KBL Yarı Finali mi... Yok Daha Başlamadı (Hayri Pekergin)

29-04-17 23:03
Soran olursa söylersiniz.

KBL play-off yarı finalleri daha başlamadı.

Ne zaman başlar diye sorarlarsa;

Salı Günü  inşallah dersiniz.

İki maç izledik.

Yakın Doğu Üniversitesi Beşiktaş karşılaşması için önceki değerlendirmede şöyle demiştik;

“YDÜ açısından İstanbul Üniversitesi serisinin bir idman maçı temposunda geçmesinin avantaj mı dezavantaj mı olacağını ilk Beşiktaş serisi ile görmüş olacağız.” 

YDÜ açısından “çok kolay” tanımlamasının kifayet etmeyeceği kadar yumuşak ve 2-0  geçilen ilk turun ve Beşiktaş-Bellona AGÜ serisini beklerken elde edilen ekstra dinlenme süresinin , 2 günde bir maç oynanan bir takvimde  ciddi bir avantaj olduğu maç başlar başlamaz görüldü. 

Beşiktaş istekli, kararlı ama yorgundu.

YDÜ ise tam tersi enerji fazlasını, topun karşısında dış oyuncuların sert savunması, Hollingsworth’ün patlayıcı kuvveti ve hücumda yüksek şut yüzdesi ile verime çevirerek, farkı 10 sayının üzerinde tutmak için kullandı.

İlk yarı, dışarıdan bakanın kolaylıkla fark edeceği “enerji seviyesi” farklılığına rağmen, 43-33 skor ve 10 sayı fark ile bitti. 

İkinci yarıda Beşiktaş cephesinde “kenarın” aldığı teknik faul ve diskalifiye nedeni ile Aziz Akkaya da soyunma odasına gitmek zorunda kalınca, maçın son 13 dakikası formalite olarak oynandı. 

Açıkçası ben Beşiktaş’ın sahada kalan teknik ekibinin yerinde olsam o anda maça başlayan beş oyuncuyu kenara alıp 2. maçın planlamasına başlardım. 

Bana göre YDÜ Beşiktaş serisinin 2. maçı çok daha çetin mental atmosferde ve daha dengeli fizik koşullarda geçecek.  

Salı günü oynanacak maç  bizlere serinin gidişi ile ilgili net bir fikir verecek. 

YDÜ açısından topa baskı, sezona göre hızlanan ilk paslar ve artan fastbreak sayısı olumlu fotoğraflardı. 

Beşiktaş’ın maçın 2.çeyreğinde içeriye top indirmeyi unutması, dış oyuncular üzerindeki yorgunluk baskısını arttırdı. 

Siyah beyazlılar YDÜ serisinde yerli rotasyondan gelecek sayı desteğinin arttığı süreçlerde avantaj kazanabilir.   

*****

Fenerbahçe – Galatasaray serisinde ilk yarı 42-23 Fenerbahçe galibiyeti ile sonuçlandı. 

Galatasaray, normal sezonda oynanan son maçta  Maljkovic’in uzun süre kadroya almadığı Anderson’u oynatmış, Işıl-Jefferson- Anderson üçlüsü ile tam saha baskılı savunma yaparak maçı ikinci yarıda kopartıp 89-73 kazanmıştı. 

Anderson play-off öncesinde ülkesine dönünce Traore’ye geri dönen Galatasaray’ın pres silahı işlemedi. 

Maçın ikinci yarısında dengesiz hakem kararları arkasından “acaba artan tansiyon ile artık maç olur mu?” diye kendi kendimize sorduğumuz dakikalarda, Fenerbahçe üst üste 5 hücum Galatasaray potasında turnike ile basket buldu.

Savunmanın seviyesini artık siz tahmin edin. 

Bu maçta Galatasaray’ın eksiğinin, Anderson, tam saha baskının işlememesi, oyun kurucu pozisyonunda sürekli rotasyonla düzenin bozulması ya da pas sayısının sezonda hiç olmadığı kadar aşağı düşmesi olduğunu düşünmüyorum. 

Sarı kırmızılı takımda serinin ilk karşılaşmasında istek ve motivasyon seviyesi çok düşüktü. 

Maljkovic’in bu maçın ardından kendine sorması gereken soru şu; 

Bu sezonu bu kadar yorularak ve mücadele ederek böyle bitirmek üzere mi oynadık?

Fenerbahçe cephesi rakibi tarafından hemen hiç rahatsız edilmeden oynadı ve 83-61 skor ile seriyi 1-0 yaptı. 

Bana göre hakemlerin sonda fark nedeni ile bazı bariz faulleri çalmaması ardından az süre alan oyuncuları derhal sahaya almak gerekiyordu. 

Bu sırada Parker başta bazı isimler sinirlerine hakim olamayıp, hakemin sağlamadığı adaleti kendi sağlamak üzere diskalifiye riski aldı.
 
*****

Bana göre Salı günü oynanacak maçlar çok daha zorlu ve mücadele ile dolu geçecek. 

Twitter : @hayripekergin 
 

 

Yorumlar Okunma: 4031