Juan Nunez’in Kariyer Tercihi ve Bizim Gençlerimiz! (İlker Yıldız) - BasketFaul.com

Juan Nunez’in Kariyer Tercihi ve Bizim Gençlerimiz! (İlker Yıldız)

16-08-22 14:06
FIBA 20 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda İspanya Milli Takımı ile hem şampiyonluk sevinci yaşayan hem de şampiyonanın "En Değerli Oyuncusu (MVP)" seçilen 2004 doğumlu Juan Nunez (İspanya, 2004, Real Madrid - İspanya, U20 Şampiyona istatistikleri: 20:24 dakika- 11,6 sayı- 4,9 ribaunt- 3,9 asist- 1,6 top çalma- 14,4 verimlilik puanı), Euroleage'de ve İspanya liginde yer alan Real Madrid (İspanya) ile olan sözleşmesini uzatmayarak gelecek sezon EuroCup'ta yer alacak olan Almanya'nın ratiopharm Ulm takımı ile sözleşme imzaladı.

Real Madrid gibi hem EL'de hem de Liga ACB'de hemen her sezon şampiyonluk hedefleyen büyük bir takımda kendi gelişimi adına yeterli süre ve sorumluluklar alamayacağını düşünerek, benchte oturarak basketbol gelişimini sekteye uğratmak yerine parkede ter dökmeyi tercih etmiş. Juan Nunez'in gerek kendisi gerek menajeri gerekse de ailesinin, Real Madrid'de kontrat imzalaması sonrasında ratiopharm Ulm'dan daha çok para kazanacağını bilmelerine rağmen; genç oyuncunun basketbol kariyeri adına oynayarak gelişim sağlayacağı en uygun takımı seçmişler. Ulm'da nasıl bir gelişim gösterir onu bilemeyiz ama kısa vadede daha çok para kazanmak yerine, uzun vadeli bir şekilde hem basketbol gelişimine ciddi bir yatırım hem de bu sayede daha iyi kontratlar alabilecek bir kariyer planlaması yaptığı da çok açık.

Bizim genç oyuncularımızın birçoğunun ise maalesef kariyerleri adına çok doğru kararlar ver(e)mediklerini üzülerek görüyoruz. Bunda gerek kendilerinin gerek çevrelerinin gerekse de daha çok menajerlerin doğru bir kariyer planlaması yapamadıklarından kaynaklandığını söylemeliyiz. Hatta son yıllarda sıkça gördüğümüz gibi birçok genç oyuncumuzun gelişimleri adına en uygun ve doğru takımlarla anlaşmak yerine, Türkiye’deki takımlarından ne olursa olsun ayrılmalarını(!) sağlayacak hülle yollu şekilde belli paravan takımlarla anlaşma yaptıklarına da tanık oluyoruz. Genç oyuncularımızın, basketbolla ilgilenen çoğumuzun ismini bile bilmediği ya da çok az duyduğu; Kuzey Makedonya, Karadağ, Sırbistan gibi liglerde yer alan ve bu liglerde de ikinci hatta üçüncü seviye takımlarda oynamalarının gelişimlerine pek de katkı sağlamadığını yıllar içerisinde görüyoruz. Bunun en belirgin göstergesi ise, bu tür liglerdeki takımlara götürülen genç oyuncularımızın basketbol gelişimleri adına ne düzeye geldiklerini milli takımlardaki performanslarından da çok net bir şekilde görebilmemizdir. Bu oyuncularımıza nispeten daha bilinçli bir şekilde yurt dışına giden oyuncularımızda var. Mesela İspanya liginde yer alan, genç oyuncuların gelişimleri adına sistemli bir yapıya sahip olan ve çok düzenli programlar sunan takımlara transfer olan genç oyuncularımızın ise basketbolları adına her yıl daha da önemli gelişimler gösterdiklerine yine milli takımlardaki performanslarından da görebiliyoruz.

