
Geçen hafta 3 Euroleague takımımızın da maçlarını kaybetmesi bizi üzdü. Ama zaman üzülüp önümüze bakma zamanı değil. Her sonuçtan çare çıkarıp zirve yolundan şaşmamamız gerek. Son sekiz takım arasına girebilmemiz için şansımız tükenmiş değil. Hala üç takımımızdan birinin son sekize girme şansı var.
Ama bazı gerçekleri artık görme zamanı. Zirve yolunda savaşan ülke olarak biz yalnız değiliz. Bizim basketbolumuzu Avrupa'da yalnız sadece İspanya ile kıyaslamak gerçekçi değil, bunu görmeliyiz. Rusya, Yunanistan hatta İtalyanlar da bizim kadar hatta daha iddialılar. Bu gerçek bizi daha hırslandırır. Zirve yolunda öne çıkmak için daha bilinçli ev gayretli olmamız sağlanırsa biz bu durumdan olumlu sonuç çıkarmış oluruz. Türk basketbolunu zirve için iddialı görmek istiyorsak DAHA İYİ OYUNCU yetiştirmemiz gerek.
Türk çocuğunun basketbola olan yeteneğini kimse görmezlikten gelemez, ama biz bir gerçeği kabullenmeliyiz; biz Türk çocuğunun içindeki yeteneğinin tamamını çıkartamıyoruz. Özetle onu olabileceği kadar iyi oyuncu yapamıyoruz. Son zamanlarda yetişen oyuncularımız içinde yeteneğini sonuna kadar kullanan tek oyuncu Hidayet Türkoğlu. Biz Hidayet gibi sahada herşeyi iyi yapan genç oyuncular yetiştirmek zorundayız. Bu kolay birşey değil. İlk engel takımlardaki yabancı sayısı çokluğu gözükse de esas sebep bu değil. Zaten bunu değiştiremeyiz. Ama biz Türk çocuğunu oynadığı genç takımlarda daha iyi oyuncu yapabiliriz.
Bu konu hiç kimsenin tek başına çözebileceği problem değildir. Bu yüzden bütün Türk basketbol adamlarımız birleşip, toplanıp, tartışıp Türk çocuğunun önünü açmalıyız. Çok büyük bir ihtimalle basketbol anlayışımızı değiştirmemiz gerekecektir. Türk basketbolumuzun en büyük isimlerinden koç Samim Göreç, Amerika'da basketbolunu geliştirirken bulunduğu bölgede basketbol anlayışı set offense-taktiğe dayalı bir anlayıştı. İstanbul'da basketbol koçları tebeşir kullanıp taktik çizerken Ankara'da basketbol anlayışı free play- serbest oyun, motion offense- serbet oyun anlayışı'ydı. Ankara'da serbest hareket anlayışı iyi oyuncuların yetişmesini sağladı. Sonraları taktik Ankara'ya da sıçradı ve iyi oyuncu yetiştirmedeki anlayışın önünü tıkadı. Özetle yeniden altyapılarda free play-serbest oyun anlayışını uygulamaya dönmeliyiz. Konu çok derin. Bugün Amerika'da iyi basketbolcu yetiştirmek isityorsanız ilk ve ortaokul beden dersi öğretmenlerinin basketbolsever yapın anlayışı geçerli. Bizde niye olmasın? Cimnastik hocaları basketbolu sever ve oyuncu yetiştirmekten zevk alırsa ne kadar güzel olur bir düşünün.
Koçluk anlayışı içinde iki kavram vardır: Öğretmenlik ve taktisyenlik
Bizde genç takımın koçları oyuncu kazandırmak yerine maç kazanmak üzerine konsantredirler. Koçlara öğretmen dersek şaşırlar, taktisyen dersek gururlanırlar. Bu yüzden de ellerinden taktik tahtası ve tebeşir eksik olmaz. Aslında onlar da haklıdır. Çünkü çalıştıkları kulübün yöneticileri onlardan sadece maç kazanmalarını isterler, aksi halde işlerine son verilir. Gerçekten duruma çözüm bulmak çok zordur. Kimse bunu tek başına çözemez. Bugün Türkiye'de birbirinden güçlü televizyon kanalları basketbol yayınları yapıyorlar. Bu çok sevindirici bir şey. Bu programlarda TÜBAD basketbol adamları derneğinden tecrübeli, bilgili eski basketbolcular da yer alsa bence çok iyi olur. Bu kanallarda zaten Nur Germen, İbrahim Kutluay, İhsan Bayülken gibi tecrübeli basketbolcular var. Bilgi paylaşıldıkça büyür. Arada bir bugünkü kıymetli koçlar da programlara katılırlarsa mükemmel olur. Bu yüzden ben hayat gayeleri basketbolu sevdirmek olan Murat Murathanoğlu'na, İsmet Badem'e, Yiğiter Uluğ'a ve Murat Kosova'ya sesleniyorum; programlarınızda basketbolu sevdirmenin yanına Türk basketbolunu da geliştirmek anlayışını da eklerseniz hayat gayenize erişebilirsiniz.
Euroleague takımlarımıza gelince; şimdilik Galatasaray MP diğerlerinden daha şanslı gibi gözükyor. Bugünün basketbolunda oyuncuların yatay ve dikey hareketleri yer değiştirmeleri birbirinden farklı sonuçlar veriyor. Eğer sizin oyuncularınız sadece yatay yer değiştiriyorlarsa onları savunmak kolay olur. G.Saray oyun anlayışında dikey hareketleri en çok kullanan kulübümüz. Örneğin Ender Arslan topu yanındaki arkadaşını her verdiğinde sahanın dibine kadar kat edip sonra yeniden 3 sayı çizgisine geri koşup oyunu başlatıyor. Bu dikine hareket CSKA gibi adam değiştirerek savunmaya karşı çok etkili oluyor. Bu yüzden Galatasaray'ın adam değiştirmeli savunma yapan CSKA'ya karşı şansı var.
