Sercan Ergin: Başarının sırrı aile olmak - BasketFaul.com

Sercan Ergin: Başarının sırrı aile olmak

18-12-19 13:00
Lokman Hekim Fethiye Belediyespor, sezona beklentilerin üstünde iyi bir başlangıç  yaparak zirvenin sahibi oldu. Bu başarıda önemli pay sahiplerinden biri olan Sercan Ergin'le bir araya geldik. Sercan Ergin tecrübesini gençlere aktarmaktan hiç çekinmiyor. Belki de oynadığı her takımda güzel bir uyumu yakalaması ve hep uyumlu ekiplere dahil olmasında takımını fazlasıyla sahiplenmesinin etkisi olmuştur. Lafı fazla uzatmadan pek çok konuda konuştuğumuz röportajla başbaşa bırakıyorum.
 
Kariyerinde uzun bir dönemi Ankara'da geçirdiği için çoğunluk onu Ankara çıkışlı sansa da aslında kendisi İzmit çıkışlı. 
 
"Basketbola İzmit DSİ'de başladım. Genç takımda Ülkerspor'a transfer olmuştum. Uzun seneler Ankara'da oynadığım için Ankara çıkışlı olduğum düşünülse de profesyonel kariyeme Kocaelispor'da başladım."
 
Kariyeri boyunca pek çok şampiyonluğu yaşayan Sercan Ergin'e kendisi için en özel ve onun için yeri ayrı olan sezonu sorduğumda ise hiç düşünmeden Hacettepe ve Petkim sezonlarını söyledi.
 
"Her şampiyonluğun ayrı bir hikayesi vardır. Ama benim için en özel takımlardan biri Hacettepe'dir. 3 sezon oynamıştım ve kariyerimin en güzel yılları şüphesiz o zamanlardı. Hala bütün kadro irtibattayız, Hacettepeli diye bir grubumuz var. Arkadaşlıklarımız artık dostluk seviyesinde. Aynı zamanda teknik ekiple de iletişimdeyiz. Bu yüzden o geçirdiğim 3 sezonun bende yeri çok ayrıdır. 
 
Hacettepe'den sonra ise şüphesiz Petkim'de geçirdiğim sezonu söyleyebilirim. Sanırım hayatımın en eğlendiğim ve içinde olmaktan büyük keyif aldığım takımların başında gelir. Sezon bittiğinde hepimiz toplanıp birbirimizden ağlayarak ayrılmıştık. Kimse lige çıkamadık diye değil bir ay daha sezonu uzatabilirdik diye üzülmüştü. Bu çok enteresan birşey işte her zaman bulunmuyor."
 
 
Bu sezon beklentilerinin üstünden bir çıkış yakalayan takımıyla ilgili olarak ise şunları söylüyor...
 
Bu sene takımı aslında Petkim'de geçirdiğim yıllarıma benzetiyorum. O zaman da çıkma hedefiyle kurulan bir takım değildik ama biz beklentilerin çok üstüne çıkarak favorilerle kafa kafaya mücadele ederek iyi bir sezon geçirmiştik.
 
Beklendiğimizin daha yukarıda bir sonuçla devam ettiğimiz kesin. Öncelikli hedefimiz ligde kalıcı olmak. Zaten kulübümüzde kademeli olarak giderek daha sağlık daha verimli bir şekilde planlama var. Bu sezon ise play-off'a girebildiğimiz en iyi yerden girmek istiyoruz. 
 
Ama baktığınızda ülkenin durumu ve bizim bazı sıkıntılarımız sezona geç başlamamıza sebep oldu. İlk hazırlık maçımızı ise herkesin daha önce maçlar yaparak geldiği Denizli'deki hazırlık turnuvasında oynamıştık. Eski coachumuz Engin Gençoğlu'nun da takımın buraya gelişinde, organizasyonu şekillenmesinde emeği çok. Bu sebeple geçen seneki staffımızın hepsini de hazır yeri gelmişken belirtmek isterim. 
 
