Oyun kurucu meselemiz (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Oyun kurucu meselemiz (İlker Yıldız)

28-07-19 22:34
Basketbol ile iyi kötü irtibatı olan hemen herkes, bir basketbol takımında oyun kurucunun başat faktör olduğunu bilir. Bu nedenle de basketbol camiasında “oyun kurucun kadar konuşursun” şeklindeki veciz sözlere sıkça rastlamışızdır. Günümüz basketbolu eskiye nazaran; çok daha hızlı, çok daha sert ve çok daha atletik oyuncularla oynanmakta. Ancak günümüz basketbolu, ister çok daha hızlı isterse çok daha atletik oyuncularla oynansın, neticede basketbol parkede beş kişi ile oynanıyor ve oyun tarzı ne kadar değişirse değişsin her zaman parkede bir orkestra şefinin olması gerekiyor. Bu da çoğunlukla takımı saha içinde yöneten namıdiğer oyun kurucu (point guard)’dur. Genelde fiziksel olarak takımın en kısası olmasına rağmen mental olarak ise en güçlüsü olmak zorundadır. Bunun yanında takımın bütün işleyişini verimli kullanabilmek adına da antrenörün en büyük yardımcısıdır. O olmazsa, diğer unsurların (Skorer Guard, Kısa Forvet (SF), Uzun Forvet (PF) ve Pivot (C)) verimli bir şekilde işlemesi pek mümkün olmamakla birlikte, oyun kurucunun çok boyutlu özelliklere de sahip olması gerekir. Hem top hakimiyeti çok iyi olacak hem sahayı çok iyi görecek hem oyunu çok iyi okuyacak hem takımda savunmaya ilk koşacak oyuncu olacak hem şut fundamentalı üst seviyede olacak hem liderlik yeteneği olacak hem sahada konuşup mental yönden takımı toparlayıcı olacak hem de bencil olmayacak ama aynı zamanda da sorumluluk almaktan da çekinmeyecek… Kısacası basketbolun hemen her şeyini bilecek ve takım arkadaşlarına güven verecek. Bütün bu özelliklerin bir arada toplandığı bir oyuncuyu bulduğunuzda ise onun gelişimi adına adeta elmas işlemeciliği gibi çok hassas çalışmalar yapmalısınız. 

Yıllardır yaz dönemi benim adıma en yoğun geçen dönem olmaya devam ediyor. Çünkü Altyapı Milli Takımlarımızın gerek Avrupa şampiyonaları gerek Dünya Şampiyonaları gerekse de EYOF turnuvalarını düşündüğümüzde en az 6 hatta 10’a kadar turnuva ve 50’ye yakın maçı izliyorum. Buna özel maçları da dahil ettiğimizde bir yılda 100’e yakın Altyapı Milli Takımlarımızın maçını izliyorumdur. Turnuvaların bitiminde ise hem Altyapı Milli Takımımızın genel performansını hem de tek tek bütün genç oyuncularımız ile ilgili düşüncelerimi kaleme almaya çalışırım. Bu alışkanlığım, FIBA’nın 2004 yılında itibaren Altyapı Avrupa Basketbol Şampiyonalarını her yıl düzenlemesiyle birlikte başlayan bir süreç olarak da değerlendirebiliriz. FIBA ilk yıllarda maçları FIBA Youtube kanalı olmadığı için sadece canlı istatistik olarak veriyordu. Ben de bu dönemde maçları canlı istatistikten takip eder ve notlar alırdım. Ne zamanki FIBA Youtube sitesinden maçlar canlı olarak verilmeye başlandı işte o dönemden itibaren de detaylı bir şekilde turnuva defterleri tutmaya başladım. Yıllardır çeşitli yaş kategorilerinde binlerce altyapı basketbol milli maçı izleye izleye artık gözler daha bir hassaslaştı ve açıkçası söylemek gerekirse de bazı şeyler çok daha rahatsız edici olmaya başladı. Bu sene şu ana kadar izlediğim Altyapı Milli Takımlarımızın maçlarını izledikten sonra da bu yazıyı yazma ihtiyacı hissettim. 

