Olacağı şu: FIBA bir kez daha yenilecek!

16-07-17 11:55
Bir Dost
 
23 Kasım 2017 Perşembe..
Türk Basketbol Milli Takımı Dünya Basketbol Şampiyonası Elemeleri'nde ilk maçını oynamak üzere Letonya'yı konuk ediyor... Kent ve salon henüz belli değil...

Aynı gün...

Anadolu Efes, Euroleague Normal Sezonu'nun 9. haftasında Zalgiris ile deplasmanda karşılaşıyor. Yer Litvanya'nın Kaunas kenti.

2017 Haziranı'nda açıklandığı kadarıyla Türk Milli Takım kadrosunda Anadolu Efesli Doğuş Balbay da var. Doğal olarak Doğuş, Anadolu Efes'in de kadrosunda. Doğuş, şu anda hangi ülkede, hangi kentte, hangi salonda, hangi formayla, hangi takıma karşı oynayacağını bilmiyor; bildiğimiz bir süre daha bilmeyeceğini bilmesi.

Ancak, NBA'deki milli oyuncularımız Ersan İlyasova, Ömer Aşık, Cedi Osman, Furkan Korkmaz, Amerika Kolej Ligi NCAA'den Ömer Faruk Yurtseven kendi kulüp takımlarının maçlarını oynayacaklarını ve değil Letonya maçında forma giymek, Türkiye'de olmayacaklarını biliyorlar.

Bu tuhaf durum sadece Doğuş  için değil, NBA ya da NCAA'de oynayan tüm ülke milli takım oyuncuları için geçerli.

Sloukas o gün Fenerbahçe mi, Yunanistan forması mı giyecek?
Örneğin, Fenerbahçe'nin Yunanlı oyuncusu Sloukas, Euroleague'de takımının Khimki ile oynayacağı maçta mı, yoksa ülkesinin İngiltere ile aynı gün oynayacağı eleme maçında mı yer alacak belli değil. 

Yalnız onlar mı? Euroleague'de oynayan milli takım oyuncuları da bu tuhaflıktan payını almış durumda. Ama NBA ya da NCAA'e kapak atmış oyuncular bu durumdan muaf.

Bu ayrımcılığı yaratan ise sıradan bir kurum değil; FIBA. Uluslararası Basketbol Federasyonu. Kendini tanıtırken, Dünya basketbolunu yöneten kurum olarak tanımlıyor. Kazın ayağının pek olmadığı ileriki satırlarda daha açık bir biçimde olarak anlaşılacak. 

Kısa bir biçimde yakın geçmişe bakalım; Avrupa basketbolunda FIBA ile kulüpler arasındaki çekişmeye. Türkiye ise, Federasyon tarafından yönetilen lige sahip Avrupa'daki belki de tek ülke olarak, olayları kavramaya uzak ve halen de uzak olmaya devam ediyor.

FIBA'nın yıkıcı tavrı 
2000 yılında kulüpler ile FIBA arasında başlayan çatlak Euroleague'in kurulmasına ve geçen 17 yıl içinde FIBA'ya muazzam bir fark artması ile sonuçlandı. Geçen süre içinde iki tarafın yakınlaştığı, anlaşmaya vardığı zamanlar da oldu ama FIBA her zaman yıkıcı tavrını bazen doğrudan göstererek, bazen perde arkasından götürerek sürdürdü. 2012'de, 2017'den başlayarak sezon içine milli maçlar koyacağını açıkladı ve o tarih şimdi geldi. Euroleague de sezonun bütünlüğünü bozacağına inandığı için şiddetle buna karşı çıktı ve 2017-18 takvimini açıkladı; milli maç tarihleri ile aynı güne maçlarını koydu. 

