Yetkililer okumasa da olur (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Yetkililer okumasa da olur (Hayri Pekergin)

09-08-19 21:55
Evet, bu yazıyı yetkililer okumasa da olur.

Gerçekten okumasınlar.

Çünkü Kadın Milli Takımları değil yatay gitmek sürekli dibe doğru ivmeleniyor.

Yetkililer de öyle durup bakıyorlar.

Yetkililer dediğim de hepi topu üç dört kişi. Öyle onlarca kişiden söz etmiyoruz.

İsimleri zaten A’dan Z’ye biliyorsunuz.

*****

Eminim hiç kimse “ne oldu yine de böyle bir yazı başlangıcı okuyoruz?” diye sormuyordur.

Zira herkes U20 Kadın Milli Takımının Avrupa B Klasmanında üst üste ikinci yıl A klasmanına çıkamadığını biliyor.

Bakın daha önce çok yazdım. Tekrar ediyorum.

B Klasmanından A klasmanına çıkamamak, A klasmanından düşmekten çok daha beter ve utanç veren bir başarısızlık.

Kadın basketbolunda darbeler uzun süredir üst üste geliyor.

Altyapı Milli Takımları küme düşüyor.

TBF’nin bu tür başarısızlığı ödüllendirecek hali yok.

Yaptırım olarak mesela A. Gidiyor yerine Z. geliyor.

Başarısızlığın temelindeki eski verimsiz yozlaşmaya, kayırmacılığa, ayrımcılığa olanak sağlayan düzen aynen devam ediyor.

Yetmiyor.

Altyapıları çökerten bu düzenin bir türevi A Kadın Milli Takımına uygulanıyor.

Sonuç olarak A Kadın Milli Takımı son yılların en heyecansız en düşük enerjili oyunu ile Avrupa Şampiyonası'nda iki maç sonunda grup sonunculuğunu garantileyerek eleniyor.

Yukarıdan aşağıya her şey birer birer TBF Yetkililerinin kontrolünden çıkıyor.

*****

Yetkililer için söylenecek söz şunlar;

Bilmemek değil öğrenmemek ayıp.

Kötü uygulamaların milli takımlarda olan ya da olmayan genç oyuncularımıza, fedakâr hatta cefakâr ailelerine, Anadolu’da ya da büyük şehirlerde tüm iyi niyetiyle çalışan antrenörlere zarar vermesi üzücü.

Kadın basketboluna değer katmaya aday kulüplere, yeni jenerasyon yöneticilere yeteri ölçüde “rehberlik” sağlanmaması, yeşermeye aday fidanlar daha baştan verimsiz uygulamalar ile kurumaya yönlenmesi kabul edilemez.

*****

İki alternatif var.

Ya ağır bir üslupta bir yazı “daha” yazıp bu işlerde yetki ve sorumluluğu olan üç dört kişiye başarısız, verimsiz, adaletsiz, haksız uygulamalarından mağdur olan geniş kesimlerin, sessiz çoğunlukların yüreğine su serpen sözlerle ile “hitap” edeceğim.

Ya da görüşüne değer verdiğim insanların “sen yine de yapıcı ol”, “onlar aslında iyi insanlar”, “olayı bilmiyorlar”,“Herkes gelip onlara bir şey söylüyor”, “kafaları karışık”, “birilerine güveniyor sonra hayal kırıklığı yaşıyorlar” gibi sözlerini “bir kez daha” dikkate alıp, bir kez daha yapılan yanlışlara işaret edeceğim.

*****

Ben yine ikinci yolu tercih edip, U20 Kadın Milli Takımının B klasmanında kalıcı olmak gibi kabul edilmesi mümkün olmayan bir başarısızlığa neden uğradığını yapıcı bir dil ile işaret etmeyi tercih ediyorum.

Öncelikle;

Sakın kimse ama hiç kimse, U20 Kadın Basketbol Milli Takımının B klasmanından üst üste ikinci kez çıkamamasını bazı oyuncuların sakatlıklarına bağlayarak yine hedef saptırmaya, bir kez daha kafa karıştırmaya çalışmasın.

Turnuvaya giden takımın en az yarısının yerine daha efektif, daha sağlıklı, yorgunluk sorunu olmayan isimler konulurdu, konulmalıydı.