Son yıllarda beni en çok üzen konuların başında ise üst düzey oyun kurucu yetiştirememe sorunu var. Açıkçası bu konuya adeta kafayı takmış durumdayım ve “bütünlüklü bir oyun kurucu nasıl olmalı?” sorusuna cevap bulma adına birçok kitap, makale, video vs. izlemekten kendimi alamaz oldum. Yani kısacası başta “büyük oyuncu yetiştirme meselesi” olmak üzere, altyapı basketbolumuzda “oyuncu yetiştirme ve oyuncu geliştirme” meselesini kendime dert edindim. Bu amaçla da sadece basketbol ile ilgili kitaplar, köşe yazıları ve makaleler okumayla yetinmeyip, sıklıkla basketbol maçı ve basketbol antrenman videoları izliyorum. Bunun yanında da ülkemizin birçok değerli antrenörünün (milli takım antrenörleri, kulüp antrenörleri ve basketbol okulu antrenörleri) antrenmanlarını izlerken notlar tutuyorum ve muhakkak da takıldığım konularda bolca sorular soruyorum. Lafı çok uzattım farkındayım ama az sonra yazacaklarım hakkında ne kadar ciddiyetle bu konuya eğildiğimin de bilinmesini istedim. Yani sadece fildişi kulelerde oturarak bu yazıları kaleme almıyorum. Çoğunluk yaz mevsimini ülkemizin güzel beldelerine giderek tatil yaparak geçirirken, ben ise gerek maç izleyerek gerek il dışında da olsa antrenmanları takip ederek gerekse ülkemizin çok değerli antrenörlerini saatlerce esir alarak basketbol adına kendimi geliştirmeye ve yazdıklarımı daha nitelikli hale getirmeye çalışıyorum. Velhasıl ülke basketbolumuza küçük de olsa katkı sunma adına birkaç kelam söylemeden kendimi alamıyorum. Çünkü basketbola bakış açımızı azami ölçüde ortak noktaya çekebilmemiz, ülke basketbolumuzda çoğu sorunun çözümünde önemli bir merhale kat ettirecektir.

Ülke basketbolumuzun en büyük sorunlarının başında kapitalizmin ürettiği sorunlar en öncelikli yeri teşkil ediyor. Yani yetiştiren ve üretenin emeğinin karşılığını alamaması sorunu... Nasıl asıl emeği ortaya koyan bir çiftçiden daha çok az emek sarf eden aracılar daha çok gelir elde ediyorsa, nasıl tefeciler sadece sermayeye sahip olma dışında bir özelliğe sahip olmadan paradan yüksek faiz alarak gelirine gelir katıyorsa, bütün dünyadaki spor faaliyetlerinde de benzer sorunun olduğundan rahatlıkla söz edebiliriz. Neticede siz buluyor, siz yetiştiriyor, siz emek harcıyor, siz değerli hale getiriyorsunuz ama Afrika’daki elmas madenlerinde çalışan ve sömürülen işçiler gibi emeğinizin çok altında bir ücretle karın tokluğuna çalıştırılıyorsunuz. Sonuçta da yetiştirici antrenörlerimiz emeklerinin karşılığını alamıyorlar ve kendi ürettiklerine yabancılaşıyorlar. Bu da emek harcadıklarına karşı sorumluluk bilincini ortadan kaldırıyor ve adeta bu sorumluluk bilincini nesne ile olan irtibatı mertebesine indiriyor. Hele uğraşılan malzeme insan ise bu çok daha vahim neticeler doğuruyor. Yani sadece “fordist üretim”de olduğu gibi, basketboldaki altyapı çalışmaları da bant sisteminde olduğu gibi mekanik ve tek düze hale geliyor.  Oysa altyapılarda eğitim gören çocuklar ile yetiştirici antrenör arasında bir yabancılaşma değil, tam tersi uzun yılları kapsayan bir usta-çırak ilişkisinin gelişmesi gerekiyor. Adeta ahilik teşkilatında olduğu gibi (ya da lonca sistemi) çırak ustası müsaade etmeden (yetiştirici antrenörü müsaade etmeden) ve lonca onayı alınmadan (mesela bizdeki eğitim kurulu veya oluşturulacak başka bir kurul tarafından) kendi mesleğini kuramaması gerekir (oyuncu A Takıma çıkabilmesi için eğitim kurulunun yeterlilik imtihanını da vermesi gerekir. Aynı şekilde bu antrenörler içinde geçerli olmalı). Ancak bu şekilde oyuncu yetiştirmede bir nitelik ve standart getirilebilir. Aksi halde o oyuncuların temel fundamental eğitimlerinde ve mental gelişimlerindeki boşlukları kapatamazsınız. Onları A takım düzeyinde sadece figüran ve yabancı oyunculara antrenman yaptıran oyuncu konumundan öteye taşıyamazsınız. Bu tür ciddi bir organizasyon ile başta sporcu adayları olmak üzere, velilerin, kulüplerimizin ve diğer bütün paydaşların boş hayallerle avutulmasına da izin verilmemiş olacaktır.

