Deniz Kılıçlı: Organizasyon olarak Euroleague F4, NCAA'in yanından geçemez

24-04-17 08:43
Ebru ERDOĞAN
 
Yerli uzunlar arasında en fazla süre alan oyuncu. Bu sezonki performansı onu A Milli Takım'a taşıyabilecek mi? Bunu göreceğiz ama zaman zaman istikrar sorunu yaşasa da en iyi sezonunu geçirdiği muhakkak.

Bugünkü konuğumuz İstanbul Büyükşehir Belediye'den Deniz Kılıçlı...

Ebru Erdoğan: Deniz Kılıçlı’yı tanıyarak başlayalım… Basketbola nasıl başladın?
Deniz Kılıçlı: 1990 Samsun doğumluyum. 1996 Yılında İstanbul’a yerleştim. Sonrasında Menderes Gümüşdal’ın altyapı sorumlusu olduğu Efes Pilsen’de basketbola başladım. Genç takımın sonuna kadar Efes Pilsen’de devam ettim. 

E.E: Amerika macerası nasıl başladı?
D.K: Yıldızlar Koleji’nde okurken Dünya Şampiyonası’na gittik. Şampiyona sonunda en iyi pivot seçildim. Şampiyonadan sonra Amerika’da bir kamp yapıldı. Bu kampta Avrupa Karması yaptılar ve ben de o takımdaydım. O kamptan sonra birkaç okuldan teklif geldi. Ben bu arada Türkiye’ye döndüm. Türkiye’ye döndükten sonra Amerika’daki okul tekliflerini ailemle konuştum. O sırada Efes Pilsen ile kontrat imzalama durumum da söz konusuydu. Ailem Amerika’da eğitimi değerlendirmem gerektiğini söyledi. Üniversite eğitimi, basketbol dışında da dolu bir insan olabilmek benim için de çok önemliydi. Bu nedenle Amerika’da basketbolda da yüksek hedefleri olan bir lisede okul hayatıma devam ettim. Sonrasında UCLA, Teksas, West Virginia gibi okullardan burs kazandım. West Virginia Üniversitesi’nde karar kıldım. Bu kararımda Coach Bob Huggins beni çok etkilemişti.

E.E: NCAA Finali’nde oynamak nasıldı?
D.K: Bizim büyürken çıkabileceğimizi düşündüğümüz en üst nokta milli takımlarda Avrupa Şampiyonası olurdu. Şu anda Euroleague Final Four çok iyi bir organizasyon olarak görülüyor. Bu organizasyonların hiç biri NCAA yanından geçecek büyüklükte değil. NCAA bundan çok daha büyük bir organizasyon. Final Four’da oynanan arenanın kapasitesi 110.000 kişi. 98.000 kişi maçı izliyordu. Bu kadar basketbolu seven bir izleyici önünde oynamak çok güzeldi.

E.E: Genç basketbolculara NCAA tecrübesi neler kazandırır? NCAA tecrübesini yaşamalılar mı?
D.K: Her sporcunun yaşaması gereken bir tecrübe. Ama her sporcu yaşayabilecek mi ? Tabii ki yaşayamayacak. İşin eğitim tarafı da var ve çok farklı. Her şeyden önce bir insanın iyi bir birey olabilmek için iyi bir eğitime sahip olmak gerekiyor. Bahsettiğim matematik, tarih vs eğitimi de değil. Her genç arkadaşımın üniversitenin getirdiği özellikle Amerika’da okuduğunuz zaman o sistemin getirdiği sosyal yaşamdaki insan ilişkileri için çok önemli olan artıları yaşaması gerek. Üniversite, insanları daha iyi tanıyabilmek ve onlarla daha rahat iletişim kurabilmek için çok önemli bir yer. Onun dışında üniversite mezunu olmanın ve aynı zamanda çok yüksek bir seviyede basketbol oynayabilmenin birleşmesi de NCAA artılarından. Maalesef bizim ülkemizde mümkün olmayan bir olay. Basketbolun etrafında okul değil, okulun etrafında basketbol yapılıyor.

E.E: NBA ve NCAA karşılaştırırsan neler söylersin?
D.K: NCAA’den NBA’e oyuncu yetişiyor. Ama ona sadece böyle bakmamak gerekiyor. NCAA dünyanın her yerine oyuncu gönderiyor. Eğer buradan çıkıp takımlarında süre ve rol alan oyunculara bakacak olursak NCAA'in nasıl bir mutfak olduğunu çok iyi görebiliriz. Kurallar dışındaki fark şu; NCAA’de oyuncuyu amatör tutabilmek önemli. Oyuncular para kazanmıyor. Dolayısıyla menajerler işin içinde değiller. NCAA ‘de yapılan her şey oyuncunun basketbolcu ve iyi bir birey olmasıyla ilgili. NBA işin para kazanma tarafı.

E.E: Basketbola başladığında hedeflerin nelerdi?
D.K: İlk olarak yapmak istediğim basketbol oynayarak hayatımı kazanmaktı. Yani ben hayatım boyunca basketbolcu olmak istedim. Ben şu an başka bir alanda da hayatımı kazanabilirim. O birikime sahibim. Zaten bu seviyede birilerinin zorlamasıyla oynayamazsınız.