Sakın ama sakın kimse tüm suçu kulüplere ve antrenörlere atıp, kulüpler çalışmıyor, oyuncular pozisyonları milli takımda öğreniyor diye kendini kurtarmaya kalkışmasın.

Eldeki yetenek havuzu B klasmanından çıkmak için fazlası ile yeterliydi.

*****

Size bu yıl U20 Kadın Milli Takımına yaşatılan garabetin büyüklüğünü şöyle bir örnekle anlatayım;

U18 Kadın Milli Takımında kadroya giremeyen 17 yaşındaki bir oyuncu, U20 Kadın Milli Takımında rakiplerdeki çok daha deneyimli oyunculara karşı oynamak üzere direkt kadroya girebiliyor.

Hatta bu oyuncumuz bazı maçlarda ilk beşte oynuyor.

Yani?

Ya U18 Milli Takımı Antrenörü yanlış yapıyor, ya da U20 Milli Takım antrenörü en iyi olasılıkla dünyadan bihaber yaşıyor.

İki durumda da cezayı Türk Kadın Milli Takımları, hakkı olup kadroya giremeyen oyuncular, bu isimlerin aileleri, kulüpleri hatta TBF çekiyor.

Herkes zarara uğruyor.

*****

Burada sözüm hiçbir şekilde Milli Takıma çağrılan, orada tüm iyi niyeti ile elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan genç oyuncularımıza değil.

Ben hepsi ile gurur duyuyorum.

Sözüm kötü uygulamalara.

Hata ya da yanlış kelimeleri yerine kötü uygulamalar sözünü kullanıyorum.

Çünkü hata ya da yanlış iyi işleyen sistemde bir kez yapılır.

Hata görüldükten sonra önleyici / iyileştirici uygulamalar devreye alınır ve sorunlar çözülür.

Kadın basketbolunda TBF’nin kapsama alanında ise zarar veren kötü uygulamalar ne önleniyor ne de düzeltilip iyileştiriliyor.

Her sene aynı filmin değişik versiyonlarını izliyoruz.

*****

Bıkmadan, usanmadan bir kez daha söyleyeyim;

TBF’nin kadın basketbol altyapı milli takımlarına o kategoride çalışmayan, kendi oyuncularını tanımayan head cochları üstelik maçların başlamasına aylar kala ataması, ona seçim yaptırması kötü uygulamadır.

Bunun sonucunda oyuncusunun doğum yılını bilmeyen head coach bile gördüğümüz oldu, oluyor.

Bu tür atanan Süper Lig coachları, Milli Takımı “ilişki yönetimi” metoduyla oluştururken yapılan seçimler sağlıklı değil.

Çünkü ana motivasyon, hele de yetkin şekilde denetlenmediği için U20 - U18 seviyesinde pastada pay kavgasında olan oyuncu menajerleri ve kulüpleri memnun etmeye yönleniyor.

Oyuncuları tanımayan coach takımları uygun şekilde antrene dahi edemiyor.

Devam eden U20 B Avrupa Şampiyonasında bizi yenen ve yeri dünyada 73. sırada olan Bulgaristan’ın üstünlüğü bizden daha çok koşması, daha canlı savunma yapmasıydı.

Bakın yukarıda dünya 73. Bulgaristan dedim ama örnekle anlatayım ki daha iyi daha “kolay” anlaşılsın.

*****

U20 Kadın Milli Takımı 2017’de Süper Ligde görev yapan 20+ yıl tecrübeli coach Alper Durur ile küme düştü.

2018 Yılında U20 Kadın Milli Takımı o dönem Süper Ligde görev yapan coach Özlem Piroğlu Şencan ile A klasmanına çıkamadı.

2019 Yılında U20 Milli Takımı Süper Ligde görev yapan 25+ yıl tecrübeli coach Ayhan Avcı yönetiminde B klasmanına demir attı.

Hani kendini iyileştiren sistem? Hani düzeltici / iyileştirici önlem? Hani öğrenen organizasyon?

Yine bizlere yaşatılan kötü uygulamalar ile devam edelim;

Geçen yıl, yani 2018’de U20 Kadın Milli Takımı, fiziksel olarak güçlü sağlıklı ve zinde 19-20 yaşında isimler varken 17 yaşında dört oyuncu ile turnuvaya gitti. Hedefe ulaşamadan döndü.