Burada geçen seneden gelen güzel bir oluşum var. Kulübün yaptığı en doğru hareket çekirdek kadroyu bozmamak oldu diyebiliriz. Birbirini tanıyan oyuncular sahada daha kolay anlaşıyor. Çekirdek kadroya dahil olan oyuncularla ve coachumuzla iyi bir kimya yakaladık. Bu da doğal olarak sonuca yansıdı. Yakaladığımız kimyada hepimizin birbiriyle anlaşmasının da etkisi büyük. 
 
Biz antrenmandan önce de birlikteyiz, antrenman sonrasında da yine birlikteyiz. Herkes sabah kahvaltıdan sonra birbirini arıyor buluşmak için. Belli zorluklar, sıkıntılar zaman zaman yaşanıyor ama biz bunların üstesinden aile olarak geliyoruz."
 
Geçtiğimiz sezon ortasında Mamak Belediyesi ile yolları ayıran Sercan Ergin, transfer süreçlerinde her zaman dikkatli ve doğru tercihi yapmaya çalıştığını ifade ediyor... 
 
"Basketbolun bana şanslı davrandığı yıllar da oldu, şansız davrandığı da. Mesela iyi geçirdiğim bir sezonun ardından iyi bir transferim olamadığı gibi iyi geçirmediğim bir sezonun ardından iyi bir transferim oldu. 
 
Transfer döneminde takımın yapısına, oluşumuna tabii dikkat ediyorum. Geçtiğimiz sezon da Mamak'ta geçirdiğim 5-6 ayın ardından Fethiye'den aldığım mantıklı teklif sonucu buraya gelmeye karar vermiştim. Mamak'a da durumu iletince onlar da değerlendirilebilir bir teklif olduğunu söylemişlerdi. Ben zaten hep böyle daha küçük takımı benimseyebilecek bir şehrin olduğu bir yerde oynamak istiyordum."
 
Şehirde takımı inanılmaz bir sahipleniş mevcut. Maçların hepsi dolu tribünlere oynanıyor...
 
"Belediye Başkanımız Alim Karaca bizim en büyük destekçilerimizden. Soyunma odalarımızda bizleri en iyi dileklerini iletiyor. Maç günleri insanlara kısa mesajla bilgilendirme yapıyorlar. Aynı zamanda şehirde salona otobüs kalkacağını anons ediyorlar. Sponsorumuz Lokman Hekim Esnaf Hastanesi de bizlere  her zaman her türlü desteği veriyorlar. Hem futbol takımının, hem bizim sponsorumuz. Dolayısıyla çok ciddi bir yükü var. Bunu sosyal sorumluluk projesi gibi görüyor. 
 
Kulübün yaklaşık 17-18 senelik bir geçmişi var. Pek çok amatör branş mevcut. Fethiyelilerin spor yapabilmeleri için imkan doğrultusunda ellerinden geleni yapıyorlar. Belediye ile de temelde kurulmuş iyi bir bağ var. Bu bağı daha güçlendirmek ve ileriye götürmeye devam ediyorlar."
 
Uzun süreli bir TBL tecrübesine sahip olan Sercan Ergin'e yakın geçmişle şu anki TBL ligini kıyaslamasını istediğimde ise ülke ekonomisinin etkilerini burada görmeye başladıklarını anlattı...
 
"Bundan 3-4 sene öncesine gittiğimizde bütçeler inanılmazdı. Bence Avrupa'nın en kaliteli kadrolarına sahip olan ikinci ligiydik. Çünkü gerçekten çok kariyerli yerli ve yabancı oyuncular vardı. TBL'de yabancının takımdaki etkisi önemli ama bana göre kilit rolü yerliler oynuyor. Şu ana baktığımızda ülke ekonomisinin etkisini kulüplerde de görüyoruz. Ama sadece bu ekonomik olarak değil, camiada da bir revüzyon var. Yaş alıp bırakanların yerine alttan gerçekten iyi oyuncular geliyor. 
 