E.E: Kendi performansını eleştirmen gerekirse nelere dikkat çekersin?
D.K: Türkiye’ye ilk geldiğimde amatör olduğum için inişli çıkışlı bir grafiğim oldu. Bu grafiğin benim buradaki basketbolun işleyişini ve sistemi öğrenmemle paralel gittiğini görebiliriz. Anadolu Efes’te oynarken olayın ne olduğunun hiç farkında değildim. Oynamadığım için üzülüyordum. Üzüldükçe daha fazla düşüyordum. Negatif düşünmeye başladığınız zaman bu işi yapmak çok zor. Her oyuncu kendi %100 potansiyelini bulabilir. Tabii belli şanslar verilmesi gerekiyor. Ben belki profesyonel yaşamıma daha geç başladığım için genç oyuncu ile tecrübeli oyuncu aralığında kaldım. Ama bana şans verildikten sonra zaten insanlara neler yapabileceğimi göstermeye başladım. Kendimi geldiğim sezonlardan çok daha iyi hissediyorum. İşi öğrendikçe ve Türkiye’deki basketbol siteminde bizden istenen nedir, takımda ne yapmaya çalışıyoruz gibi soruların yanıtlarını bulduktan sonra adapte olmak rahat oluyor. İnişte olduğum dönem ile çıkışta olduğum dönemdeki en büyük fark düşünce yapımın değişmesi.

E.E: Milli takımı sorsam neler söylersin ?
D.K: Milli takımda görev verilse çok gurur duyarım. Ben altyapılarda da milli takımda çok keyifle oynamış bir oyuncuyum. Çünkü altyapılar bile olsa kulüp takımlarındaki baskı ve hedefler milli takımlardakilerden çok farklı. Milli takımda ülken için oynuyor olmak çok önemli. Her Türk oyuncu için inanılmaz bir olay. Her oyuncunun basketbola başlarken en büyük hayali milli takımda oynayabilmektir. Eğer bana da görev verilirse yeteneklerim doğrultusunda yapmaya çalışırım.

E.E: Hayat Deniz Kılıçlı için basketbol dışında nasıl geçiyor.
D.K: Eşim Büşra Kılıçlı da voleybolcu. Dolayısıyla onun temposu da yoğun. Mümkün olduğunca boş zamanlarımızda beraber olmaya çalışıyoruz. Ben evin içinde olmaktan hoşlanan biriyim. Kitap okumaya çok önem veriyorum. Gitar çalmak gibi hobilerim var. Onlara zaman ayırmaya çalışıyorum.

E.E: Eşini de sporcu olmasının avantajları ve dejavantajları neler?
D.K: Evde her zaman sağlıklı yemekler yapılıyor. Uykumuz düzenli oluyor. Tabii ki zaman zaman düzen dışına çıkıyoruz ama o çıkışlar bile dozunda oluyor. Her sporcunun maçlardan önce konsantre olmak için yaptığı belirli hareketler vardır. Bunları hiç sporun içinde olmayan birinin anlaması ve bunlara saygı duyması çok kolay değil. Onun kötü bir maçtan eve geldiğinde ona nasıl davranacağımı biliyorum. O da aynı şekilde bana nasıl davranılacağını biliyor. Bunlar avantajlar olarak sayılabilir. Dezavantajı ise birbirimizi çok fazla göremiyoruz.

E.E: İBB’nin bu sezonunu nasıl değerlendirirsin?
D.K: Geçen sene düşme noktasından toparladık. Bu sene o potaya girmeden bir gelişme kaydettiğimizi düşünüyorum. Oynadığımız basketbolun kalitesi daha yükseldi. Bu sezon başımıza çok sakatlık geldi. Karşımıza pek çok engel çıktı. Ama bunlara rağmen takım olarak çok iyi iş çıkardığımızı düşünüyorum. En önemlisi bu takımda hiçbir zaman maç kazanmıyorsunuz, ne yapıyorsunuz gibi bir baskı olmadı.

E.E: Bundan sonraki kişisel hedeflerin neler?

D.K: Öncelikle daha çok oynayacak senelerim olduğunu düşünüyorum. Ama benim için önemli olan sevdiğim bu oyunun içinde neler yapabileceğim. Şu anda iyi bir çıkış yakaladım ve bunu olabildiğince üst noktada tutmaya çalışıyorum. Devam ettirebileceğimi de düşünüyorum. Amerika’dan sonraki 4. sezonum. Hala öğreneceğim çok şey ve yapılacak çok iş olduğuna inanıyorum. Basketbolun içinde kalmak istiyorum. Antrenör olarak mı, yönetici olarak mı bilmiyorum. Ama en büyük kişisel hedefim buraya geldiğimden beri Deniz Kılıçlı denildiği zaman akılda oluşması gereken iyi bir oyuncu profili yaratabilmek, ki bunun da oluştuğunu düşünüyorum. Camianın içinde basketbolumla saygı görmek en büyük hedefim diyebilirim. 

Yorumlar Okunma: 13041