Gülseren Abla'ya yanlışlıkla tokat atmıştım (Fügen Kansak)

23-01-17 21:46

 

Gülseren Gönül'ü uğurlarken onu iyi tanıyanlar, onunla aynı sahada olanlardan anılar topluyoruz. Fügen Kansak bu konudaki ilk konuğumuz...
 
 
Basketbola Ankara Koleji'nde başladım. Orta Bir'de iken hem okul takımında, hem de  A takımında oynamaya başlamıştım. Kolej güçlü bir takımdı ancak Yükseliş'te oynayan 2.05 lik Gülseren Gönül, yani Gül ablamız dengeyi bozuyordu. 

O dönem, oynadığım Kolej, daha sonra DSİ, bütün takımları yeniyor, Gül'ün takımında takılıyorduk.

Gülseren Gönül, pota altında topu almışsa, uzun boyu ve cüssesi sayesinde, bir kaç defa topu atmak ve sonunda sokma şansını yakalayabiliyordu. Top elindeyken, onu tutan uzunlara yardımcı olmak için, sıçrayıp topuna vurma girişimlerim çok olmuştur. Ağır hareket ettiği için en azından rahatsız edebiliyordum. 
 
Bir keresinde topa vurayım derken suratına çarpan elim, (elim yanağında kaybolmuştu) neredeyse ona şamar atmış gibi olmama neden olmuştu. Tabii faul aldım ama o an göz göze geldik, hemen sarıldım, özür diledim. O  sırada ben ortaokul çocuğuydum. "Önemli değil ufaklık" deyip başımı okşamıştı. 

Karşılıklı oynadığımız, kulüp takımlarında, 7 sene boyunca, ona karşı bir kere ben Kolej'de oynarken, Ankara Şampiyonası'nda kazandık, bir de 1980 de o Beşiktaş'ta ben DSİ de oynarken... Diğerlerinde hep onun takımı kazandı. 

Uzun boyu büyük sorun olduğu, takımımızda onu tutacak kadar uzun olmadığı için, özel müdafaa yapıyorduk. Sonunda 2 kişi arkasında blok şeklinde, geniş tek adam gibi hareket edip, onu 2 kişiyle tutmaya çalışırken, diğer üçümüz de, kalan 4 kişiyi tutardık. 

1980'de bu müdafaa tutmuş ve Güllü Beşiktaş'ı yenmiştik. Hastalanmış, tekrar basketbola başlamıştı, galibiyetimize  belki o da bir nedendir.  

Gülseren Gönül, ağır hareket eden bir oyuncuydu ancak, topun çıkmasına da yardım etmek zorunda kalır ve çok başarılı olurdu. Kolej'de veya DSİ de oynadığım takımlar, hep çok iyi tam saha press yapıp, top kapıp, basket atarak da avantaj sağlardık, karşı takımın topu çıkarması her zaman bir sorun olurdu. Yükseliş'te 1970'lerin ilk yarısında, onu en iyi Nurcan kullanırdı. O da çok iyi oyuncuydu, aynı zamanda akıllıydı da. Gülseren saha ortasında makul bir yerde durur, sıkışan oyuncu,"Güloooo" diye bağırır, topu havaya ona doğru atarlar, rahatlarlardı. Ondan sonra, bizim takımda, Gül ablanın tekrar birine top vermemesi için ayrı bir müdafaa başlardı.

Oynadığı takımı yenmek için devamlı kendimizi geliştirmek ve çeşitli müdafaalar bulmak zorunda kalırdık.

Onu çok severdim. Hep mütevazi, iyi niyetli yumuşak kalpliydi.
 
İri yapısı yüzünden, yollarda, bazen insanların rahatsız etmesiyle üzüldüğü günler de olmuştur. İnsanlarımız bazen davranışlarında duyarsız olabiliyor.

Yanlız itiraf ediyorum, ilk defa onu Selim Sırrı Tarcan'da loş  soyunma odamıza girdiğinde gördüm. Orta 1'deydim ve cüssesiyle, beni masallardaki devi görmüş kadar korkutmuştu. Konuşunca o yumuşak sesiyle, beni çok rahatlatmıştı.

Onu, kulağımda   koca cüssesinden çıkan yumuşak sesi ve  her zaman mütevazi, dost tavırlarıyla anacağım.
   
Nur içinde yatsın. erken vefatına çok üzüldüm.

Yorumlar Okunma: 5721