TBF küme düştü (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

TBF küme düştü (Hayri Pekergin)

05-09-19 20:06
Yazının başlığı ardında yatan tema Erkek Milli Basketbol Takımının Dünya Kupasında daha 3. maç sonunda Çekya gibi bir takıma yenilerek tüm iddiasını yitirmesi değil.

Hedef maç seçiminde yapılan maksi hatayı, başa baş oynanan ABD maçını takımın aşağıya değil yukarı gitmesi yolunda verimli kullanamamayı, yeni isimler için risk alma çekingenliği başkalarınca değerlendirecektir.

Bana göre Euroleague Final Four’da iki takımla temsil edilen Türkiye’nin Çekya gibi bir ülkeye rol kaptırması ve klasmana düşmesi yenilemez. Yutulamaz. Geçiştirilemez.

Erkekler Dünya Kupasında Çekya önünde alınan telafi edilmez yenilginin, yaklaşık bir yıl önce Kadınlar Dünya Kupasında Nijerya önünde alınan yenilgiden bir farkı da yoktur.

İki maçta da hedef seçme, odaklanma, rakibe saygı anlamında “liderlik eksikliği” Türkiye’yi aşağı çekmiştir.

Evet, Hidayet Türkoğlu başkanlığında Ömer Onan yönetimindeki TBF erkeklerde potansiyeli kullanma konusunda, ana sporun futbol ikinci sporun buz hokeyi olduğu ülkelerin de gerisinde kalarak adeta küme düşmüştür.

******

Hidayet Türkoğlu ve Ömer Onan yönetimindeki TBF’nin işlerin gidişini değiştirip inişleri tekrar çıkışa döndürmesini beklemek ise ya bu TBF’nin yarattığı “eko sistemin” içinde çıkar ortağı olmayı ya da aşırı saf bir karakter yapısını gerektiriyor.

Şükür bende ikisi de yok.

Bu TBF ile işlerin nasıl düzelmeyebileceğini kadın basketbolundaki örneklerle de görmek mümkün.

Hidayet Türkoğlu – Ömer Onan TBF’si ile Kadın Milli Takımı Dünya Kupasında ilk turda elenme ardından Avrupa Şampiyonasında da ilk turun ötesini görememişti.

Bugünün TBF’si üçüncü yılında, üç kadın altyapı milli takımı ard arda küme düşerek Avrupa B Ligine indi.

*****

En son bir hafta önce Makendonya’nın Üsküp Kentindeki U16 Avrupa Şampiyonasında Türk Kızları küme düşmemiştir.

Yöneticilik anlamında Hidayet Türkoğlu Küme düşmüştür. Ömer Onan Küme düşmüştür.

Onlar tarafından kadın altyapı milli takımlarını yönetmeye yetkilendirilen kişiler küme düşmüştür.

******

Şimdi ne olacak?

TBF içinde gerçekten iç acıtan savunma mekanizmaları çalışacak. Suç kulüplere yıkılmaya çalışılacak. Şanssızlıklardan sakatlıklardan dem vurulacak. Öyle olsaydı böyle olurdu “filan” denecek.

Hiç alakası yok!

Erkek Milli Takımının kurbanı olduğu yönlendirme hatalarını benzerlerini kadınlarda yıllardır görüyoruz.

Örneğin U16 Kız Milli Takımının, 16 ülke arasında, topu yere vuramayan 5-6 takım olduğu yerde küme düşmesi yetersizliğin, kötü uygulamaların, ultra XL yanlışların sonucu.

Başkalarını kandırabilirsiniz.

Buraları yakından takip edemeyenleri, önündeki pencere kadar görebilenleri yanlış yönlendirebilirsiniz.

En fenası nedir biliyor musunuz? Yönetimde olanların kendilerini kandırmasıdır.

Kendi kendinizi kandırmayın.

Bu nedenle burada önce yanlışları gösteriyor ardından onlarca kez yaptığım gibi Türkoğlu – Onan ikilisinin işi nasıl düzelteceğini açıklıyorum.

Yalnız işin üzücü yanı nedir biliyor musunuz?

Bu arkadaşlar öğrenemiyor. Üç yıldır böyle. Geleni dinliyor. Gideni dinliyor. Bir türlü doğru seçimleri yapamıyor.

