Filipovski: Genç oyuncular çok çabuk para kazanmak istiyor

12-03-17 17:57
BSL internet sitesi yazarlarından Adem Çatalkaş'ın Banvit Baş Antrenörü Sasa Filipovski ile gerçekleştirmiş olduğu özel röportaj şu şekilde...


Bu sezon Banvit’in başına geçerek kulüp tarihinin en büyük başarısına imza atan Sloven koç Sasa Filipovski ile Tofaş maçı öncesi Banvit’in lig ve Avrupa yolculuğu, ligimiz ve ülkemiz ile ilgili görüşleri, genç oyuncular ve altyapı sorunları, en beğendiği koçlar ve oyuncular, takım hedefleri ve bireysel hayallerini konu alan keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Bu sezon birçok takım önemli yatırımlar yaptı. Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nin zorluk seviyesi biraz daha yükseldi. Sezon başında Türkiye Ligi’nin İspanya liginin önünde olduğunu ifade eden bir açıklamanız olmuştu. 20 haftalık maratonun ardından ligimizi daha yakından tanıma fırsatı buldunuz. Şu anda ligimizle ilgili fikriniz aynı mı?

''Halen aynı düşüncedeyim, en kuvvetli lig olduğunu düşünüyorum. Dediğiniz gibi birçok takım yaptıkları takviyelerle güçlerini arttırdılar. Spor Toto Basketbol Süper Ligi, herkesin herkesi yenebildiği çok zor bir lig bu nedenle Avrupa’nın en güçlü ligi olduğunu düşünüyorum. Belki de bizim takım ve Beşiktaş dışında kadrosuna takviye yapmayan, kadrosunda değişikliğe gitmeyen başka bir takım yok gibi. Sezon içinde Can Maxim ve Furkan takası dışında bir değişikliğimiz olmadı.''

Bu yıl yeni bir kadro kurdunuz. Birçok oyuncu gitti yerlerine yeni oyuncular geldi. Bu açıdan ligin, ne yapacağı en çok merak edilen takımlarından biriydiniz. Lige 7’de 7 ile başlayarak dikkatleri üzerinize çektiniz. Takım olarak kısa zamanda çok önemli başarılara ulaşmanızda neler etkili oldu?

''Öncelikle oyuncu seçerken çok titiz ve dikkatli davrandık, çok iyi karakterler ve çok iyi oyuncular seçtik, hazırlık döneminde çok iyi çalıştık. Bunların yanında oyuncuların karakterleri ve oyun mantıkları birbirleriyle çok iyi uyuştu. Kulüp içindeki ilişkilerimizi çok iyi düzenledik; yönetimle, takımın tüm profesyonel personeliyle ve oyuncularla çok iyi ilişki içerisinde olduk. Basketbol bir takım sporu olduğu için kulüp ve takım içindeki iyi ilişkilerin başarı için çok önemli olduğunu düşünüyorum. Aynı zamanda takım kimyası, oyuncuların birbirini tamamlaması, takım içindeki sevgi ve birliktelik konusunda da iyi iş yaptığımızı düşünüyorum.''

Takımınızda çok kaliteli ve genç Türk oyuncular da var. Banvit’in altyapı faaliyetleri Türkiye çapında takdir görmekte. Bandırma Kırmızı TBL’de genç oyuncularla mücadele ediyor, Banvit’in genç ve yıldız takımları birçok turnuvada şampiyonluk başarısı gösteriyor. Banvit’in altyapı faaliyetleri, genç oyuncuların gelişim sürecinde yaşadıkları problemler ve kulüplerin genç oyunculara bakışı hakkında neler düşünüyorsunuz?

