Darısı Erkek Milli Takımı'nın başına (Haydar Kemal Ateş)

27-06-17 08:26
Bir Avrupa Şampiyonası daha geride kaldı. Bu şampiyonada aldığımız 5.'liğe ve ortaya konan bireysel & takım performansına bakarak kadın basketbolunun durumunu değerlendirmek biraz zor. Ancak benim naçizane fikrim: Bayan milli takımı başarılı maçlar çıkarıp güzel bir sonuç almıştır.

Bu sonucu beğenen de olur, beğenmeyen de... Ancak unutmamak lazım ki son bir iki senedir bayan basketbolunda ciddi bir jenerasyon değişimi söz konusu. Aynı sorun Erkek basketbolunda da var. Bu kuşak yenilenmesi sırasında Milli Takımlar Avrupa ve Dünya şampiyonaları sıralamalarında daha önceki yıllardan daha düşük neticeler elde edebilirler. (Kaldı ki biz bir önceki şampiyonada aldığımız neticenin aynısına ulaştık) Bu, spor düşüncesinin ve mantığının geliştiği her Batı ülkesinde böyledir. Ancak bizim ülkemizde, şartlar ne olursa olsun, hep galip geleceksin ve sıralamada en üstte olacaksın diye bir anlayış var. Otuz defa yen bir maç yenil, her an kıyamet kopabilir.

Bu jenerasyon değişimi son derece zor bir olayken, bayanlar bunu kolaylamış durumdadır. Darısı erkeklerin başına diyeceğim ama pek de öyle gözükmüyor. 

Benim görüşüm, Bayan milli takımı üzerine düşeni yapmıştır. Tabii bir Yunan maçına herkes gibi ben de üzüldüm. Ancak Yunan milli takımı tabiri caizse yürüye yürüye bizi yendi. Yürümekten bahsediyorum çünkü Yunan guard hakikaten yürüyerek oynuyordu. Ben bile daha hızlı giderim. Yavaş oynadığı için top kaybı ve pas hatası yapmadan, pozisyonları daha iyi süzerek ve doğal yeteneği olan pas verme becerisi ile tam bir point guard kılığında idi. Uzunları fevkalade iyi bir şekilde, savunmayı üzerine çekerek besledi. Hatta bu yavaş oyunu takımına da yansıdı ve bütün ekip gayet yavaş bir şekilde çok pas yaparak ve bu sayede çok pozisyon bularak oynadı. Onların sihri buydu.

Biz ise diğer maçlarda rahatça yaptığımız doğruları bu maç yapamadık. Holingsworth gibi bir pivotumuz var ve yeteri kadar besleyemedik. Ayrıca bizim Türk basketbolunun temel sorunu olan "zamanı doğru kullanamama" hastalığı bu takımda da var. Pas trafiği, benim bütün maçlarda saptadığım üzere efektif değil. Yine temel sorunlarımızdan biri olan içeriye doğru zamanda topu geçirememe durumu var gibi.

Holingsworth'a gelince; ben coachluk hayatımda bu kadar kısa bir zamanda kendini bu kadar geliştiren bir basketbolcu görmedim. Geçen seneden bu seneye daha sağlam basıyor ve fiziği ile resmen eziyor. Çember altına girişi ve bitirişindeki sağlamlık ve kuvvet birçok erkek oyuncuda yok. Bence ekstra idmanla eksiklerinin tamamını giderebilir. 80 milyondan bir tane ‘Holingsworh’ yetiştiremedik, onu da ithal ettik. Artık diğer uzunlara ağırlık vererek ve daha çok oynatmaya çalışarak Dünya şampiyonasına yetiştirmemiz lazım.

Kısalarımız, kalitelerini yıllar önce ispat etmiş Birsel ve Işıl'ı takip eden diğer kısalarımız ilerisi için bence yeterli. Bana göre Ayşegül Günay da milli takımda rahat oynar. Yani kısalarda sorun yok.

Asıl sorun şutörlerde. Bir milli takımda en az 3-4 tane nişancı olması lazım. Bizde ise Cansu Köksal takımın tek şutörü gibi gözüküyor. 

Kulüplerimiz erkek basketbolunun başında giyotin gibi duran tehlikelerin farkına varmazlarsa, basketbolumuz bir zamanlar Paşabahçe’nin ligden çekildiği günlerdeki gibi dibe vurabilir. Bu konuda ben herkesin düşündüğünün aksine, Basketbol Federasyonunun (bu konuda kulüplerin arzuları dışına çıkıp dayatarak bir şey değiştirme) görevi olduğunu düşünmüyorum. Bence bu işler ancak kulüpler tarafından çözülür.

Neyse, erkek basketbolu sorunları "havuz problemleri" gibi duruyor, iki satırla geçiştirilecek gibi değil. O zaman bu konuya da başka zaman değiniriz.

Herkese kolay gelsin...

Mutlu ve sağlıklı Bayramlar diliyorum... 

Yorumlar Okunma: 2076