Bu sene takımlar da çok dengeli kuruldu. Normalde ara transferler hareketli geçerdi. Şu zamanda gördüğümüz üzere birşey olmuyor. Bunda tabii teklif edilen kontratlardan emin olamadıkları için çekimser kalan oyuncuların da etkisi var. Oyuncular sahip oldukları yaşam standartlarını elde tutmak istiyor. Aynı durum genç oyuncular içinde geçerli. Gençler para kazansın ki kendilerine iyi bakabilsinler, bireysel çalışmalarını yapabilsinler.
 
Ne olursa olsun bu bir iş. Emeğin karşısında söylenilen ücreti almak gerekiyor. Maalesef mecbur kaldığı için çok düşük ücretlere oynayan oyuncular var. Aynı zamanda da kariyerli pek çok oyuncu açıkta."
 
Yakın zamanda Bahçeşehir Koleji'nin başarılı oyuncusu Can Altıntığ ile konuştuğumda kendisine oyuncu birliğinin neden kurulamadığını sormuştum. Belki de en alttan birşey yapmaya başlamalıyız diyen Altıntığ'a Sercan Ergin'in katılıp katılmadığını ve konuyla ilgili ne düşündüğümü söylediğimde ise şöyle cevap verdi:
 
"Can da, kulübüyle ilgili sıkıntı yaşayarak aynı konuyla ilgili açıklama yapan Salih de söylediklerinde çok haklı. Onur Altınmakas, Kerem Tunçeri, Kemal Tunçeri uğraşıp birşeyler yapmaya çalıştılar. Destekleyen pek çok oyuncu da oldu ama galiba bir sendikalaşamadığımız sürece kendimize bir muhatap bulamayacağız gibi duruyor. Oyuncu kendini belli durumlarda garantide hissedemiyorsa boykot gibi risklere girmeyi göze alamıyorlar. Zaten az kontratlarla herkes günü zor kurtarıyor. Bunun ilk adımını aslında federasyonumuzla birlikte atmanın daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. Çünkü sporculuk hala bir meslek olarak görülmüyor. Buna BSL'de kimse tepkisini koyamıyorken buralarda ve daha alttaki insanların bir tepki koyamamaları aslında biraz da normal geliyor. 
 
Bir sözleşme yapılıyor ve bu sözleşmede zaten oyuncuya verilmesi gereken bir ücret var. Ama  maalesef şu an düzenli ödemeler anormalmiş gibi davranılıyor. Normal olanı anormalleştirmekte üstümüze yok. 
 
Biz tecrübeli oyuncular öncü olmamız sorumluluğu almamız gerekiyor. Gelecek kuşağı kurtarıp belki daha ileriye taşıyabilecek birşey yapabilelim. Herkesin çok büyük bir gelecek kaygısı var. Bu konuştuklarımızın yapılamamasının en büyük sebeplerinden biri bu. Hangi eğitimi almış olursan ol basketbol kariyerinin sonuna geldiğinde iş bulma olasılığınız çok düşük. Buradaki durumlar yurtdışında olduğu gibi olmuyor.
 
Paralarını alamayan gençler bizlerden daha da önemli. Onlar bu ülkenin geleceği, kendilerine iyi bakmaları için o parayı almaları gerekiyor. Yaz geldiğinde ben hangi kondisyonerle çalışacağım diye düşünmemeleri gerekiyor."
 
Son olarak kendilerini ilk günden itibaren sahiplenen taraftarlarıyla ilgili konuşan Sercan Ergin, şunları söyledi:
 
"Çok güzel bir taraftar kitlesine sahibiz. Her maçı dolu tribünlere oynuyoruz. Herkes ailecek keyif alarak geliyorlar. Bizleri geçen seneden beri gelen süreçte en iyi şekilde destekledikleri için kendilerine minnettarız. Zafer Aktaş bir keresinde kulübü İtalya'da sahil kasabalarındaki basketbol şehirlerine benziyor demişti. Biz de umarım bu seviyeyi bir gün oraya ulaştırabiliriz. Yarın obür gün bir oluruz olmayız çok önemli değil, burada insanlar Fenerbahçe'yi Türk Telekom'u Anadolu Efes'i vs izleyebilirler. Biz de bu işin öncülerinden olabilirsek oraya erişmekte katkımız olabilirse ne mutlu bize."

Yorumlar Okunma: 2278