Zafer Aktaş: Bornova gelişmeye çok müsait - BasketFaul.com

Zafer Aktaş: Bornova gelişmeye çok müsait

11-03-19 12:53
TB2L'de bu sezon şüphesiz geçen yılların aksine daha kaliteli ve daha mücadeleci bir sezon yaşanıyor. Biz de başarılı oluşumlardan biri olan Bornova Belediyesi'nin Coachu Zafer Aktaş ile normal sezonu bitmesine az kalmışken bir araya geldik. Kendisini 11 senelik bir Akhisar geçmişiyle çoğu kişi tanımış olsa da 21 senelik bir antrenörlük geçmişine sahip olan Coach, 18 sene de Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde Öğretim Görevliliği yaptı. Ayrıca hem yurtiçinde hem yurtdışında pek çok seminer ve eğitim verdi. Tam anlamıyla hem kariyeriyle olsun hem bilgi donanımıyla olsun dolu biri olduğunu söyleyebiliriz. Sözü fazla uzatmadan röportajla sizleri başbaşa bırakıyorum.

"Akhisar'da birbirimize olan desteğimiz ve istikrarımız sayesinde iyi işler başardık."

Akhisar Belediye'de 11 senelik bir geçmişiniz var ve bu süreçte takımı EBBL'den TBL'ye çıkarttınız. Ayrıca bir kaç sefer de BSL'nin kıyısından döndünüz diyebiliriz. Şüphesiz bir antrenör olarak aynı kulüpte üst üste bu kadar yıl geçirmek yadsınamaz bir başarı olsa gerek. Siz 11 senelik bu maceranızla ilgili neler söylemek istersiniz?

2005'te göreve başladığımda Akhisar Belediyesi, EBBL'de oynuyordu. Şehirde basketbola ilgi o yıllar olsa da destek yeterli değildi. Biz o sezon cüzi miktarlarla EBBL'de takım kurduk ve 2008'de üst lige çıktık. Kulüp başkanımızın verdiği destek ve bize olan güvenle yanımdan ayırmadığım, kendilerine çok güvendiğim oyuncularımı Akhisar'a getirdim. Bunların sonucunda staff ve oyuncularımla tam bir aile ortamını yakaladık ve öyle bir ortamda her sene başarılı olduk. Başarılı olduğumuzda da hep bu istikrarı korumak bize her zaman bu başarıyı getirecek, diye düşündük. Yani her sene oyuncuları, staffı değiştirmek, başantrenörü değiştirmek bir katkı sağlamayacaktı. Kulüp başkanı Hüseyin Bey de devamlı arkamızda duruyordu. 7 yılda üst üste 6 kere play-off, 2 Federasyon Kupası finali, 6 sezon play-off çeyrek finali, 2 sezon play-off yarı finaline kalma başarısı gösterdik. Esasında baktığımızda orada birbirimize olan desteğimiz ve istikrarımız sayesinde iyi işler başardık. Çünkü bana göre o senelerde sertliğin daha ön planda olduğu daha zorlu TBL maçları oynuyorduk.

Ben ya şanslıyım ya da ben o pozitifliği gittiğim her yere götürüyorum. Çünkü sonrasında gittiğim kulüplerde de böyle iyi ortamlara denk geldim. Çalıştığım bütün kulüplerde biz hep böyle ortamlarda çalıştık. Bu yüzden kendimi şanslı hissediyorum.

"Orada çok güzel işler başardık ama bir türlü ilerisine gidemedik."

Peki bu 11 senenin ardından Akhisar'dan ayrılmaya nasıl karar verdiniz?

Son sene işler biraz kötü gitti. Ben de artık ayrılmamın gerektiğini düşünüyordum. 11 senelik bir Akhisar macerasına bu şekilde noktalamış olduk. Sportif başarı hariç diğer yapılan işlerde hata yapmış olsak veya o ortamı yaratamamış olsak heralde 11 sene bizi bir kulüpte tutmazlardı diye düşünüyorum. Zaten her seferinde takdir edilerek karşılığını da aldık. Seyircimiz de bizi her zaman destekledi. Orada özellikle benim motivasyonumun bozulmasındaki en büyük etken hep aynı yerde kalmamız oldu. Bir başarı vardı ama bunların sonuçlanması gerekiyordu. Yani bunun sonucu BSL olmalıydı ama olamadı. Çok cüzi miktarlarla çok güzel işler başardık ama bir türlü daha ilerisine gidemedik. 