Bizim evde bir kedi var. Adı Topsi. Yakınımda olanlar bilir. Yaklaşık 10 aydır bizimle birlikte.

Bu süreçte 30 Türkçe kelime öğrendi. Bu kelimeler arasından seçilmiş 2-3 kelimelik cümleleri de anlıyor.

*****

Şimdi Türkiye’nin 2003-2004 doğumlu U16 Kız Milli Takımı bu Avrupa Şampiyonasında hangi yanlışlarla küme düştü konusuna geçelim.

Bir sene önceki 2018 U16 Avrupa Şampiyonasında 2003 doğumlu iki oyuncumuz kadrodaydı. Bunlar Arifecan Vardar ve Selin Rachel Gül’dü. Belli ki bu iki oyuncu 2019 Takımı için önemli görülmüştü.

1-Arifecan Vardar’ın sezon sonunda aşırı ölçüde yorgunluk yaşadığı U18 Türkiye Şampiyonasında belli olmuştu. 25. dakika sonrasında oyuna katkısı ve fiziksel gücündeki düşüş bariz şekilde görünüyordu.

Sezon sonunda bu tür bir yorgunluğun ardından sakatlık riski geleceğini bilmek için Hayri Pekergin olmaya da gerek yoktu. Sonrasındaki U16 Türkiye Şampiyonasında kulübü Galatasaray bu oyuncuyu azami korumaya alarak oynattı.

Ben o turnuvayı izlerken U16 Milli Takım coachunu bu oyuncunun bariz sakatlık riski konusunda 2-3 kez uyardım.

Ardından haftalar geçti. 16 Milli Takımımız İstanbul’da hazırlık maçları oynadı. Bu maçlarda Arifecan Vardar’ın sezona göre çok daha yorgun olduğu görüldü. Elbette gören gözler tarafından.

Bu iki maçın ardından U16 Milli Takım Coachunu yine bu oyuncumuzu koruyarak oynatması konusunda ayrı ayrı iki üç kez uyardım.

Arifecan Vardar bu uyarılardan 4-5 gün sonra EYOF turnuvasının ilk maçının 2.yarısında herhangi bir darbe olmaksızın ön çapraz bağ sakatlığı yaşadı. Sakatlandığında 25 dakikadır sahadaydı.

Oyuncuyu tanımayan, en noktalarını bilmeyen zihniyet milli takımlar kadar oyunculara da zarar veriyor.

2- Bir önceki U16 Avrupa Şampiyonasına katılan diğer 2003 doğumlu oyuncu Selin Rachel Gül’dü. Bu oyuncu kulübü İzmir altyapı liglerine katılmadığı için bütün bir yılı idman yapmadan geçirdi.

Geçici lisansla bir başka kulüpte oynadığı 3-4 U16 maçından ayağı burkulduğu için yararlanamadı. U18 Kategorisinde hiç oynayamadı. Türkiye Şampiyonası ya da yarı finallerine gidemedi.

TBF Yetkilisinin hedef oyuncu statüsündeki Selin Rachel Gül’ün bir yılının boş geçmesini seyretmesi, bu oyuncumuzu iyi idman yapacağı, gelişeceği, çok maç oynayacağı bir şehre (U16 Milli Takımının başarısı adına) geçici nakli ile bir çözüm geliştirememesi U16 Milli Takımının aldığı sonuçta etkili oldu.

3- U16 Milli Takımının head coach seçimi yanlıştı.

Coach arkadaşımız farklı kulüplerden gelen oyuncuları kısa vadede yönlendirmekten ziyade uzun vadede birlikte çalışabileceği isimlere değer katabilen profile sahipti.

Ben bu konuda TBF yetkilisini daha 2017 yılının Eylül Ayında uyarmıştım.

2018 Sonbahar aylarında coach resmen açıklandıktan sonra, bu uyarılar TBF Yetkilisine, bizzat TBF bünyesindeki başka kişilerce toplantı ortamlarında tekrarlandı.

Üstelik Coach bu jenerasyonu bilmiyordu. Oyuncuların gelişim patikasını geçmişte gözlemleme imkanı olmamıştı.

Bu durum cochun savunmada ve hücumda sinerji yaratan bir kadro oluşturamaması, yanlış pozisyonlarda görev verdiği oyunculara güven verememesi sonucunu getirdi. Sonuçta kendi de özgüvenini yitirdi.

