Ailemizden birini kaybettik: Kobe Bryant (Yasin YILDIRIM) - BasketFaul.com

Ailemizden birini kaybettik: Kobe Bryant (Yasin YILDIRIM)

27-01-20 10:32

Yutkunmak, iç çekmek, duvara bakmak ve nasıl olabilir bu diye tekrar tekrar kendine sormak. Bu döngüden çıkabilmek hem benim için hem de benim yaşlarımdaki her NBA aşığı için, her basketbol sever için bir hayli zor. Bir yakınınızı kaybettiğinizde kabullenmek çok zor gelir, rüyanızda görürsünüz, istemsizce onu çağırırsınız hatta bazen refleks olarak telefona eliniz gider aramaya çalışırsınız. Kobe'nin kaybı da bizim neslimizde bu etkiyi yarattı. Ben 1990 doğumluyum ve futbol yerine basketbol hayatımda daha önemli noktadaysa sebeplerinden belki de en büyüğü Kobe Bryant olabilir. Ben hiçbir zaman onun büyük bir hayranı olmadım. Ama Kobe, darbe alınca sığınılacak bir liman gibiydi. O hep oradaydı onun herhangi bir gün herhangi bir maçını açıp kahramanlıklarını izleyebiliyorduk.

 

10'lu yaşlarımızın başında Hidayet'in de oynadığı Kings, Lakers ile playoff serisinde karşılaşmış Kobe belki kalbimizi kırmış ama zihnimizde kalbimizde yerini almıştı. 40 sayı attığında 50 sayı attığında bir baketbolcuyu garipsememek onunla girdi hayatımıza. Herkesle rekabete girdi ve bir kere geri adım atmadı. Aşilinin koptuğu maçta "acaba geri döner miyim" diye iki serbest atışı kullanışı da aklımda, uzatmalarda 3 Phoenix Suns'lı oyuncunun üzerinden bulduğu inanılmaz basketle maç kazandırışı da aklımda. Neden hayatımızda hiç tanışmadığımız ve bizden çok uzak birini kaybedince bu kadar kötü olduk diye düşündüm. Sebebi çok açık; eğer NBA ile ilgileniyorsanız hayatınızın bir noktasına Kobe Bryant etki etmiştir. Tek pota basketbol oynarken o sahadaki oyunculardan birinin ya ayakkabısı Kobe markadır ya üzerinde 8 ya da 24 numaralı Kobe forması vardır. Bir sporcunun dünyanın her yerinde bu kadar sevilmesi görülmüş bir şey değildi. Sahada tek bir dostu yoktu Kobe'nin o gözü dönmüş rekabetçi ruhu yüzünden. Kendi takım arkadaşlarını sürekli limitlerininin sonuna kadar zorlayan çok özel bir karakterdi. Fakat saha dışında da bir tane bile düşmanı yoktu. Bütün NBA'de en çok sevilen en çok saygı duyulan 3-4 bireyden biri olarak terk etti dünyayı. Birçok oyuncuyu kanatları altına alan, yazın beraber çalışan, en ufak ilerlemede onları tebrik eden hatta kendisini geçen Lebron James'e alçak gönüllülüğünün ne kadar yüce bir davranış olduğunu gösteren tebriğiyle Kobe herkesten farklı biriydi.


