Altyapıda oyuncu mu yoksa coach mu yetiştiriyoruz? (Hayri Pekergin) - BasketFaul.com

Altyapıda oyuncu mu yoksa coach mu yetiştiriyoruz? (Hayri Pekergin)

02-10-22 22:16

Birey ya da kurum, profesyonel ya da amatör uğraşı, eğlence ya da hobi faaliyeti;


Hangi alanda olursa olsun bir konu ile çok uzun süre ilgilenildiği, aynı ortamda uzun süre bulunulduğu ve faaliyet döngüsel olarak kendini tekrarladığı durumlarda düzeltilmesi gereken bazı yanlışlar normalleşebiliyor.    

Kurumlar veya bireyler bulundukları ortamlardaki eksikleri görmüyor ya da görse bile bundan aslında duyması gerektiği kadar rahatsızlık duymayabiliyor. 

Bazı durumlarda kritik konumdaki eksikler süre geçtikçe itirazsız kabul görebiliyor.    

Kurumsal hayatta “işletme körlüğü” olarak tanımlanan bu olgu bireylerin özel hayatları için de geçerli. 

Çevre kirliliği ya da küresel ısınma ne demek istediğimi anlamanız için güzel örnekler. 

Siz, biz, hepimiz kendi özel hayatlarımızda “sürekli olarak” karşılaştığımız bazı yanlış ya da eksik tutum ve davranışları, süreklilik içeren problemleri “giderek” normalleştirebiliyor, bunlar bize ya da çevreye arka planda giderek biriken zararlar verecek olsa bile, belli bir süre ardından bunları görmemeye başlayabiliyoruz. 

Bu durumun hayatın “ayrılmaz bir parçası” eski deyişle “mütemmim cüz’ü” olan basketbola da yansımaları var. 

Bana göre üzerinde en çok konuşulması, tartışılması gereken konulardan biri altyapılarda aslında kimi geliştirdiğimiz konusu.

Özellikle U14 kategorisi ve sonrasında, yaş grubu ya da kadın erkek ayrımı olmaksızın altyapı karşılaşmaları izlerken, oyuncuların temel teknik olarak çok büyük eksikleri olduğunu gördüğümüz takımlarda farklı savunmalara birçok set hücumu, en az ikişer kenar ve dip çizgi oyunu görmek size de normal gelmiyor mu?

Genç oyuncuların U14 kategorisinden U18/BGL kategorisine kadar süren yolculuğunda temel teknik eksiklerini tamamlama olasılıkları giderek azalıyor. 

Bunun önemli nedeni belki de ilk aklınıza geldiği gibi U18 kategorisinde temel teknik için daha alt kategorilere oranla daha az süre ayrılması değil. 

Asıl neden gençlerimizin çok tekrar ve maçlarda uygulama ile mükemmelleşmesi gereken temel teknikleri öğrenmek ve özümsemek için önlerindeki zamanın U18’in bitimine yaklaştıkça giderek azalması. 

Son yıllarda bir parça seçicilik yapıyor olsam da çok sayıda altyapı maçı izleyen biriyim. 

İzlediğim maçlar sırasında bana çok sorulan sorulardan biri şu oluyor;

Hocam bu (izlediğiniz maçta) takımlardan ileriye yönelik kim (oyuncu) çıkar?

Bu soruya “bu takımdan çıksa çıksa Coach çıkar zira bu basketbol ile oyuncular profesyonel seviyeye çıkamaz, zorunluluk nedeni ile çıksa bile o seviyede kalıcı olamaz” şeklinde cevap vermemek için giderek daha çok dilimi ısırmak zorunda kalıyorum. 

Öyle takımlar izliyoruz ki, takımdaki oyuncunun basketboldaki en önemli temel teknik olan şutu var mı yok mu onu göremeden maç bitiyor.  

Niye? Çünkü coach maçta taktik avantajı ele geçirmek adına herkesten penetre etmesini istiyor. 

Bazı altyapı takımların 6-7 set hücumu bir çok kenar oyunu var ama oyuncuların sol elleri sağ elleri kadar topa hakim olmadığı için hücumlar hep sahanın aynı bölümünde zorunlu bir “isolation” ya da “PR” denemesi ile bitmek zorunda kalıyor. 

Oyunu okumak, sahayı görmek, doğru şutu ya da pası seçmek, açıları bilmek basketbolda gelişim için olmazsa olmaz nitelikte kaliteler. 