Oysa özgüven, özellikle oyuncular bu yaş grubunda başarının en önemli bileşenlerinden biriydi.

Öyle ki son kritik maçlarda oyuncu değiştirme talimatları artık tribündeki TBF yöneticisinden gelmeye başladı.

Diğer tüm takımların iyi kötü bir oyun planı olduğu halde bizim oyun planımız bir türlü dışarıdan görülebilecek bir konuma gelemedi.

4- Coach’un kendi yaş grubunu tanımaması, kadro seçiminde kırılganlık yaratacak çelişkileri getirdi.

Öyle ki; kendi kulübünde forvet oynayan oyuncu uzun süre oyun kurucu pozisyonunda denendi. Takımı tanıyamayan coach shooting guard / back up point guard olarak gördüğü oyuncuların aslında forvet özelliklerinde olduğunu hiç göremedi. .

Birlikte oynadıkları takdirde savunma sinerjisi yaratmaları mümkün olmayan oyuncular ile geriye düştüğümüz maçlarda rakiplere baskı ile yetişmeye çalıştık. Savunmacı mücadeleci isimlerimiz o sırada kenardaydı.

Bu yanlışlar, yenebileceğimiz takımlar olan Polonya ve Yunanistan önünde kaybetmemizi beraberinde getirdi. Bu iki rakibimizden Polonya B Ligine düşen bir diğer takım oldu.

5- Turnuvada topu yere vuramayan Almanya takımına yenilerek 9-12 Klasman grubuna kalabilecek durumdaydık. Turnuvaya yalnız iki oyun kurucu ile gitme yanlışı bu maçta bizi aşağı çeken faktör oldu. Oyun kurucularımızdan biri o maçta gıda zehirlenmesi sonucu oynayamadı.

Tek kalan diğer oyun kurucumuz ise kötü gününde yakalandığı maçta mecburiyetten uzun süre sahada kaldı, kenara gelip toparlanma, nefeslenme fırsatı bulamadı.

9 gün/ 7 Maçlık turnuvaya 2 oyun kurucu ile gitmek ve bu pozisyonun back-up seçiminde hata yapmak diğer yanlışlarla birleşince U16 Milli Takımı 13-16 Grubuna yönlendi.

6- TBF Yetkilisi tarafından sezon içinde kulüplere sağlanan rehberlik yetersizdi.

İstanbul’da, Ankara’da Milli Takım aday kadrosunda oyunculara sahip kulüplere, oyuncuların gelişimi, onlardan beklentiler ile ilgili aktif uyarı /yönlendirmeler yapılmadı.

İşte bazıları birbirine bağlı olan bu faktörler birleşince bugüne kadar küme düşmeyen U16 altyapı milli takımımız da küme düştü.

*****

Bugün uzun olacak ama bu işleri yakın izleyenler için belirteyim;

Bugünkü şekilci, geçen yüzyılda kalmış kriterlere saplanmış, kibirli, yukarıdan bakan, Anadolu’yu dışlayan yönetim ile kadın basketbol altyapısı ancak geriye gitmeye devam eder.

“Anlamayanlara” bu tarafı da örneklendireyim;

Bugün (5 Eylül) 2005 -2006 doğumlu 170 oyuncu TBF tarafından toplanıyor.

Bunların arasında (bakın 170 oyuncu diyorum) benim kadın basketbolunda 35 yılda gördüğüm en iyi şut atan oyuncu yok. Oyuncunun adı Senanur Demir.

30 Sayının üzerine kolaylıkla çıkan, maçta 8-9 3 sayı isabeti yapabilen bir oyuncu. Üstelik istikrarlı.

İstatistikleri, U14 şampiyonası maçları hepsinin kayıtları TBF’de var.

Takımı Düzce’yi kulüpler ve ortaokullarda Türkiye’de 3. sıraya taşıyan bu ismin 170 oyuncu arasında olmaması yönetimdeki çarpık anlayışın ikonik örneği.

Bu büyük yeteneğe sahip 14 yaşındaki isim neden yok?

Boyu mu kısa geldi? Ondan daha kısa olanlar 170 kişi arasında.

