
Bugün ilginç bir maç seyrettik Ankara Arena’da. Genç Telekom Adnan Sevda’dan boşalan yeri Kadir Çıpa’yla ve zaten eksik olan perifer rotasyonunu Erkan İnan’la takviye ederken, Maliye Milli Piyango da #1’e Onur Altınmakas, #4’e de Tolga Tekinalp takviyeli kadrosuyla ve her pozisyonda en az iki oyuncuyla oynayabilme kabiliyetiyle Ankara’da ilk defa sahaya çıktı. Onur Altınmakas ve Tolga Tekinalp’in takımın ana rotasyonuna hemen oturduklarını gördük. Genç Telekom’un yenilerinden Kadir Çıpa bu maçta ciddi katkı verirken, Erkan İnan sahaya ancak kısa bir “cee” diyebildi.
Maçın kilit noktası tabii ki şudur: Bir maç düşünün ki, galip takım 203 sayılık toplam denemeyle 110 sayı buluyor 45 dakikada, mağlup takım da 106/200 gibi bir oranla hücum ediyor; yani oranlar üç aşağı beş yukarı aynı. Yine rebound ve top kaybı istatistikleri birbirlerini dengelerken, aynı dengeyi asist ve top çalma istatistiklerinde de görmek mümkün.
Velhasıl görüntü şu: İstatistikler bir birini yaklaşık değerlerle “tapi” ediyor ve başlıkta dediğimiz gibi; “ATAN KAZANIYOOOORRRR…” Herkes attı ama kimse tutmayı neredeyse pek denemedi bile. Kendimi beton zeminde demir fileli potalarda “21’de biter, kazanan 10 $ alır…” iddiasıyla oynayan ve bir menajer tarafından fark edilmeyi bekleyen Amerikalı gençlerin metropol varoşlarında oynadığı tek pota basketbol maçlarında gibi hissettim doğrusu.
Devre arasında yapılan sohbetlerde bu dış atış yağmurunun 2. yarıda kesileceği üzerine yorumlar ağırlık kazandı ama, maç hiç öyle devam etmedi ve trend devam ederek uzatma devresi dahil, uzak atışlar sonucu belli etti. Karşılıklı “git – gel”lerden sonra uzatma bölümünde arka arkaya 2 üçlük bulan Uğur Öğüt fişi çekti ve maç bizim ülkemizde pek de fazla görünmeyen toplam “216” sayı atılarak bitti.
Maç boyunca her iki takım bolca savunma değişikliği yaptı. Piyango ber mutad transition hücumlarını hep denedi ve post-up sayılarıyla skor buldu, Genç Telekom Nenad ağırlıklı hücumlarından pek yüksek olmasa da verim aldı ve maç boyunca hemen hemen her oyuncusunun el üstü zor atışları başarmasıyla maçı götürdü.
Maçın değişik dönemlerinde farklı oyuncular maça ağırlıklarını koydular. Onur Altınmakas kenardan gelerek ilk 4 – 5 atışını sayıya çevirdi, maçın başında ve 3. çeyreğinde Fırat Demirel hücumu yönlendirdi, Melih Kabakçı’da 3 üçlüğüyle Piyango’yu geri döndürdü. Mustafa Baki’nin özellikle maçın başında kendine olan üst düzey güvenini izlemek hoştu. Uğur da daha önce dediğim gibi, takımını oynattığı dönemlerde oyunu tatminkar oynuyor.
Maçın son bölümünde ve uzatma devresinde her iki takım adına bakın neler oldu neler… Basit bir ikili sıkıştırmada oluşan tutulmuş top, düz yolda yürürken yapılan steps, hücum reboundunu alıp dışarı düşme, 1 saniye kala kenar oyununda topu rakibe verme, uzatmada en kritik yerde yapılan hücum faul, alınan hücum reboundu elinde fazla tutunca rakibin topu çekip alması, son topta savunma reboundunu alıp rakibe kaptırma… Şaka bir son çeyrek ve uzatma izledik sanki.
Birkaç söz de maçın hakemlerine söyleyeceğim. Daha önceki yazılarda bir çok hakem arkadaşım hakemlerle ilgili de yorum istemişlerdi. Bugün biraz yorumum var. Görünen şu ki,
her iki taraf da bugün hakemlerle çok oynadı, ancak maçın geneline baktığımızda hakemlere iyi demek de çok kolay değil doğrusu. Ankara basketbolunun bildik simalarıyla beraber izlediğimiz maçta genellikle hakemlerle ilgili ve benim de katıldığım fikir, bu maçta hakemlerin neyi çalıp neyi çalmadıkları konusunda standardı tutturmakta pek istikrarlı olmadıkları idi.
Son söz: Seyircinin hoşuna giden şahane bir hücum maçı izledik, ama bu savunmalarla nereye kadar, zor…
İyi haftasonları…
Okunma: 1086 Son Güncellenme: 05/02/2012 06:41:08
YORUMLAR
06/02/2012 11:07
|
Prof.
Hayri bey yazınızın sonunda bu savunmalarla nereye kadar demişsiniz ancak M.piyango zaten yüksek skoru seven bir takım yani kendi basketbol tarzları bu.Sizce kazanan takım bu durumdan ilerki maçlarda daha fazla zarar görmez mi???
|
|