Bizim altyapı liglerinde bunların hepsini oyuncular adına Coachlarımız yapmaya kalkıyor. 

Bir anlamda oyuncuları ezbere bir basketbola yönlendiriyoruz. 
 
Bakın bu konu çok derin. Bir köşe yazısına filan asla sığmaz. Ben bir tartışma başlasın, bazı genç coachlarımızın farkındalığı olsun ya da artsın diye bu konuyu sezon başında işlemeyi tercih ettim. 
 
*****
Altyapı coachları açısından da bakmak gerekiyor elbette.

Altyapı coachlarımız önünde iyi örnekler, esinlenecekleri oyuncu yetiştiren “markalar” çok sınırlı.

Çok sayıda altyapı coachu elit seviyede profesyonel liglerde ya da NBA ve Euroleague’de başarılı olan coachlardan esinlenerek çok farklı misyonları olsa bile altyapıda over-coaching e yönlenebiliyor.   
Farklı misyon demişken işin misyonu belirlemesi gereken kulüp yönetimleri tarafı da var. 

Altyapı coachlarına derece hedefi, maç kazanma, belirli oyuncuları öne çıkarma gibi konularda yönlendirmelerin geldiği çok sayıda örnek gözümüzün önünde.  

Altyapı coachları açısından maddiyat işin diğer  bir önemli yönü. 

Çoğu altyapı coachu kazancı yeterli olmadığı için kendini profesyonel seviyeye hazırlayacak şekilde hareket etmeyi önündeki zorunlu bir tercih olarak görebiliyor. 

Bazen altyapı coachları ile maçları konuşurken, kendi takımları ile ilgili setler ve yerleşim konularını çok öne çıkardıklarını gözlemliyorum. 

Oysa bu cochlarımızın ön planda olan oyuncuları bile, en önemli temel teknik olan şutu henüz kendi çabası ile yaratabilecek konumda değil. 

Biliyorsunuz basketbolda kendi şutunu yaratma diye bir şey var. Çok değerli. Profesyonel seviyeye taşıyan, para kazandıran bir özellik. 

Yanına bir de çok yönlülük eklenebiliyorsa çok daha güzel. 

Bazı oyuncularımız bunu yapabilecek yeteneğe, çabukluğa sahipler ama coachlarının odaklanması setlerin işlemesi ve kenardan istenilenin yapılması yönünde. 

Şutu olmasına rağmen şutu ilk tercih olarak kullanmayan guardlarımız, sola yöne iki dribling yapamayan forvetlerimiz var. 

Sorsanız bir sistem ve düzen takımıyız cevabı alıyorsunuz. 

Bunları altyapı coachlarını eleştirmek için değil durumu betimlemek adına belirtiyorum.

Bu yazıda şu ana kadar şut ve dribbling dedik ama iç dış ayrımı olmaksızın hangi pozisyonda olursa olsun oyunu okuma, şut-penetre-paslarda doğru tercih, açılar, topsuz oyun, pick’ler gibi mutlaka oyunculara öğretilmesi geliştirilmesi özümsetilmesi gereken öncelikli temel alanlar var.   

Altyapı coachları taktisyen sıfatının çekiciliğine kapılarak belli temel tekniklerin oluşum ve gelişimini bireysel gelişim coachlarına toptan devreden bir anlayışta olmamalı.  

Basketbolda oyuncu geliştirmeyi, Ey oyuncu! al topu kullan’a da indirgememeliyiz. 

Temel tekniklerini geliştirmeden top sayısı arttırılarak geliştirilmeye çalışılan oyuncular bir iki vade sonra hem kaçınılmaz olarak kilitlenme yaşar hem de ileriki seviyelerde o top sayıları azaldığında ritim kazanmaları son derece zor olur. 
Böyle genç oyuncular hem erkeklerde hem kadınlarda oldukça fazla sayıda. 

Bu örnekleri saatlerce konuşmak, sayfalarca yazmak mümkün. 

Bu satırların okurlarının ne demek istediğimi kendi deneyimleri ışığında gözlerinde canlandırabildiğini görür gibiyim. 

Bu konuda yalnızca altyapı coachları değil, oyuncular, aileler, kulüp  yönetimleri, TBF, antrenör dernekleri, basketbol vakıfları toptan bir farkındalık yaratmak, konuyu başka platformlarda daha çok tartışmak gerekiyor. 

Twitter : @hayripekergin 
Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 4876