Arda Vekiloğlu: İyi takım yoktur, savaşıp maçı isteyen takım vardır - BasketFaul.com

Arda Vekiloğlu: İyi takım yoktur, savaşıp maçı isteyen takım vardır

16-10-19 11:53
Bir antrenörün hangi lig olursa olsun çalıştırdığı her takımda başarı elde etmesi çok kolay bir şey değil. Arda Vekiloğlu ise bunu başaran sayılı antrenörlerden biri. Önceki başarıları ve son olarak Bursaspor ile elde ettiği şampiyonluğu onun ne kadar özel bir antrenör olduğunu gösteriyor. Şimdi ise yeni bir hikaye yazmak için Petkimspor'la anlaştı. Biz de ilk hafta maçı sebebiyle gittiğimiz İzmir'de bir araya gelerek geniş bir röportaj gerçekleştirdik. Tekrar yeni macerayı tercih etmesinin sebebinden, yeni sezonda nasıl bir Petkim'i izleyeceğize kadar pek çok kritik noktayı cevapladığı röportajla vakit kaybetmeden sizleri baş başa bırakıyorum. 

Önceki dönem örneklere baktığımızda genelde şampiyon coachun bir üst ligde çalışmaya devam ettiğini görüyoruz. Bu sebeple sizin Bursaspor'la devam etmeyip yeni bir macerayı tercih etmeniz merak konusu oldu diyebilirim. Bu tercihteki en büyük etken neydi?

Bizim işimiz aslında bir takımı alıp o takımla ilgili bir hedef oluşturmak ve o hedefler doğrultusunda özünde başarılara ulaşmak. Bunu yaparken de hem takımın başarısı, hem oyuncuların bireysel olarak gelişimi bunun alt başlıkları arasında yer alıyor. 

Elbette her antrenörün kendine göre bir kariyer planlaması vardır. Bir de realitede karşılaştığı durumlar vardır. Bunlar zaman zaman birbiriyle örtüşebilir, zaman zaman örtüşmeyebilir. Bazen planlandığı gibi hızlı akıp gidebilir, bazen o planlamalarda gecikmeler olabilir. Bunların hepsini bu mesleğin gerçekleri olarak kabul etmek lazım. 

O anlamda günün sonunda çalıştığımız kulüp, hedefler gibi kavramlar da çok önem arz ediyor. Herkes bir hedefe ulaşmak ister, hedefsiz bir şeyi yapmayı kimse istemez. Bu işin içerisinde hem maddi hem manevi tatmin var. Bu ikisi arasında denge olduğu sürece olaydan daha fazla haz alıp, insanlara daha fazla haz verebiliyoruz. Benim genel olarak felsefem çok da fazla derinlemesine sorgulamadan aslında yaptığımız işi en iyi şekilde yapmaya odaklanmak. O yüzden hangi kulüpte çalıştığım, hangi ligde olduğum bir aşamada önemli olsa da burada çok aceleci davranmamak lazım. Bastığın yerlerin sağlam olup hep ileriye doğru adım atıyor olmak çok hızlı bir şekilde gidiyor olmaktan daha önemli. Ben de bunun böyle gittiğini düşünüyorum. 

Önceki takımlarınıza baktığınızda ligin dinamiklerine uygun kurulabilecek iyi kadrolar olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hepsi de kısa sürede o uyum sorununu aşan ve ligi domine eden kadrolar olduğunu söyleyebiliriz. TBL'deki o kilit noktayı çözebilen coachlardan biri olduğunu söylesek yanlış olmaz. 

Şimdi tabii oyuncularımın performansla bir de karakterleriyle ilgili durumları var. Bu ikisi de önem arz ediyor. Sportif anlamda başarı elde etmek için yetenekleri dikkate aldığımız bir kriter ama bunun yanında karakterleri ve birbirleriyle uyumlarını da bir o kadar dikkate alıyoruz. Baktığınızda koca bir sezonu beraber geçiriyorlar. Birbirleriyle ve bizimle olsun her gün görüşüyorlar. Biz her gün bu mesaiyi paylaştığımız insanların belli insanı özelliklere ve belli bir karaktere sahip olmasını tercih ediyoruz. Her ne kadar sahadaki yetenekleri skoru belirliyor olabilir ama takım olgusu içinde bazen bazı yerlerden fedakarlık yaparak diğer önem verdiğimiz hususların daha fazla bulunmasına dikkat ediyoruz. 