Pozisyonu shooting guard mı? TBF Yetkilisinin oyun zekasını övdüğü skor gücü Senanur’un dörtte biri olan oyuncu da shooting guard.

Üstelik Senanur Demir penetre edebilen, kendi şutunu yaratabilen çok yönlü olan bir isim.

Bu seçim faciası yetenekleri, takımları, coachları dışlayan değil, içeri aldıktan sonra daha iyiye yönlendiren, rehberlik sunan bir kafa yapısı yerine dışlayıcı bir kafa yapısının iç parçalayan bir örneği.

Çok daha fenası nedir biliyor musunuz?

Benim 35 yılda gördüğüm 14 yaşındaki en iyi şutör olan Senanur Demir’i bilerek dışlayan kafa yapısı, Ankara’nın güzide bir “eğitim” kurumunda spor yapan, kendisini uyaran hocasına sahada elini koluna sallayarak cevap veren, kenara geldiğinde bankta bağdaş kurarak oturan spor terbiyesinden henüz nasiplenememiş oyuncuyu görüp izlemediği halde 170 kişilik listeye eklemiştir.

Ayıptır. Bu ülkeye yazıktır.

*****

İşin biraz daha “iç acıtan” ama bilinmesi gereken bir boyutu daha var.

O boyut U16 Kız Milli Takımı kadro seçiminde kendisini gösterdi.

Turnuvaya giden 2003-04 Milli Takımında, Türkiye Şampiyonu Galatasaray’dan 3, ikinci Emlak Konut SK’dan 1, üçüncü Fenerbahçe’den 2, beşinci Çankaya Üniversitesinden 3, altıncı BOTAŞ’tan 1, sekizinci İstanbul Üniversitesinden 1 ve İzmir’den Selin Rachel Gül yer alıyordu.

Kısaca 11 Oyuncu İstanbul ve Ankara’dan, 1 oyuncu da İzmir’den seçilmişti.

Bu yaş grubunda 2017 ve 2018 yıllarında final oynamış, 2019 da 4. olmuş Mersin BŞB takımından bir oyuncu olmaması düşündürücü olmanın da ötesinde Anadolu basketboluna zarar veren bir algı yarattı.

Buradan şöyle bir soru çıkıyor.

Mersin’den ya da diğer Anadolu şehirlerinden yetenekli Türk Kızlarının Milli Takım kadrosuna girmesi neye bağlı?

Bu yetenekli gençlerin Milli Takıma girmesi için yalnızca adı belli “yapıların” kontrolünde olan, adı belli coachların çalıştığı, adı belli kulüpler de mi olması gerekiyor?

Ben Hayri Pekergin olarak, B Ligine düşen U16 Kız Milli Takımının Şampiyonaya götürülen kadro yapısını gördükten sonra gelecekte kadın basketbolunda var olan dejenerasyon riskini daha da arttıracak bu noktaya güçlü şekilde işaret etmeyi bir görev biliyorum.

******

Çözüm bellidir. Ben yıllardır yazmaktayım. Bu çözümlerin yönetimi, kontrolü finansmanı da bellidir.

Geçenlerde B Ligine demir atan U 20 Milli Takımı Coachu tespit ve öneriler yapmıştır.

Öncelikle kendisine Türkiye’ye hoş geldin demek istiyorum.

Bir bölümünü itirafları diğer kısmını özeleştirisi olarak gördüğüm tespitleri doğrudur.

Kendisi azını yazmış çoğunu yazmamıştır. O çoğu kısım benim U20 Milli Takımı ile alakalı yazımda yer alıyor.

Bundan sonra o tespit ve önerileri yaptıktan sonra kendisinden beklenen ise 12 yıldır görev yaptığı kadın basketboluna on milyon dolarlar harcayan şehirden hiç olmaz ise bundan sonra altyapı milli takımlarına oyuncu ve antrenör kazandırmasıdır.

Çözüm önerileri de benim yıllardır yaptığım önerilerdir. Desteklediğim uygulamalardır.

*****

Başarısızlıkların, kötü görüntülerin, yanlış uygulamaların vebali öncelikle TBF’yi yöneten Hidayet Türkoğlu ve Ömer Onan’ın daha sonra da bu işleri yönetmeye talip olanların omuzlarındadır.

Türk Kızları küme düşmemiştir.

TBF küme düşmüştür.

Twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 7846