Gülşah Duman: Burnumun kırıldığını anlamıştım ama...

14-04-17 12:13
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nde şampiyonluğun güçlü adayı Bornova Beckerspor forması giyen Gülşah Duman'ın en büyük hayali, A Milli Takım forması giyerek ülkesini uluslararası arenada sürekli olarak temsil etmek.
 
Kariyerinde Beşiktaş, İstanbul Üniversitesi, Bellona AGÜ Spor ve Orduspor gibi Bilyoner.com Kadınlar Basketbol Ligi’nde mücadele eden takımlar mevcut. Bunun yanı sıra TKBL’de de önemli bir deneyim sahibisin. Seni daha yakından tanımak isteyen basketbol severler için kısaca Gülşah Duman’dan bahsedebilir misin?
 
19 Ocak 1993 İstanbul doğumluyum. Basketbola başlama hikâyem çok güzel bir tesadüf üzerine gerçekleşti. İlkokulda okurken okulumuza Beşiktaş’tan gelen antrenörlerin yaptırdığı seçmeler ile basketbol hayatıma başladım. Seçmelerde antrenörlerin dikkatini çekerek Beşiktaş altyapısında kendime yer buldum. Yaklaşık 10 yıl kadar Beşiktaş altyapısında forma giydikten sonra 18 yaşımda profesyonel basketbol yaşantıma ilk adımı attım.
 
Altyapısında yetiştiğin Beşiktaş’ta henüz 19 yaşında Süper Lig’de Tarsus’a karşı 20 sayı attın ve o sezonu da 6.3 sayı ortalamasıyla tamamlayarak dikkatleri üzerine çektin. Bu performansın seni saha içinde inisiyatif alma noktasında geliştirdi mi?
 
Süper Lig’de Beşiktaş forması ile ilk maçım ‘Feda’ sezonunda oldu. İlk maçta Tarsus’la oynuyorduk ve kadromuzda sadece 1 yabancı vardı. Kadronun geri kalanını benim gibi genç oyuncular ve genç takımdan yükselen oyuncular oluşturuyordu. İlk maçta 20 sayı atmayı benim için de şaşırtıcı olmuştu ama bir sezon önce kiralık olarak forma giydiğim Mersin Üniversitesi’ndeki edindiğim maç tecrübesi bu performansı göstermemde katkı sağladı. Hatta bu edindiğim maç tecrübesi ve kazanmış olduğum özgüveni bütün sezona yaydığımı düşünüyorum. Neredeyse bütün sezonu pozisyonum olmamasına rağmen oyun kurucu olarak oynadım. Zorlandığım zamanlarda ise Mehmet Can Öztürk her zaman destek verdi. Feda senesi kulüp için zor bir sene olsa da bizim gibi genç oyuncular için çok yararlı bir sene oldu. Benim açımdan ise üst üste 2 sene oynadığım takımlarda süre almak inisiyatif almamı geliştirdi.
 
U16 Milli Takım ile 5. olduğunuz 2009 Avrupa Şampiyonası’nda gösterdiğin başarılı performansla U17 Milli Takım’ın Dünya Şampiyonası kadrosunda yer aldın senin için nasıl bir deneyim oldu?
 
U16 ve U17 Milli Takım seviyelerinde yer almak benim için çok güzel bir deneyim oldu. Her iki seviyede de koçumuz Fırat Okul’du ve kendinin desteğini her zaman hissettim. Koçun bana verdiği bu destekle birlikte her iki turnuvayı da çok iyi geçirdim. Genel anlamda milli formayı giymek, onu üstünde taşımak, bütün ülkenin senin arkanda olduğunu bilmek çok ayrı duygular. Hele bunu Avrupa Şampiyonası, Dünya Şampiyonası gibi uluslararası turnuvalarda giymek bambaşka duygular. Umarım bir gün tekrar o duyguları yaşayabilirim.
 
Savunmada yaptığın baskı ve hiç geri adım atmayan yapınla rakip takımın şutör oyuncusunun sahadan tek haneli skorla ayrıldığını görüyoruz. Savunma senin için neden bu kadar önemli?
 
Ben basketbolda hücumun savunmadan başladığını düşünenlerdenim. Çemberinizi ne kadar iyi korursanız, hücum performansınız da buna bağlı olarak artacaktır. Bir savunmacı olarak maç içinde ise bire birde geçilmeyi asla kabul edemem. Bir oyuncuyu savunmam söylenmişse, o oyuncuyu mutlaka analiz eder ve hücumda neler yapabildiklerine bakarım. Tabii ki asla geçilmez denecek bir savunmam yok ama daha iyi seviyelere çıkarmak için de çalışıyorum.
 
Bu sezona MBK Doğuş Hastanesi’nde başladıktan sonra soluğu TKBL’nin şampiyonluk adaylarından Bornova Beckerspor’da aldın. Kuşkusuz bu sezon taraflı tarafsız herkesin şampiyonluk için ilk sırada söylediği bir ekiptesin. Senin için sezon nasıl geçiyor?
 