''Kulübümüzün altyapıya verdiği önemi gerçekten takdir ediyorum. Günümüz şartlarında bu fedakarlığı gösteren kulüp sayısı çok az, altyapımızda yetişen çok değerli oyuncular var. Ancak bu oyuncuların gelişim dönemi ve üst kademeye geçiş süreci çok kritik. Sadece Türkiye’de değil Avrupa’nın her yerinde genç oyuncularla ilgili bazı problemler var. Genç oyuncular genellikle çok hızlı sonuç almak istiyorlar. Çok hızlı para kazanmak, çok hızlı kupalara ulaşmak, hemen büyük oyuncu olup uzun süreler almak gibi acelecilikleri olabiliyor. Bazen menajerlerin yaptığı yanlışlar da onların gelişimini ve kariyerlerini olumsuz etkileyebiliyor. Genç oyuncular için öncelikle olması gerekenler; çok sabırlı olmak, çok çalışmak. Genç oyuncuların bir üst seviyeye geçmesinde ve kulüplerinde uzun süreler alıp A Milli Takım'da yer almasında ciddi sıkıntılar var. Yakın zamanda milli takımlar oyunculara üçer tane pasaport dağıtıp böyle bir takım oluşturabilirler ki bence bu durum, basketbolun gelişimi ve ruhuna aykırı.

Bence yapılması gereken, genç oyunculara ve altyapıya yatırım yapan Banvit, TOFAŞ tarzındaki kulüplere özellikle federasyonların bir ödüllendirme sistemiyle birtakım teşvik edici şartlar yaratmasıdır. Bu teşvikler, bu tarz kulüplere maddi ve manevi katkı sağlayarak bu sistemin devamı için çok önemli olabilir. Bir takımın tamamen genç oyuncularla hemen sonuç alması çok zordur. Genç oyunculara yatırım yapan kulüplerin desteklenmesi, daha yüksek bütçelere sahip takımların bu takımlarda yetişen ve kendini ispatlamış oyuncuları transfer etmesiyle verecekleri maddi destek de çok önemli. Bu şekilde oluşacak bir piramit ile genç oyuncuların ve onlara yatırım yapan kulüplerin başarıya ulaşması ve devamlılığını sağlaması daha kolay olacaktır. Herkes genç bir oyuncunun daha 17-18 yaşlarında çıkıp bir anda yıldız olmasını ve takımı sırtlamasını bekler ancak böyle bir şey, çok özel örnekler dışında, mümkün değildir. Belki bu söylediklerim size çok imkansız ve ütopik gelebilir. Federasyon genç oyuncu yetiştiren ve bu oyuncularla oynayan bir takıma, bir milyon dolar vaat etse, bu takımlar bu ödülün verdiği motivasyonla daha sabırlı ve daha sistemli hareket edebilirler. Ayrıca bu kulüplerin küme düşmesi de Federasyon tarafından engellenmeli ki; camia ve yönetimler tarafından gerekli sabır gösterebilsin. Şu anda konuştuğumuz şey neredeyse imkansız biliyorum. ‘Genç oyuncuya yatırım yapalım, genç oyuncuyu sahada tutalım ve aynı zamanda da en tepede olalım’ bu durum maalesef çok mümkün değil.''

Türkiye’deki yabancı oyuncu kuralı sizce yerli ve genç oyuncuları nasıl etkiliyor? Bu kuralın uygulaması hakkında neler düşünüyorsunuz?

''Bu kural Avrupa’nın birçok ülkesinde serbest bırakıldı. Burada önemli olan, böyle sert kurallarla, Avrupa’da mücadele eden takımların önünü kesmeden genç oyunculara çok iyi koçlarla iyi eğitim vererek onları iyi bir şekilde yetiştirmek ve bu sürecin devamlılık kazanmasıdır. İyi oyuncular yetiştirmek istiyorsanız, o oyuncuları iyi antrenörlere emanet etmeniz ve onlara iyi paralar vermeniz gerekiyor bu dengeyi sağlamak çok önemli. Büyük takımlara yabancı sınırlaması koyarak Avrupa’daki önemli rakipleriyle savaşmasını engellemek çözüm değil; üretim yapan, genç oyunculara daha çok fırsat veren takımlara destek olarak yerli oyuncuların yetişmesine daha büyük katkı sağlayabiliriz.''

Ülkemizde bazı genç oyuncuların, geniş maddi imkânlara kavuşunca şımardığı ve çalışmayı bıraktığı gibi bir görüş hakim. Sizin bu konudaki izlenimleriniz neler?