Kendimle ilgili iki anekdotla onu anmak istiyorum. Birincisi kariyerinin son maçının olduğu gündü. O gün aynı anda iki maç vardı ve Necip Kapanlı ile maçları paylaşmamız gerekiyordu. Necip abi, Golden State Warriors'ın rekor kırma olasılığının bulunduğu maçı seçerken Kobe'nin maçı bana kalmıştı. Öbür tarafta Golden State rahat bir şekilde kazanıp rekoru kırıyordu ama benim maçım çok daha ayrıydı. Ekran başına geçtiğimde salondaki havayı hissedebiliyordum. Bütün eski dostları oradaydı, sanat camiası ünlüler herkes akın etmişti ve Kobe'den son bir şov istiyorlardı. Son bir dans ama şimdiye kadar veda etmiş herkesinden daha büyük bir dans. Şutları atmaya başladı, belki biraz yıpranmış belki biraz paslanmıştı ama atacaktı o şutları. Maçtan önce acaba 40 atar mı diye soruyordum kendime. Devre bittiğinde acaba 50 atar mı oldu düşüncem. Maç sona yaklaştıkça oyun da kritikleşti. Utah Jazz zaman zaman double team getirmeye başladı ama fark kapanıyordu. Maçın bitimine 2.16 kala fark 10 sayıydı ama Kobe'nin durmaya niyeti yoktu. Potaya gitti serbest atışlarla farkı 8 sayıya indirdi. Utah top kaybı yaptı geri döndüğümüzde potaya giden Kobe zor bir isabet daha buldu. Fark 4'e inmişti ve Kobe'nin kolay pes etmek gibi bir huyu yoktu. Topu aldı Kobe rakip sahaya gitti üçlüğü yolladı fark 1 sayıya indi. Molalar çare etmiyordu Utah Jazz için. Salondaki herkes gülüyordu herkes telefonlarına sarılmıştı yaşananın gerçek olup olmadığını sorguluyorlardı. 31.6 saniye kala o klasik orta mesafe şutunu soktuğunda kendisinin 58. sayısıyla takımını öne geçirmeyi başarmıştı. Staples Center en şaşaalı günlerinden birini yaşıyordu. Herkes ayaktaydı herkes kendinden geçmek üzereydi. Utah'ı bir kez daha durdurdular ve 14 saniye kala Kobe çizgiye geldi. 59, 60. İnanabiliyor musunuz bir NBA oyuncusu kariyerinin son maçında 60 sayı atıyordu ve bunu rekabetçi bir maçta yapıyordu. 3 genç Lakers'lı oyuncuya sarıalrak galibiyeti kutlamaya başladı Kobe, son kez göğsüne vurarak sevindi. Gitti Shaq'a sarıldı. Ve son kez ailesine göz kırptı. Sahada son kez Kobeydi ve Kobe gibi veda etmişti. Maç bittikten sonra sabah saatleriydi Necip Kapanlı'yı aradım dedim ki 60 attı. Necip abinin tepkisi nasıl yani 60 fark mı oldu dedi. Hayır Kobe 60 attı dedim. Ne dedi nasıl 60 attı dedi. 60 attı dedim çıktı 50 tane şut kullandı son çeyrekte rakip takımdan çok sayı attı ve maçı kazanırken 60 sayı attı dedim. Konuşacak bir şey kalmamıştı üzerine söylenecek ne olabilirdi ki zaten.

İkinci hikaye çok daha kişisel olabilir ana anlaşılacağını düşünüyorum. Yaklaşık 20 yıldır sabaha doğru kalkıp NBA maçlarını izlemeye çalışıyorum. Rasgele maçlara defalarca kalkmışlığım ve babam tarafından bizzat azarlanmışlığım çok vardır. Yine tamamen bilinçsiz bir şekilde uyanıp salondaki televizyonun başına geçmiştim. Lakers ile Toronto oynuyordu mikrofonda Kaan Kural ve Murat Murathanoğlu vardı. Uykudan uyanmanın verdiği mahmurluğu attığımda Kobe 20-30 sayı olmuştu bile. O gün maçı nasıl izliyorsam, normalde hayatta gelip benimle maç izlemeyen hatta zaman zaman veryansın eden babam yanıma oturdu. Hep bu adam atıyor kaç sayı oldu sorularını ben bile cevaplayamamaya başlamıştım. Gün aydınlandı, bir ekrana bakıyoruz bir birbirimize bakıyoruz. Atmaya devam etti Kobe. 81 sayı attı ve biz sadece kalakaldık. Bu saatten sonra uyunmaz artık git çayın suyunu koy dedi kağıt kalemi çıkardı ve hesaplamaya çalıştı babam bu kadar sayı atabilmek için kaç tane üçlük kaç tane ikilik sokması gerekir diye. Hayatımda babamla birlikte izlediğim son NBA maçı bu olmuş olabilir. Uzun vadede sporla ilgili bir iş yapma isteğim o zamanlar yeni yeni kafama girmişken o gün gözümdeki ışık babamı ilk kez ikna eden şey olmuş olabilir. 2 yıl önce aşağı yukarı bu tarihlerde babamı kaybettim ve o zaman hissettiğim acının bir benzerini şimdi de yaşıyorum çünkü sanki aileden biri gitmiş gibi hissediyorum. Bazı insanlar vardır hiç ölmeyecek gibi gelir aynı aile fertleri gibi, öyle hissedersiniz ki asla yaşlanmayacaklar asla ölmeyecekler gibi. Ama inanması çok güç olsa da onlar da gidiyormuş.

Teşekkür ederim Kobe Bryant bize basketbolu sevdirdiğin, hayatımızın-ailemizin bir parçası olduğun ve yaşattığın her şey için. Kızınla beraber huzurla uyu yattığın yerde ...
 
BASKETBOLA 60 SAYIYLA VEDA ETTİĞİ SON MAÇ

Yorumlar Okunma: 3494