Öncelikle takım olgusunu iyi kavrayıp kendi bireysel yeteneğini takımın sınırları içerisinde sergileyebilecek insanları seçmeye çalışıyoruz. Herkesin burada bulunmasının bir sebebi var. Bu özelliklerinin kaybolmasını hiçbir zaman istemiyoruz ama hiçbir zaman da takım olgusunun önüne geçmesini istemiyoruz. Bu dengeyi kurabilecek karaktere ve tecrübeye sahip yetenekleri oyuncuları toplamaya gayret ediyoruz. Tabii bu takımı oluşturma aşaması, bir de sonrası var. 

Her zaman birbirleriyle iyi bir uyum içerisinde olmayabiliyorlar. Orada da artık insan ilişkileri ve yaptığımız işin gerekliliği hedefler doğrultusunda bir takım olarak asgari standartları yakalama zorunluluğumuz var. Bunları anlatmaya çalışıyoruz. Çoğu zaman da olumlu geri dönüş alıyoruz. Bu yaptığımızın da sanırım bir etkisi oluyordur.

Şimdi de biraz bu sezonki kadro yapılanmanıza değinmek istiyorum. Geçen sezon Bursaspor'da şampiyonluk yaşadığınız Recep'le devam ediyorsunuz. TBL'nin en iyi oyuncuları olan Yiğitcan ve Hakan'ı kadroya dahil ettiniz. Geçmiş yıllarda Petkim'de oynamış Bir de Patrick Rempert transferi var. Bunlar sanırım en dikkat çeken hamleleriniz oldu. 

Piyasada transferleri etkileyen dinamikler var. Bunun maddi kısmı da var, sözleşmesi olan, olmayan oyuncular kısmı da var. Bulunduğunuz takımın ligdeki hedefi, bulunduğu şehir gibi kavramlar var. Transfer süreci çok fazla dinamiğin olduğu çok fazla bilinmeyenin olduğu bir süreç. 

Bir önceki cevabımda dediğim gibi hem basketbol yeteneğiyle geçmişini hem de karakter anlamındaki durumlarını değerlendirerek hep çalışmayı arzu ettiğimiz, daha önce birlikte çalıştığımız, bizim takımın yapısına uygun düşebileceğini düşündüğümüz oyuncularla anlaşmayı tercih ettik. Çoğunda da ilk tercih ettiğimiz isimlerle anlaştık. 

Bu takımın kurulma sürecinde herkes bir şekilde bir fedakarlık ve özveride bulunuyor. Bu zaman zaman tercihle ve teklifin aşamasında maddiyatla alakalı olabiliyor. Herkes kendine göre bir özveride bulundu. Bu yüzden tüm oyuncularıma teşekkür ediyorum. Bu transfer döneminde yardımcı oldukları için yönetime ayrıca teşekkür ediyorum. Arzu ettiğimiz, içimize sinen bir kadroyu oluşturmaya çalıştık. Umarım aldığımız sonuçlarla doğru yaptığımızı görürüz.

Petkimspor organizasyonu baktığımızda sağlam temelleri olan ve tecrübeli bir organizasyon. Bu düzenli işleyiş sizin transfer olmanızda önemli bir rol oynadı diyebilir miyiz?

Böyle bir organizasyona sahip olmalarının transfer sürecimde elbette etkisi oldu Organizasyonun tecrübeli olması, kulüp kültürüne bunun daha önce yerleşmiş olması bir avantaj. Hem gelen oyuncuların bu takımı tercih etmesinde hem de biz burada işleyiş bakımından büyük avantaj sağlıyor. 

Petkimspor'un uzun yıllardır özellikle Genel Menajer Levent Türknas'ın tecrübesiyle yoğrulmuş bir organizasyon kültür ve becerisi var. Bunu tabii ki hem transfer döneminde hem sonrasında hazırlık döneminin her aşamasında hissettik. Umarım var olan bu organizasyonu hedeflediğimiz gibi bir tık ileriye taşıyabiliriz. 

Hazırlık maçlarına kısaca değinecek olursak, hemen hemen herkesın görüşü Marvin'in pota altında çok zayıf kalmasıydı. Ama Federasyon Kupası maçlarında sahada daha iyi bir Marvin gördük. Şu an baktığımızda Cemal Nalga ile iyi bir ikili olduklarını söyleyebilir miyiz?