Oraya hizmet, bir emek verdim. Az da değil şimdi 43 yaşındayım, baktığınız da hayatımın 1/4'ini oraya vermişim diyebilirim. Bundan dolayı da çok keyif aldım, mutlu oldum. Orada birşeyler yapabildiysek, insanlara sporu sevdirdiysek, bir faydamız olduysa ne mutlu bana. Ben insanların telefonunda Zafer Akhisar olarak kalmaktan da çok mutluyum. Benim için bu onur ve gurur verici bir durum. 

Başantrenörlük tecrübelerinizin ardından Stefanos Dedas'ın yardımcılarından biri olarak BSL'de asistan koçluk yapmaya başladınız. Peki tekrar asistan koçluğa geçişiniz nasıl oldu? Sizin kendi isteğiniz miydi yoksa süreç mi o şekilde gelişti?

Bu benim kendi tercihim oldu. Akhisar'dan ayrıldıktan sonra 1-2 TBL kulübünden teklif almıştım. Ben bu teklifleri değerlendirirken Stefanos Dedas'ın güveneceği sağlam bir ekibe ihtiyacı olduğu belirtilerek bir teklif aldım. Eğer bu sağlam ekibin bir parçası olursam benim açımdan da iyi olacağını düşündüm. Çünkü ben en son 2000'lerin başında BSL'de çalışmıştım. Bu yüzden 15 yıllık aranın ardından tekrar BSL'de olup oyuncu portföyümü revize etmek istedim. Ayrıca Gaziantep o sene Avrupa Kupası'nda oynayacağı için Avrupalı oyuncuları da daha iyi takip etme imkanım olacaktı. Yani oyuncu portföyü açısından network inanılmaz bir şekilde genişliyordu. 

Bir diğer sebebim uzak kaldığım yılların ardından tekrar BSL atmosferini yaşamayı istememdi. Akhisar'da 11 sene boyunca sadece başantrenörlük değil, bir yandan o yapıyı kurmak için pek çok şeyiyle ilgilenmiştim. O da beni biraz zihinsel yormuş. Bu yüzden biraz daha sakin kalıp, zihinsel olarak dinlenmek, asistan koçluğu 15 yıl sonra tekrar portföye eklemek, yabancı bir koçla bu işi beraber yapmak istedim. Çünkü coaching işi beraber iletişim işi, ağını genişletmekten geçer. Ben üniversitede antrenörlük mesleğine giriş dersinde çocuklara kendi antrenörlük feslefelerini oluşturmaları gerektiğini anlatırken söylediğim en önemli kıstaslardan biri diğer antrenörlerle olan diyaloglarıydı. Çünkü bu çok önemli bir artı. Benim de Stefanos Dedas'la çalışmayı tercih etmemdeki en önemli etken bu oldu. 

"Bornova'yı eski günlerine döndürmek için yardım etmemi istediler"

Bu sezon için Bahçeşehir'le anlaşmıştınız ama kulüpten ayrılarak Bornova'yla anlaştınız. O transfer sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Ben Bahçeşehir'le bu sezon için anlaşmıştım ve takımı da kurmuştuk. Bornova'da yapısal ve yönetimsel anlamda inanılmaz bir iyileşme vardı. Bunun da en önemli mimarlarından biri Bornova Genel Menajeri Çağlar Karabulut'tur. Yaşanan sıkıntılı süreci kulüp atlatırken, ileriye yatırımı da unutmamışlar. Yeni salon da bir yandan yapılmış. Tam anlamıyla iyi bir tesişleşmeye sahip bir kulüp burası. Çağlar buraya oyuncu olarak gelmişti ama şu an genel menajer olarak kulübe hala önemli katkılar vermeye devam ediyor. Kendisi benimle o süreçte çok ikna edici konuştu ve onu kıramadığım için de buraya gelmeye karar verdim. Bornova'yı eski günlerine döndürmek için kendisine yardımcı olmamı istedi. Bütün anlattıkları elbette beni de heyecanlandırdı.

"Antrenörlük yaptığım yerin hedeflerinin olması lazım."

TBL'de başantrenörlük ve BSL'de yardımcılık deneyimlerinizin ardından bu sezon TB2L'yi tercih etmeniz açıkçası pek çok kişiyi biraz şaşırtmıştı.