Bu dört oyuncudan ikisi tüm sezon KBSL’de düşük maliyetle idmana enerji getiren tavşan atlet olarak kullanılmaları, diğeri fizik yapısının kaldırabileceğinden çok daha fazla maç yapması nedeni ile çok yorgundu. Dördüncü isim ise o sezonu tek bir iyi idman yapmadan verimsiz geçirmişti.

Sonuçta bu dört oyuncu hem U20’de hem de iyice yorgun döndükleri u18’de verimli olamadı.

Bunları ben biliyordum. TBF de bilmeliydi.

Bu sezon ne gördük?

Yine fiziksel olarak güçlü sağlıklı ve zinde 19-20 yaşında isimler varken U18 turnuvasının yorgunluğu ile gelen 2001- 2002 doğumlu isimlere U20 kategorisinde daha da fazla süre verildi.

Sonuç sahada yürüyerek oynayan, savunmayı 40 dakikaya yayamayan U20 Takımımız B klasmanında ikinci turu daha aşamadı.

Hani kendini iyileştiren sistem? Hani düzeltici / iyileştirici önlem? Hani öğrenen organizasyon?

*****

Bakın bu sezon A klasmanına yükselen U18 Kız Milli Takımımıza.

Aslında bu büyük bir başarı değil.

Yine de önceki yıllarda U20 ve U18 Milli Takımlarını vuran kötü uygulamaların yanında olumlu bir örnek.

Neden olumlu ?

Coach Nevriye Yılmaz’ı deneyim seviyesi, kulübündeki performansı, milli takımda göreve geliş şekli hatta kadroyu belirlemedeki adaleti nedenleri ile eleştirebilirsiniz.

Bununla birlikte hakkını vermeniz gereken şey şu;

Coach Nevriye Yılmaz U18 Kategorisinde görev yaparak kendi yönetimindeki U18 Milli Takımında oynayacak bütün oyuncuları sezon boyunca gözlemledi.

Daha ötesi Nevriye Yılmaz geçtiğimiz yıl B klasmanında başarılı olamayan U18 Milli Takımının tüm maçlarını salondan izledi.

Bu sene Milli Takımda görev alacağını bilerek ya da bilmeyerek seviyeyi kendi gözleri ile gördü. Bunun sonucu iyi antrene edilen, sahada koşan, enerjisi olan bir U18 Milli Takımı izledik.

B Klasmanında başarı için bu kadarı da yeterliydi.

U18 Milli Takımı sofistike coach mambo jambo taktikleriyle değil. Koşarak, rakibe baskı yaparak kazandı.

Olması gerektiği gibi.

*****

Kötü uygulamaları bu şekilde çok daha uzun bir liste olarak sıralamak mümkün olsa da çözümlerden konuşmak gerekiyor.

Bugünün şartlarında kadın basketbolunun kulüpleri ve yöneticileri sorunları çözmek için yeterli nitelik ve nicelik özelliklerini taşımıyor.

Bu noktada kadın basketbolu ve çok daha fazla kaynağa, daha deneyimli ve donanımlı insan gücüne sahip erkek basketbolundan çok ayrışıyor.

Kadın basketbolunda İyi olmaya aday bir iki kulüp bile daha şimdiden verimsizliğe teslim olmak üzere.

Sorunları çözmek için kulüplere bir rehberlik, bir öncülük yapmak şart.

Çözüm aslında çok basit.

Bununla birlikte basit olup iyi işleyen her şey gibi temeli çok iyi kurgulanmalı.

Çözümün anahtarı bir Mükemmeliyet Merkezi (Center of Excellence).

Bunun nasıl ve nerede olması, nasıl yapılanması, nasıl denetlenmesi konusunu daha önceki yazılarda fazlaca anlattım.

Artık tekrar etmek istemiyorum.

Böyle bir çekirdek yapının nerede konuşlanacağı, nasıl finanse edileceği, uygulamaların adaletli ve şeffaf olmasının nasıl sağlanacağı TBF’nin yetki alanında.

Kadın basketbolu iki üç doğru karar ile yönünü yeniden gelişime çevirebilir.

Meşhur atasözünü bilirsiniz;

Bir musibet bin nasihatten iyidir.

Bizde ise başımıza gelen musibet sayısı bin oldu.

İzleyip göreceğiz.

Twitter: @hayripekergin 

Yorumlar Okunma: 5628

coil