PLAY… OFFFF! (Hayri Pekergin)

27-04-17 22:09
FIBA, son yıllarda Avrupa Kadınlar Basketbol Şampiyonasının başlangıcını Eylül ayından Haziran’a çekti. 
 
Bu nedenle “Euro” yıllarında KBL’de normal sezonun ardından başlayan play-off’ları “koş-koş” temposu ile oynamak zorunda kalıyoruz. 
 
Kadın basketbol Milli Takımının içinde bulunduğu “80”’den “90”lara nöbet değişimi, böyle bir kadro yapısı ile muhtemelen, “en iyi taktik, iyi hazırlanmış ve güçlü kondisyonu olan bir takımdır” diye düşünen Coach Ekrem Memnun’un TBF’den daha uzun bir hazırlık süresi istemesine neden oldu. 
 
Bu durumu anlamamak veya kabul etmemek mümkün değil. 
 
Elbette bu kadar sıkışık tempoda A Milli oyuncuların sağlığını ve sakatlık riskini misli ile arttırmış olmamız da işin diğer tarafı. 
 
İşin A Milli Takım boyutuna değinirken geçen yıl U20 Milli Takımında çok başarılı maçlar oynayan 1999 doğumlu İlayda Güner’i kadroda görmekten memnun olduğumu belirtmem gerekiyor.
 
Bana göre Türk Kadın Milli Takımının bundan sonraki “pick” dönemi 1992-1995 kuşağının iyice tecrübelenip 1999-2001 Jenerasyonu ile tamamlanacağı 2023-2025 yıllarında görülecek. 
 
Bu süre zarfında gençlere ne kadar erken süre ve sorumluluk verirsek “uzakları o kadar yakınlaştırabiliriz”

******  
 
Play-off eşleşmelerinde önemli konular var. 
 
Bence en ön planda olması gereken konu, sezon başında tartışmasız KBL şampiyon adayları arasında yer alan, Euro Cup finalisti Bellona AGÜ’nün çeyrek finalde Beşiktaş tarafından elenmesi. 
 
Bu sonuçtan hem Bellona AGÜ teknik ekibinin, hem de yönetimin çıkartması gereken önemli analizler olduğunu düşünüyorum. 
 
Bellona AGÜ’nün, ancak 3 periyot için yeterli kondisyonu olduğu, Euro Cup finali son çeyreğinde 13-3 ribaunt dengesi ve 24-11 skor ile ortaya çıkmıştı. 
 
Bu da sezon içinde idman dozlarının daha iyi ayarlanması ve taktik (kısa vade) / stratejik (uzun vade) hedeflemelerin daha farklı konumlandırılmasını gerektiğini gösteriyor. 
 
Daha az akademik bir açıklama isteyenlere, Bellona AGÜ takımı için maçı, maç başladıktan sonra  kazanmak yerine maçtan önce idman sahasında kazanmak fikrinin daha ön planda olması gerektiğini  söyleyebilirim.  
 
Elbette Bellona AGÜ’nün önemli konularından biri idari plandaki sıkıntılarıydı. Takıma katıldığı günden bu yana bir türlü çözülemeyen Sanders konusu alınan sonucun önemli bir faktörü oldu. 
 
Beşiktaş Kadın Basketbol Takımı, sezon başından itibaren her ay çıtayı daha yukarı çekerek yola devam etti ve sezonun en iyi savunmalarından birini bu seride sergiledi. 
 
Yani anlayacağınız Play-off diyenler ile Play-offff! diyenlerin maçı izlendi.   
 
Yabancı oyunculardan iyi verim alan Aziz Akkaya, Stokes ile çok doğru bir seçim yapmanın avantajlarını pota altında kullanırken, Perovanovic üstün profesyonelliği ile belki de Türkiye’deki en iyi sezonunu geçirdi. 
 
Beşiktaş takımı YDÜ karşısında normal sezona göre bir kademe geliştirdiği savunmasına yerli rotasyonun artacak katkısını ekleyebilirse çekişmeli bir yarı final serisi izleyeceğimize eminim. 
 
