Türk Telekom Turnuvası’nda grup maçlarını 4 galibiyet ve 1 mağlubiyetle tamamlayarak adını çeyrek finale yazdıran Yıldız Erkek Milli Takımımızın oyuncularıyla Almanya maçı öncesinde konuşma fırsatı bulduk.
2012 Yıldız Erkekler Avrupa Şampiyonası doğrultusunda anternörleri Ömer Uğuratayönetiminde çalışmalarını sürdüren Millilerimiz, Aralık ayında İspanya’da düzenlenen Iscar Turnuvası’nın finalinde ev sahibi ekibi yenerek şampiyon olmuştu. Sakarya’da da başarılı performanslarını sürdüren Ay-Yıldızlılar, adını son 8 takım arasına yazdırarak Almanya ile oynayacakları maç saatini beklemeye başladılar. Bu mücadele öncesinde tüm oyuncularla bir söyleşi gerçekleştirerek, kendileriyle hem basketbolla ilgili konuştuk hem de basketboldan arta kalan zamanlarda nelerle ilgilendiklerini öğrenmeye çalıştık.
İki yıldır birlikte olan, 1996-1997 doğumlu oyuncular Türk Telekom Turnuvası’nda mücadele etmekten ve bu şekilde devam edecek olan uzun kamp dönemlerinden şikâyetçi değiller. Sakarya’da hallerinden memnun olduklarını gözlemlenen Millilerimiz, turnuvanın şimdiye kadar iyi devam ettiğini daha fazlasını elde etmek için ise çalışmalarını sürdürdüklerini söylediler. Basketbolseverlerden daha fazla destek beklediklerinin altını çizen oyuncular, “Kulüp takımlarımıza oranla burada üzerimizdeki baskı daha büyük oluyor. Ay-Yıldızlı formayı giydiğimizde sadece basketbol anlamında değil normal yaşantınıza da daha fazla dikkat etmek zorundasınız. Bu nedenle biz de yeterli desteği görmek istiyoruz. Maçlarımıza gelen seyircileri sevindirmek için elimizden geleni yapıyoruz ama bir şut kaçırdığımızda da aşırı olumsuz tepkiler almak bizleri üzüyor” diyorlar hep bir ağızdan.

Teknik ekip sayesinde kendilerini daha da geliştirdiklerinin altını çizen oyuncular, Altyapı Milli Takımlar Menajeri Mehmet Döğüşgen için sessiz ama melek gibi biri olduğunu ve kendilerinin her şeyiyle ilgilendiği söylüyorlar. Millilerimize antrenörleri Ömer Uğurata’yı sorduğumuzda ise “Kuralları olan, disiplinli ve espritüel” cevabını veriyorlar. Teknik ekibin en sevilen isimlerinden biri olan Faruk Rasna’yı ise komik, sempatik ve tecrübeli bulan oyuncular ekipteki herkesin kendileriyle yakından ilgilendiğini basketbol becerilerini geliştirirken aynı zamanda eğlendiklerini dile getiriyorlar. Genel olarak hayalleri Euroleague seviyesinde basketbol oynamak olan Ay-Yıldızlılar, NBA’i de takip etseler de Avrupa Basketbolu ile oradaki basketbolun birbirinden çok farklı olduğuna inanıyorlar. Avrupalı oyuncuların NBA’de uyum sorunu yaşayabileceklerini düşündüklerini belirten oyuncuların genel olarak en çok beğendikleri isim ise Anadolu Efes forması giyen Sasha Vujacic.
Basketbol dışında neler yaptıklarını sorduğumuz oyunculardan bu konuda cevap almakta biraz zorlandık. Nedeni ise; bir taraftan ağır antrenmanlar ve maçlara çıkan genç basketbolcular bir taraftan da okullarında başarılı olmak için çalıştıklarını ama ikisini bir arada götürmenin kendilerini fazlasıyla yorduğunu belirtiyorlar. “Sabah erkenden kalkıp okula gidiyoruz, öğleden sonra ise antrenmanlar oluyor. Çalışmalardan sonra diğer antrenman için biraz dinleniyoruz. Akşam eve geldiğimizde ise yorgunluktan kolumuzu kaldıramayacak halde buluyoruz kendimizi. Ertesi sabah yine erkenden kalkıp bu rutini sürdürmeye devam ediyoruz. Çok meşguluz” diyen oyuncular arasında dersleri çok iyi olanlar da var ama genel olarak bu sistemde bu denli yorulmaktan şikayet ediyorlar. Çoğu ailesiyle yaşadığı için yükleri biraz daha hafif olan genç basketbolcular, “Bu yaşta bu heyecanı yaşadığımız ve saygınlık kazandığımız için mutluyuz fakat şimdiden kendimize zaman ayırmakta zorlanıyoruz” yorumunda bulunuyorlar.
