
O gün alev alev yanıyor, her topu istiyordu.. Anadolu Efes’in yenilmezliklerine son verdiklerinde de en büyük paylardan biri ona aitti.. 6’da 4 üçlük isabeti sağlamış, 16 sayı atmıştı..
Oysa bir süre öncesine kadar basketbola dönüp dönmeyeceği dahi belli değildi.. Geçirdiği sakatlık sonrası bir sezon sahalardan uzak kalmıştı.. İki ameliyat geçirmiş, kolunu aylarca kullanamamıştı.. Oysa bu adam hayatını eliyle, koluyla kazanıyordu..
Röportaj konuğumuz Barış Özcan..
Söz onda..
“2009-10 sezonu play offlarından önce Banvit-Oyak Renault maçında bir pozisyonda biçimsiz düşüm.. Kolum kırılmıştı ve kırık tedavi gördüm. Ancak sinirler kopmuş.. O gün farkedilmedi ve yanlış ameliyat geçirdim. Sadece kırık olduğu zannedildi. Kırıkla beraber sinirlerin koptuğu görülmüş olsa 2-3 ayda dönebilirdim. Yeniden ameliyat oldum.. Bacağımdan koluma sinir nakli yapıldı.
Bu sırada insanlardan büyük destek gördüm. Banvit bana iyi davrandı, Aileme, arkadaşlarıma, yanımda olan herkese, kız arkadaşıma çok teşekkür ederim. Onlar olmasaydı bu dönemi atlatamayabilirdim.
Bırakın basketbol oynamayı, 8 ay kolumu hiçbir şekilde kullanamadım. Dünya literatüründe bu sakatlıktan sonra spora dönebilen yokmuş. Bunu, geçirdiğim sakatlığın ciddiyetini anlatmak için söylüyorum. Sakat da kalabilirdim.
O günlerde hem çok acı çektim, hem de irademi sağlam tutmaya çalıştım. Basketbolu bırakma kararı kolaycılık olacaktı, ben ise üzerine gittim.
Hala yüzde 100 iyileşemedim ama 6 ay öncesine göre çok daha iyi durumdayım. .. Son iki haftada da sorumluluk alarak oynamaya başladım. İlk 6 haftada 7’de 0 üçlük atmıştım, son iki maçta ise 10’da 7.
Tofaş açısından risk taşıyordum. Çok ağır bir sakatlık geçirmiş ve bir sezon oynamamış oyuncunun neler verebileceği elbette bir meçhuldü. Efe Abi, Coşkun Abi, daha önce hem milli takımdan, hem Oyak Renault’tan antrenörüm olan Nihat abi risk aldılar ama karşılığını alacaklar. Bunun altında ezilmek istemiyorum. Onlara da çok teşekkür ediyorum.
Sahanın içinde kolumu düşünmeden oynamaya başladığımda 100'de 100 olabilirim.. Bir yıl hiç oynamayan için dönmek o kadar kolay olmuyor. Sakatlığın psikolojik eşiğini aşmaya yakınım ancak maç eksiğim var.
Bursa Atatürk Salonu’nda iyi, kötü her şeyi yaşadım. Oyak’ta oynarken oynadığım salonda, bu defa Oyak’a karşı oynarken sakatlandım. Sakatlık sonrası en iyi performansımı yine bu salonda sergiledim.
Sakatlanmadan önce hedeflerim sorulsa, ‘Milli Takım, Avrupa, şampiyonluk’ diyebilirdim. Şimdi, ise sadece basketbol oynamak istiyorum.. Basketbola açlığımı göstermek istiyorum, insanlar benden bahsetsin istiyorum. Sahada kalmak istiyorum. İyi oynamak istiyorum.
Aliağa ve Hacettepe yenilgilerini beklemiyorduk. Anadolu Efes galibiyeti ile bunlardan birini telafi ettik. Tofaş’ta inanılmaz bir aile ortamı var. Arkadaşlık mükemmel.. Basketbol olarak da iyiye gidiyoruz. Maç kazanmaya, maç kaybetmeye alıştıkça daha iyi oynamaya başlayacağız. Hedefimiz Play-off öncelikli ama bunun üzerine çıkabiliriz.
Sakatlıktan önce basketbolu ne zaman bırakacağım sorulsa, cevabım farklı olabilirdi. Daha erken bırakmayı düşünebilirdim. Şimdi ise açlık hissediyor ve zevk aldığım sürece oynamayı düşünüyorum. Kendime çok iyi bakıp, başarmak istediğim şeyleri gerçekleştirmeye çalışacağım."
İşte Barış Özcan'ın dramdan, mutlu sona çevirdiği hikaye.. Müthiş bir iradeyle kazanılan zafer..
Yeniden hoşgeldin Barış..
Seni özlemiştik.

Okunma: 1625 Son Güncellenme: 12/12/2011 14:47:39
YORUMLAR
10/12/2011 15:05
|
izmirlim
parkelere hoşgeldin iyiki geldin özlemişiz....
|
09/12/2011 18:38
|
teyyare
Barış geri gelecek. Hemde en az aski Barış kadar, hatta daha iyi bir Barış olarak gelecek. Ondaki kazanmaya olan azmi, hırsı, çalışkanlığı, becerisi bu dönüşteki en önemli kozları olacak
|
09/12/2011 15:26
|
sağlık
Geçmiş olsun sağlıklı nice iyi yıllara... İnşallah eskisinde de iyi atmaya devam edersin
|
|