Benim için nerede antrenörlük yaptığımın önemi yok. Benim antrenörlük yaptığım yerin hedefleri, vizyonu, isteği, arzusu ve desteği olması lazım. Şu an burada hedefimiz bu takımı eski günleri döndürmek. Bunu başarırız, başaramayız bilmiyorum. Ama burada konulan bir hedef var. Çağlar da çok ciddi bir çalışma yapmış, çok emek vermiş. Benden de bu emeğinin üzerine yardımcı olmamı istedi. Benimle beraber çok daha iyi yerlere getireceğini düşünüyordu. 

"Tercih edilen 52 antrenörden biri olmanız gerekiyor."

Gerçekten hem tecrübe anlamında hem de bilgi anlamında çok donanımlı bir antrenörsünüz. Pek çok seminer ve eğitimler verdiğinizi de biliyoruz. Bir antrenörün kendini geliştirmesi önemli olsa gerek. Sizin de buna önem verdiğinizi söyleyebiliriz değil mi?

1998'de antrenörlüğe başladım. Her zaman mesleğime yatırım yapmaya devam edeceğim. Daha önceleri TÜBAD'da semineler de verdim. Ayrıca yurtdışında eğitimler, seminerler verdim, üst üste Litvanya'da verdiğim semineler bunlardan biriydi. Her yaz Amerika'ya giderim. Orada bazı seminerlere katılırım, summer league takip ederim. 
 
Bu bizim işimiz. Biz işimize emek vermezsek, çaba sarfetmezsek geride kalırız. Bu da bizim antrenörler arasındaki bir yarışımız. Burada sadece TBL, TB2L ve BSL liglerini dahil edersek bizim işimizi yapabileceğimiz 52 takım var. Burada tercih edilen 52 antrenörden biri olmanız gerekiyor. İşte bu yüzden kendimizi sürekli geliştrmemiz gerekiyor. Antrenör de bir eğitmen ve eğitmenler hayat boyu öğrenme diyorlar ya bizim de bu sürecin içinde bulunmamız gerekiyor. Çünkü eğittiğimiz insanları uptade edelim, yeniliklerden haberdar edelim, onları daha iyi bir pozisyona getirebilelim. Bu sebeple bizim iyi olmamız, kendimize yatırım yapmamız lazım. 

Şimdi biraz Bornova Belediyesi'ne dönelim. Şu an grupta 3. sırada yer alıyorsunuz. Aldığınız 3 mağlubiyete de baktığımızda en yakın rakiplerinize karşı aldığınızı görüyoruz. Bu durum play-off için sizi endişelendiriyor mu?

Bunun düşünülmesi normal. Çünkü baktığınızda kaybedilen maçlar en yakın rakiplerimizle yaptığımız maçlar oldu. Benim takımlarımda şöyle birşey vardır, biraz çalışma odaklı oldukları için yani aldığımız oyuncuların çalışma temposunu en yüksek seviyeye çekmek istiyoruz ve sistem olarak da o sistemin içerisindeki hataları minimize etmek adına çalışma saatlerimiz, çalışma yükümüz çok yüksek oluyor. Şimdi böyle olduğu zaman sezonun belli bir kısmını level olarak istediğimiz basketbolu oynayamadan geçirebiliyoruz. Bu biraz süreç alıyor. Şubat-Mart gibi biz daha efektif basketbol oynar hale gelebiliyoruz. Çalıştıklarımızın karşılığını yeni almaya başlıyoruz. Şu an ligin de en az sayı yiyen takımıyız. Bu bizim için önemli kriterlerden biri. Fiziksel olarak hazır olmak için çok çalışmamız gerekiyor. Çok çalıştığımız dönemde de bizim en yakın rakiplerimize karşı maç kaybetmemiz beklenilebilir. Bana soruyorsanız benim bu durumla ilgili hiçbir sıkıntım yok. O maçlar zaten benim öngörebildiğim maçlardı.

"Kısa vadede kaybetsek bile çalışmaya devam edersek uzun vadede kazanan mutlaka biz olacağız."

Play-off ile ilgili neler söylemek istersiniz? Olası rakiplerinizin yanında kendinizi nasıl ve nerede görüyorsunuz?