Hazırlık süreci ve maçlarının amacı tam olarak bu oluyor. Bu süreç yabancılar için iki kat daha artıyor ve önem arz ediyor. Oyuncuların bugüne kadar alışılagelmiş ortaya koydukları oyunlar ve performanslar oluyor. Biz oyuncunun var olan bu oyun ve performansını kendi arzu ettiğimiz sistem içerisinde takıma en faydalı olacak şekle getirmek istiyoruz. Tabii ki bu zaman alıyor. Sadece antrenmanlarda da olmuyor. Mutlaka maçlarda bazı şeylerin gözükmesi gerekiyor. Bir kaç kişi için değil hepsi için bu gelişimi her geçen gün daha fazla göreceğimizi düşünüyorum. 

Daha geniş rotasyonla daha fazla katkı alabileceğimiz oyuncuların takımda olmasının şöyle bir avantajı oluyor; Neticede robot değil insanlar. İnsanın da performansı günden güne değişebiliyor Bu performansların bizim beklentimizin altında kaldığı dönemlerde onu aratmayacak şekilde dolduruyor olmamız takım sporu yapıyor olmamızın ve takımın önemini vurgulamamızın başlıca sebeplerinden bir tanesi. 

Sezon öncesinde Tayfun Erülkü'nün yaşadığı sakatlık sizin için kötü bir gelişme oldu. Ama hızlı bir çözüm bularak yerine Serkan Menteşe'yle anlaştınız. Şimdi baktığınızda istediğiniz gibi bir kısa rotasyonuna sahip olduğunuzu söyleyebilir misiniz?

Sezon uzun olduğu için kime ne zaman ve ne kadar ihtiyacımız olacağı ile ilgili yaşayacağımız sıkıntılar olabilir. Biz bu sıkıntıları yaşamamak ya da yaşadığımızda daha hafif atlatmak için çalışıyoruz. Az önce söylediğim gibi biri diğerini aratmayan takıma en verimli katkıyı verebilecek şekilde oyuncular kafalarını hazırladığında aslında isimlerden bağımsız bazen hiç beklemediğin sürpriz performansları da daha tecrübesiz ve daha genç oyunculardan da alabiliyorsun. O yüzden oyuncuların kendilerini hazır ve diri tutmaları lazım. Mutlaka bir noktada onların takıma ciddi anlamda katkı vereceği yer gelecektir. Bu an geldiğinde onu alabiliyorsak oyuncular kendi üzerlerine düşen görevi yapmış demektir. Umarım sezon içinde bir daha böyle talihsiz bir sakatlık daha yaşamayız.

Federasyon Kupası grup aşamasında çok rahat geçmiş olsa da finallerde zorlanan bir Petkim izledik. Çok skorlu geçen final karşılaşmasını da beklenilenin aksine kaybettiniz desek hatalı olmaz diye düşünüyorum. Orada biz hazır olmayan bir Petkim mi izledik yoksa ufak hatalar mı bu sonucu doğurdu?

Final Gençlik çok ciddi skor potansiyeli olan takımlardan bir tanesi. Bunu da ispatladıklarını düşünüyorum. Grup aşamasının kolay geçmesi aslında ritm anlamında çok iyi değil. Yürüye yürüye bitirdiğin farklı skorlu bir maçın ardından kora kor oynayacağın bir maçı oynamak biraz daha zor. Dinlenme bakımından bir avantajı olabilir ama ritm anlamında aslında bir dezavantajı oldu. 

Final maçlarının havası çok farklı oluyor. Kamuoyunun her zaman bir güç değerlendirmesi olsa da final maçları tek maç olduğu için başka bir havada geçiyor. Nitekim çok skorlu bir maç oldu. Maçın ilk periyodunu savunma anlamında istediğimiz gibi oynamış olsak da sonrasında onların da çok iyi bir gününde olup çok istedikleri ve yapılan her hatayı çok iyi cezalandırdıkları iyi bir maç çıkardılar. Onları bu sebeple bir kez daha tebrik ediyorum. 

O maçı bu kadar yüksek skorla kazanmış olsaydık da çok sevinceğimiz bir tablo olmayacaktı. Çünkü biz sezonu kazanmak için ligin en iyi savunmacı takımlarından biri olmanız lazım, geçen sene yaptığımız gibi. Şampiyonluğu getiren şeyin öncelikle savunma olduğu gerçeğini anladığımız noktada hedefimize yaklaşmış olacağız. Kupayı almayı isterdik ama günün sonunda ligi şampiyon olarak tamamlayarak hedefimize ulaşmak bizim içn daha anlamlı ve önemli. 