Avrupa’ya transfer olan genç oyuncularımız dışında bir de ABD’deki lise ya da üniversite takımlarına giden genç oyuncularımız var. Hatta yurt dışına giden genç oyunculaırmızın büyük çoğunluğu ise bu gruba giriyor. Bu grup içerisindeki çoğunluk ise basketboldan kaynaklı olarak ABD’deki üniversitelerden burs alarak eğitim hayatını öncelik olarak görenlerdir. Bu grup için basketbol, eğitim hayatına katkı sunmakla birlikte, spor yaşamını da birlikte devam ettirme imkanı sağladığı için önemlidir. Bu gençlerimizin çoğunun, üst düzey basketbolcu olamayacağını bilmekle beraber, basketboldan da kopmamaya çalıştıklarını görüyoruz. Kısacası basketbol onların eğitim hayatına katkı sunan bir unsur olarak görülmektedir.

Bunun yanında basketboldan dolayı hem eğitim bursu için hem de NCAA’de iyi takımlarda yer alarak, sonrasında profesyonel anlamda iyi bir kariyer elde edebilmek için ABD’nin yolunu tutanlar var. Genç oyuncularımızın, ABD’de tercih edecekleri okul programı ile kendi basketbol gelişimleri adına gerekli olanlar arasında iyi bir değerlendirme yapamadıkları müddetçe, faydadan çok zarar gördüklerine de birçok örnekle birlikte gördük. Bunun yanında doğru okul tercihleri yapanların ise basketbol gelişimlerine ve basketbol kariyerlerine çok önemli katkılarda bulunduğuna da şahit oluyoruz. Ancak şunu da söylemek gerekiyor ki, genç oyuncularımızın bsaketbol gelişimleri adına ABD’de doğru bir basketbol programına sahip okulları tercih ettiklerine de çok az rastladığımızı ifade etmek zorundayız. Birçok oyuncumuzun ABD’deki lise ya da üniversitelerdeki yanlış takım tercihleri, basketbol gelişimlerine de büyük bir ket vurduğunu da söyleyebiliriz.

Genç oyuncular için en doğru olanın, gerek Avrupa gerekse de ABD’de gidecekleri takımların muhakkak genç oyuncuların bireysel gelişimine önem veren ve onları A takım düzeyine en donanımlı şekilde taşıyabilecek programa sahip olmalarında aranmalıdır. Aksi halde alt yaş milli takımlarımızda (U20, U18 ve U16) yaz dönemindeki performanslarından net bir şekilde gördüğümüz gibi; basketbol gelişimi adına doğru yönlendirilen ve kendisi adına en doğru takım tercihinde bulunan ile bunlara riayet etmeyerek yurt dışının cazibesine kapılanlar arasındaki basketbol düzey farkını da görebiliyoruz.

Genç oyuncularımız arasında yurt dışına gidip de yanlış takım tercihlerinde bulunanlara göre, yurt içinde yanlış transferler yapmayanların sayısı ise çok daha fazla… Hatta bu grubun, yanlış tercih yapan oyuncularımızın sayısının ise en fazla olduğu grup olduğunu da söyleyebiliriz. Ülkemizde, başta Euroleague’de yer alan takımlarımız olmak üzere, BSL’deki çoğu takımımızdaki idarecilerin ve yerli antrenörlerimizin genç oyunculara bakışı hemen hemen aynı yönde; genç oyuncularımıza ne süre ne de sorumluluk verme yönünde istekli değiller. takım ve yerli antrenör bulmakta zorlanıyoruz. Doğal olarak da birçok yetenekli genç oyuncumuzun kariyerinde boşa geçen yıllara üzülerek tanıklık ediyoruz. Öncelikle de kulüp yöneticilerimizin ve A takımlardaki yerli coach’larımızın bu olumsuz süreçte sorumlulukları var. Bu kulüplerimize sormak gerekiyor; onca yıl yüzlerce gence yatırım yapıyorsunuz ve bu çocukların basketbol adına hayaller kurmasını sağlıyorsunuz! Pekala sonrasında ben EL’de yer alıyorum, BSL’de şampiyonluğa oynuyorum diyerek bir tek genç oyuncunun bile o düzeyde oynayabilmesini sağlayamıyorsanız, kusurumuza bakmayın ama o vakit hem o altyapı organizasyonunuzu kapatın hem de yerli antrenörlerin bolca yararlanarak A takımlarda görev almanızı sağlayan “yabancı antrenör kriterleri”nin de iptal edilmesini isteyin! Çünkü, yerli antrenörlerimizin birçoğu (A Milli Takım antrenörümüz bile) Türk gençlerine süre ve sorumluluk vermekten imtina ederken; Sırp bir coach gelir (Dušan Alimpijević) sizin yüzünüze bile bakmadığınız Türk gençleri ile destansı bir sezon yaşar; yine sizin yıllarca yüzüne bile bakmadığınız Türk oyun kurucuları Boşnak bir coach (Nenad Markovic) gelir ve takımında yabancı oyun kurucu oynatmadan onlara teslim eder.