Tek tek konuşma fırsatı bulduğumuz ve hikayelerini dinlediğimiz oyuncuları yakından tanımak isterseniz işte yaptığımız röportajın ayrıntıları;
Takımın dümenindeki oyunculardan Berk Uğurlu, arkadaşları arasında en hırslı oyuncu olarak gösteriliyor. Fenerbahçe Ülker forması giyen Berk’in her sabah 5:30’da kalkıp okulu ve kulübü arasında mekik dokuması ne kadar hırslı ve başarılı olmak için uğraşan bir oyuncu olduğunun da göstergesi. Hayatının büyük bir bölümünün basketboldan oluştuğunu söyleyen oyuncu, “Bu spor sayesinde bizim yaşımızdaki gençlerin alkol ve sigara kullanımı gibi için düşmüş oldukları yanlış alışkanlıklardan da uzak duruyoruz” diyor.
Takım arkadaşları tarafından ‘keçi’ lakabı takılan İstanbul D.S.İ oyuncusuOğuzhan Çakmak ise daha bu yaştan hayatlarını basketbola adamış olduklarını vurgularken, kendine has bir uğuru olduğunu da sözlerine ekliyor. Önemli bir galibiyet aldıkları maçta hangi ayakkabısını giydiyse bir sonraki karşılaşmaya da aynı ayakkabıyla çıktığını söyleyen Oğuzhan,“Bazı oyuncuların böyle uğurları olur, ben de maç kaybedene kadar ayakkabılarımı değiştirmiyorum” diye konuşuyor.
Kadroda yer alan uzun oyunculardan Egemen Güven ise şu ana kadarki göstermiş olduğu performansı ve basketbol konusunda kaydettiği aşamalar konusunda güven veriyor. Türk Telekom Turnuvası’nda oynadığı 4 maçta 12 sayı, 4.5 ribaund ve 1.3 blok ortalamaları tutturan oyuncunun geleceğinin çok parlak olduğu söyleniyor. Pota altı oyuncusu olmasına rağmen dış şut tehdidi bulunan Egemen, rakip takımların uzun oyuncularını zorlamaya devam edeceğe benziyor.
“Keşke yanımda olsaydı…”
Takımda kendine özgü uğuru olan bir başka isim de Erris Nushi. Banvit forması giyen Kosova asıllı Türk oyuncu nazara inandığını belirterek maçlara ayakkabısına küçük bir nazar boncuğu takarak çıkıyor. Türkiye’ye alışma sürecini kolay atlatan ve insanlarla olan ikili ilişkileri kuvvetli olan Erris’in şu andaki tek derdi; ailesinden uzak yaşıyor olması. Hem basketbolu hem de eğitim hayatını bir arada götürmeye çalışan yaşıtları gibi bazı konularda zorlanan genç oyuncu, kendisini basketbola yönlendiren babası sorulduğunda ise, “Keşke yanımda olsaydı…” diye cevap veriyor.
‘Doktor’ lakaplı Mehmet Alemdaroğlu ise dışarıdan pek belli olmasa da arkadaşları tarafından takımın en konuşkan oyuncusu olmaya aday. Basketbol dışında elinden geldiğince başka alanlarla da ilgilenmeye çalışan Fenerbahçe Ülker oyuncusu, derslerinin çok iyi olduğunu ve bu durumu annesinin öğretmen olmasına bağlıyor. Kitap okumayı da ihmal etmediğini belirten oyuncu son olarak Orhan Pamuk’un İstanbul: Hatıralar ve Şehir adlı kitabını bitirmiş.
Mehmet’in aksine okulda çok da başarılı olmadığını söyleyen Batuhan Uçum ise basketbola 2009 yılında başladığını belirtiyor. 1997 doğumlu olan oyuncu daha önceleri basketbolla pek ilgilenmese de şimdilerde Oğuz Şavaş gibi bir oyuncu olmanın hayalini kuruyor. İyi bir müzik dinleyicisi olan Batuhan daha çok Lil Wayne ve Chris Brown gibi R&B ve rap tarzındaki şarkıcılardan hoşlanıyor. Basketbol dışında başka sporları izlemekten keyif aldığını da sözlerine ekleyen oyuncunun izlemekten zevk aldığı favori sporu ise hentbol.
Takım arkadaşlarının aksine kadroya kısa bir zaman önce katılan Fenerbahçe Ülker oyuncusu Ayberk Olmaz ise Edirne’den İstanbul’a gelerek basketbol kendini burada geliştirmeye devam ediyor. Beş ay gibi kısa bir sürede Milli Takım kadrosuna girmeyi başaran Ayberk’in bu kadar kısa bir süre içerisinde bu denli büyük değişiklikler yaşaması onu da şaşırtmışa benziyor.
‘Pofuduk’
Arkadaşları tarafından kadrodaki en eğlenceli isimlerden biri olduğu söylenen Barış Yurteri ise aynı zamanda takımda müzikle en içli dışlı olan oyuncu. Rock ve metal türlerini sevdiği söyleyen Barış’ın ‘pofuduk’ adını verdiği plaster/süngerle alakalı bir de uğuru var. Yendikleri maçta hangi tarafını sardıysa bir sonraki maça da o şekilde çıktığını dile getiren Fenerbahçe Ülker oyuncusunun kendisine idol olarak belirlediği isim ise Ömer Onan.