Biz ekonomik olarak biz en yakın rakiplerimizden bir tık gerideyiz. Bu tık geride oluşu kapatmanın tek yolu ise çok çalışmak. Eğer grubu ikinci bitirirsek play-off saha avantajını almış olacağız. Bu bizim için çok önemli. Eğer onu alabilirsek play-off maçlarında biraz daha genç, dinamik ve teması seven bir takım olduğumuz için diri olmamız da önemli bir avantaj sağlar. Bununla birlikte genç oyuncularımızın tecrübe farkını minimize ettiğini görebilirsek ben şansımız olacağına inanıyorum. Ama ne olursa olsun takımım sonuna kadar hedefini kovalayacaktır. En büyük sloganımız çalışmaya devam etmek. Çünkü kısa vadede kaybetsek bile çalışmaya devam edersek uzun vadede kazanan mutlaka biz olacağız. Buna inanıyoruz. 

Geldiğim ilk gün takıma sizden tek bir beklentim var, o da çok çalışmanız, demiştim. Altyapıdaki çocuklarımızın imrenip kendine hedef koyacağı bir A takım yaratmak en büyük en hedefimiz. Spor okullarımıza gelen öğrenci sayısı şu an 300 civarında, bunu daha yukarıya çıkarmak istiyoruz. Şöyle bir gerçek varki biz ne kadar çok çocuğu basketbola getirsek bile basketbolcu olabilecek sayı çok kısıtlı. Bunu hepimiz biliyoruz. Ama burada önemli bir nokta var, bu gelen çocuklardan kaç tanesine biz hayatları boyunca sürdürecekleri bir spor yapma alışkanlığı kazandıracağız. En önemli konu bu. Altyapımızda çalışan tüm antrenörlere aynı şeyi söylüyorum, buradan bir tane bile çocuğumuz mutsuz ayrılmamalı. Basketbolcu olmayabilirler, ama hiçbiri bu salondan küserek mutsuz gitmesini istemiyorum. Biz bunları daha önce mümkün olduğunca yapmaya çalıştık. Umarım aynı şeyleri hatta daha fazlasını burada da yapabiliriz. 

TB2L gibi çok fazla bireysel performansın öne çıktığı ligde siz de bireysel olarak öne çıkan bir oyuncu olduğunu söylemem, takım olarak mücadele ediyorsunuz ve başarılı bir sezon geçirerek kimi rakiplerinizden şu an daha diri durumdasınız. Siz oyun tarzınızla ilgili neler söylemek istersiniz?

Bu benim antrenörlük felsefemden kaynaklanıyor. Daha önce de dediğim gibi çok düzenli antremanlar yapıyoruz. O antreman temposunu çok iyi ayarlamanız lazım ve çok ciddi farkların olmadığı oyunculara sahip olmalısınızki antreman seviyesi yukarı çıksın. Ben level olarak birbirlerinden farklı oyuncularla yaptığım antremanlardan istediğim verimi alamıyorum. Bu durum takımlarımın başarılı olmasını en büyük zararı veren konulardan biri. Bu yüzden birbirlerinden çok ciddi farkları olmayan oyuncular antreman kalitesini ve verimini sürekli yukarı çıkartıyor. Dolayısıyla siz de maçlarda daha geniş rotasyona sahip oluyorsunuz. Çünkü tüm oyuncularınız aynı seviyede ve güçte hazır oluyorlar. Bu sistemi tercih etmemdeki amacım play-off geldiğinde sahada çok diri bir takımın olması. 

Bir de bunun şöyle bir avantajı oluyor. Ben rakibimin de işini zorlaştırıyorum. Kime göre hazırlık yapacaklarını kestiremiyorlar. Tamamen benim bütün sistemime odaklanması gerekiyor. Bireysel hazırlık ona çok fazla birşey katmıyor. 

Paylaşmayı, çok çalışmayı seven ve benim taleplerime cevap vermek için çabalayan oyuncuları seçmeye çalışıyorum. Çünkü oyuncularımın yapabildikleri bana hiçbir zaman yetmiyor. Her zaman daha fazlasını istiyorum. Oyuncularıma hep daha fazlasını yapabileceklerini, daha iyisini yapabileceklerini söylüyorum. Ama tabii bazen bu durum onları demorilize edebiliyor. Ama onların sınırlarını zorlamaları için benim onlara bunu yapmam gerekiyor. Eğer bunu yapmazsam onların gelişimlerini sağlayamam. 

Yorumlar Okunma: 3443

ardahan escort bingol escort sivas escort agri escort kirklareli escort malatya escort corum escort sanal ofis bodrum rent a car düğün fotoğrafçısı ankara sanal ofis Türkçe Porno İzle Ataşehir escort Kadıköy escort Ankara escort Beylikdüzü escort