FIBA milli duygular ile oynayarak bu girişimde bulunduğunu söylüyor ama herkes Euroleague'in başarısının FIBA'yı bu telaşa sürüklediğini biliyor. FIBA, taraftarların kendi ülkelerinde milli maç izleyemediğini, bunun büyük bir eksiklik olduğunu vurguluyor ve futboldan örnek veriyor. Ancak futbolda FIBA'nın muadili FIFA'nın dünya futboluna hakim olduğu gerçeğini saklayarak. FIFA "dur deyince" dünyadaki tüm ligler duruyor. Ancak dünya basketbolunu yöneten FIBA "dur deyince" NBA ve NCAA durmuyor. Tüm kilit nokta burada. FİBA'nın yaklaşımı "gücünün yettiği organizasyonların oyuncularını alarak milli maç düzenleyip, gücünün yetmediği yerdeki milli oyunculara dokunmamak." Hatta, FIBA'nın üst düzey yöneticilerinden biri bu durumu kapalı kapılar ardında, "üst düzeyde daha çok oyuncu yetiştirme fırsatı" diye açıklamıştı; hiç utanmadan..Ancak resmi olarak FIBA'nın tutumu, sezon içine koyduğu milli maçlar için NBA'in oyuncularını bırakmamasına ağzını açmaması.

Ya NBA ve NCAA...
Bu arada, gerek NBA gerekse NCAA'in Dünya Kupası Elemeleri'ne uluslararası oyuncularını göndermeyeceğine dair bir açıklama yapma gereksiniminde bile bulunmadığını unutmamak gerek; ciddiye aldıkları bir konu değil...

Örnek vermek gerekirse, son 17 yılı yenilgilerle dolu FIBA'nın geçen yıl düzenlediği Final Four'unda bir tane Avrupa Şampiyonu bulunmayan Champions League başarısızlığı ulaştığı en son doruk noktası. Ayrıca, o kupa bu sezon daha da başarısız olacak, çünkü geçen yıl, çekinen bazı ülkeler Euroleague'in ikinci kupası Avrupa Ligi'ne takım yollamamış ve bu takımlar FIBA Champions League'de yer alarak bu kupayı güçlendirmiş oldular. Ancak bu yıl bu ülkeler Avrupa Ligi'nin yolunu tuttular, bunların arasında Türkiye'de var. FIBA şimdi bir atak daha yaparak tüm dünya milli takımlarının en iyi oyuncularının birçoğunun oynayamayacağı Dünya Kupası Elemeleri diye bir tiyatro yarattılar.

FIBA başaramayacak
FIBA'nın amacı belli, Euroleague'in yükselen başarısının önünü kesmek. Daha iyi bir organizasyon yaparak değil, daha bir organizasyonu baltalayarak ellerindeki gücü kaybetmemek.

Ancak yapamayacaklar. Euroleague'deki kulüpler -ki en fazla milli oyuncuları bünyelerinde bulunduruyorlar- , "oyuncuları NBA'den ve NCAA'den getir, biz de bırakırız"a kadar Euroleague yönetimi destekli bir öneri ile FIBA'nın karşısına çıkacaklardır. 
Kasım ayına az kaldı. Göreceğimiz tablo şudur. Euroleague kulüpleri milli takıma oyuncuları yollamayacaklar ve FIBA bu oyuncular olmaksızın Dünya Kupası eleme maçlarını düzenleyecek. 

Belki bir kaç kulüp, az zaman alan oyuncularına izin verecektir. 

Sonuç; FIBA bir kez daha mağlup olacak. Ancak nasıl galip gelebilir; NBA ve NCAA ile anlaşır ve orada oynayan uluslararası oyuncuları Dünya Kupası Elemeleri'nde oynatır,  biz de FIBA'nın dünya basketbolunu yöneten kurum olduğunu anlarız. Bu da olmayacak ve biz de FIBA'nın NBA, NCAA ve Euroleague dışında kalan (ne kaldıysa) dünya basketbolunu yöneten bir kurum olduğunu tescil etmiş olacağız. 

Yorumlar Okunma: 4638