''Genç oyuncular mutlaka hak ettikleri zaman büyük paralar alacaklar, burada sıkıntı yok ancak önemli nokta aldıkları parayı hak edecek bir performans göstermeleri ve parkeye bunu hak ettiklerini gösterecek mücadeleyi koymalarıdır. Bu konu aslında, oyuncuların insani özellikleriyle ve düşünce yapısıyla doğrudan bağlantılı. Basketbolu seviyorsan, yaptığın işten zevk alıyorsan, bu oyuna tutkuyla bağlıysan ve hayallerin varsa bunun üzerine gitmelisin. Eğer düşünce yapısı sağlıklıysa kendini tamamen oyununa verir, zaten başarılı oldukça para da ona bağlı olarak gelir.''

Bu sezon Şampiyonlar Ligi’nde evinizde hiç maç kaybetmediniz? Son sekize gelirken çok zorlandığınız söylenemez. Çeyrek finaldeki rakibiniz bugün belli oldu, Oldenburg’un ardından yine bir Alman takımı olan MHP Riesen Ludwigsburg ile eşleştiniz. Bu eşleşme hakkında görüşleriniz ne olur?

''Her ülkenin kendine has bir kültürü, yaşam tarzı, yemekleri ve insani özellikleri var. Türkiye’nin çok güzel yemekleri -görebileceğiniz üzere yemeklerle aram iyidir- ve çok samimi insanları var. Bandırma çok güzel bir yer. Benim açımdan farkları söylemek gerekirse, tabii ki Türkiye; çok büyük ve çok kalabalık bir ülke ama baktığımız zaman Moskova’yla, Roma’yla karşılaştırdığımız zaman oralarda da çok büyük bir kalabalık ve İstanbul gibi çok yoğun bir trafik var ama bizim için güzel olan taraf; biz Bandırma’da deniz kenarında yaşıyoruz, çok huzurlu ve sakin bir yer. Türkiye, her zaman insanların önüne çok önemli fırsatların çıkacağı bir ülke, burada çalıştığım için mutluyum. Türk insanının misafirperverliği, olaylara geniş bir perspektiften bakması, geleceğe umutla bakması beni etkileyen özellikleri. Neler daha iyi olabilir diye sorarsanız; basketbola daha fazla yatırım yapılarak, gençlere yönelik daha fazla basketbol okulları açılabilir, üniversitelerle işbirliği içinde çalışılarak daha fazla gencin basketbolla ilgilenmesi sağlanabilir. Bunlar Türkiye’nin daha iyi yerlere gelmesini sağlayacak önemli adımlar olabilir.''

Jordan Theodore, herkes onu konuşuyor, dipten zirveye giden inanılmaz bir motivasyon ve başarı öyküsü yarattı, koç gözüyle onun bu altın sezonunu nasıl değerlendiriyorsunuz, bundaki payınızı nasıl ifade edersiniz?

''Öncelikle bu gelişimin tamamen Theodore’un kendisine bağlı olduğunu söylemeliyim. Eğer bu benim elimde olsaydı 14 tane Jordan yapmak isterdim. Bütün oyuncuların kaderinin kendi ellerinde olduğunu düşünüyorum, biz koç olarak onlara sadece yardım edebiliriz. Ben onların hem fiziksel hem de mental olarak daha iyi hale getirmek için çalışıyorum. Jordan, benim 20 senelik basketbol antrenörlük kariyerimde karşılaştığım en istekli, en winner oyuncu. Liderlik özelliği olan, sürekli kazanmak isteyen, mücadeleci ve hırslı bir oyuncu. Jordan sürekli çalışan ve kendini geliştirmek için büyük emek veren bir oyuncu. Böyle önemli bir karakter ve büyük oyuncu ile çalıştığım için çok mutluyum.''

Türkiye Kupası kulüp tarihindeki en büyük kupaydı ve genelde Türkiye Kupası bir şeylerin başlangıcı, fitil ateşleyicisi olmuştur. Türkiye Kupası zaferinin ardından “Biz rüyamızı gerçekleştirdik” şeklinde bir açıklamanız olmuştu Banvit yeni mucizeler yaratacak mı, sıradaki rüyanız ve hayaliniz nedir?