Yazımın başlığından çok uzaklaştığımı düşünmekte haklısınız. Ama özelde oyun kurucu yetiştirmenin o ülkenin basketbolunun niteliksel değerlendirmesinin en üst noktası olduğunu düşünenlerdenim. Çünkü en zor yetişen ve geliştirilen pozisyon oyun kurucu pozisyonudur. Kerem Tunçeri'den sonra A Milli Erkek Basketbol Takımımızda bir numaralı pozisyon yıllardır yabancı oyunculara bırakılmasından da bunun daha net bir şekilde anlaşılacağını düşünüyorum. Düşünebiliyor musunuz yıllardır A Milli Erkek Basketbol Takımımızın direksiyonu devşirme oyunculara emanet! Bunun yanında A Milli Kadın Basketbol Takımımızda da benzer durumla karşı karşıya kalma durumundayız. Uzun yıllardır A Milli Takımımızın değişilmez bir numarası olan Birsel Vardarlı Demirmen, son iki resmi turnuvada olmayınca milli takımımızın oyun ritminin de ne kadar aşağı düştüğünü hep birlikte üzülerek gördük. Kısaca sadece bir takım değil bir ülke basketbolunun niteliğini belirleyen en temel unsurların başında yetiştirdiğiniz “büyük oyuncular” ve özelde de oyun kurucularınızın niteliği gelmektedir. Yunanistan’ın, Sırbistan’ın, Litvanya’nın ve Slovenya’nın son Avrupa Şampiyonluğunda etkin olan oyunculara baktığınızda ne demek istediğim daha net anlaşılacaktır.

Pekâlâ, ülke basketbolumuz adına en üst seviye olarak kabul edeceğimiz Altyapı Milli Takımlarımızda görev alan genç oyun kurucularımıza baktığımızda, ülke basketbolumuzun geleceği adına neler diyebiliriz?
 
Aşağıda Altyapı Milli Takımlarımızda bu yıl yer alan oyun kurucularımızın (resmi sitelerde açıklanan bilgilere göre), şu ana kadar düzenlenen resmi turnuvalardaki (FIBA Altyapı Avrupa Şampiyonaları ve EYOF) performanslarını yansıtan istatistikleri yer almaktadır. Bu istatistiklere baktığımızda oyun kurucu pozisyonunda oynayan ve çeşitli kategorilerdeki Altyapı Milli Takımlarımızda yer alan 12 oyuncumuzun istatistiklerinin pek de iç açıcı olmadığını görüyoruz. Bu genç oyun kurucularımız şu ana kadar maç başına 20:30 dakika gibi ciddi süreler almalarına rağmen, sadece 5,51 sayı ve 5,39’luk verimlilik puanı elde edebildiklerini üzülerek görüyoruz. Bunun yanında %19,70’lik çok kötü bir üçlük yüzdesi ve yine %59,00 gibi çok kötü serbest atış yüzdesi ile oynadıklarını görüyoruz. Bu istatistiki veriler dahi tek başına oyun kurucu sorunumuzu, nitelikli oyuncu yetiştirme sorunumuzu ve Sayın Necip Kapanlı’nın da belirttiği gibi oyuncu geliştirme konusunda yaşadığımız sorunları net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Çözüm olarak, “Oyuncu Yetiştirme ve Geliştirme Merkezli Çalışmalar”a önem verilmeli ve eğitici antrenörlerin imkanlarının iyileştirilmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Daha önceki yazılarımda ifade ettiğim gibi muhakkak bütün basketbol paydaşlarının temsilcilerinin veya bizatihi kendilerinin bir araya geleceği geniş katılımlı basketbol çalıştayları düzenlenmelidir. TBF yöneticilerinin, TBF Altyapı Milli Takımları Koordinatörlerinin, TÜBAD’ın ve Eğitim Kurulunun yapmış oldukları çalışmaların çok kıymetli olduğu muhakkak. Buna ilave olarak da basketbol camiasından gelecek önerilerle birlikte çok daha iyi çalışmalara imza atılacağını düşünüyorum. Yeter ki basketbol camiası birlik ve beraberlik içerisinde bir bütünleşme sağlayabilsin. Saygılarımla.

Not: Merhum Cavit Altunay’ın yazmış olduğu; “Point Guard…”, “İdeal Point Guard”, “Point Guard Ne Yapar?”, “Şut” ve “Şut Yüzdeniz” başlıklı yazıları bütün basketbolseverlerin muhakkak okumasını öneririm. 

 

 

Altyapı Milli Takımlarımızdaki Oyun Kurucularımızın (PG) 2019 Yılındaki Resmi Turnuva İstatistikler

#

Oyuncular

Doğum
Tarihi

Boy

P

Milli Takım

G

Süre
(Dakika)

