Ernak: Sert oynadığımız şikayetlerinden gurur duyuyorum - BasketFaul.com

Ernak: Sert oynadığımız şikayetlerinden gurur duyuyorum

15-02-20 00:24
Sezonun bu bölümünde çıkış yakalayan bir Darüşşafaka Tekfen izliyoruz. Nitekim Eurocup'ta play off'a kalma maçı oynayacak olan Darüşşafaka, Türkiye Kupası'nda da finale yükselme başarısı gösterdi. Bu başarıda elbette koç Selçuk Ernak'ın payı çok büyük.

Ernak'a biraz kendisi, biraz Türk Basketbolu', biraz Darüşşafaka ile ilgili sorular yönelttik ve bu kokteyl röportajdan aşağıdaki pasajlar çıktı...

Basketfaul: Antrenörlüğe çok genç yaşta başladığınızı biliyoruz. Kısaca nasıl başladığını ve asistan koçluk yaparken yaşça sizden çok büyük oyuncularla ilişkilerinizi nasıl düzenlediğinizi anlatır mısınız?
Ernak: Anadolu Efes, Beşiktaş'tan sonra Ortaköy'e geçtim. Takımı yerel ligden 2. Lig'e çıkardık, bel fıtığı olunca bırakmak zorunda kaldım. Ortaköy'ün yöneticisi rahmetli Ali Abi, "Küçük takımı çalıştırıp işin içinde kal" dedi ve böylece antrenörlüğe başladığımda 19 yaşındaydım. Hakem Ozan Çakar da küçük takım kadrosundaki oyuncularımız arasındaydı. Bir Pazar sabahı sürpriz yapıp Efes'i yendik, ertesi gün Eczacıbaşı beni transfer etti. 2 yıl Eczacıbaşı, 4 yıl Galatasaray, 10 yıl Ülker, 10 yıl Banvit, 2 yıl Sakarya... Darüşşafaka'da da ikinci yılım... 49 yaşındayım ama geriye dönüp baktığınızda da 30 yıllık antrenörüm.

Altyapıda çalışırken sonraları A Takım'da da asistanlık yapmaya başladım. Galatasaray'dayken Lütfi Arıboğan benden 10 yaş büyüktü, Ömer Büyükaycan ondan da büyüktü. Oyuncular sizi tartıyor, ciddiyet uyandırıyorsan fazla sorun kalmıyor. Ama tabii senin de çok genç bir antrenör olarak sınırlarını bilmen gerekir.

Basketfaul: Yıllarınız altyapılarda geçti. Büyük oyuncu çıkmamasının nedeni genç yaşını dolduranların A Takımlarda süre alamaması mı?
Ernak: Nedenlerden biri olabilir ama bir sıralama yapsam beşinci sırayı alır. Asıl sorun altyapı organizasyonumuzu doğru yapılandıramamamız. Teknoloji gelişti ama altyapı kötüye gidiyor. Altyapılar maalesef ticari hal aldı. Basketbol okulları olmalı ve çocuklar basketbolu sevip sevmeyeceğine orada karar vermeli. Ancak basketbol okullarının ciddi olarak elden geçmesi gerekiyor. Gerek basketbol okulları, gerekse kulüp altyapıları için tedrisatımız olması gerekiyor. Eskiden tedrisat vardı, hangi kategoride ne yapılması gerektiği bizim zamanımızda bilinirdi, üretim vardı.
 
Basketfaul: Basketbol felsefenizi özetler misiniz?
Ernak: Fiziksel özellikleri olan savaşçılar benim önceliğimdir. Kadroyu onlarla oluşturmak isterim. Sadece hücum özellikleri olan oyuncuları da almışsak, zaman içinde onların da  savaşçılığını artırmaya çalışırım. Nitekim bu sezon başında aramıza katılan 2-3 oyuncunun sezon başı ve şimdiki savunma farklılığı bu söylediğimi doğruluyor.
 
Her maçta rakibin asist top kaybı oranını kovalıyoruz. Eksi olursa harika ama 1'1 olursa da mutlu oluruz.  

Bize gelince... Hızlı gelmek, rakip gelmeden cezalandırmak istiyoruz ama bunu yapalım derken  fazla top kaybedince el frenini çektik. Güzel oynamak adına topları kaybedemeyiz. Açık saha takımı olamadığımızı kabul ediyorum. Bizim asist-top kaybı oranının 1.25, 1.30 olmasına razıyız.
 
Basketfaul: Koçun oyunu mu, oyuncunun basketbolu mu?
Ernak:  İkisi de değerli. Koçun görevi oyunun kitlendiği yerde müdahale etmek, tabii ki prensipler dahilinde oyuncunun bireysel yeteneğine de izin vermek. Ama ne olursa olsun öncelik bende. 12 farklı oyuncunun farklı özelliklerine göre oynanan oyuna göz yumarsanız kötü bir çorba olur.
 