''Bence büyük hayalleriniz olmazsa hiçbir zaman başarıya ulaşamazsınız. Her zaman büyük bir hayaliniz olmalı ve bu hayalin peşinde gitmelisiniz. Tabii ki bir koç olarak en büyük hayalim, bir gün Euroleague’i kazanmak ama ben bu konuda adım adım gitmenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Bu nedenle sıradaki ilk hayalim, yarın çıkıp burada TOFAŞ’ı yenmek. Bir şeyi hayal edip hemen gerçekleşmesini istemek yanlış bir düşünce, mesela çok acıktığınızda masadaki her şeyi yemeye kalkarsanız boğazınıza takılır ve sizi boğar. Bu nedenle hayallerimiz olacak ama her zaman adım adım ilerleyeceğiz. Maç maç düşünerek çıktığımız her maçı kazanmak, Basketbol Şampiyonlar Liginde Final Four oynamak ve ligde başarılı olmak kısa vadede ulaşmak istediğim hedefler.''

Hafta içi FIBA Şampiyonlar Ligi, hafta sonu ise Spor Toto Basketbol Süper Ligi maçlarını oynadığınız yoğun bir takviminiz var. Bu yoğun maç programı içinde dar bir rotasyonla mücadele ediyorsunuz. Rakipleriniz önemli takviyeler yapıyor, sizin yönetimden böyle bir talebiniz olacak mı?

''Öncelikle kulübümüzün gerçeklerini göz önünde bulundurmamız lazım. Banvit Kulübü çok fazla paralar harcayarak sezon içinde büyük paralar harcayan, birtakım sözler verip bu sözleri tutup tutamayacağı belli olmayan bir kulüp değil. Banvit Basketbol Kulübü verdiği sözleri tutan, belli ilkeleri olan stabil bir kulüp ve tüm bunlar sezon öncesi bana söylendi ben de tüm bunları kabul ederek buraya geldim. Bu durumdan da çok memnun olduğumu söylemeliyim. Yönetimden yeni bir oyuncu talebim yok, kulübümüzde paraların zamanında değil zamanından önce ödendiği bir ortam var. Ben bu şartlarda ve ilkeli duruşu olan bir kulüpte çalışmaktan dolayı oldukça mutluyum. Daha önce çalıştığım bazı takımlarda birçok söz verilip tutulmadığını, çok büyük paraların konuşulup bu paraların ödenmediğini gördüm. Bu nedenle kulübünden çok memnunum ve bu şartları bilerek ve isteyerek buraya geldim.''

Amerika ve Avrupa’dan en beğendiğiniz ve idol olarak gördüğünüz koçları sorsam kimleri sayarsınız?

''Birçok isim sayılabilir tabii ki, izlemekten zevk aldığım, birçok şey öğrendiğim koçlar var. NBA ve NCAA’dan Chuck Daly, Pat Riley, Phil Jackson, Mike Krzyzewski, Rick Pitino gibi çok başarılı isimleri sayabilirim. Avrupa’ya geldiğimizde Boša Tanjević’ten çok şey öğrendim, yine Bamberg’in başarılı koçu Andrea Trinchieri’yi izlemekten zevk alıyorum. Spor Toto Basketbol Süper Ligi’nde çok değerli koçlar var; David Blatt, Željko Obradović, Ufuk Sarıca çok başarılı koçlar, Orhun Ene’nin fikirlerini takip ediyorum, onun maç içinde yaptığı kritik hamleleri beğeniyorum. Ufuk Sarıca’nın oynattığı basketboldan ve takımının maçını izlemekten zevk alıyorum. Burada ismini sayamadığım çok değerli koçlar da var, ben sürekli bir şeyler öğreniyorum, kendi asistanlarımdan da bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum. Şunu da söylemem gerekir ki; bir koç olarak en fazla bilgiyi oyuncularımdan öğrendim.''

NBA ve Avrupa’da oynamış/oynayan en beğendiğiniz oyuncular kimler?

''Benim gençlik dönemimde, basketbol oynadığım zamanlarda; Dejan Bodiroga, Aleksandar Đorđević, Dražen Petrović gibi isimler çok büyük oyunculardı ve benim idollerimdi. NBA tarihine geçmiş birçok efsane oyuncu var bunlardan; Michael Jordan, Magic Johnson, John Stockton, Kobe Bryant gibi birçok efsane isim eklenebilir. Bugün oynayan isimlerden de yine çok başarılı oyuncular var; Russell Westbrook, Kevin Durant, Stephen Curry, Lebron James gibi isimler ilk aklıma gelenler ancak liste oldukça uzatılabilir.'' 

Yorumlar Okunma: 6966