TBL'ye baktığımızda bütçeler her geçen sezon birbirine biraz daha yaklaşıyor. Bu da beraberinde artan bir rekabeti getiriyor. Şampiyonluk hedefi olan takımların da işi bir tık daha zorlaşıyor. Peki kazanmak için herkesin favori olduğu, herkesin herkesi yenebileceği bir ligde neyi daha iyi yapmak gerekiyor? 

Ligin dinamiğinden bağımsız olarak her zaman geçerli bazı kurallar var. Bunlardan bir tanesi iyi bir takım olmak. Bu her zaman söylendiği kadar hızlı ve kolay olmuyor. Burada oyuncuların birbiriyle uyumu ve karakteri önem arz ediyor. 

Oyuncuların kendi arasında teknik ekibin yönetim ve oyuncularla olan ilişkilerindeki ufak detaylar aslında belirleyici oluyor. Çok basit matematiksel bir formülü olsa herkes bunu uygulayıp yapardı. Ama içerisinde çok fazla değişkeni olan ve içinde insan psikolojisinin ve faktörünün olduğu bir kavram. Dolayısıyla takım olabilmek en önemli unsurlardan bir tanesi. 

Burada bütçelere çok fazla takılmamak lazım. Çünkü bütçeler azalsa da ekonomi iyi ya da kötüye gitse de oynayan oyuncular aynı oyuncular. Yani belli şartlar içerisinde belli kulüpler bu oyuncuları bir araya getirmiş olabilir. Nitekim bu sene olduğu gibi. Burada paralar bütçeler değil aslında oyuncular sonucu etkilediği için ve baktığın zaman aynı oyuncular sahnede yer aldığı için bu oyuncuların nerede ne kadar toplandıkları önemli. Bu sene baktığımızda da bunların 4-5 tane takımda toplandığını görüyoruz. Bunlara bir de her sene genç oyuncular ilave oluyor.

Hiç bir zaman sezon başında kağıt üzerinde bütçelere göre değerlendirme yapıp maç seçmemek lazım. Ben bunu oyuncularıma her zaman söylüyorum. Bana göre iyi takım yoktur, iyi mücadele eden, maçı daha fazla isteyen takım gibi kavramlar vardır. Her ne kadar tecrübeli olsan da başarılar kazansan da her gün tekrardan bunu ispatlamak zorundasın ve son oynadığın maç kadar iyisin. 

Şampiyon adayı takımlardan bir tanesi olmanız üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?

Mutlaka yaratıyor. Bir kere çıktığın her maçı kazanman bekleniyor. Kazanırsan herşey normal karşılanıyor, kaybedersen veya birşeyler kötü giderse de hep olumsuz bir sonucu oluyor. Bu tabii doğal bir baskı. Bu baskı elbette olacak. Bu baskıyla başa çıkmak lazım. Biz de bunu yapabilecek, daha önce yapmış oyuncuları bir araya getirmeye çalıştık. Bu da aslında bizim yaptığımız işin tuzu biberi olarak düşünebilirsin. Yani baskının olmaması da bazen bizim için sıkıcı olabilir. Bu sebeple biz o baskıyı seviyoruz. 

Son olarak ise sormak istediğim bu sezon nasıl bir Petkimspor izleyeceğiz? 

Savaşcı, mücadele eden, geri adım atmayan, enerjisi yüksek, önceliğinde her zaman savunmanın olduğu, bir arada oynamaktan zevk alan bir takım yaratmak istiyoruz. Bizim istediğimiz takımın günün sonunda geldiği nokta arasında farklılıklar olabilir. Ama biz onu mümkün oldukça arzu ettiğimiz profile yaklaştırmak istiyoruz. Gittikçe onun oturduğu ve geliştiği haftalar geçirmek istiyoruz ki bu gelişimi kendi içimizde hızlıca ve sağlam bir biçimde tamamlayarak ancak sezonun belli bir kısmında belirlediğimiz hedefe yaklaşmış oluruz. Bunun da bilincinde oyuncularımız, teknik ekibimiz ve bir kulüp kültürümüz olduğu için başarabileceğimize inanıyorum.  

Yorumlar Okunma: 3442