Ülke basketbolumuz adına gelecekte çok şeyler beklediğimiz genç oyuncularımızın birçoğunun, süre ve sorumluluk alamayacaklarını takımlara bile bile yüksek meblağlarla kontratlar imzalayarak benche mahkum olmayı seçtiklerini görüyoruz. Bunda diğer en büyük kabahat ise hiç kuşkusuz bu genç oyuncuların basketbol gelişimlerinin en önemli yıllarında paraya tamah ettiren gerek yakın çevreleri gerekse de nitelikli olmayan menajerleridir (nitelikli ve ilkeli olan menajerleri ayrı tutuyoruz). Oysa bu genç yeteneklere ilk olarak gerekli olan yüksek meblağlı kontratlar değil; basketbol gelişimlerine yatırım yapacak olan en verimli ortamlardır. Genç yaşta büyük takımların benchinde oturmak ve üst düzey oyuncularla antrenman yapmak olsa olsa bu gençlerimizi iyi bir seyirci yapar; gençlerimizi basketbol anlamında gerçek potansiyellerinin sınırlarına ulaştıracak olan ise onların gelişimleri adına en uygun takımlarda oynamalarıdır. Oynarken hatalar yapmaları, konfor alanından çıkmaları, sorumluluk almaları ve kendi eksiklerini erkenden görmeleridir. Aksi halde genç yaşta otura otura oyuncu olunmuyor.

Sonuç olarak baktığımızda FIBA 20 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nın "En Değerli Oyuncusu (MVP)" seçilen 18 yaşındaki Juan Nunez, Real Madrid’in oyun kurucu pozisyonuna 36 yaşındaki eski oyun kurucusu Sergio Rodriguez’i transfer etmesiyle birlikte kendisinin oynama süresinin ve sorumluluklarının iyice daralacağını düşünerek, paraya tamah etmeyerek basketbol gelişimine yatırım yapmaya karar vermiş! Umarım ki, bizim yetenekli genç oyuncularımız ve onların çevresindeki çok bilmişler de Juan Nunez’in aldığı kararı geç olmadan en iyi şekilde uygulayabilme iradesine sahip olurlar.

A Milli Takımımızın 22 Temmuz’da ilk açıklanan geniş aday kadrosunda yer alan oyuncularımızdan bazılarının isimlerini verdiğimde bile, basketbolda genç yaşta kariyer planlamasının önemi açık bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu isimlerin basketbol kariyerleri adına ne kadar doğru karar verdikleri kısmını çok detaylı bir şekilde yazabilirdim ama sadece ben oyuncularımızın isimlerini vermekle yetineceğim. A Milli Takımımızın ilk aday kadrosunda yer alan oyuncular; Akif Egemen Güven, Samet Yiğitoğlu, Berk İbrahim Uğurlu, Egehan Arna, James Metecan Birsen, Onuralp Bitim, Sertaç Şanlı, Şehmus Hazer, Yiğitcan Saybir… Eminim ki bu oyuncularımızın birçoğu, Sezen Aksu’nun meşhur “Kaybolan Yıllar” şarkısını birçok kez ya söylemişlerdir ya da bundan sonra sıkça söylemeye devam edeceklerdir... Umarım, ülke basketbolu olarak, genç oyuncularımızın gelişimini sağlayacak en verimli koşulları sağlarız ve popülist kutlamalar yerine gerçek bir basketbol ülkesi olma yolunda ilerleriz.

Her şey Türk basketbolu için. 

Domain - Hosting - Cloud

Yorumlar Okunma: 3283