Bornova Beckerspor’a ilk geldiğim zamanlarda açıkçası hem lige hem de takıma adaptasyon sorunu yaşadım. Çünkü başka bir oyun sisteminden, başka bir oyuncu kadrosundan ve başka bir takım hedefinden tamamen farklı bir sistem, takım ve hedeflerin olduğu başka bir takıma geliyorsunuz ve lig bu süreçte de devam ediyor. Siz alışmaya çalışırken takımınızda hedefleri için maçlarını kazanmak durumunda. Açıkçası hem teknik ekip hem de oyuncu arkadaşlarım bu süreyi en aza indirmek için oldukça yardımcı oldular. Alışma döneminden sonra formumu bulduğumu düşünüyorum. Umarım play-offların sonuna kadar bu formum artarak devam eder.
 
Bornova Beckerspor bu sezon şampiyon olursa sen de kariyerinde ilk defa profesyonel bir ligde şampiyonluk hissi yaşayacaksın. Bu senin için ne ifade ediyor?
 
Şampiyon olma duygusu beni oldukça heyecanlandırıyor. Açıkçası bunun hayalini kuruyorum. Henüz kariyerimin başlarındayım, belki önümde kupalar kazanacağım çok uzun yıllar olacak, belki de olmayacak. Bu ihtimalleri düşünmeden şampiyonluk ihtimali bu kadar yakınken elimde olan bu şansı kullanmak istiyorum. Umarım sezonu şampiyon olarak noktalarız ve kariyerimin ilk şampiyonluğunu yaşamış olurum.
 
Bu sezon Urla maçında burnuna darbe aldın ve kırık oluştu fakat sen hiçbir şey olmamış gibi maça devam ettin, takımını yalnız mı bırakmak istemedin?
 
Burun kırılması konusunda biraz tecrübeliyim. Bu zamana kadar yanlış hatırlamıyorsam 5 kere kırıldı. Urla maçında bir pozisyonda savunma yaparken rakip oyuncunun dirseği burnuma geldi. O an kırıldığını anladım fakat oyuna devam ettim. Hem zorlu bir maç oynuyorduk hem de sahada takım arkadaşlarımı yalnız bırakmak istemedim. Gerçekten maçı tamamlamama engel bir durum yoksa sağlığımı tehlikeye sokmayacaksa sahada kalmayı tercih ediyorum.
 
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 22 ve 23. haftalarında toplamda 12/16 üçlük kaydederek önemli bir istatistiki başarı elde ettin. İstanbul Üniversitesinde oynarken de sezonu %43.3 3 sayılık isabeti yüzdesiyle tamamlamıştın. Dış atışlarda bu kadar etkili olmak için yaptığın özel çalışmalar var mı?
 
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi’nin 22. ve 23. haftası benim için unutulmaz 2 hafta oldu. Geçmiş dönemlerde maç içinde 6/8 3 sayı attığım olmuştu ama bunu 2 hafta tekrar edip %75 gibi bir oran yakaladığım olmamıştı. Bu performansı sergilememde takım arkadaşlarımın ve koçumuz Olcay Orak’ın katkısı çok büyük. Takım arkadaşlarım boş gördükleri an pas veriyorlar. Koçumuz ise sürekli ‘’düşünme at’’ diyor. Bu da benim şutuma olan güvenimi ikiye katlıyor. İstanbul Üniversitesi’nde de oynarken koç Fırat Okul aynı güveni bana aşılamıştı. Özel çalışma tabii ki yapıyorum. Her idman sonunda mutlaka 3 sayı çalışması yapıyorum. Bu çalışmaların üstüne güven de eklenince yüzde otomatik olarak yükseliyor.
 
Antrenmanlar, kamplar, seyahatler ve maçlar derken bütün hayatınız basketbolla geçiyor. Bu yoğunlukta kendine vakit ayırabiliyor musun? Gülşah Duman’ın İzmir’de bir günü nasıl geçiyor?
 
Bu sene lig çok uzun geçiyor. Bu yüzden çoğu zaman haftada 2 maç oynuyoruz. Deplasmanlar, seyahatler derken açıkçası kendimize çok zaman kalmıyor. Boş zamanlarımda genelde takım arkadaşlarımla vakit geçiriyoruz. Takım olarak bir araya gelerek hem keyifli vakit geçiriyoruz hem de sezonu değerlendiriyoruz. Bunun yanı sıra alışveriş tabii olmazsa olmazlardan. Bir de tabii ki tavla oynuyorum. Bu konuda baya iddialı olduğumu söyleyebilirim. 
 
Henüz 24 yaşında olmana rağmen kariyerinde önemli takımlarda mücadele ettin ve önemli bir deneyim edindin. Senin gibi basketbolcu olmak isteyen genç sporculara ne gibi önerilerde bulunabilirsin?

Öncelikle herkesin de bu soruya yanıt vereceği gibi vazgeçmeden çalışmaları gerekiyor. Bu yol dışarıdan göründüğü gibi hiç kolay değil. Pes etmeden çalışmak, mücadele etmek olmazsa olmaz. Mesela ben alt yaş kategorilerinde şut konusunda rakip koçların ‘’boş bırakın atamaz’’ dedikleri bir oyuncuydum. Bu konuda kendimi geliştirmem gerektiğini fark ettim ve çalışarak belirli bir seviyeye çıkardım. Hala da çalışıyorum. Bir de tabii mutlaka ve mutlaka süre bulacağı, kendilerini geliştirebilecekleri takımlarda yer alsınlar. Oturarak geçen zamanların geri dönüşü olmuyor. 

Yorumlar Okunma: 2782