*****
 
YDÜ açısından İstanbul Üniversitesi serisinin bir idman maçı temposunda geçmesinin avantaj mı dezavantaj mı olacağını ilk Beşiktaş serisi ile görmüş olacağız. 
 
Euro Cup’ın mutlu son ile bitmesi ardından, KBL kadrosunun ortaya koyacağı basketbol, McBride – Vandersloot ikilisinin performansı kadar, topun iyi paylaşılmasının sigortası olan Eldebrink ve Hollingsworth’ün katkılarını, yerli rotasyonun oyunun her iki yönündeki üretkenliğini ve 2. uzun tercihindeki “strateji” ile yakından ilgili. 
 
******
 
Galatasaray Hatay BŞB önünde 2-0 kazanarak adını yarı finale yazdırdı. 
 
Öncelikle bu başarının şimdiden geçen yılın üzerinde olduğunu belirtmek gerekiyor.
 
Anderson / Traore tercihi konusunda eleştirileri hak etse de, bu sezon  Maljkovic’in yeniden yapılanan bir takım ile başarılı olduğunu teslim etmek gerekiyor. 
 
Bunu yaparken 1999 Doğumlu oyun kurucu Eda Şahin ve 1997 doğumlu guard İrem Naz Topuz’a oldukça iyi süreler vererek bu oyunculara KBL ritmi kazandıran
 
Maljkovic, Fenerbahçe önünde takımının mental sertliğini geliştirip serinin bütününe yayabilirse ezeli rekabet çekişmeli maçlar ile taçlanabilir. 
 
Hatay BŞB açısından çok yoğun geçen sezonun sonunda Hurst’ün ağır yükü artık taşıyamaması, Paris’in pota altında sınırlı destek alabilmesi ,kısaca hem maddi ham mental anlamda yakıtın tükenmesi sonucu açıklayan en büyük faktör olarak görülmeli. 
 
*****
 
Fenerbahçe Mersin BŞB önünde zorlanmadan 2-0 ile yarı finale yükselen taraf oldu. 
 
Açıkçası takımın yapısal (kimyasal) sorunları daha farklı bir spacing ve coach’un pozitif yaklaşımı ile tamamen çözülebilir konumda değil. 
 
Bununla birlikte, Fenerbahçe pota altından sürekli iyi verim alıp, Birsel Vardarlı Demirmen – Quigley ikilisi  Pelin Bilgiç ve Ayşe Cora tarafından güçlü şekilde desteklenirse daha etkili bir basketbol sergileneceğine şüphe yok. 
 
Coach Fırat Okul’un çeyrek final serisinin “oynanan bölümlerinde” süre verdiği Melis Gülcan’ın yarı final serisinde de aldığı şansları iyi kullanacağını düşünüyorum.
 
Mersin takımı ikinci maçta farkın artık kapanmayacak kadar açılmasına kadar mücadele etse de yorucu ve sakatlıklar ile daralan rotasyonun mental direnç seviyesi daha fazlasına izin vermedi. 
 
*****
 
Yarı final serilerini değerlendirmek gerekir ise;
 
Play-off demek, birbirini artık ezbere bilen iki takımın mental dayanıklılığının sonuna kadar test edilmesi demek. 
Bu mücadelenin yönetim boyutu önemli.  
 
Yönetimler, play-off ile ilgili enerjilerini, isteklerini oyunculara iyi aktarır, bu konuda zorlu sezonun sonunda ekstra gayreti yaratacak motivasyonu sağlarsa, ortaya konan mücadele daha üst boyutlara taşınır. 
 
Motivasyonun sürekli üst düzeyde tutulmasını sağlamak kadar, coachların,  her bir detayın ezbere bilindiği  “play-book’lara” getireceği taktik yenilikler de oynanacak serilerde belirleyici faktörler olacak.  
 
Twitter : @hayripekergin 
 

Yorumlar Okunma: 2787