Sayı

FG

2 Sayı

3 Sayı

FT

OR

DR

TR

A

TK

Blok

PF

+/-

Verim

1

Duygu Özen

20.03.2001

168 cm

PG

U18 Kız

7

181

49

20/44
45,5%

14/30
46,7%

6/14
42,9%

3/8
37,5%

6

14

20

20

10

14

0

13

88

56

25,86

7,00

0,86

2,00

2,86

2,86

1,43

2,00

0,00

1,86

12,57

8,00

2

Derin Erdoğan

28.06.2002

170 cm

PG

U18 Kız

7

150

47

18/57
31,6%

14/31
45,2%

4/26
15,4%

7/12
58,3%

8

17

25

23

11

14

1

12

78

49

21,43

6,71

1,14

2,43

3,57

3,29

1,57

2,00

0,14

1,71

11,14

7,00

3

Eray Aydoğan

25.02.2000

187 cm

PG

U20 Erkek

7

103

10

2/13
15,4%

1/6
16,7%

1/7
14,3%

5/8
62,5%

1

10

11

13

1

8

0

10

29

13

14,71

1,43

0,14

1,43

1,57

1,86

0,14

1,14

0,00

1,43

4,14

1,86

4

Mert Akay

12.07.2000

195 cm

PG

U20 Erkek

6

171

60

17/38
44,7%

12/21
57,1%

5/17
29,4%

21/31
67,7%

5

23

28

20

17

15

1

23

26

80

28,50

10,00

0,83

3,83

4,67

3,33

2,83

2,50

0,17

3,83

4,33

13,33

5

Fatmanur Karakaş

26.05.2001

168 cm

PG

U18 Kız

7

92

22

9/21
42,9%

9/16
56,2%

0/5
0%

4/5
80,0%

1

6

7

7

10

12

0

11

43

21

13,14

3,14

0,14

0,86

1,00

1,00

1,43

1,71

0,00

1,57

6,14

3,00

6

Atakan Erdek

26.06.2001

194 cm

PG

U18 Erkek

2

38

17

6/10
60,0%

4/5
80,0%

2/5
40,0%

3/5
60,0%

0

6

6

8

1

4

0

2

20

22

19,00

8,50

0,00

3,00

3,00

4,00

0,50

2,00

0,00

1,00

10,00

11,00

7

Ömer Yasir Küçük*

26.02.2001

188 cm

PG

U18 Erkek

2

28

15

5/9
55,6%

3/5
60,0%

2/4
50,0%

3/8
37,5%

3

4

7

5

4

8

0

4

26

14

14,00

7,50

1,50

2,00

3,50

2,50

2,00

4,00

0,00

2,00

13,00

7,00

8

Ömer Can İlyasoğlu*

1.01.2001

195 cm

PG

U18 Erkek

1

29

1

0/13
0%

0/10
0%

0/3
0%

1/2
50,0%

1

2

3

4

4

6

0

2

9

-8

29,00

1,00

1,00

2,00

3,00

4,00

4,00

6,00

0,00

2,00

9,00

-8,00

9

Hazal Bayır**

30.09.2003

170 cm

PG

U16 Erkek
(EYOF)

5

38

8

3/12
25,0%

2/7
28,6%

1/5
25,0%

1/2
50,0%

0

2

2

3

3

8

0

5

-11

-2

7,60

1,60

0,00

0,40

0,40

0,60

0,60

1,60

0,00

1,00

-2,20

-0,40

10

Ayşe Yılmaz**

13.08.2003

171 cm

PG

U16 Erkek
(EYOF)

5

151

35

15/52
28,8%

14/31
45,2%

1/21
4,8%

4/9
44,4%

5

20

25

9

7

13

1

10

-75

22

30,20

7,00

1,00

4,00

5,00

1,80

1,40

2,60

0,20

2,00

-15,00

4,40

11

Berkay Yılmaz**

21.07.2003

181 cm

PG

U16 Erkek
(EYOF)

5

123

41

15/42
25,7%

11/20
55,0%

4/22
18,2%

7/9
77,8%

5

3

8

17

7

12

0

11

-19

32

24,60

8,20

1,00

0,60

1,60

3,40

1,40

2,40

0,00

2,20

-3,80

6,40

12

Ömer Ege Peksarı**

14.07.2003

192 cm

PG

U16 Erkek
(EYOF)

5

94

20

10/27
37,0%

10/23
43,5%

0/3
0%

0/1
0%

5

8

13

12

6

15

1

11

12

19

18,80

4,00

1,00

1,60

2,60

2,40

1,20

3,00

0,20

2,20

2,40

3,80

GENEL TOPLAM

59

1198

325

120/338

94/205

26/132

59/100

40

115

155

141

81

129

4

114

226

318

GENEL ORTALAMA

20,31

5,51

37,50%

45,85%

19,70%

59,00%

0,68

1,95

2,63

2,39

1,37

2,19

0,07

1,93

3,83

5,39

(*) 2019 FIBA U16 Erkekler Basketbol Şampiyonası devam etmektedir.
(**) 2019 Avrupa Gençlik Olimpik Yaz Festivali (EYOF)'nde mücadele eden U16 Kız ve U16 Erkek Milli Takım oyuncularımız (Bilgiler EYOF resmî sitesinden alınmıştır).

 

Yorumlar Okunma: 6764