Fenerbahçe'ye gelince, Fenerbahçe'nin geleceği çok parlak. Bu yeni salonla beraber Fenebahçe'nin basketboluna bakış açısı çok genişledi. Kulüp içindeki problemler biterse Ayın Örs ile birlikte Fenerbahçe'nin Avrupa'nın en güçlü takımlarından biri hatta en güçlüsü olacak gibi gözüküyor.
Anadolu Efes zaten Türk basketbolunun temeli. Ellerinde çok güçlü bir kadro var, çok iyi savunmacı ve çok şut atan birçok oyuncuları var. Kinsey, Lafayette, Sinan ve Doğuş Balbay'ın savunmada perişan edemeyeceği takım yok gibi. Ardından Kerem Tunçeri, Cenk Akyol ve Vujacic gibi şutörleri var. Rakip takımı önce yıpratıp sonra sayılarla dağıtmak şansı Efes için uygun. Bence Efes taktik savunmalar yerine ölümüne savaş uygulamasıyla oyuncular beyinlerini değil, yüreklerini sahaya yansıttıklarında çok daha iyi sonuçlar alabilirler.
(Hürriyet)
Okunma: 750 Son Güncellenme: 08/02/2012 15:48:00
YORUMLAR
07/02/2012 12:53
|
basketsever
YABANCI AZALTMAYI BIRAKIN BİDE YABANCILARI TÜRK YAPIP MİLLİ TAKIMA KADAR ÇIKARTIYORUZ.BİNDİĞİMİZ DALI KESİYORUZ SONRADA ALT YAPIDAN OYUNCU YETİŞMİYOR DİYORUZ.GENÇ OYUNCU ÖNÜNÜN KAPALI OLDUĞUNU GÖREREK NASIL MOTİVE VE BAŞARILI OLSUN.MAÇI KAYBEDEYİM AMA OYUNCU KAZANAYIM DİYEN YÖNETİCİ VE KOÇLAR UZUN VADEDE KAZANÇLI ÇIKACAKTIR.GERİ KALANLAR SADECE YERİNİ KORUMA VE GÜNÜ KURTARMA ÇABASI İÇİNDE OLACAKLAR.BENCE EN DEĞERLİ KOÇ MAÇ KAZANAN DEĞİL A TAKIMA VE MİLLİ TAKIMA OYUNCU YETİŞTİREN KOÇTUR.
|
07/02/2012 12:50
|
H.Baytok
Değerli Ağabey
Yıllardır dile getirdiğim ve bu yolda insanlara gerçekçi ufuklar açmak için çabalayıp duruyorum. Her gittiğim seminerde ki, bunların sayısı azımsanmayacak kadar cok, öğreten antrenör olunmasının gerekliliğini, kazanma kaybetme ekseninden uzaklaşmanın şart olduğunu, kazanmaya giden yoldaki doğrulara odaklanmak gerektiğinin altını önemle çizmekteyim. Fundamental çalışmalarına odaklanmak gerek, koordinasyon çalışmak şart, bu ikisi zaten basketbol oyununun tam anlamı ile kendisi olan kavramlar. Bu çalışmalar basketbolün olmazsa olmaz çalışma şekilleri . Ben de sizin gibi tebeşir antrenörü olmanın çok ötesine geçmeleri gerektiğini genç arkadaşlara aktarıp duruyorum. Ama dediğiniz gibi bu konuda ciddi toplantılar yapılmalı, konsensus sağlamak adına TV lerdeki saydığınız isimlerin desteğini arttırmalıyız.Tübad'ın da artık elini taşın altına sokarak, eğitim kurulu ile rakip değil,ortak gaye güttüğünü görüp, ciddi projeler üretmek yönünde gayret göstererek Türk basketbolü için daha aktif çalışması gerekmektedir.
Yabancı sayısına gelince, globalleşmede sınır tanımayan dünya gerçeğinde kısıtlamaya gerek yok.. Sadece antrenörlerimizin ucuzculuğu bırakıp yerlerini korumak adına yabancı oyuncuların arkasına sığınmalarından vazgeçmeleri yeter. .
Türk oyuncusu dediğiniz gibi çok yetenekli tek sorun, oyuncuların ÖZGÜVEN GELİŞİMİNE GEREKEN ÖNEMİ VERMEMEK.
Bunun için ise Antrenörlüğün taktisten olmak boyutundan çok daha ötesine geçebilmek, pedagojik, felsefi, psikolojik ve formasyonlar kazanmak lazım. Çok yönlü oyuncu yetiştirmenin en temel şartı yaşam kültürü gelişmiş, eğitimli ,açık fikirli, vizyon sahibi eğiticilere sahip olmaktır.
Mücadeleye devam , sonuçta bunlar , bu çocuklar bizim çocuklarımız.
Saygılarımla
Not : Attığınız tebeşirler çok işe yarıyor. İstanbul'dan Antalya'ya kadar etki ediyor.
|
07/02/2012 11:42
|
CEM GÖKÇE
GÖRÜŞLERİNİZE KATILMAMA RAĞMEN BİR NOKTAYA SAPLANMIŞ BULUNUYORUM . NEDEN YABANCI OYUNCU SAYISINI DEĞİŞTİREMİYORUZ VE ÖNÜMÜZÜ AÇAMIYORUZ ANLAMIŞ DEĞİLİM SAYGILARIMLA DR. Ş.CEM GÖKÇE ESKİ BASKETBOL ANTRENÖRÜ
|
|