Barış Yurteri gibi dış şutlarıyla karşı takımlara zor anlar yaşatan Tofaş’lı oyuncu Mert Çevik, Türk Telekom Turnuvası’nda şu ana kadar çıktığı maçlarda %40 üçlük yüzdesiyle takımın en skorer ismi olarak dikkat çekiyor. İleride Sasha Vujacic gibi bir oyuncu olmayı hedeflediğini söyleyen Mert, hem Milli Takımlarda hem de Tofaş da antrenörlük yapan Erhan Toker sayesinde basketbolu daha da çok sevdiğini sözlerine ekliyor.
Ege Arar da takımda yer alan bir diğer uzun oyuncu. Onun basketbol hikayesi ise Mersin’de başlıyor. Daha sonra bir anda kendini İstanbul’da bulan ve Galatasaray Medical Park forması giymeye başlayan genç oyuncunun şu sıralardaki tek amacı rakip uzun oyunculara boyalı alanı dar etmek. Yavaş yavaş kendini geliştiren Ege’ye basketbolu kendisine en çok sevdiren ismi sorduğumuzda ise hem Galatasaray Medical Park’ta hem de Milli Takımlarda antrenörlük yapan Erhan Ernak cevabını alıyoruz.
Takımın başarılı oyuncularından Kadir Bayram’ın özelliği ise daha önceden spor hayatına futbolla başlamış olması. Futbol sahalarından basketbol salonlarına transfer olan oyuncu, “Tofaş’taki antrenörüm Fahri Güler, benden bir guard yarattı” diyor. Ünlü oyuncu Kadir İnanır’dan gelen lakabı ‘Kadirizm’ ile kadrodaki eğlenceli isimlerden biri olarak gösterilen Kadir, ileride Makedonyalı basketbolcu Bo McCalebb gibi olmayı hedefliyor.
Ulubay Biraderler
Anadolu Efes forması giyen 1997 doğumlu Oktay Ulubay ile Okben Ulubay kadroda yer almayı başaran ikizler. Forvet pozisyonunda oynayan Okben, bir gün A Milli Takım oyuncusu Ersan İlyasova gibi olmayı hedeflerken Oktay ise NBA’de Miami Heat forması giyen LeBron James gibi olmanın hayalini kuruyor. Herkes tarafından sevilen Oktay’ın insanlarla olan ikili ilişkilerinin de çok iyi olduğu söyleniyor.
Dışarıdan bakıldığında soğuk ve ‘cool’ olarak tanımlanan Okben Ulubay, aslında takımdaki en komik oyunculardan biri. Takım içinde arkadaşlarını eğlendirmeyi başaran oyuncu, aynı zamanda iyi bir film izleyicisi. Daha çok aksiyon filmlerinden hoşlanan Okben, son olarak başrolünde Tom Cruise’un oynadığı Görevimiz Tehlike 4 filmini çok beğendiğini belirtiyor.
Banvitli oyuncu Tolga Geçim için takımın ağır ağabeylerinden biri diyebiliriz. Sorulan sorulara uzunca düşündükten sonra cevap veren oyuncuya arkadaşları, takımın en çalışkan oyuncusu sıfatını uygun bulmuşlar. Basketbolla ilgili ileriye dönük sağlam hedefleri olan Tolga’nın“NBA mi Avrupa Basketbolu mu?” sorusuna cevabı ise Euroleague oluyor. Genç oyuncunun kendisine örnek aldığı ve ileride onun gibi olmayı hayal ettiği isim ise Yunanistan’ın başarılı oyun kurucusu; Dimitris Diamantidis.
Anadolu Efes’li oyuncu Oğulcan Baykan, “Ben sözümü sahada söylerim” diyenlerden… Arkadaşları tarafından sessiz biri olduğu belirtilen oyuncu için takımın en utangaç ismi deniliyor. Aynı zamanda kadronun en çok yemek yiyen oyuncusu ipini de göğüsleyen Oğulcan’ın ileride Anadolu Efes’te oynayan Sasha Vujacic gibi olmak için yemeklerine ve güçlenmesine özen gösterdiği, hatta röportaj yaptığımız günün sabahında 7 tane bal, 4 tane tereyağı, 4 de reçel yediğini öğrendik.
Takımın az konuşan bir diğer ismi ise aslen İzmirli olan ama şu anda İstanbul D.S.İ’de forma giyerek hem eğitim hem de basketbol hayatını İstanbul’da sürdüren Görkem Gümüşçekiçci. Durgunluğu nedeniyle arkadaşları tarafından ‘ceset’ lakabı takılan Görkem ise daha çok sosyal paylaşım sitelerinde kendini ifade etmesini seviyor gibi gözüküyor.
Röportaj: Burak Şahin
Fotoğraflar: Ahmet Tokyay
Okunma: 739 Son Güncellenme: 03/02/2012 14:37:12
YORUMLAR
Bu habere ilk yorumu siz yapın
|