyuna sokulmadan önce yapılan normal faullerin sportmenlik dışı sayılmasına ilişkin uygulamanızdan dolayı dönemin MHK’sinden dinlendirilme cezası almıştınız. Bu tip cezaları hakemlik adına doğru buluyor musunuz?
Tabii ki doğru bulmuyorum. 

Benzer bir durum ama sizin olmadığınız bir Anadolu Efes-Banvit maçını yöneten hakemlere dönemim MHK başkanı maçı tarafsız yönetmedikleri (tabiri
caizse maç yanlı yönettikleri) gerekçesiyle 5’er maç ceza vermişti. Bu olay sizin aktif hakemliğiniz zamanında olduğundan o zaman ve şimdi ki bakışınızla nasıl değerlendirirsiniz?
Bu konudaki bakış açım o günde bugünde aynı, hiç değişmedi. O günkü MHK Başkanı Metin Şahin, hakem arkadaşlara böyle bir gerekçe ile ceza vererek Türk basketbol hakemliğine kara bir leke sürmüştür. Çünkü insanların onuru ile oynamak bu kadar kolay olmamalı. Bildiğiniz bir şey varsa hakemlikten men edip, hukuki olarak da gereğini yaparsınız, yok değilse de yaptığınız iş sizin için utanç vesikası olarak arşivlerdeki yerini alır.
 
Türk hakemliğini Avrupa düzeyinde ki yerini nerede görüyorsunuz? Diğer ülke hakemlikleri içinde potansiyel olarak baktığınızda sizce Türk hakemliği hangi seviyede?
Meseleye salt Türk hakemliğinin Avrupa düzeyindeki yeri olarak bakarsak yanlış yaparız. Konu Türkiye’nin Avrupa’daki yeri ile de ilgili. Hakemlerimiz medyada fazla yer almasa da Uluslararası birçok şampiyonada finaller yönetmekte. Her zaman bu sayının artması için çalışmaya devam etmek lazım.
 
Kamuoyunda zaman zaman çokça konuşulan Euroleague’de ki hakem sayımız ve bu hakemlerimizin önemli maçlarda görev alıp alamadığı konusun düşünceleriniz nelerdir? Zira gerek ligin sponsorluğu üstlenen Türk markaları gerekse de ligde yer alan Türk takımlarının sayısı ve başarısı ele alındığında, bu
ligdeki Türk hakemliğinin yeri hep bir tartışma konusu.
Hakemleri eleştirmek için Euroleague üzerinden vurmak moda haline geldi. Ancak dikkatinizi çekmek isterim ki, hiç bir hakem çıkıp yurtdışında kaç tane antrenörümüz görev yapıyor, Euroleague’de kaç takımımız, kaç koçumuz var gibi ucuz bir eleştiri getirmiyor, aksine onların başarıları ile gurur duyuyor. Burada eleştireceğimize hemen hemen önemli tüm sponsorları Türk firmaları olan Euroleague organizasyonuna, “madem ülke olarak organizasyonun en büyük destekçisi biziz o halde daha fazla sayıda hakemimize görev vermeniz gerek” diyerek tazyikte bulunmak lazım. Ama biz bir türlü olaya bu pencereden bakamıyoruz, bu anlamda en üst düzeyde sponsorlardan da destek istememiz lazım, onların da baskı yapmasını istemeliyiz, daha cok hakemimizin görev alması adına.
 
Geçtiğimiz günlerde Anadolu Efes baş antrenörü Ergin Ataman’a yönelik sosyal medyadan bir açıklama yaptınız. Ergin Ataman’da karşılık verdi. Kendisine tekrar bir karşılık vermeyi düşünüyor musunuz?
Her insan kadar benim de bu işi yapan herkesi eleştirme hakkım var. Dolayısı ile yanlış gördüğüm şeylere yanlış demem de bir hata görmüyorum. Ergin Ataman bu ülkenin yetiştirdiği en önemli, en başarılı koçlardan birisi. Ancak bu başarı kendisini eleştirilemez bir konuma tanımayacağı gibi herhangi bir dokunulmazlık da sağlamaz. Bahse konu olayda Ergin’in olayı abarttığını hiciv etmek istedim, hepsi bu. Ayrıca sevgili Ergin bana değil, internet sitesi olan sevgili Necip Kapanlı’ya bir gönderme yaptı diye hatırlıyorum.

Şuan ki MHK’yi değerlendirseniz 10 üzerinden kaç puan verirsiniz?
Bu tip değerlendirmelerin spekülasyondan başka kimseye bir faydası olmaz, dolayısı ile böyle bir değerlendirme yapmam.
 
Sizce ideal bir Merkez hakem kurulu yapısı nasıl olmalı?
Değişik formatlar üzerinde konuşulabilir, özellikle genç hakem adaylarının taranması ve belli bir sistematik içerisinde yetiştirilmeleri hususunda, bir hakem akademisi kurulması görüşündeyim. Bu yapı içerisinde seçilecek adaylara üniversite bursları sağlanarak çok yönlü eğitimlerine katkı verilmesi düşünülebilir. Ancak şu an devam eden bir yönetim var ve bu sistemi uygun gördüklerine göre saygı duymak gerekir. 
 
İlerleyen zamanlarda TBF bünyesinde hakemlere yönelik bir eğitim veya herhangi bir pozisyonda görev almayı düşünüyor musunuz?
Tabii ki düşünebilirim. Ancak bu hiçbir zaman sadece orada bulunabilmek için kabul edebileceğim bir şey değil. Eğer orada bulunmam verebileceğim katkılarla hakemliğe bir fayda sağlayacaksa uygun zaman ve zeminde her zaman görev almak isterim.
 
Birçok hakem arkadaşın MHK başkanı olabilecek kişi denince aklına Fatih Söylemezoğlu ismi geliyor. Bu konu hakkında düşünceniz nedir?

Teveccüh göstermişler, teşekkür ediyorum. 

Yorumlar Okunma: 2698