Mesela bizde erken atış var ama bu herkese verilmiş bir hak değil. Pozisyona göre, topu kullandığı ana göre, skora göre, kimin kullandığına göre erken atışa izin veririm.
 
 
Basketfaul: Neye kızarsınız?
Ernak: Bahaneciliğe kızarım, buna tahammül edemem.
Hata yapınca suçu başka arkadaşında, hakemde arayanlara ciddi olarak  kızarım. Ayrıca arkadaşları mücadele ederken mücadeleyi bırakana daha da çok kızarım.
 
Basketfaul: Kadro kurarken öncelikleriniz nelerdir?
Ernak:  Pozisyona göre önceliklerim var. Genel olarak. motoru yüksek ve atletleri seçerim. Bunların basketbol olarak beceremediklerini enerjisiyle düzeltmek mümkün ama enerjisi yoksa hiçbir bir şey düzeltemezsin. 
 
Oyun kurucuyu şeytan uçutması gibi oynamayan, etrafını daha iyi oyuncu yapabileceklerden ve Avrupa basketboluna uyabileceklerden seçmeye çalışırım..Gary Browne aldığımızda Avrupalı guard tanımına uyan bir oyuncu değildi ama bu konuda gelişme gösteriyor. 
 
Uzunda biri geleneksel pivot, bir de atlet uzun düşünürüm. Tabii şartlara göre bu düşüncenizi her aman realize edemiyorsunuz. Bu sezon atletik uzunla oynayıp, onun donanımını artırmaya çalışıyoruz.
 
Basketfaul: Bazı rakipleriniz Darüşşafaka'nın çok sert oynadığından şikayetçi. Bu konudaki yorumunuz nedir, basketbolda sertlik sizce ne demektir?
Ernak: Bizim sert oynadığımızdan şikayetleri işitmekten gurur duyuyorum, çünkü bütün oyuncularımın sert oynamasını istiyorum. Hangi antrenöre  sorsanız takımının sert oynamasını istediğini söyleyecektir.  
 
Sertlik kuralların izin verdiği oranda temas,çabukluk, rakibin yapmak istediği aksiyonları vücudunu da feda ederek engellemektir.
 
 
 
Basketfaul: Koç-oyuncu ilişkileri nasıl olmalı?
Ernak: Ben kendimi iki ayrı döneme ayırabilirim. 2010'a kadar ve Çin'de görev yaptığım 2010'dan sonrası... Tamamen iki farklı insan...
 
Şimdi dışarıda çok yakın ve samimi olabiliyorum, oyuncularla çok rahat beraber gülüp zaman geçiriyoruz ama sahada da  oyuncuyu zorluyorum. Dikkat kaybı, enerji tasarrfufunu tolore etmem. Dışarıdaki abi ile sahadaki Ernak farklı. Oyuncularımın evlerini, kişiliklerini, sorunlarını bilmek isterim. 2010'dan önce oyuncularla bu yakınlığı kurmuyordum. Çok sert, mesafeli, dediği dedik, kuralları esnetmeyen, insani boyutları gözardı eden mekanik bir koçtum. Robert Donewad Junior'la Çin'de çalışınca görüşlerimin tamamen değişti.
 
Basketfaul: Sezona patinaj yaparak başladınız, hatta şimdi finalini oynayacağınız Türkiye Kupası'na katılamama tehlikesi yaşadınız. 
Ernak: Sezon başında potansiyeline inandığımız, Avrupa'yı bilmeyen deneyimsiz yabancılar getirdik. Onların uyumu elbette zaman aldı. Zor günleri aşmamızda yerlilere sorumluluk vermemizin faydasını gördük. Türkler rollerini erken kavradı. Sinan ve Erkan'ın tecrübesi, birleştiriciliği, arkadaşlarına antrenörlük yapması da çok değerli. Açıkçası sezona patinaj yaparak başlayacağımızı ancak sonrasında toparlanacağımızı biliyorduk.

Bizde çok dominant yabancılar yok, dolayısıyla Türklerin rolleri yabancılar kadar önemli. hatta bazı maçlarda yerliler yabancıların önüne geçti. Çoğu takımda yerlilerin rolü yabancıları dinlendirmek. Bizde ise yerliler figüran değil, gerçek rolleri var.
 
Basketfaul: Darüşşafaka'nın Eurocup'ta şampiyonluk şansı olduğunu söylediniz. Bu konuda bir zamanlamanız var mıydı?

Ernak: Daçka 2 sene önce Eurocup'ta şampiyon olmuş, Euroleague'de oynamş, oralarda olmayı bilen bir organizasyon. Açıkçası böyle bir organizasyona karşı hak ettiğimiz saygıyı sezon başında Eurocup'ta gördüğümüzü hissetmedik. Partizan'ı yenince şampiyonluk söyleminde bulunma  hakkını elde ettiğimizi düşündüm. Bizi bu şekilde görmelerini istedim ve etkisini de gördük. 

Yorumlar Okunma: 2922